15. bölüm · LAMBDA'NIN KÜLLERİ

Küllerle yazılmış isimler

NEHIR Acar

15. Bölüm – “Küllerle Yazılmış İsimler”

Gün, sabahın soluk ışığında başlarken ev sessizdi. O gerginlik, o sürekli tetikte olma hâli, ilk defa az da olsa gevşemişti. Lambda'nın yıkıntılarından sonra böyle bir an... neredeyse lükstü. Ama huzur denen şey bize fazla uzun kalmazdı, bunu hepimiz biliyorduk.

Salondaki koltuklara dağılmıştık. Aras hâlâ mutfakta bardakları karıştırıyor, kendi çapında sesli sesli şarkı uyduruyordu. Λ-23 camın önünde durmuş dışarıyı izliyordu — elleri hâlâ hareket etmeye yeni alışan birine benziyordu, ama içinde ne olduğu, işleyen algoritmalardan fazlasıydı artık. Yaman ise tam karşımda oturuyordu. Gözleri, her zamanki gibi, fazla sessiz.

İlay yanımda, battaniyeye sarılmış, başını koltuğun kenarına yaslamıştı. Sanki her an uyuyabilirdi. Oysa ki uykuyu hepimiz çoktan unutmuştuk.

Yaman birden sessizliği kesti.

> “Lambda’yla işimiz gerçekten bitti mi sence?”

Gözlerim ona kaydı. Aras mutfaktan kahvesini alıp gelirken “Ooo, gündem konuları!” diye mırıldandı.

Omuz silktim. “Bilmiyorum. Bildiğim tek şey, bu konuların merkezinde hep ben oluyorum. Hayır yani, burada duygusal bir robotumuz bile var ama hedefe konulan hâlâ benim.”

Λ-23 başını bana çevirdi. Yüz ifadesi yoktu, ama tonlaması hafifçe dalgacıydı.

> “Ben hedeflenmem. Ben işlevselim.”

Aras kahvesini içtiği gibi bir anda sandalyesine geri döndü, bana bakarken kahkahayla “GLK!” diye bağırdı. Ve devam etti “yaman bana neden sana GLK dediğimi sordu.”

Kaşımı kaldırdım.

> “GLK sadece bir kod adı. Öyle süslü bir hikayesi yok yani patlamalardan ölümlerden falan gelmiyor. Sadece Baş harflerim: Gece Liva Karan.”

Masadaki herkes sustu.

Kain “Tam ismini... ilk kez duydum.”

Yaman da başını kaldırdı. “Ben de.”

Aras ise sırıttı. “Sadece ben biliyordum. Ne diyebilirim ki, çocukluktan beri tanımanın avantajları.”

İlay bana döndü, hafifçe gülümsedi. “Bende biliyordum sonuçta aynı eğtimlerden geçip aynı yemini etmiştik.”

Ben o sırada içimden geçirdim: İsim, hayat kadar karmaşık bir şey değil. Ama bazen, bir ismi taşımanın ağırlığı hayatın kendisinden büyük olur.

Tam sessizlik tekrar çökmeye başlamıştı ki Aras sandalyesinden geriye doğru devrildi.

Cidden.

Kahkahayı patlattı, karnını tutarak yere yuvarlandı. Biz de ne olduğunu anlamaya çalışırken o hâlâ yerde debeleniyordu.

> “Aklıma bir şey geldi!” dedi sonunda. “GLK. Hah! Hah. Şu veri dosyası olayında Lambda’nın asıl sakladığı şey, senin ses kayıtların olabilir mi?!”

Ben göz devirdim. “Yaptığın tüm deneyleri anlatmamı istemiyorsan sus, Aras.”

O hâlâ yerdeydi. “Buranın tek delisi ben değilim... ve bende de senin bir sürü sırrın var , GLK!”

Yaman güldü. Λ-23 hafifçe başını eğdi. İlay ise usulca bana döndü, alçak sesle mırıldandı:

> “O senin en yakın dostun, değil mi?”

> “Delilik bağlar. Aras’la bağımız beton gibi. Kırık ama hâlâ ayakta.” ekledim "bir zamanlar sennle nasılsam onunla da öyleydim, esi dostum" elimi omzuna attım

Ona 'eski dostum' dediğimde gözlerindeki yumuşama derinleşti ve yüzünde bir gülümseme oluştu

____

Aradan yarim saat geçmişti. Birden kendimizi oturma odasında bulmuştuk İlay'la beraber ikili koltukta otururken yaman ve kian teklj koltuklardaydı. Aras ise... yerde sırt üstü uzanıyordu

Aras bir sürelik sessizliğin ardından kian isminin konusunu tekrar açtı:

Aras, yerde sırt üstü yatarken elini havaya kaldırdı.

“Şuna bak… GLK bir robota isim verdi. Dünya kesinlikle sonuna geldi.”

Kian göz kırpmadan ona baktı.

“İsim bir tanımlayıcıdır. Fakat tanım, niyetle anlam kazanır.”

Aras bir kahkaha daha attı. “Kendi filozofumuzu yarattık, hayırlı olsun.”

İlay yanımda usulca battaniyesini düzeltti. Gözleri hâlâ biraz uykulu ama meraklıydı.

“Sen bu ismi çoktan seçmiştin, değil mi?”

Başımı hafifçe salladım.

“Belki. Belki de... bazı şeyler zaten içimizde doğar.”

Yaman sessizdi. Bir süredir gözleri bana takılmıştı. Bazen bir şey söyleyecek gibi oluyor, sonra vazgeçiyordu. Bu sefer söylemekten kaçınamadı.

> “Senin içindekiler... hep gizemli. Ama artık gizemden fazlası olmaları gerek.”

Bir şey demedim. Çünkü haklıydı.

---

Saat öğleye yaklaşırken, Aras’ın enerjisi taşmıştı. Evin içinde volta atıyor, Kian’a olmadık sorular soruyor, bir yandan da evde ne eksik varsa listeliyordu.

“Elektronik tamir kiti lazım, Lambda’dan kalan parçaları yeniden çalıştırabilirim,” diye mırıldandı. “Ve evet... biraz kahve, fıstıklı kek ve bir lazer matkap.”

İlay, koltuğa kıvrılmış halde ona göz devirdi.

“Lazer matkap mı?”

Aras omuz silkti. “Ne olur ne olmaz.”

Ben kahvaltı masasının kalıntılarını toplamaya başlamıştım ki Yaman bana yaklaştı. Sessizce, öylece durdu. Ardından sesini alçaltarak konuştu.

> “GLK... Nara hakkında bir şey soracağım.”

Kafamı hafifçe yana eğdim. “Sırayla mı soruyorsunuz artık?”

Yaman gözlerini kaçırmadan devam etti.

> “Gerçek adı ne?”

Bir an duraksadım. Mutfak camından yansıyan silueti gördüm — Aras hâlâ koltuğun kolunda dengesizce oturmuş, kocaman bir yudum alıyordu kahveden.

> “Bilmiyorsun,” dedim.

> “Hayır,” dedi Yaman. “Bize söylemedi. Kimse bilmiyor. Ama... sen biliyorsun.”

Bardağı tezgâha bıraktım. İçimden geçen o eski zaman görüntüsü boğazıma takıldı. Bir çocuk sesi. Bir çatı katı. Ve saklanan bir isim.

> “Evet. Ben biliyorum. Ama o istemedikçe söylemem.”

> “Sana neden söyledi?”

Dönüp ona baktım.

> “Çünkü... Aras, benim kırık yerlerimi görmeden sevebilen tek kişiydi.” derin bir nefes alıp devam ettim

"Söyleyebileceğim tek şey şu... aras ismini 10 yaşındayken aldı... bunu ilk isminden kurtulmak için yaptı ve ben bunu söyleyip onu kırmak istemiyorum"

Yaman bir şey demedi. Ama gözlerinde, bilmediği bir hikâyeye duyduğu saygı vardı.

Tam o an, Kian’ın sesi salona yayıldı.

> “Tespit edilen hareketlilik: 3 kilometre güneybatı. Tanımlanamayan sinyal aktivitesi.”

Aras doğruldu.

“Bu... yeni mi?”

Kian başını onaylarcasına eğdi.

“Evet. Şifreleme Lambda protokolüne benzer ama birebir değil. Değiştirilmiş, evrimleşmiş bir yapı.”

Yaman kaşlarını çattı.

“Lambda’nın izinden giden biri olabilir mi?”

Konuyu devraldım. "Veya birileri?"

kianan yanıtladı.

“Belki. Veya Lambda’nın bir alt-takımı. Kapatılmış ama tamamen yok edilmemiş birim.”

Ben ayağa kalktım.

“Sinyalin kaynağını bulmalıyız. Eğer birileri Lambda’nın artıklarıyla oynuyorsa... bu bizim sorumluluğumuz.”

İlay da ayağa kalktı, ciddileşmişti.

“Yalnız gitmiyorsun. Birlikte gideriz.”

Kian’ın gözleri mavi ışıkla parladı.

“Hazırlık süreci başlatıldı.”