1. bölüm / 11
MUTLU YARALAR1- BEN BİR HİÇTİM
Bölümler 11Şu an: 1- BEN BİR HİÇTİM
- 1 1- BEN BİR HİÇTİM496 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 2- HİSSİZ Lİ481 kelime
- 3 3- HANGİ TUZAK?945 kelime
- 4 4- SADECE..331 kelime
- 5 5- SİHİRBAZ KATİL941 kelime
- 6 6- ELVEDA ACILAR999 kelime
- 7 7- SAHTE KİMLİK739 kelime
- 8 8- ROB VALİ738 kelime
- 9 9 - Kurtuluş573 kelime
- 10 10 - Boşluk637 kelime
- 11 11 - Söz861 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Silahı alnına bastırdım.
“Bana mutlu olmayı hatırlattığın için teşekkür ederim.”
(Bang!)
Birkaç saniye bekledim. Kolumu yavaşça indirdim. Dizlerimi yere bastırdım. Eğildim ve yanağını okşadım. Parçalanmış kafasından geriye kalan kısmı tuttum ve göğsüme bastırdım. Ellerim kan yüzünden kaygandı. Silah parmaklarım arasından kaydı, yere düştü. Artık o da ölüydü. Can dostum. Silah arkadaşım. Sırdaşım. En yakınım. İlk arkadaşım. Son arkadaşım...
Ağlamak istiyordum. Ama nasıl yapıldığını çoktan unuttum. Üzgün müyüm? Bilmiyorum. Tek bildiğim bu onu göreceğim son an. Sadece sarılmak istiyorum. Son bir kez onu sımsıkı tutmak istiyorum. Neden güldüğümü bilmiyorum. Belki kalbimdeki acıyı gizlemek için belki yaptığım şeyin doğruluğunu kanıtlamak için belki kendimi kötü adam olduğuma ikna etmek için..
Saçlarını okşadım. Sonra onu yavaşça yere bıraktım. Gözlerini kapadım. Uzun süre yüzüne baktım. Yüzü kan içindeydi. Yanakları sayısız küçük morluklarla dolu, dudağı patlamış, kafasının yarısı yoktu. Ama ben yüzüne baktığımda mutlu olduğunu hissettim. Acaba ölünce ben de böyle gülebilecek miyim? Onu kucağıma alıp arabanın arka koltuğuna koydum. En sevdiği yere doğru sürdüm. Bütün şehrin ışıklarının görülebildiği sessiz yeşil tepeye. Sadece onun değil benim de en sevdiğim yerdi. Ne zaman boş vaktimiz olsa orda buluşurduk. Bazen hiç sohbet etmeden saatlerce manzarayı izlerdik. Huzur vericiydi. O zamanlar sadece huzur doluydu.
Yolda giderken şarkı açtım. Söylemeye başladım. Bana eşlik ediyordu. Biliyordum. Çünkü birbirimizle konuşmadığımız zamanlar bu şarkının çaldığını duyduğumuzda, olanları unutup birlikte söylemeye başlardık. Kısa sürede yeşil tepeye varmıştık. Onu nazikçe arabadan çıkarttım. Uçurumdan biraz daha uzağa yatırdım. Sonra yanına yattım. Derin bir nefes aldım. Bir süre yıldızları seyrettik. Sonra içimdekileri birden söylemeye başladığımı fark ettim.
“Her zaman biliyordum. Senin beni öldürmek istediğini.. Ama sen beni öldürmeye hazır oluncaya kadar bu arkadaşlığın bozulmasını istemedim. Sessiz kaldım.”
“...”
“Neden söylemedin? Bana düşman olduğumuzu neden söylemedin? Benim de seni öldürmek isteyeceğimden mi korktun?”
Güldüm. Yıldızlara baktım.
“Asla. Asla seni öldürmek istemedim. Hiçbir zaman aklımdan geçmedi. Kendimi öldürürdüm daha iyi. Ama yaşamak zorundaydım Paul.”
Yüzümü ona çevirdim. Soğuk elini tuttum.
“Eğer bir amacım olmasaydı gülümseyerek kendimi sana teslim ederdim. Ama yaşamak zorundayım. Bana kızma. Merak etme seni yalnız bırakmayacağım.”
Elini okşadım ve gözlerimi tekrar yıldızlara çevirdim.
“Beni öldürmeni isteyen herkesten intikam alacağım ve yanına geleceğim. Sana bunları yaşatanlardan ve bana bu hayatı yaşatanlardan... Söz.”
Yıldızlar bulanıklaştı. Gözlerimden kulaklarıma doğru ince, sıcak bir su aktı. Bu yıllar sonra düşen ilk gözyaşımdı. Çocukken, annemin öldürüldüğünü gördükten sonraki ilk ağlayışımdı.
O günü hala hatırlıyorum. Bir sandalyeye bağlanmıştım. Gözlerim hariç her yerim bantla kaplıydı. Etrafımda bir sürü takım elbiseli, silahlı adam vardı. O kalabalığın ortasında ben, annem, bir kamera ve su dolu büyük bir akvaryum duruyordu. Annemin deli gibi çırpındığını, bağlı kollarını açmaya çalışmasını, ağzından çıkan milyonlarca kabarcığı, akvaryumun içinde bana baktığındaki o derin, umutsuz bakışı. Hiç bitmiyordu. Çırpınışları sonsuza kadar sürecek gibiydi. Tek yapabildiğim ağlamak ve bağırmaya çalışmaktı. Bütün bedenim titriyordu. Nefes alamıyordum. Bitmesinden korkuyordum. Annemin hareketsiz kalmasından. Adamlar annemin kafasını sudan çıkardığında artık yaşamıyordu.
O günden sonra bir daha acı hissetmedim. Korkmadım. Üzülmedim. Özlemedim. Hiçbir şey hissetmedim. Bütün duygular aynıydı. Hepsi eşitti. Hiçbirine ihtiyaç duymadım. Duygular bir hiçti. Acı bir hiçti. Hayat bir hiçti. Ben bir hiçtim.
Bölüm etkileşimi
