11. bölüm / 11
MUTLU YARALAR11 - Söz
Bölümler 11Şu an: 11 - Söz
- 1 1- BEN BİR HİÇTİM496 kelime
- 2 2- HİSSİZ Lİ481 kelime
- 3 3- HANGİ TUZAK?945 kelime
- 4 4- SADECE..331 kelime
- 5 5- SİHİRBAZ KATİL941 kelime
- 6 6- ELVEDA ACILAR999 kelime
- 7 7- SAHTE KİMLİK739 kelime
- 8 8- ROB VALİ738 kelime
- 9 9 - Kurtuluş573 kelime
- 10 10 - Boşluk637 kelime
- 11 11 - Söz861 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
“Uyandı! Doktoru çağırın!!”
İlk duyduğum kelimeler..
Gözlerimi yavaşça açtım. Beyaz bir tavan ve o kimsenin sevmediği koku. Hastane kokusu... Etrafıma bakındım. Biri gelip gözlerime ışık tuttu sonra serumlarımı kontrol ettiler.
“Durumu iyi. Vücudu iyileşirse onu taburcu edebiliriz.”
“Tamam doktor. Onu arayıp haber vereyim mi?”
“Evet.”
Hemşirenin kolunu tuttum. Önce irkildi sonra dönüp omzumu sıvazladı.
“Merak etme iyi olacaksın.”
“Ne zamandır buradayım?”
Uzun süre konuşmadığım için sesim garpti. Gülümsedi.
“Bunları daha sonra konuşuruz. Şimdi dinlen.”
Günlerimi hiçbir şey yapmadan, yatakta oturup, gökyüzü izleyerek geçirdim. Benimle ilgilenen hemşireden birkaç şey öğrendim. Beni buraya ismi belirsiz bir kişi getirmiş. Ağır yaralı olarak geldiğimi, üç ay boyunca komada kaldığımı öğrendim. Odamın kapısında duran iki adam vardı. Her zaman oradaydılar. Günlük kıyafetler giyseler de, beni izlediklerini biliyordum. Ya da bir şeyden koruduklarını...
Her şeyi net bir şekilde hatırlıyordum. Tüm yaşadıklarımı. Annemin ölümünü, adamların oraya gelişini, silahlı çatışmayı, babamı, Capoze ‘yi, bacağımdaki ve kolumdaki o acıyı.
Birkaç gün sonra taburcu edildim. O iki adam, beni bir yere götürmeleri gerektiğini, bunun benim iyiliğim için olduğunu söylediler. Reddedecek bir isteğim, direnecek gücüm yoktu. O yüzden başımı sallayıp onları takip ettim. Beni lüks bir arabaya götürdüler. Binip yola çıktık. Saatler sonra büyük bir şirketin önünde durduk. Dev gökdelenin üstünde, altın bir yazıyla ‘Golden Blood’ yazıyordu. Arabadan inip, içeriye girdik. Sonra doğruca asansöre, oradan da büyük, gösterişli kapısı olan bir odanın girişine yürüdük. Adamlar kapıda durup içeri girmemi söyledi. Yavaşça kapıyı açtım. Geniş, siyah renk, deri oturma grubu, cam bir masa onun arkasında ise odanın yarısını kaplayan bir kitaplık vardı. Kitaplığın önünde çalışma masası vardı. Etrafımı incelerken bir adam gördüm. Takım elbiseli, yapılı adam sigarasını içerken dışarıdaki arabaları izliyordu. Durup beni fark etmesini bekledim. Birkaç saniye sonra gözleri hala camdayken konuşmaya başladı.
“Aren Li. 14 yaşında. Amerika da doğup büyüdü. Babası Lycoris şirketinin kirli işleriyle uğraşan bir mafyaydı. Mafya dünyasındaki en bilinen isimlerden biriydi. Adı Rob Vali. Ya da senin bildiğin ismi Derek Li. Seni ve anneni terk etti. Ama korumayı bırakmadı. En sonunda oğlu için hayatını feda etti. Talihsiz ve acınası bir ölüm olduğunu düşünüyorum.”
Bana döndü. Bakışları sert ve keskindi. Doğruca yüzüme baktı.
“Babam öldü mü?”
Sigarasını içti. Sonra masasına doğru yürüdü.
“Onun böyle ölmesini kimse beklemiyordu.”
Demek öyle. Demek öldü. Beni korurken...
“Senin peşindeler. Bütün Kurom Çetesi, liderleri seni öldürmek için hastaneye bir düzine adamını gönderdi. İstediği intikam yarıda kaldı. Babanı öldürmek onu tatmin etmedi. Ya da ömür boyu sakat kalmak. Seni öldürene kadar durmayacak. Üc aydır küçük bir çocuğun pesinden koşmalarının bir amacı olmalı. Seni istiyorlar. Belki diri belki ölü.”
Hiçbir şey demedim. Masasına oturup, önündeki dosyaları imzalamasını seyrettim.
“Bu şirketin adı Golden Blood. Lanetli kanların, öldürülmek ya da öldürmek için girdiği bir cehennem. Seni eğitip devlet için çalışan bir GB ajanı yapmak istiyorum.”
“Tamam.”
Adam tek kaşını kaldırıp bana baktı.
“Tamam?”
Derin bir nefes aldı.
“Bunu bu kadar hızlı kabul etmen güzel ama anladığını sanmıyorum. Sana yaşamının tamamen değişip, kanlı bir yolculuğa çıkacağını söylüyorum. Sürekli öldürecek, katiller tarafından kovalanacak, düzgün bir yatakta rahatça uyuyamayacaksın. Ölene kadar.”
“Tamam.”
Önündeki dosyaları kenara itip ellerini birbirine kenetledi.
“Artık Aren Li değil sadece Li ‘sin. Bir adın olmayacak. Bir yıllık disiplinli sert bir eğitimden geçecek ve sonra bu şirkete bağlılık yemini edeceksin. Burada çalışacak ve dediğimiz her emri istisnasız yerine getireceksin.”
“Hayır.”
Bir süre durup beni izledi. Uzun bir sessizliğin ardından konuştu.
“Neden?”
“Bir nedenden ötürü size de lazımım değil mi? Ölü ya da diri... O yüzden burada çalışmak için bir şartım var.”
Adam çarpık bir gülümsemeyle gözlerini gözüme dikti.
“Gidecek bir yerin yok. Seni arayan deli bir çete lideri var. Ve sen sana yol göstermeye istekli birinin önünde ne kadar ilginç kelimeler söylüyorsun.”
Ellerimi cebime soktum. Etrafa bakındım.
“Kendi yolumu kendim bulurum.”
“Birkaç gün sonra cesedin gazetelere konu olur.”
“Senin için en akıllıca davranış söylediklerime uyman olur.”
Yavaşça arkamı döndüm.
“Beni neden istiyorsun?”
“Vali benim eski bir arkadaşımdı. Eskiden birlikte iş yapardık. Defalarca birbirimizin hayatını kurtardık. Ama bu sefer başaramadım. Oraya vardığımda o çoktan.. çoktan ölmüştü.”
Yine sessizlik oldu.
“Şartını söyle evlat.”
Durdum. Başım önde gözlerim kapıdaydı. İçimdeki alev, kalbimin hızlı çarpmasını sağlıyordu.
“Beni eğitin ve Kurom un çetesine katılmama izin verin. Capoze yi onu öldüreceğime dair söz verdim.”
Adam kuru bir kahkaha attı.
“Sen-“
“Güçlenmek istiyorum. Siz beni kullanın ben de sizi. Ama benden bağlılık beklemeyin. Ben size ne bir düşman ne de dost olacağım. Tek amacım intikam olacak.”
“Hım. Buraya gel evlat.”
Döndüm ve adama doğru yürüdüm. Kalkıp karşıma geçti. Ekilip gözlerimin hizasına geldi. Boynundaki silah ve gül dövmesini o zaman fark ettim.
“Onun çocuğu olman senin için öleceğim anlamına gelmiyor. Sen bu hayata başladığ8nda arkanı kollayacak kimse olmayacak. Ben sadece sana küçük bir yardımda bulunuyorum. Seni ne koruyacağım ne de sana merhamet duyacağım. Hayatta kalmayı kendin öğreneceksin. O yüzden iyi seçimler yap.”
Kararlı bakışlarımda en ufak bir değişiklik göremedi. Omzumu sıktı.
“Dediğin gibi olsun. Ölmediğin sürece işimize yarar bir casus ol. Emirlerime uy. Yeteneklerin kanıtlandığı ve islerinde başarılı olduğun zaman seni Kurom ‘a sokacağım.”
Kafamı salladım.
“Ama bize ihanet eder ve o yeteneğini üstümüzde kullanmaya cüret edersen seni affetmem.”
Omzumdaki elini ittim.
“Aynı şekilde.”
Adam sırıttı.
“Robert Correl.”
Elini sıktım.
“Li.”
“Güzel.”
“Çocuğu diğerlerinin yanına götürün. Bugünden itibaren eğitime başlasın.”
Kapıdaki adamlar içeri girdi. Arkama bakmadım. Beni yeraltında gizlenmiş bir salona götürünceye kadar onları takip ettim.
Bölüm etkileşimi
