Nazlı Bebek kitap kapağı

3. bölüm / 15

Beni De Unutma

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 15Şu an: Beni De Unutma

3.Bölüm

2 gün sonra; Hafta Sonu

İnsan beyni şüphesiz en karışık yapıdır. Şimdi biyolojisine girmeyeceğim,zaten nöronlar,ağlar... Muazzam bir başyapıt.
Fakat her düzlükte bir çıkıntı,her beyazda bir siyah yok mudur? İnsan bir şeye 'unutacağım' damgası vurarken beyin o damgayı söker atardı. Biz beynimizin kontrolündeydik. Unutulan şey unutulmasaydı ya da unutulmayan şey unutulsaydı? Hayat kalitesi kimisine artar kimisine azalırdı.
Kulağımda kulaklığım sözlerde Göksel vardı. Yanlış yerde geziyor bu kuş.Yanlış.

Senin gökyüzünde, benim yerim yoktu
Kuru dallarında kanatlarım kırılıp koptu
Senin toprağında, benim evim yoktu
Kader aynı sondu, yazdığı son hikaye buydu...

Sıkılmış, bunalmıştım. 2 gündür evde duruyordum.O gün eve geldiğim gibi odama kapanmıştım. Annemin durumumu üstelememesi ise şükür sebebimdi. Kızlar ile de normal bir şekilde konuşuyorduk. Unutmuştuk o günü.
Fakat hâlâ Barlas'a karşı içimde bir sıkıntı vardı. Bir insanı kırıpta kırdığını bilmemek çok kötü bir histi, ne olursa olsun onu kırdığımı hissediyordum fakat yabancı biriydi. Çok takmamasını umuyordum.

Sıkıntı dolu bir şekilde nefes vererek kulağımdan kulaklığı çıkardım. Ya beyaz ya siyah olmalıydı, gri fazla karışık ve sıkıntılı bir durumdu. Kafamda binbir senaryo, çark dönüyordu. Durduramıyordum. Son çare olarak kulaklığı takıp şarkı açmıştım. İşe yaramamıştı.
Gözlerimi kapatarak yatak başlığına yaslandım.
Bu daha kötüydü, aklıma saçma salak şeyler geliyor, kafamı kurcalıyordu.
Gözlerimi hızlıca geri açtım. Yapılacak hiç bir uğraş yoktu. Gerçekten vasıfsızdım.
Yana savırduğum telefonu açıp kızlarla konuşmak için gruba girdim.

"Biraz daha güleyim mi pijamalı?"
Siz:Kızlar bugün dışarı mı çıksak?
Pelin🤞🏻:OF EVET ÇIKMALIYIZ
Pelin🤞🏻:Salak anonim çocuk çok dalgalık şeyler yazıyor ama...
Pelin🤞🏻:maalesef icon bir söz olan grup adımızın değişmesine kattiyen izin vermem!
Kıvırcık❤️😽:Al benden de o kadar.
Kıvırcık❤️😽:Tarihin en önemli sözü ve sırıtışıydı.
Pelin🤞🏻:Beliz'in düştüğünü düşünüyorum fakat çaktırmıyor.
Pelin🤞🏻:Ayrıca çocuk "Beliz" diyemiyor siaöaşsmşsms
Kıcırcık❤️😽:Ayy harbi Belits diyor puahahaha
Siz:Susar mısınız?
Siz:Kim yaptı bu grubun adını böyle?
Kıvırcık❤️😽:😔😈
Siz:Sen yaptın dimi Bengi?
Siz:Döveceğim seni
Pelin🤞🏻:Ay buluşalım da gerekirse kafes dövüşü yaparsınız
Kıvırcık❤️😽:Annemler bu akşam parka çıkıyorlarmış.
Kıvırcık❤️😽:Bizden hızlılar şaka gibi.
Kıvırcık❤️😽: Biz parka gitmeyiz.
Pelin🤞🏻:Aynen Lizlerin mahallede takılırız.
Kıvırcık❤️😽:Ay Liz mi🫠
Kıvırcık❤️😽:Duygulandım en son ortaokulda Beliz'e Liz diye sesleniyorduk.
Siz:Parka gidelim.
Siz:Evde bunalıyorum.
Siz:Liz mi😔Ağlarım...
Kıvırcık❤️😽:Ağlama salak
Pelin🤞🏻:Salaklar ağlamayın.
Pelin🤞🏻: Zaten geçen doğru düzgün dedikodu yapamadık.
Pelin🤞🏻:Markete uğrar sonra parka gideriz.
Kıvırcık❤️😽:Ne giyeceksiniz??
Siz:Etek giyeceğim galiba hava sıcaldı 2 günde.
Pelin🤞🏻:Ayol bende şort çekerim bir tane altıma.
Kıvırcık❤️😽:Hmmm tamamdır cancıklarım bende ikisinden birini giyerim.
Siz:Net geliyorsunuz değil mi?
Pelin🤞🏻:Benim annem geliyorsa Semra Abla ve yengem de gelir. 3'ü 1 arada kahve gibiler.
Siz:Tamamdırrr... Biraz takılayım barikk. Hızlı geçsin zamann bayy😘😘
Kıvırcık❤️😽 mesajınıza 🧡 ifadesi bıraktı.
Pelin🤞🏻 mesajınıza 😘 ifadesi bıraktı.

Telefonu tekrardan yatağa fırlattım. "Takılayım" demiştim ama ne yapacağımı bilmiyordum. 2 gündür başımı masadan ayırmıyordum, daha yeni masadan kalkıp kulaklıklarıma sığındığım için bugünlük bu kadarının yeterli olacağını düşünüyordum.
Aslında Miran bir kaç gün önce benden tiramisu istemişti. Açıkça 'siktir git' dediğim için morali bozuk bir şekilde gitmişti.
Dudaklarımı büzdüm. Denemekten zarar gelmezdi. Ayağı kalkıp aynaya baktım. Üzerimde pijama vardı, saçma anılar geliyordu gözümün önüne.
Kafamı hızlıca iki yana salladım.
Reddediyorum, 777
"Kendine gel Beliz!"
Dolabımı açıp rastgele bir gri bir eşofman ve beyaz bol tişört giydim.
Pijamadan iyi.
Evet.
Cüzdanımı ve telefonumu alıp odamdan çıktım. Daha ne alacağımı bile bilmiyordum. Markette bakacaktım artık telefondan.
Hızlıca anneme haber verip evden çıktım. Şükür ki bir çöp vakası daha yaşanmamıştı.
Binadan çıktığımda direkt sıcak bir esinti ve çocuk sesleri karşıladı beni.
"Beliz Abla!"
Koşarak yanıma gelen mahallenin çocuklarıydı. Yüzüme samimi bir gülüş kondurdum.
"Nabersiniz fıstıklarr??"
Yanıma gelenler Hümeyra ve Miray'dı. İkisi bayağı sıkı fıkıydılar. Daha 10 yaşlarında falanlardı ama arada onlarla parka gidiyor, onları sallayıp eğlenip geri eve geliyordum. Hoş bir aktiviteydi zannımca.
"İyiyiz abla!"
"Neden bu aralar gelmiyorsun bizle parka abla?"
Beklediğim bir soruydu. Kankilerimi yaklaşık 2 haftadır boşluyordum. Ders çalışmaktan başka bir şey yapmıyordum çünkü.
Dudaklarımı büzdüm.
"Canlarım ya, akşam gelin parka biraz kopalım hm?" Gözlerim her ikisinde de gezdi. Dudaklarımı yaladım.
Gözlerimi kısarak "Koparız kız biraz." dedim.
Gülmeye başlamışlardı. Seviyordum çocukları. Miran da bu kızların yaşında olsaydı ne olurdu sanki?
"Olur Beliz abla geliriz."
Biraz daha konuştuktan sonra yanaklarını sıkıp ayrıldım yanlarından. Aileleri bana güveniyorlardı, yanımda Bengi ve Pelin de olacağı için eğlenceli bir ortam oluşacaktı.
Biraz yürüdükten sonra marketin içerisine girdim. Soğuk hava yüzüme çarparken meyve kokusu burnuma nüfuz ediyordu. Eşofmanımın cebinden telefonu çıkarıp gerekli malzemeler için tarif bakmaya başladım.
Elime bir sepet alıp hazır pandispanyaların olduğu bölüme geçtim, pandispanyayı alıp bir sonraki malzeme için süt reyonuna yöneliyordum ki birine çarptım.
Tanıdık birisi değildi, benim gibi o da şaşkındı 'pardon' deyip tekrardan malzemelere odaklandım.
Bir süre sonra alacaklarım tamamlanmıştı, kasaya geçip ürünlerin parasını ödedim ve marketten ayrıldım.
Eve geldiğimde annem teyzemle konuşuyordu. Beni görünce ayağı kalktı.
Teyzeme telefondan " Kız Semra bir dur canım Beliz'e bir şey vereceğim." dedi.
"Ne vereceksin anne?"
Mutfağa geçip bir kağıt poşet verdi. İçinde sanırım tabak vardı.
"Kızım hani parkın orada bir bina varya 7.katta Nejla oturuyor. Geçen bize pide getirmişti, tabak boş kalmasın diye poğaça koydum. Ona götürüver hadi."
Dışarı çıktığım zaman neredeydin anne!?
Anneye karşı gelinmez.
Bıkkın bir ifadeyle ona baktım. Elime poşeti tıkıştırıp kıvıra kıvıra teyzemle konuşmaya gitti.
Elimi sert bir şekilde anlıma vurup tabağı masaya koydum. Elimde ki tiramisu malzemelerinin bazılarını masaya bazılarını buzdolabına koyup tekrardan tabağı elime aldım. Taştı mübarek!
Ayakkabımı giyip evden çıktım. O kadını tam olarak tanımıyordum ama bir kızı vardı benim yaşlarımda ve pek hayra alamet değildi. Sürekli erkeklerle takılıyor,peşlerinde dolanıyormuş. Benim pek konuşmuşluğum yoktu onla. Sözlerde mahallelinin sözleriydi, onların yalancısıydım.
Binanın önüne gelip kapıyı ittirdim. Asansör vardı ama korkuyordum açıkçası.
Merdivenler bitmiyordu resmen. Zaten 10 katlı binaydı, 7.kata çıkmaya çalışıyordum. Yalnızken asansöre binememek gibi salakça davranışlarım vardı.
5.katın merdivenlerini bitirdikten sonra 6. kattaydım. Geçiyordum ki bir kapı açıldı istemsiz olarak açılan kapıya baktım. Çıkanın Barlas olması şansımı duvarlardan duvarlara vurma isteğimi arttırıyordu. Şükür ki pijamalı değildim.
Beni görmemişti, loş bina ışığının altında gölge görünce bana bakmak zorunda kaldı.
Gördüğü an şaşırdı ama şaşırmadı da. Ruhsuz gibiydi gerçekten. Bir bana bir elimdekine bir de kıyafetime göz gezdirdi.
Salak işte, hâlâ aklında pijama var. İnsanlara bıraktığın tetikleyiciler mükemmel Beliz.
Sus zilli!
Salak gibi orada bekliyordum, bir amacı yoktu. Yaptığı iyiliklere karşı yanından geçip gitmek zaten ayıp olurdu. Biraz da şaşırmıştım.
Yüzüne bir sırıtış ekledi. Kapıyı kapatıp kilitledi ve yanıma yaklaştı. Salak ben hâlâ yaptıklarına bakıyor, onu izliyordum.
"Vay bana yemek mi getirdin?"
Elimde ki yemeğe baktım. Kokusu gitmiş olabilirdi. Böyle düşünmesini istemezdim.
"Şey yukarıda Nejla abla varda ona getirmiştim." Tabağı ona doğru uzattım.
"İstiyorsan birkaç tane al."
Bunu beklemiyordu sanırım. Gardı inmiş, sırıtışı tebessüme dönmüştü. Gamzeleri resmen 'ben buradayım' diye kendini belli ediyordu. Bakmayacaktım!
Keşke bende de o gamzelerden olsaydı.
"Şaka yapıyorum. Beni bu kadar sevdiğini bilmiyordum."
"Pardon? Ne sevgisi insanlık yapıyorum burada!"
Gülerek ayakkabısını giymek için eğildi. Şimdi ben ona yukarıdan bakıyordum.
Yüzü ekşidi ."Ayrıca Nejla abla mı? Kızı çok değişik." Bana baktı. "Onla takıldığını söyleme."
"Saçmalama tabiki de takılmıyorum."
"İyi yoksa onun gibi erkek meraklısı olduğunu düşünecektim."
"Pardon? Hayatta onunla takılmam!"
Onun yaptığı şekilde çömeldim.
"Ayrıca gerçekten erkek meraklısı,mahalleli de farkında ama annesi umursamıyor galiba. Ne diye çeki düzen vermiyorsa! Kızı resmen erkeklerin peşinde koşuyor..." Aydınlandım. " Yoksa sanada mı?..."
Yüzümün her zerresinde gezindi gözleri. Sonra ise gerçekten bir kahkaha attı, binada yankılandı. Gamzeleri belirdi. Elini çıktığı evin -evinin- olduğu yere doğru uzattı.
"İstersen geç içeri, çekirdek çay eşliğinde dedikodu yaparız."
Onun yüzündeki sırıtış büyürken ben hızlıca ayağı kalktım . Utanmıştım. Salaktım.
"Ne saçmalıyorsun be! Git nereye ne yapıyorsan!" diyerek hızlıca yukarı çıktım. Hâlâ gülüyordu. Fena utanmıştım.
Yukarı çıkıp pekte samimi olmayan bir gülümsemeyle kapıyı çaldım. Şükür ki açan Nejla ablaydı. Kızı açsaydı alttaki şahıs duyup gülebilirdi.
Tabağı verdikten sonra aşağı indim, hâlâ buradaydı. Şaşırdım, gittiğini sanıyordum.
"Neden gitmedin sen hâlâ?"
Sesimi kızgın çıkarmaya çalışıyordum ama yüzüm büyük ihtimalle kızarmıştı. Kızgınlığımı ciddiye aldığını sanmıyordum.
"Merdiven niye çıktın asansör varken?" deyip asansöre bastı. Korktuğumu anlamıştı galiba. Bakışlarımın yumuşadığını hissediyordum.
"Sanane sana mı soracağım!?"
Sesim bile artık yumuşak çıkıyordu.
Asansör geldi, kapı açıldı. İlk benim girmemi bekledi.
"Geç içeri pijamalı."
Tersten bir bakış atarak içeri geçtim. Arkamdan girdi. Aynadan boy farkımız bariz belli oluyordu. Sıfırıncı kata basarak benden en uzak yere çekildi.
Loş ışıkta belli olmuyordu ama benim gibi giyinmişti. Sanki... sanki çiftmişiz gibi..Düşüncelerden sıyrılmak için ona bulaşmayı denedim.
"Burada mı yaşıyorsun?"
Odağı bendeydi.
"Evet."
Sesi daha yumuşak, ifadesi daha sakindi.Sanki birşey soracaktı ama çekiniyordu. Sessizdik kısa bir süre.
"Beliz."
Ona döndüm. Adımla seslendiğine göre ya çekiniyor ya da ciddi bir şey olmuş gibi hissediyordum. Gözlerimin içine baktı. Adem elması kavislendi.
"İyi misin?"
Afallamaksa afallamak, şaşırmaksa şaşırmak. Karşımdaki adamın gözlerinden binbir çeşit duygu geçiyor gibiydi ama ben kördüm. Tek görebildiğim vardı:.Merak. Merak ediyordu beni, etmemeliydi. Miran onun yanındaydı ara sıra, ona sormalıydı. Bana beni sormamalıydı .Öyle bir bakıyordu ki gerdanımdan yüzüme doğru sıcaklık tenime işliyordu. Normal bir soruydu. Belki saygıdan, belki de konuşmak için sormuştu.
Anlam yükleme.
Bakışlarımı yere çevirdim. Kendime gelmeliydim..Asansör açıldı. Yavaşça çıktık. Cevap vermediğini görünce üstelemek istemedi sanırım. Binadan çıkarken de sessizdi. Sorduğuna pişman gibiydi. İyi niyetini suistimal etmek istemiyordum. Durmuştu yerinde. Parka giden merdiven hemen evinin dibindeydi. Ona bakamıyordum. Önüme geçti.
"Beliz."
İsmimle seslenmesini istemiyordum. Beliz diyemiyordu kızların dediği gibi hafif bir aksan vardı. Hoşuma giden şeyin ona ait olmamasını umuyordum.
Yüzüne baktım. Gülümsedim, samimi ama minik bir gülümsemeydi.
"İyiyim."
İnanmamış gibiydi. İnsanlara iyi yalan atardım iyi olmak yada olmamak konusunda. İnsanlara bakan yanım için kötü olmak diye bir kavram yoktu. Yalan atardım, alışmıştım. Fakat onu tanımıyordum, bir anda sorması beni bozguna uğratmıştı, yalan atmayı becerememiş gibi görünüyordum.
Yine gözü yüzümün her yerini inceledi ,yapmamalıydı. Eğer yalan söylediğime inanmadıysa bile bunu dışa vurmamalıydı. Salaktım beni anlayanın yanında gider ağlardım.
Derin bir nefes verdi. Üstelemedi, daha fazla soru sormadı. Anladı mı anlamadı mı anlamadım. Umarım anlamamıştır. Onu sürekli görebilirdim, bakışlarının değişmesini, bana acımasını asla istemezdim.
Önümden çekildi ve parka doğru yöneldi. Peşinden gittim, eğer parktan gitmezsem yolum uzayacaktı. Uğraşamazdım, bunu göze alarak gittim peşinden.
Parkta pek fazla kişi yoktu.
Karamel oradaydı, mahallenin kedisi. Kedilere karşi alerjim vardı, bunada lanet diyordum. Çok seviyordum onları. Eskiden yoktu alerjim, bağışıklık sistemim onlara karşı zamanla değişmişti. Vücudum bile sevdiğim şeyleri itina ile bende uzaklaştırıyor gibiydi. Evde kediler için aldığım minik plastik el vardı. Uzun bir sopa ve ucunda minik bir elden oluşuyordu. Arada sokağa çıkıp öyle seviyordum Karamel'i.
Barlas öndeydi. Karamel'i görünce yüzündeki tebessüm büyüdü. Yanına doğru gitti. Karamel onu tanıyor olmalıydı. Direkt miyavlamaya başladı. Minik bir kediydi. Gri beyaz tüyleri vardı. Aşırı tatlıydı.
Barlas onu eline aldı. Bir bebekmiş gibi havaya kaldırdı.
"Özlemiş mi beni benim güzelim, hm?" Kucağına alıp banka oturdu. Karamel sanki her gün orada, göğsünde, yatıyormuş gibi yerleşti.
Yüzümde tebessüm alık bir şekilde kediyle olan bağını izliyordum. Barlas'ın onu -kediyi- izlediğini gördüm, dokunmak istiyordum Karamel'e, fakat zararlı çıkardım. Uzaktan izlemekte sıkıntı yoktu.
"Alerjin yok mu kedilere?"
Gözlerimi Karamel'den çektim. Göz kırpıştırarak baktım yüzüne. Bir yandan Karamel'i eliyle seviyor, bir yandan da bana bakıyordu. Nereden biliyordu ki?
"Nereden biliyorsun?"
İstemsizce yaklaşmıştım. Artık önündeydim. Yaklaşık 2 adım uzağında, sırtını banka yasladı.
"Miran söyledi."
Miran kediye alerjin olduğunu ona söylediyse kesinlikle iyi olduğunu söylemiştir. Neden gelip tekrardan sana soruyor?
Neden?
Bilmiyorum.
Gereksiz düşünüyordum. Miran laf arasında söylemiş olabilirdi. Laf arasında niye söylesin salak. Of bilmiyorum!
Ona doğru göz kırpıştırarak bakıyordum. Gülüp önüne döndü. Odağı Karamel'deydi.
"Seni fazla seviyor galiba."
"Ne?"
Tekrardan bana baktı.
"Yerinde rahat ama sana bakıyor, yeri rahat ama senide istiyor."
Çok mu anlam çıkarmalıydım bilmiyorum ama psikolog gibi konuşuyordu. Harika.
"Onu uzaktan sevmeme alışık."
Olduğum yerde çömeldim. O bana ben Karamel'e bakıyordum. Ona dokunmak istiyordum. Ona yakınlaştığımı gördüğümde miyavladı. Uykusu geliyordu galiba. Bir süre o şekil kaldık. Bana mı bakıyor bilmiyordum ama o şekil Karamel'i izleyip durdum. Bir süre sonra gözleri kapandı.
Yüzümde büyük bir tebessümle Barlas'a baktım. "Uyudu."
Ben ona baktığımda zaten bana bakıyordu. Dudağının kenarı usulca kıvrıldı.
Tekrardan Karamel'e döndüm. "Yeri rahat olmalı."
Şuan karın bölgesinde yatıyordu. Anlık söylediğim şeyin saçmalığıyla Barlas'a baktım. Gülmemek için zor duruyordu sanki. Hızla ayağı kalktım.
"Ne oldu?"
"Ne gülüyorsun ya?!"
"Gülmem sinirini mi bozuyor?"
Evet, bozuyordu. Gamzesine bakmamak için zor duruyordum. Hoştular ama o değildi!
"Evet bozuyor mümkünse gülme!"
Ellerini havaya kaldırdı. Yakalanmış gibi.
"Tamam pijamalı, tersinde çekilmiyor ha."
Tersim mi? Daha görmemişti. İstemezdi.
Ciddiyete büründüm. Gözüm Karamel'e kısa bir bakış atıp tekrar onu buldu. Yine zaten bana bakıyordu. Ellerimi belime yerleştirdim ve doğrudan sordum.
"Miran ne diye sana benim alerjimden bahsediyor?"
Ciddiyetle sormuştum. Farkındaydı,sormamı da bekliyor gibiydi. Elleriyle Karamel'i okşuyor, gözleriyle beni yerimde kitliyordu.
"Bilmem."
"Öylesine laf arasında falan mı söyledi?"
"Hayır direkt açık açık 'ablamın kedilere ve arılara alerjisi birde astımı var' dedi."
Ve gözlerini kısarak ekledi.
"Sanırım bana güveniyor."
Alayla güldüm.
"Niye sen MMA dövüşçüsü müsün?!"
Güldü. Sanki onlardan biriymiş gibi emin bir şekilde hemde. Gerçekten sinirimi bozuyordu. Kendisi ve gamzeleri.
"Yani onlar kadar olmasa da dövüş hayatımız var biraz."
Onunla ilgili bir bilgi.
Egolu ve dövüşçü.
Sil ve baştan yaz.
EGOlu ve dövüşçü
Sil ve yazma.
Niye yazıyorum ki banane!
Gülüşü biraz olsun azaldığında tekrardan Karamel'e baktı. Benim hâlâ burada ne işim vardı?
Boğazımı temizledim. "Tamam abi çok havalısın. Artık ben gidiyorum."
Bakışları tekrar beni buldu. Kaşları çok minikte olsa sorgular şekilde kalktı. Tekrardan önüne döndü.
"Görüşürüz pijamalı."
Kaşlarım kalktı. "Görüşmeyelim mümkünse!"
Tekrardan yüzünde bir sırıtış belirdi. Yüzümü inceledi.
"Mümkünse tabi."
"Pardon! Niye mümkün değilmiş?"
Yüzünü gererek başını sağa doğru eğdi.
"Sen yaklaşsana bi."
Hah! Sen kimsinde bana emir veriyorsun?!
"Niyeymiş o?"
"Neyse yaklaşma."
"Zaten yaklaşmayacağım, salağa bak! Bende seni bir şey sanmıştım. Yürüyen egodan başka birşey değilmişsin."
Sinirle kurduğum cümlelerden sonra Karamel'i eline aldı. Ne hikmetse uyanmadı bile kedi. Aniden ayağı kalktı ve üzerime doğru eğildi.
"Fazla mı önyargılıyız Belizcim?" Kafasını iki yana salladı. "Saçında yaprak var." deyip yanımdan çekip gitti.
Yine, yeni ve yeniden önyargı. Bakışlarından belliydi dalga geçiyordu ama haklıydı. Dalgasına bile haklıydı. Moralim bozulmuştu, arkasından bakmak istemedim. Yüzümde yoktu zaten. Parktan çıkarak eve doğru yol aldım.
Eve girdiğimde annem teyzemle olan konuşmasını bitirmiş mutfakta benim yapmayı planladığım tiramisuyu yapıyordu, iyiki yapmıştı nedensizce söylediği sözler kafamın içerisinde dönüyordu. Birde tiramisu yapmakla uğraşamadım.
Sevecen bir sesle annem "Kızım nerede kaldın? Bir tabak yemek ver dedim 1 saattir yoksun." dedi. Bir süre sonra aklına bir şey gelmişcesine gözleri fal taşı gibi açıldı ve bana döndü. "Kız sevgili mi yaptın?"
"Evet anne yaptım. Mümkünse beni buradan uzaklaştıracak."
"Hiç değerimizi bilmiyorsun, gidip koca bul artık."
Cevabım netti. Omuz silktim.
"Bulunacak şey mi bu anne. Hem çok bulunuyorsa o beni bulsun!"
Gülerek önüne döndü ve tatlı yapmaya devam etti. O sırada bende odama girip üstümü değiştirdim. O gün giydiğim ayıcıklı pijamayı giymiştim. Hiçbir şey yapasım gelmiyordu. Yatağıma uzanıp uyumak istesem uyuyamayacağımı biliyordum. Çünkü istiyordum, istediğim olmazdı.
Bir süre telefonda takıldım. Kızlar geleceklerini söyledikten sonra dolabın kapağını açıp kıyafet seçmeye başladım.
Üstüme lacivert renkte, kalın askılı ve kare yaka detayına sahip, vücuda oturan kolsuz bir büstiyer; altıma ise onun bir ton açığı olan bir kot etek giymeye karar verdim. Tatlı ve akşam için uygun bir kombin olmuştu.
Ayağıma beyaz bir Air Force giydikten sonra biraz makyaj yaptım. Maskara, allık, aydınlatıcı gibi şeyler sürdükten sonra artık hazırdım.
Kızlara mesaj attığımda parka yakın olan marketin önünde olduklarını ve hızlı bir şekilde gelmemi söylemişlerdi. Saat 8.30 olduğu için marketin kapanmasından korkuyorlardı.
Annem zaten evden çıkmıştı. Gerçekten bizden hızlıydılar. Evden çıktığımda hava hafif serindi ama umursamadım.
Biraz yürüdükten sonra nihayet marketin önüne varmıştım. Zaten hemen parkın yukarısındaydı. Kızlar beni önünde bekliyorlardı.
Beni görmemişlerdi. "Selaam!" diye bağırarak üzerlerine atladım.
İkisiylede sarıldık ve onları bir güzel süzdüm güzel olmuşlardı.
Pelin dediği gibi altına şort giymişti taş detayları vardı ve üstüne kahverengi vücuda oturan bir bluz giymişti.
Bengi ise bordo bir pileli bir etek ve üstüne siyah vücuda tam oturmayan, hafif bol bir tişört giymişti. Mükemmeldi her ikiside.
"Ay hadi girelim şu markete kapanacak yoksa."
Bengi'nin sözlerinde haklılık payı olduğu için markete girdik. Sabah geldiğim marketti burası. O çocuğun kim olduğunu bilmiyordum, mahalleliyi tanırdım onlardan biri değildi büyük ihtimalle onların akrabalarından biriydi.
Cips, jelibon, çikolata ve kola aldık.
"Çekirdek almaya şu bakkala gidelim mi?"
"İstersen geç içeri,çekirdek çay eşliğinde dedikodu yaparız."
Saçmalama!
"Hayır!" diye bağırdım aniden.
Her ikiside doğal olarak anlamaz gözlerle bana bakıp göz kırpıştırdılar.
"Niye Liz? Sen seversin..."
Salak kafam! Ne alakaydı şimdi bu?
Boğazımı temizledim, dudağımı ıslattım.
"Şey öyle bir anda patladım da... Gidip alalım hadi."
Bir anda kollarına girdim ve çekiştirmeye başladım. Olayın şokundan bana ayak uydurdular ve o şekilde bakkala girip çekirdek aldık.
Yaylana yaylana parka geçip annemlerin yanına gittik. O buradaydı. Bakmadım, istemiyordum.
Hümeyra ve Miray daha gelmemişti. Kızlara onların da geleceğini söylediğimde sevindiler. Annemler çardakta oturuyorlardı. Çardak dolu olduğu için elimize çekirdek ve bardakta kola alarak çardağa en yakın banka geçtik.
"Eee anlat bakalım Pelin."
"Neyi anlatayım."
"Salak anonimi anlat!"
"Bence sen anlat Belizcim."
"Fazla mı önyargılıyız Belizcim"
Bu kızların şuan bana kastı vardı.
Bilmiyorlar bile salak.
Düşüncelerden sıyrılıp Pelin'e baktım. "Neyi anlatayım canım?"
Arkamdan birini gösterdi. Barlas'tı. Elinde sigara vardı. Daha yeni fark ediyordum, kıyafetlerini de değiştirmişti. Gri tişört, siyah eşofmanlaydı. Yanında ise geçen bana verdiği deri ceket vardı. Öylece oynayan çocuklara bakıyor, hafif bir tebessümle onları izliyordu.
"Salak o kadar da bakma!" deyip beni önüne doğru çeviren ise Bengi'ydi.
Umursamaz bir tavır takıldım, takılmaya çalıştım diyelim.
"Ne, ne var? Benim onla neyim olabilir?" Pelin'e döndüm. "Anlat şu çocuğun olayını artık!
Bana 'sen iflah olmazsın' bakışı attı. Omuz silktim. Olayları anlatıyordu, bayağı akıcı konuşması vardı salağın. Dedikoduyu resmen içimize işleyerek anlatıyordu.
"Of öyle işte, hâlâ birbirimizi tanımıyoruz. Aslında tanıyoruz ama tanımıyoruz." Bıkkınlık dolu bir nefes verdi. "Of öyle işte!"
Güldüm bu haline seviyordu sanki ama haklıydı. Kimi sevdiğini bilmiyordu. Bir süre daha öyle takıldık arkamdaydı Barlas bakmıyordum.
"Beliiz..."
Bengi'nin cilve dolu sesiyle bir donakaldım. N'oluyordu ayol?
Bir yere baktığını farkettim. Arkamı dönüp baktığımda Barlas'ın yanına bir çocuk gelmişti. Onun boylarındaydı. Üstünde beyaz kazak altında pantolon vardı. Bengi buna tutulduysa yanmıştık.
Barlasla beraber tokalaştılar ve oturdular tekrar banka o an göz göze geldik. Hemen önüme döndüm ve Bengi'nin bana yaptığını ona yaptım, bana bakması için kolundan çektim. Dejavu yaşıyordu resmen.
(Aieöeismsşmssş abi Bengi'ye bayılıyorum....)
"Salak kız çocuğu yiyecek gibi bakma!"
Sessiz konuşuyordum. Uzağımızdalardı ama beyefendi bana travma bırakmıştı.
"Of yiyebilirim Beliiiiz!"
Kınadım, kınayıcı bir bakış attım.
"Kız cilveni niye bana yapıyorsun?"
Pelin bizi umutsuz bakışlarla izliyordu.
"Yani abi hayatımda bu kadar müko bir ekip görmedim. Biri saniyesinde aşık olur, diğeri aşık olur ama olmaz..." bir süre durdu. Bana acırcasına baktı ve omzuma dostane bir şekilde vurdu. "Liz sizi tanımlayacak kelime yok.."
"Bizi derken!"
Çok medeni bir şekilde göz devirdi..Çok sevilirdim.
Parkın ucuna baktığımda Hümeyra ve Miray'ın geldiğini gördüm. Yüzümü tebessüm kapladı.
Parkın içine girdiler ve doğruca Barlasların olduğu yere doğru koşmaya başladılar.
"Batın abi!!"
Barlas onları gördüğü gibi güldü. Bayağı güldü. Ayağı kalktı ve onlara sarıldı. Kızlar baya mutluydular. Eee ben nolucaktım?
Kimi kıskanıyoruz şuan?
Kızların ona olan sevgisini!
"Batın kim be?" diye soran Bengi'ydi.
"Belki Liz'inkinin adıdır."
"Kız Beliz harbi onun adı ne?"
"Barlas diye biliyorum ama..." diye mırıldandım onlara karşı.
Hümeyra bir anda bizi görüp yanımıza koştular. Koşan koşanaydı bugün.
"Beliz ablaaa!!"
Bu kızın sesine bayılıyordum. Güldüm.
"Efendim Hümeyra."
"Hadi oynayalım!"
"Ben seninle oynamıyorum."
"Niye?" Sesi bile üzgün çıkmıştı garibimin.
Doğrudan onu gösterdim. "Onunla oyna."
Barlas'a baktı. O zaten bize bakıyordu. Miray ise Barlas'ın yanında ki çocuğa birşeyler anlatıyordu.
"Onunla mı?" diyerek bana döndü.
Başımı sallayarak onu onayladım.
Bir anda beni yerimden kaldırmaya yeltendi. Zorlamadım kalktım. Kızlar olup biteni izliyordu.
"Gel seni onunla tanıştırayım, sen de onu çok seversin."
Bir anda yerime çakıldım. Öyle bir bağırarak söylüyordu ki duymaması imkansızdı. O kadar da uzak değildik!
"Niye seveyim ben onu Hümeyra!"
İttirmeye devam ediyordu. Minik minik ilerliyorduk...
Ellerini birleştirip yanağına koydu ve bir anda yaylanmaya başladı. Aşk yaşıyordu yuh! Doğrudan Barlas'a bakarak;
"Çünkü çok yakışıklı..."
E yuh harbici.
Şaşkın gözlerle Hümeyra'ya bakıyordum. 10 yaşındaydı bu kız, 10!
Salak ise bizi izliyordu. Duyuyordu olanları, 7-8 adım ötesindeydik. Gülmemek için zor durduğu belliydi.
Bir anda ciddileşip elimi tekrar tuttu ve iyice yaklaştırdı. Anın şaşkınlığındaydım. Yaklaşmıştım bayağı kendisine.
2 adım kala durdu Hümeyra. "Batın abii" dedi cilveyle.
"Batın mı?" sorgular bir şekilde Barlas'a baktım. Miray Bengi'nin ölüp bittiği çocuğu almış salıncakta kendisini sallandırttıyordu.
Bir anda beni iyice yaklaştırıp Barlas'ın yanına oturttu.
Çok minik aşırı minik bir an bacağım bacağına çarptı. Temas ettiği yer hem yanıyor hemde karıncalanıyordu. Ona baktım. Önüne bakıyordu.
Sen abartıyorsun.
"Evet abim ve ablam bugün sizi tanıştıracağım." dedi çok bilmiş bir edayla Hümeyra. Birden aklına bir şey geldi, kızın gözleri artık ne yapacaksa ışıldadı.
"Hatta sizinle oyun oynayacağız."
"Ne oyunu?" diye aynı anda sorduk. Gözümü kırpıştırarak Barlas'ın yüzüne baktım. Rahat tavrından eser yoktu, sanki zorla tutuluyordu.
Hümeyra'ya tekrar döndüm. Tam arkasında annemler vardı ve resmen bütüm sülale 'vay sen vay' dercesine bana, bize bakıyordu. Belki ondan böyle rahat davranamıyordu. Terlediğimi, gerdanımdan yüzüme sıcaklık yayıldığını hissediyorum.
"Şöyle olacak Batın abi sen.." deyip Barlas'a baktı. Batın deyip duruyordu. 2. adı falan mıydı?
"Hmm neydi ya?" düşünmek için durdu bayan filozof.
"Heh sen erkekler evindensin tamam mı?"
Anlamaz gözlerle Hümeyra'ya bakıyordu. Dediği şey yabancı gelmiyordu ama tam kestiremiyordum. Hümeyra'nın bakışı öyle bir masumdu ki eğer 'hayır'derse ben onu azarlardım. Çocuk çok hevesliydi.
"Tamam" dedi sadece.
"Beliz abla sende kadınlar evisin... Hayır kızlar mıydı? Galiba kızlardı. Sen onlardansın işte."
Kafamı sallamakla yetindim. Ülkeyi yöneten başkan gibiydi. Ülke biz başkan oydu.
"Evvett" deyip ellerini birleştirip tok bir ses çıkardı. "Şimdi de kırmızı odadasınız! Normalde orada kamera oluyor burda da ben varım." Dudak büzdü. "Bence fark yook!!"
Kızlar evi
Erkekler evi
Kırmızı oda
Kamera
Oha!
Hızlıca ayağı kalktım. Bu kız nereden biliyordu bunları!
"Asla olmaz Hümeyra yuh kızım! 10 yaşında nereden biliyorsun bunu!"
"Ama abla..." sesi kısılmıştı.
Lanet olsundu insan sevgisi.
"Ne oluyorki Beliz?"
Ona döndüm. Söylemeli miydim bilmiyordum.
Utanmıştım yine. Hümeyra'ya baktım. Üzgün üzgün bakıyordu bana. Tersimi ilk görüşüydü. Sıkıntılı bir nefes verip Barlas'a baktım.
"Bir program var..." Biri beni buradan alsın!
"Ne programı?"
Dağdan inmişti galiba. Hiç mi duymadın be adam?!
"Kısmetse Olur diye. Kadın ve erkekler kendilerine partner bulmak için katılıyorlar."
Söylemiştim.
İlk başta bana aval aval baktı. Ben de heralde böyle bir durumda olsam karşımdakine böyle bir bakış atardım. Sonrasında yüzünde bir gülüş belirdi. Gülüyordu resmen. Çıkmıştı gamzeleri.
Hoşuna mı gitti!
Hayır ortam yumuşasın diye yapıyor.
Ben yumuşak davranamayacaktım.
"Ne gülüyorsun!"
"Abi Hümeyra varya..."
Bakışları Hümeyra'daydı.
Tekrar güldü. Hayır kendini zorlamıyordu. Samimi bir gülüştü.
"Kız vallahi fenasın ha!"
Belki de benim tepkim abartıydı. Küçük bir kız çocuğuydu sonuçta. Oradan buradan görüp ilgisini çekmiş olabilirdi. Ayak uydurmam gerekiyormuş gibi hissettim.
"Yani evet baya fena."
Bana bakıp dudak büzdü zilli. Yanağından bir makas alarak geri yerime oturdum. Oyunsa severdim.
Değilse
Değilse...
"Ee ne yapacağız zilli şimdi?"
Tepkimi gördükten sonra tekrar neşesi yerine gelmiş gibiydi. Ayak üstü date yapmıştı bize. Kendimi anne zoruyla görücüye çıkmış gibi hissediyordum.
"Tanışııın!"
Hevesini görüpte birşeyler konuşmamak ayıp olurdu. Kız çocuğuydu işte. Sarı saçlarına bir öpücük bıraktım. Hanım efendi o sırada yere oturmuştu.
Barlas'a baktım. Bana baktı. Ona baktıkça geriliyordum. Dudak gerdim. Yapacak bir şey yoktu soracaktım. Zaten merak ediyordum. Ayrıca Hümeyra'nın kulağıda, gözüde, dikkatide bizdeydi.
"Ben sorayım mı o zaman?"
"Sor." Sesi ciddi çıkıyordu. Buna anlam katmalı mıydım bilmiyordum.
"Tam adın ne?"
"Barlas Batın Soykan."
Havalıydı. Acı bir kabulleniş. Bir insan adı havalı olabilir miydi? Onunki havalıydı işte.
Başımı sallamakla yetindim.
"Saçın doğal mı?" sorusunu ise beklemiyordum. Odağını saçlarıma vermişti.
"Evet doğal..."
Siyahtı diye öyle sorduğunu tahmin ediyordum. Düz bir saçtı işte. Bir olayı yoktu.
Biraz bekledik, aklıma soru gelmiyordu. O da susuyordu. İkimizde Hümeyra'ya baktık.
"Ne, ne oldu? Devam edin sizi izliyorum." diyerek elini yumruk yapıp çenesine koydu. Şaka gibiydi.
Barlas ya da Batın işte sırtını banka yaslayarak "Çekirdek,çay falan ister misin?" diye sordu.
Ona döndüm. "Çekirdek çaydan başka birşey bilmez misin fazla zevksiz."
Dudağının ucu kıvrıldı. Yüzünü yüzüme yaklaştırdı.
"Daha lüks birşeyler söyleseydim davetimi kabul eder miydin?"
Sırıtarak söylüyordu bunu. Feci şekilde kızarmıştım. Kastettiğim bu değildi. Biliyordu bunu, laf dalaşına giriyordu.
Cevap veremedim. Utandığımı parkın loş ışığının altında bile görüyor olmalıydı ve acilinden bakmayı kesmesi gerekiyordu.
"Tamam o zaman tuttum ben bunu aklımda."
Cümlesini bitirdikten sonra geri banka yaslandı. Nefes aldım, nefesimi tuttuğumu yeni fark ediyordum..Şimdi çirkefleşebilirdim.
"Alakası yok!"
Sözlerim onun içinde benim içinde boştu. Utanmıştım, görmüştü bu daha utanmama sebep oluyordu.
"Sen soru sor Hümeyra benim aklıma gelmiyor."
Ben hâlâ o anın etkisindeydim.
Salak! Her kıza bunu yapıyordur!
"Hmm peki sorayım ama temel bir seviye olsun. Sizi zorlamasın. Düşüneyim..."
Ben bu kızın yaşındayken değil Kısmetse Olur gibi programları bilmek dizi bile izleyemiyordum, sıkıcı geliyordu. Şimdiki nesil pek bir fena olmuş.
Iyy, sus 70 yaşında nene gibi konuşuyorsun!
Haklılar ama neneler!
"Doğum gününüz hangi gün?"
İlk o cevapladı.
"18 Aralık." dedi.
"3 Mart." dedim.
Başını ustalıkla salladı Hümeyra.
"Unutmazsınız bundan sonra."
Ona baktım. Durgun gibiydi. Sanki birşey olmuştu. Doğum günü ona birşeyi mi hatırlattı bilmiyordum ama bu halini sevmedim. Gamzesi gözükse daha iyi olurdu.
"Ben sorayım o zaman." deyip bana bakmasını amaçladım. Baktı. Fakat çok daha farklı bakıyordu. Sanki birşeyler anlatmak ister gibi.Nefesini dışarıya verip kendini düzeltti. Odağı bendim ama bir farklılık vardı.
Ne soracağımı ise bilmiyordum. Rezilsin diyen yanıma canıgönülden katılıyordum. Rezildim.
Meraklı gözlerle bana bakıyordu. Düşün, düşün, düşün.
"Yani onlar kadar olmasa da dövüş hayatımız var biraz."
Tabi ya!
Umarım yanlış anlamazdı. Her söylediğine önem veriyormuş gibi gözükmek istemiyordum.
"Ne dövüşü yapıyorsun?"
Klasik bir şekilde baktı. Ama artık ruhsuz bakmıyordu baksa bile o an sanki gergin oluyordu yada ben uyduruyordum.
"Boksta iyiyim yani..." Söyleyip söylememekte karar veremiyor gibiydi. "İtalya'dayken yapıyordum."
"İtalya mı?"
"Hmhm."
"Neden düşündün söylerken?..."
Artık açık açık konuşuyordum. Engeller kalkmış gibiydi.
Yüzüme baktı. Uzun baktı. Utanacaktım yine bakmasındı.
"Sabahki gibi 'yürüyen ego' olduğumu düşünme diye."
Yüzümü inceliyordu. Söylediği şeyden sonra tepkimi ölçüyordu.
Hakkım var mıydı, buna sahip miydim bilmiyordum ama kırıldım. Neye kırıldığımı da bilmiyordum.Ona değildi haklıydı öyle demiştim. O an 'yanıma yaklaş' deyince utanmıştım. Ne diyeceğimi bilmiyordum.
Tekrar tekrar yazıp sildiğin şeyden utan ,egolu değil.Sen aptalsın. Kriz yönetimin sıfır.
"Haklısın.." dedim acı bir yenilgi değildi bu. Farkındaydım saçmalığımın.
Bakışlarımı ondan çektim, sanki bir girdabın içine doğru sürüklüyordu beni. Etkisinden çıkmalıydım. Hümeyra'ya baktım. Dizi izler gibi bizi izliyordu.
"Ne oldu devam etsenize."
"Hümeyra biraz Miray'ın yanına gidelim mi güzelim?" Miray'a baktım. Yanında Bengi ve o çocuk vardı. Şaşırmadım, Bengi hızlıydı. Pelin dedikoduya doymamış olacakki annemlerin yanında onları dinliyordu.
Barlas'a baktım. Bana bakıyordu. "Miray'ın yanında ki çocuğun adı ne?"
"Boran."
Başımı sallamakla yetindim. Hümeyra ayağı kalkmış totosunu siliyordu. Bende ayağı kalktım. Batın'a bakarak "Görüşürüz" dedim. Sabah 'mümkünse görüşmeyelim' diyen yanım ağlıyordu şuan.
Birşey demedi, baktı sadece. Hümeyra'nın elini tutup salıncakların olduğu kısıma doğru yol aldık. Saçlarım rüzgarda dolanıyor, yüzüme çarpıyordu. Ağlayacaktım şimdi.
Nedeni bu mu?
Hayır.
Neye kırgın olduğumu bilmiyordum. Sadece kendime kırgın olma payı vardı. Kırgınlığımı içime atıp yutacaktım. Böyle yaparak bu karakteri benliğime kazımıştım zaten.
Bengi bıkmış gibiydi. Zannımca Boran ile konuşmak istiyordu fakat Miray fazla yaramazdı. Bırakmıyordu.
"Merhaba." dedim düz bir şekilde Boran'a. Barlas ile tanıştığım ilk gece soru soran kişiydi. İlk görüşüm değildi.
"Beliz abla Boran abi ile Bengi ablam yakışmıyor mu sence?" diye soran da şüphesiz Miray'dı. Bengi utanmıştı. 'Beni buradan al' der gibi bir bakışı vardı.
Bengi salıncakta oturan Miray'ın önüne çömeldi. "Canım Miray'ım, güzelim, aşkbahçem, kuşum sen nereden öğrendin bu lafları." Kafasını salıncağın açılma yerine koyarak kısık sesle "Utançtan bayılacağım şimdi." diye söyleniyordu. Acı bir serzenişti. Moralim az da olsa yerine gelmişti.
Boran'ın bakışları ise ikili arasında gidip geliyordu. Gülmemek için zor duruyordu belliydi.
"Ya neden öyle diyosun abla?"
"Kızım adamın adını senden öğrendim, nedeni mi var lütfen güzelim konuşmayalım bunu."
Yalvarıyor gibi çıkıyordu sesi. Minik bir kahkaha çıkıverdi ağzımdan.
"Tamam o zaman bir şartım var."
Bengi hızlıca kafasını salladı.
"Kabulüm."
"Dondurma istiyorum."
"Evet!" diye şakıyan Hümeyra'ydı.
Bengi yük taşımış yorulmuşcasına omuzunu indirdi.
"Bunun için miydi bu tantana Miray? Bayılacağım şimdi!"
Miray umursamadı bile hızlıca salıncaktan inip Hümeyra'nın yanına koştu. Bengi ayağı kalkıp Boran'ın yüzüne bakmadan peşlerinden gitti. Beni de kolunda sürükledi. Pelin dedikodudan kopacak gibi değildi. Bakış attım ama onaylamaz gözlerle tekrardan annemi dinlemeye devam etti.
"Beliz bayılacağım gerçekten!"
Kahkaha attım. Hatta öyle bir attım ki Barlas anlamaz gözlerle bana bakıyordu. Hemen çektim gözümü üstünden.
"Salak!" deyip omzuna vurdum. Moralim yerine gelmişti.
"Ya of Beliz ya dua ettim 'İnşallah bugün tanışırız' diye detay vermeyi unuttum"
Salaktı bu kız. Zaten gülüyordum daha da güldüm mümkün olduğunca.
Hümeyra ve Miray bizi oyuna getirmiş kendileri Barlas ve Boran'ın yanında kalmıştı. Satılmıştık resmen..Olsun ilk değildi.
Bakkala girip alabileceğimiz kadar dondurma aldık. Çocuklar illa yerdi, zaten hava sıcaktı. Bakkaldan çıkmamız biraz uzun sürmüştü. Fazla sıra vardı.
Bakkaldan çıktığımızda kapıda 1 erkek vardı. Tanıyor ama tanımıyor gibiydim. Aptal suratında sırıtış ile ikimizi süzdükten sonra içeri geçti. Bengi peşinden gidecekti.
"Bengi yapma ya birde şununla uğraşmayalım."
Yorgun gözlerle bana baktı. Miray'a birşeyler anlatmaktan dilinde tüy kalmamıştı. Başını salladı.
"İyi misin Bengi?"
Yürümeye başladık. Rüzgar hafiften esiyordu, biraz üşüdüm ama umursamadım.
"İyiyim de rezil oldum ya."
Gülümsedim.
"Salak benim kadar olamazsın."
Birilerine anlatmam gerekiyordu artık birşeyleri.
"Niye noldu ki?"
"Bir yerde oturalım öyle konuşalım,parka gidelim ."
Kafasını sallamaktan başka birşey yapmadı. Sessiz bir şekilde yürüdük. Rüzgardan saçlarım uçuyor, arada çekirge sesleri geliyordu.
Parka yaklaştıkça uzaklardan 3 kişinin bize doğru geldiğini gördüm. Bengi'nin koluna vurdum. Kim olduklarını biliyordum galiba.
"Bunlar Barlaslar değil mi?"
Gözlerini kısarak baktığım yere baktı.
"Of yine rezil olacağım."
Kendisini bana doğru çevirdi.
"Tipim dağılmış mı?" deyip gerçekten saçını başını düzeltti.
Güldüm. Yanağından bir makas aldım. "Fıstık gibisin cano."
"Of fıstık olsam ne yarar adam taş bana bakacağını zannetmiyorum."
"Pardon niye bakmasın maşallahın var aptal!"
"Of bilmiyorum, neyse yürü anlayacaklar!"
Yürümeye devam ettik. Gittikçe yaklaşıyorlardı. Bakkala kendileri için birşey almaya gidiyorlardı belkide.
Biraz daha yürüdükten sonra yanlarında hiç görmediğim bir kişi gördüm. Onla da arkadaş olmalıydı.
Artık direkt yüzüme bakıyordu. Yorulmuştum nedense,bununda sebebini bilmiyordum. Hiç birşey bilmeyen aptalın tekiydim.
"Ne oldu kendinize birşey mi alacaksınız?"
İlk konuşan bendim çünkü konuşmasam konuşmayacak,.konuşmayacaklar gibi duruyordu.
Dediğimi umursamadı direkt yanıma geldi. Gözüyle her yerimi inceledi. Hayır ama o sapığın yaptığı gibi değil sanki birşey olmuş mu olmamış mı diye kontrol ediyordu.
"Ne oluyor?" diye sordum direkt yüzüne. Yüzüme doğru eğildi. Yüzümü gözüyle kontrol edip elini kaldırdı..Geriye gitmek istedim. Bir adım attım. Elini indirdi.
"Gitme Beliz."
Yine öyle bakıyordu, ruhsuz halini geri istiyordum. Karnımda birşeyler oluyordu. Elini tekrardan kaldırdı,.bu sefer geriye doğru gitmedim. Bunu onay olarak algıladıktan sonra elini yanağıma koydu. Eli fazla sıcaktı benim yanağımın aksine. Anlamlandırmadım. Eğer sorgularsam nereye gideceğini bilmiyordum. Tek bildiğim şey gözlerimi yanağımdaki elinin baskısı karşısında kapatmamaktı.
Kapatmadım gözümü. Eli yanağımdaydı ve oraya bakıyordu. Bir anda tekrardan dikleşti. Mesafemiz arttı, üstündeki zaten daha önceden giydiğim ceketi çıkardı. Ne yapacağının farkındaydım. Fakat o direkt ceketi kollarımdan geçirip fermuarı kapattı. Ceket tamamen o kokuyordu, ferahtı ama yanında birde sigara kokusu vardı rahatsız etmiyordu ama. Bunu yaparken sıcak nefesi yüzüme vuruyor. Sıcaklık yüzümde kızarıklığa ve feci şekilde utanmama vesile oluyordu.
Daha sonra yüzüme bakmadı. Ruhsuz haline geri döndü. Boran'a bakarak "Gidelim hadi" dedi. Elimdeki poşeti aldı. Yüzüme bakmıyordu.
Bakmasın! Zaten niye yapıyor ki bunu sana! Seni etkilemeye çalışıyor, kanma Beliz kanma!
En çirkef yanımın söyledikleri hem saçma hem mantıklı geliyordu. Üstelemedim.
Oradan direkt parka geçtik. Zaten fazla yol kalmamıştı. Bengi'ye baktığımda Boran'ın ona üstündeki kazağı verdiğini gördüm. Çocuk altına giydiği siyah tişörtle kalmıştı. Biz önde onlar arkadaydı. Parka girdiğimizde Hümeyra direkt yanımıza geldi. Annemler Miray'ın ağzına birşeyler tıkıştırıyordu. Kızın ağzı yırtılacaktı resmen.
"Beliz abla ya nerede kaldınız kayboldunuz zannettim. Ama Allah'tan Batın abi seni sordu ve sonrasında arkanızdan geldiler yoksa o erkek size bulaşırdı."
Koşuşturarak geldiği için nefes nefeseydi. Nasıl yaptı bilmiyorum ama aşırı hızlı bir şekilde anlattı.
O erkek derken.
Sapıktan mı bahsediyor?
Nereden gidecek kulağına salak?
Hay sıçayım böyle işe!
Direkt Barlas'a baktım.
"Nereden haberin oldu? Mafya falansın da benim mi haberim yok?"
Ciddi duruyordu birde biraz sinirli.
"Sorun bu mu sence?" Etraftaki herkes susmuş sadece o konuşuyor ve o var gibi hissediyordum ama hayır; zaman akıyor, insanlar konuşuyor, gülüşüyordu.
Derin bir nefes verdi. Üzerime doğru yürümeye başladı. Geriye doğru gittim. Sanki attığım her adımda daha da sinirleniyordu. Adım ata ata en son parkın demirliklerinin olduğu yere çarptı sırtım, durmak zorunda kaldım ama o durmadı yanıma yarım adımlık mesafe kalana kadar yaklaştı ve lanet bir şekilde alıştığım hareketi yaptı, yüzünü boy hizama getirdi, eğildi.
"Niye o an hiç birşey olmamış gibi gittin Beliz!? Ya arkandan, arkanızdan gelseydi?"
Sinirle soluyordu. Yüzüme vuran nefesi sıcak değildi, soğuktu.
"Hadi diyelim bizi aramadın etmedin, ne diye yakınlardaki insanlara söylemiyorsun kızım!?"
Bengi'nin sesini duydum. "Yapma Barlas astımı tetiklenecek."
Umursamadı Bengi'yi, oysa haklıydı.Tutabilir, tetiklenebilirdi astım krizim.
"Beliz."
Sesi yumuşaktı bu sefer. Lanet ediyordum buna da ama adımı güzel bir aksanla dile getiriyordu.
Dudağını yaladı..Yüzüne bakıyordum çünkü başka bir seçenek tanımamıştı yakınlığından dolayı.
"Telefon numaranı bana ver ve birşey olursa bana, yanındakilere, ailene söyle. Yanında ailen varken varlıklarını unutma. Kullan onlarla vaktini. Tamam mı?"
Cevap vermedim. Ağlayasım geliyordu ve sigarayla karışık kokusu burnuma gelince dudağımı büzüp ağlamamak için zor duruyordum.
"Birde..." dedi ve ekledi.
"Non dimenticarti nemmeno di me."

Eveeettt canikoollaaaar baya uzun bir bolum oldu ama yazarken coook eğlendim.Üstelik Hümeyra ve Bengi sahnelerinde ayrı bir eğleniyorum wiöağwkdawlks. Umarım beğenmişsinizdir canımlarım. Eleştirmeyi ve beğenmeyi unutmayın. Sizi seviyoruuumm😍🤍🤍🤍

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1.202okunma 71beğeni 8yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…