Mahkum kitap kapağı

12. bölüm / 14

12.bölüm:Altay Timi

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 14Şu an: 12.bölüm:Altay Timi

Hayır… bu olamazdı. Kulaklarım mı yanılıyordu, yoksa gerçekten mi böyle bir şey duymuştum? Anlaşmalı evlilik… Böyle saçma bir şey nasıl olabilir? İçimdeki ses, sürekli aynı soruyu fısıldıyordu: “Bu işin içine nasıl düştün gerizekalı?!"

Gözüm istemsizce Tuğrul’a kaydı. Onun yüzündeki şaşkınlık da benimkinden farksızdı. Dudakları kıpırdamıyor, ama gözleri her şeyi söylüyordu: “Ne saçmalık bu?”

Tam o sırada Harun’un sesi kulaklarımızı doldurdu.
“Güvenliklerin sizin karı koca olduğunuzu öğrenmemesi gerek. Bu yüzden size yeni kimlikler çıkarılacak. Dışarıdan gerçek bir çift gibi görünmelisiniz. Yoksa görev başlamadan bitmiş olur.”

Nefesim boğazıma düğümlendi. Karı koca… Gerçek bir çiftmişiz gibi… Hayır, bunu kabullenmem mümkün değildi. Ama Harun öyle bir netlikle konuşuyordu ki, sanki karar çoktan verilmişti.

"Nasıl bir saçmalık bu?!"diyerek inkar ettim.

"Eğer siz beni oradan sürükleyip buraya getirmeseydiniz ben bu yerden gitmiştim bile ama siz o aptal özgüveniniz ile beni ikna ettiniz ,hani bu nasıl korumak ! askerlerinden dayak yedim lan?!"diyerek bağırdım.

Kaslarını çattı.

Senin şom ağzına.

"Askerlerimden dayak mı yedin?"dedi.

Tuğrul hemen öne atıldı.

Geldiğimizden beri aynı pozisyondaydı.

Elleri arkada birleştirmiş,dimdik bir şekilde haruna bakıyordu.

Ben ise stresten tırnaklarımı kemiriyordum.

"Konumuz bu değil! Başka bir yol olmalı?"dedi hafiften sinirleşen sesiyle.

Ve devam etti."Hayır, bu imkânsız! Ben böyle bir şeye yanaşmam. Karı koca falan değiliz, olmayacağız da."

Sözlerini duyunca içimde bir şey daha kıpırdadı. Haklıydı… Ama bu inkar, bu kesin tavır… sinir bozucuydu. Sanki ben istiyormuşum gibi… Sanki bu durumun tek sorumlusu benmişim gibi.

Aslında tek sorumlusu biziz.

Harun yavaşça sandalyesinden kalktı.

Ellerini sarıya yakın turuncu saçlarında geçirerek devam etti.

"Bakın çocuklar, biliyorum sizin için bu tuhaf ama benim yapabileceğim tek şey bu."

"Peki neden o?"dedim Tuğrulu işaret ederek.

Harun bu soru karşısında sanki önceden bu soruyu soracağımı biliyormuş gibi "Çünkü seni bu zamana kadar tanıyan ve yargılamayan tek kişi o."

Bak bu konuda haklı olabilirdi.

Diğer kişiler beni yargılardi en kötüsü ise geri hapishaneye atmak bile isteyebilirlerdi.

Galiba en yüksek olasılıkla Tuğrul kalıyordu.

Tırnaklarımı yerken yavaşça Tuğrula döndüm.

Bakışlarında hiçbir duyguyu göremiyordum.

Ne şaşkınlık,ne sinir, ne de mutlu bir ifade vardı.

Mutlu ifade mi ne yapmasını bekliyorsun adamın bir hapishane kaçağıyla evlendiği için mutluluktan ağlamasını mı?Arada çok salak oluyorsun,dedi şelale.

Harun bize doğru yanaştı ve bana doğru "Şelale, kızım sen bizi birazcık dışarda bekleyebilir mısın?"dedi boğazını temizleyerek.

"Kızımı at artık ben senin kızın değilim ve hiç olmayacağım."dedim ve arkama dönerek hızlıca kapıyı açıp koridora çıktım.

Çıkmamla beraber birinin bana çarpması ani olmuştu.

Bu ne hız be kardeşim at mı koşturuyor arkandan?

Geldiği yere baktım birşey de koşturmuyordu arkasından.

Bana çarpan kişiye baktığımda bunun tutku olduğunu gördüm.

"Ah Songül kusuruma bakma."dedi.

Kahverengi uzun saçlarını at kuyruğu şekilde toplamıştı.

Yeşil gözleri ise üzerindeki yeşil askeri formasını daha çok ön plana atıyordu.

"Sorun yok ya sen nereye böyle at mı koşturuyor kız arkandan."diyip güldüm.

Sen bir daha şaka yapma gözünü seveyim

"Tim dışarıda bekliyor da arada böyle kaçamak yapıyoruz sen de gelsene".dedi sevinçle şakıyordu adeta.

Kaçamak mı hmm kaçak birine çok yakışır.

"Peki tuvalete uğrayıp geliyorum hemen."dedim gülümseyerek.

"Tamam bekliyorum seni dışarıda."diyip gitti.

Hemen kapıya kulağımı dayadım.

Şuan akşam saatlerinde olduğumuzdan askerleri koridorlarda göremiyordum.

Bu işimi daha da kolaylaştırıyordu.

Tuğrulun sesini duydum."Neden ben komutanım?Murat olsun,Kaan olsun,Deniz olsun, O kadar insan varken neden ben?Ben bu kızı nasıl koruyabilirim?Daha kimseyi koruyamıyorken!"diye bağırdı.

Harunun sesini duydum ardından.

"Sen bu kızı korumak için biçilmiş kaftansın Tuğrul.Bunu sen de ben de biliyoruz.O sadece bir hataydı ama şelale bir hata olmayacak."

Ne hatası?

"Senin gibi inatçı ve dik duran biri, bu oyunu en gerçekçi şekilde oynayabilir. İnsanların gözünde senin kararlı duruşun, Songül’ün yanında en sağlam kalkan olacak. Başka biri bu rolü kaldırmazdı."

Kendimi suçlu hissetmem normal miydi?

Alt tarafı özgür olacaktım ya!

Harunun derin bir nefes aldığını hissettim.

Ve şunları mırıldandı.

"Bunları time de anlatmalıyız.Altay timi benim en iyi timin ve kızımı koruyacak tek tim bu tim."

Acaba onlar nasıl karşılayacaklardı?

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

32okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…