10. bölüm / 11
MUTLU YARALAR10 - Boşluk
Bölümler 11Şu an: 10 - Boşluk
- 1 1- BEN BİR HİÇTİM496 kelime
- 2 2- HİSSİZ Lİ481 kelime
- 3 3- HANGİ TUZAK?945 kelime
- 4 4- SADECE..331 kelime
- 5 5- SİHİRBAZ KATİL941 kelime
- 6 6- ELVEDA ACILAR999 kelime
- 7 7- SAHTE KİMLİK739 kelime
- 8 8- ROB VALİ738 kelime
- 9 9 - Kurtuluş573 kelime
- 10 10 - Boşluk637 kelime · Okuduğun bölüm
- 11 11 - Söz861 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Annemin kafasını sudan çıkardılar. Hareketsiz bedenini yavaşça yere koydular. Ben ise donmuştum. Olanları hareketsiz bir şekilde izliyordum. Artık çabalamaya gerek yoktu. Kaderime direnmeyecektim.
“Kadını kameranın önüne götürün.”
“Patron bu canlı yayını görmüş olmalı. Birazdan burada olurlar. Hazırlanalım mi?”
Adam bana baktı.
“Arkadakiler hazırlanmaya başlasın diğerleri kalsın. Onu da öldüreceğiz. Ne de olsa Vali ‘nin çocuğu.”
Gözlerimi dikip ona baktım. Gözyaşlarım yanağımda kurumuştu.
“Açın ağzını. Son sözlerini dinleyelim.”
Sandalyemi tutan adam eğilip bandımı çıkardı.
“Adın ne?”
“Ha?”
“Adın ne?”
Adam kahkaha atmaya başladı.
“Ne yapacaksın? Beni bulup öldürecek misin?”
“Evet.”
“Nerede? Öteki tarafta mı?”
Tekrar gülmeye başladı. Anneme baktım.
“Eğer beni öldürmezsen senin celladın olacağım. O yüzden bunu bitirelim.”
Adam şaşkın bir ifadeyle yüzüme baktı.
“Kaç yaşındasın sen? Boyundan büyük laflar ediyorsun velet! Sevdim seni! Nasıl öleceğine karar vermek ister misin?”
Hiçbir şey demedim. İplerimi çözen adamlara sakince boyun eğdim. Beni akvaryumun önüne getirirlerken gözlerimi annemin beyaz, solgun vücudundan ayırmadım.
Adam kolunu kaldırıp emir verdi.
“Adım Han Capoze. Beni cehennemde bulabilirsin.”
Adamın yüzüne baktım. Yüzünü kafama öyle kazıdım ki her santimini her ayrıntısını, çiziklerinin yerlerini bile... Asla unutmayacaktım.
Adamlar aniden kafamı suya soktular. Basta hiç karşı gelmedim ama ciğerlerimin suyla dolduğunu hissedip, boğazımda ve genzimde yanma olunca kollarımı rastgele savurmaya başladım. Adamların kollarını sıktım. Ama ne yaparsam yapayım o sudan dışarı çıkamadım.
Bu bedenimin ölüme direnişiydi. Ruhumun değil.
Birden beni bıraktılar. Hızla başımı yukarı kaldırdım. Art arda acıyla öksürerek kendime gelmeye çalıştım. Daha fazla dayanamadım ve yere yığıldım. Öksürüp dururken annemin bana gülümseyen yüzünü gördüm. Gözyaşlarım yanaklarımdan süzüldü. Duyamadığım tüm sesleri duymaya başladım. Ağır silahların sesini. Beni tutan adamlar çoktan yerde kanlar içinde yatıyordu. Etrafıma baktım. Bütün adamlar ellerinde silahlarla karşı taraftaki topluluğa ateş ediyordu. Boş fabrikanın, eski duvarlarında sayısız silahın sesi yankılandı. Annem ve ben bu mermi savaşının tam ortasında duruyorduk. Eğilip annemin yanına süründüm. Elini tuttum. Bir anda bacağımda keskin bir acı hissettim. Adamlar bana doğru yaklaşarak işaretler yaptılar. Han Capoze karşı topluluğun en önünde duran siyah takım elbiseli adama bağırdı.
“Hoş geldin! Biz de seni bekliyorduk Vali!”
Adam önüme geçip kendini bana kalkan olarak kullandı. Aynı zamanda ateş etmeye devam etti.
“Ölüm günün kutlu olsun Capoze!”
Vali hiç kaçınmadan adamın üstüne doğru yürüdü. Kollarında ve omzunda kırmızı delikler belirdi. Bu kaosu gözümü kırpmadan izledim. Çünkü artık hayattaydım. Kurtulamamıştım. Ve diğerlerinin yüzünü de aklıma kazımak zorundaydım. Yıllardır görmediğim babam dahil herkesin yüzünü inceledim. Onları ifadesiz gözlerle süzdüm. Ne bu günü ne de onların yüzünü ne de yeni amacımı asla unutmayacaktım. Onları öldürene kadar durmayacaktım. Her şeye rağmen hissettiğim şey öfke değildi. Kin, nefret. Hiçbiri değildi. Fazla sakindim. Fazla tuhaftım. Bu duygunun ne olduğunu bilmiyordum. Zihnim karıncalanıyordu. Uyuşuyordum. Koluma keskin bir acı saplandı. Dönüp bakmadım. Annemin elini sıkarken, karşımda birbirini öldüren adamların yüzlerine bir gülümsemeyle baktım.
Her şey öyle hızlı oluyordu ki anlayamıyordum. Zamana yetişemiyordum.
Belki de o andı. Hissizleştiğim an. Duygulardan arındığım an... Bir an neden ağladığımı, aynı zamanda gülümsediğimi, orada olduğumu, elini tuttuğum kişinin kim olduğunu unuttum. Kolumdaki ve bacağımdaki dayanılmaz acının hissini unuttum. Karşımda beni koruyan adamın neden oraya geldiğini unuttum. Üzüntüyü, korkuyu, hissetmeyi unuttum. Hiçbir şeyden haberi olmayan masum bir bebek gibi önümde patlayan mermileri havai fişekler misali izledim. Çok büyüleyiciydi. Rengarenk renkler, duyduğum sesler, hızla atan kalpler, sırayla yere yığılan bedenler.. Kendimi bir aksiyon filminin içinde görünmez biri olarak hissediyordum. Tek yapabildiğim tüm bu olanların tadını çıkartmaktı.
Birkaç saniye sonra boşluktaydım. Silah seslerini artık duyamıyordum. Önümdeki manzarayı göremiyordum. Tüm bedenim uyuşmuştu. Kalbimin sesini duydum. Sanki her uzvumda aynı anda atan birçok kalp vardı. Sağır edici bir şekilde, davul gibi atıyordu. Bedenimden sıcak kanlar süzülüyordu. Vücudum titriyordu. Gözlerim anneme bakıyordu. Hareket edemedim Çünkü nasıl yapıldığını unuttum. Duygularım ve zihnim birbirine girdi. Beni terk ettiler. Önümdeki adamın yere düştüğünü gördüm. O düşerken karşısında bana bakan yüzü çiziklerle dolu olan adamı gördüm. Sonra her şey karardı.
Gözlerimi bir daha açtığımda siyaha boyanmış bir dünyadan başka bir şey göremedim. Artık tek görebildiğim o boşluktu. Kalbimdeki boşluk..
Bölüm etkileşimi
