MUTLU YARALAR kitap kapağı

9. bölüm / 11

MUTLU YARALAR

9 - Kurtuluş

Vaveyla Yazarı: mə Likə

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 11Şu an: 9 - Kurtuluş

“Şimmmdiii! Bunu gördükten sonra eminim ki buraya gelecektir! Ne de olsa çok sevdiği değerli ailesi, en sevdiği adamın elinde! Akvaryumu getirin!”

Ortam hareketlenmişti. Kollarımı ipten çıkarmaya çalıştım ama yapamadım. Denedim denedim. Olmuyordu! Adamlar sırıtarak beni izledi. Keskin bir şey aradım. Bu kadar adama karşı elimden bir şey gelmeyeceğini biliyordum. Ama annemin kaçmasını sağlayabilirdim. Etrafıma bakındım. Nafileydi. Bütün çabalarım nafileydi. Önümdeki akvaryuma su doldurulurken öleceğimizi hissettim. Sonumun geldiğini, kurtulamayacağımızı..

“Aren. Aren.”

Bana fısıldayan anneme döndüm.

“Canımın içi. Sakin ol. Dediklerimi dinle tamam mı?”

Endişeyle yüzüne baktım.

“Ben onları oyalamaya çalışacağım. Sen de-“

Kafamı iki yana salladım. Dudaklarımı ısırdım.

“Şiii. Bir şey olamayacak. Her şey düzelecek. Beni dinlemelisin tamam mı?”

Yanaklarımdan aşağı sayısız gözyaşı dökerken, konuşmaya çalıştım.

“İstemiyorum. Ben onları oyalayacağım. Sen de dikkatleri üstümdeyken kaçmalısın.”

Adam aramıza girip yere çömeldi. Sesimizi taklit edip fısıltıyla konuşmaya başladı.

“Merak etmeyin. Şiiii. Kimse sizi duyamıyorken plan yapın hadi.”

Adamlar gülmeye başladı. Adam akvaryuma bakıp konuşmaya devam etti.

“Önce kim ölmek ister?”

Annem çırpınmaya başladı.

“Yalvarırım! Ne olur oğlumu bırakın! Ne olur! Her şeyi yaparım! Her istediğinizi! Ne isterseniz! Lütfen! Ona dokunmayın!”

Adam annem ona bağırırken parmaklarını birbirine çarpıp ritim tuttu.

“Ne olur. Ne olurrr ye ye yee. Ne olur. Lutfeeeeen~~”

Öfkeyle ağırlığımı yan tarafıma verdim. Adamın üstüne düşer düşmez acıyla homurdandı.

“Alçak herif!! Seni geberteceğim! Seni öldüreceğim!!”

Kabaca sandalyemi itip ayağa kalktı.

“Aptal velet.”

Bana doğru baktı.

“İlk annesini öldürüyoruz beyler!”

Panik içinde debelendim. Ellerimi çektim. Parmağımı o kadar güçlü çektim ki bütün kemiklerim birbirine geçmiş gibiydi. Acıyla yüzüm buruştu bir parmağımı ipten dışarı çıkarabilmiştim. Sanırım bas parmağımı kırmıştım. Ötekileri de çıkarmaya uğraşırken bir adam gelip beni doğrulttu.

“Bu sahneyi kaçırmaman gerek. Baksana ne kadar dramatik değil mi?”

Annemin kolları ve bacakları çözülmüştü. İki adam onu akvaryumun önüne taşıyordu.

“Hayııır! Hayııır! Sakın! Durrrrunn!”

Sandalyemi hareket etmeye çalıştım. O kadar çok debelendim ki terler alnımdan üstüme düşüyordu. Birkaç adım ileri gidebildim. Daha fazla çabaladım ama arkamdaki adam sandalyemi geri çekip beni olduğum yere getirdi.

“Geberteceğiiiim! Hepinizi geberteceğiiiim! Ona dokunmayıın! Annneeeee! Aannnee kaç! Sizi gebertirrriiim! Dokunmayıın! Ona dokunmayıın! Kaaaaaç anne ne oluuur!”

Boğazlarım acıyordu. Bağırırken seslerim kısılmaya başladı. Annem ağlayarak yüzüme baktı.

Diğer yanımda dikilen adam silahını çıkartıp kafama dayadı.

“Öyle bir şey yapmayacak.”

Annem kaderine teslim olmuş gibi dudaklarını ısırdı ve bana bakmaya devam etti. Adam kamerayı tutan adama işaret verdi.

“Son sözün var mi?”

“Hayııır! Hayııırr! Gebertirrrimm siziii! Yemiiin ederrrrim! Hepiniizii buluruuum! Sakın! Dokunmayın onaaaa!”

“Aren. Seni çok seviyorum oğlum. Sen benim mutluluğumsun. Sen benim dünyamsın. Seni çok seviyorum. Çok çok çok seviyorum oğlum. Benim oğlum olduğun için teşekkür ederim.”

Adam gelip ağzımı bantladı. Kaçınmaya çalıştım ama kafamı çok güçlü tutuyordu.

“Çok bağırıyorsun. Sesin beynime girdi.”

Elini kaldırdı ve annemin oturduğu sandalyede bacak bacak üstüne atarak olacakları izledi.

Annemin kafası akvaryuma batırılıyordu. Uzun süre akvaryumun içinde debelendi. Çıkartın! Çıkartııın!! Sonra saçını çekip nefes almasını sağladılar. Hiçbir şey yapamadım. Bağırıyordum sesim çıkmıyordu. Ağlıyordum. Debeleniyordum. Bakmamak istiyordum ama bakmak zorundaymış gibi hissettim. Belki bir mucize olur ve kurtulurduk.

Bu sefer kafasını daha derine soktular. Annem debeleniyor, çıkmak için çabalıyor, adamları tırnaklarıyla çiziyordu. Akvaryumu yumrukluyordu ama başını kaldırmaya gücü yetmiyordu. İki adam daha da hırslanarak onu havaya kaldırıp başını daha dibe soktular. Ağzından sayısız baloncuk çıkıyordu. Yeter! O kadar acı çekiyordu ki sanki suyun altında ben varmışım gibi nefesim kesildi. Yüzüm buruştu. Bu işkencenin bitmesini istiyordum. Kurtulmasını istiyordum. Akvaryumun içindeyken bana doğru baktı. Artık çabalamıyordu. Hareketlerini kesmişti. Sesimi duymuş gibiydi. İfadesi yavaşça değişti. Gözlerini kapadı ve bana gülümsedi. Artık ölmüştü... Bir gülümsemeyle. Hayır. Ölmemişti. Kurtulmuştu. Ve birazdan ben de kurtulacaktım.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

180okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.