Bölümler 14Şu an: 7.bölüm:Yaz akşamı
- 1 1.bölüm: Mahkum1.361 kelime
- 2 2:bölüm:Söz ver2.104 kelime
- 3 3.bölüm: Sevgili mi?1.514 kelime
- 4 4.bölüm: Yenge muhabbeti2.404 kelime
- 5 5.bölüm: Görev976 kelime
- 6 6.bölüm: Eyvahlar olsun1.644 kelime
- 7 7.bölüm:Yaz akşamı601 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 8.bölüm: Motosiklet1.239 kelime
- 9 9.bölüm: Türk askeri ...394 kelime
- 10 10.Bölüm:Yenge!1.495 kelime
- 11 11.bölüm: Anlaşmalı evlilik797 kelime
- 12 12.bölüm:Altay Timi617 kelime
- 13 13.bölüm: Kurşun2.002 kelime
- 14 14.bölüm:Bir Türk kahvesi hikayesi883 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
2005
Yaz akşamı serindi. Güneş batmış, gökyüzü turuncudan mora dönmüştü. Hava hâlâ sıcaktı ama rüzgâr artık yüzünü okşayacak kadar yumuşaktı. Ağaçlar hafifçe sallanıyor, uzaklardan köpek havlamaları ve çocuk sesleri geliyordu. Sokak lambaları yandı, yerdeki gölgeler uzadı.
Şelale ailesini geçindirmek için hergün Çarşıya inen ve zorlukla çalışan 21 yaşında dul bir kızdı.
Kahverengi uzun düz saçları omuzlarından dökülür,siyah gözleri güneşin yakıcı ışığıyla parlardı.
Çarşıda ki bir barda hafta içi garson olarak çalışırdı.
Hafta sonu ise ailesiyle tarla işlerini hallederdi.
Bir gün barda işlerini hallederken kapının asma zili çaldı.
Genellikle bakmazdı ama nedense gözleri kapıya çevrildi.
O an kalbi durmuş gibi olmuştu.
Bu küçük mahallede herkes ya 60 üstüydü ya da 10 yaş altıydı.
Ama bu adam farklıydı.
Açık kumral saçları ve mavi gözleri şelalenin kafasında kurduğu bir hikayedeki adama çok benziyordu.
Tam bunları düşünerken bunların yanlış olduğunu düşündü ve bir müşterinin masasını silerken yanlışıkla koca bardağı devirip kırdı.
Büyük bir ses çıkarmıştı.
Müşteri gereksiz Bir şekilde ve alkolünde etkisiyle bağırıp çağırmaya başladı.
"Ben boşuna mı para veriyorum Dünya kadar para aldınız zaten geri verin paramı"diye bağırdı.
Şelale telaşlı bir sesle "Ben çok üzgünüm cidden bilerek yapmadım parası neyse veririm."dedi ve zar zor yutkundu.
Yüzü kıpkırmızı olmuştu.
Böyle olaylarda hep arka planda kalırdı kimseye bela olmak istemezdi.
Ama bu iş tek seçeneğiydi .
Babası felçli bir adamdı onu ayakta tutan tek şey kendisi ve kardeşi ipekti.
"Banane lan senin parandan bana üssünü çağır!"derken sözü bir tokatla kesildi.
Şelalenin ağzından küçük bir çığlık çıktı.
Ona tokat atan kişiye bakınca gözleri irice açıldı.
Bu az önce kapı da gördüğü ve hayran olduğu o adamdı.
"Siz ne yaptınız başınıza iş açacaksınız?"dedi titreyen sesiyle.
Yerdeki adam sarhoşluğun etkisiyle zar zor ayağa kalkmıştı.
Ve "Sen ne yaptığını sanıyorsun ha "dedi ve bir yumruk attı.
Adamın gözü morarmıştı.
Şelale yüzünü buruşturdu istemsizce.
Adam içinden bir küfür mırıldanarak kendisine yumruk atan sarhoş adamın kulağından çekerek dışarıya savurdu.
Şelale de ardından çıktı.
"Seni bir daha bu var da görürsem iki gözünü de eşit morarık yaparım duydun mu?!"diyince adam birşey diyecekti ama arkadaşları uzaklaştırdı.
"Gel benimle"dedi adam şelaleye elini uzatarak.
Ama şelale "Hayır, işimin başına dönmeliyim teşekkür ederim ama yapmamalıydınız."diyip koşar adımlarla bara girdi.
Akşama kadar adamı aklından dahi çıkarmamıştı.
Artık mesaisi bitince vardiyası olan iş arkadaşlarına baş sağlığı dileyip eve doğru yola koyulacaktı ki.
Sabah sarhoş adamı döven kumral çocuğun bir arabaya yaslanıp ona baktığını gördü.
Adam onun geldiğini görünce dikleşti ve ona doğru yürüdü.
Şelale derin bor nefes aldı.
Yüzü heyecandan kıpkırmızı olduğuna emindi.
İlk defa böyle hissediyordu.
Adam şelalenin yanına kadar geldiğinde elini ileri uzattı.
Ve "Tanışabilir miyiz köylü güzeli?"dedi dudağını ısırarak.
Şelale ilk önce çekinsede elini uzattı.
Ve "Şelale."dedi heyecanını bastırmak isteyen sesiyle.
Adam da gülümseyerek "Ben de Harun"dedi.
"Buraya Yeni taşındım muhtarın oğluyum."diyince şelalenin şaşkınlığı arttı.
Muhtarın oğlu mu?
Ama kaşı sarhoş adamın attığı yumruk yüzünden hafif kanıyordu.
Şelale "Bir dakika bekleyin ."dedi ve hemen bara gidip bir parça bez ve kolonya aldı.
Ellerindeki tek tıbbi yardım bunlardı.
Harunun yanına gelince harunun gözleri yavaşça kolonya ve beze kaydı.
"Gerek yoktu ama seni kıramam."dedi ve Yavaşça ileri gitti.
Şelale beze yavaşça kolonya myı döktü.
Ve yanlarında ki sandalyeyi işaret etti.
"Şuraya oturun lütfen."dedi.
Dediğini yaptı.
Bezi kaşına götürünce harun hafifçe inledi.
Şelalenin işi bitince öksürdü.
Hava yaz akşamları genellikle sıcak olurdu ama bugün fazlasıyla soğuktu.
Harun Kızın üşüdüğünü anladığınd ahenen montunu çıkarıp şelale engellemeden üzerine örttü.
Şelale "Gerek yok siz üşüyeceksiniz şimdi"dedi.
Harun ise "Karşımda bir güneş varken mi ?"dedi.
Şelale utanarak başını yere eğdi.
"Şey ben gideyim artık teşekkür ederim sabah olayı için iyi akşamlar."dedi ve gitti.
Harun ise arkasından fısıldadı.
"Akşamın iyi olduğu kesin."dedi
Şelale giderken kaç kere çukurlara takılmıştı ama ilk defa eve gülerek gitmişti.
Bölüm etkileşimi
