2. bölüm / 11
MUTLU YARALAR2- HİSSİZ Lİ
Bölümler 11Şu an: 2- HİSSİZ Lİ
- 1 1- BEN BİR HİÇTİM496 kelime
- 2 2- HİSSİZ Lİ481 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 3- HANGİ TUZAK?945 kelime
- 4 4- SADECE..331 kelime
- 5 5- SİHİRBAZ KATİL941 kelime
- 6 6- ELVEDA ACILAR999 kelime
- 7 7- SAHTE KİMLİK739 kelime
- 8 8- ROB VALİ738 kelime
- 9 9 - Kurtuluş573 kelime
- 10 10 - Boşluk637 kelime
- 11 11 - Söz861 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ana yola çıktım. En yakın benzin istasyonunda durdum. Etrafıma baktığımda tek görebildiğim paslı direkler, dolu çöp konteynırları, küçük eski bir marketti. Arabadan indiğimde keskin benzin kokusu beni kendime getirdi. Bu kokuyu kan kokusundan daha çok seviyordum. Kapıyı kapamaya gerek duymadan marketin içine ilerledim. Gözlüklü bir çalışan geldi ve üstümdeki kanlı kıyafetlere aldırış etmeden beni personel odasına yönlendirdi. Verilen gömlek ve pantolonu giyerken bir dolaptan siyah, büyük bir kol bavulu çıkardı.
“Benzin istasyonunu geçtiler. Şehir merkezine doğru gidiyorlar.”
“Kaç araba var?”
“Yedi. Bir de içinde adamlarının olduğu bir tırdan şüpheleniyoruz. Düzensiz seyir halinde ve belirli yerlerde duraklayarak şehirde daireler çiziyor.”
Güldüm.
“Aptallar.”
“Destek isterseniz çağırabiliriz.”
Gözlerimi kıstım ve adama baktım.
“Benim kim olduğumu sanıyorsun?”
Kafasının arkasını kaşıdı ve sahte bir gülümsemeyle yanıt verdi.
“Aren Li.”
Gömleğimin düğmelerini iliklerken küstahça sırıttım.
“Kaç dakika içinde burada olurlar? Ya da.. Şöyle mi sormalıyım. Onlar gelene kadar seni öldürmem kaç dakikamı alır?”
“Ne-!”
Yanağına sert bir yumruk geçirdim.
“Zaten kötü bir gün geçirdim. Çok şanssız bir adamsın.”
Önce soluna sonra sağına sert bir yumruk daha attım.
“Kendini ele veren sensin.”
Ağzını konuşamayacak kadar dağıttıktan sonra ellerimdeki kanı üstündeki kıyafetlerin temiz bölgelerine sildim. Üzerinden kalkıp saçlarımı arkaya ittim. Dolabın içindeki aynaya bakarak görünüşümü düzelttim. Beyaz gömleğe renk katan, yakamdaki kan damlalarına baktım. İç çektim. Bütün dolaplara tek tek baktım. Sondan ikincisini açtığımda içinden ağzı bantlı bir genç düştü. Çizgili donu hariç üstünde bir şey yoktu. Arkama döndüğümde dayağa doymamış adamın sürünerek kapıya yaklaştığını gördüm. Yanına diz çöker çökmez sakladığı bıçağı bacağıma geçirdi. Sırıttım. Bıçağı tek hamlede çıkarttım. Elimde döndürürken gözlerimi ondan başka bir yere çevirmedim. Donmuş bir şekilde hareketlerimi izliyordu.
“Birincisi Harpia ‘da çalışanlar bana Hissiz Li der. Asla adımı kullanmazlar. İkincisi de..”
Bıçağı koluna sapladım.
“Bu lakabın sebebi acıyı hissetmiyor olmam. Ama bu senin için geçerli değil, değil mi?”
Bağırarak kolunu tutarken geri geri sürünmeye başladı. Bıçağı çıkartmaya cesareti olmadığı için ona yardım ettim. Uzaktan bizi izleyen yarı çıplak, elleri bağlı adamın yanına gittim. Bıçağı önüne koyup, ağzındaki bandı çektim.
“Bilmem gereken bir şey var mı?”
“Bavulun içinde bomba var! Sadece bir saati kaldı!”
“Gerçek bavul nerde?”
“Yiyecek deposuna sakladı.”
“Başka bir şey?”
Biraz düşündü ve cevap verdi.
“Yok.”
Ayağa kalktım. Diğer adamın ellerini bağladım. Siyah bavulu da boynuna astım. Kolunu tutup onu önüme sürükledim. Çıkarken arkadan bağırış seslerini duyabiliyordum. Ama duymazdan gelmeyi tercih ettim. Tek bir adamı haklayamayan biri olmasına rağmen yanına bıçağı bırakmam bile onun için bir lütuftu.
Yiyecek deposuna gidip bavulu aldım. Adamı sürüklemeye devam ettim. Kaçma çabalarını, arada bir karın boşluğunu yumruklayarak zapt ettim. Dişleri birbirine geçtiği ve dudakları balon gibi şiştiği için konuşamıyordu. Ayaklarını kırmayı da çok istiyordum ama bu yorgunlukla onu taşımak istemedim.
Adamı arka koltuklara attığımda birkaç dakika gözlerini genişçe açıp yere baktı. Hareketsizleştiği için mutluydum. Bu fırsatı değerlendirip bavulu boynuyla koltuk başlığı arasında doladım. Panik içinde tekrar debelenmeye başladı.
“Bu kadar pis olmasına aldırma. Kokuya da birazdan alışırsın.”
Sonra arabaya benzin doldurdum ve şehir merkezine doğru sürmeye başladım.
Bölüm etkileşimi
