11. bölüm · LAMBDA'NIN KÜLLERİ

11. Bölüm - Lazarus'un yankısı

NEHIR Acar

11. Bölüm – "Lazarus’un Yankısı"

Birdenbire her şey hızlandı.

Lazarus protokolü çalışmaya başladıysa, sadece kayıtları değil bizi de silmeye çalışacaktı. Lambda'nın dilinde "temizlik" demek, genellikle duvarların kanla boyanması anlamına geliyordu. Birinin bu robotlara temizlik denen şeyin doğrusunu öğretmeliydi.

Duvarın içinden mekanik tıslama sesi geldi. İlk gölgeyi orada gördüm — otomatik savunma birimi. İki kollu, diz eklemleri ters, yüzünde olmayan bir yüz. Sistem bunlara Sessiz Koruyucu derdi. Ben "mekanik katil" demeyi tercih ediyorum.

Silahıma davrandım.

> “Koruyucular. Harika. Lambda’nın en sevecen ev sahipleri.” sesim oldukça ineleyiciydi

Yaman çoktan ateş pozisyonuna geçmişti.

Λ-23 kıpırdamıyordu. Gözleri cihazlara kilitlenmişti.

İlay yanıma yanaştı, sırtını sırtıma verdi.

> “Plan?”

> “Hayatta kalmak.”

İlk mermi ateşlendi.

Kafamın yanından geçti — kelimenin tam anlamıyla saçımı sıyırdı.

Diz çöktüm, yana doğru takla atıp sisteme yakın bir borunun arkasına sığındım.

“Nara! Kafanı indir!”

> “Benim kafam zaten yerlerde GLK, merak etme!”

"Beni koruyculara hediye etmemi istemiyorsan biraz ciddileş!"

> “Ayy! Sersin. Tamam tamam, Gece Liva Karan hanımefendi.”

İlay sağ çaprazdan bir robotun sensörüne nişan aldı. Vurdu.

Ama alet düşmedi. Sadece titredi. İlay hepimizin duyacağı şekilde bağırdı.

> “Zırhları güçlendirilmiş. Nöro-katyon tabanlı mı bu?!”

> “Evet,” dedim. “Yani özetle: bok yoluna gidiyoruz.”

Hızlıca pozisyon değiştirdim. Dirseğim keskin bir köşeye çarptı.

Keskin Acıyı bastırdım. Şu an hassasiyet lüks sayılırdı.

Birini diz kapağından vurdum. Mekanik parça dağılırken sıvı kıvamdaki soğutucu sıçradı.

> “Birini düşürdüm!” diye bağırdım.

Nara gülerek cevapladı:

> “Yoksa... seni beğenmeye mi başlıyorum?”

> “Senin için bir kurşun ayıracağım. Söz.”

İki koruyucu daha yan koridordan girdi.

Yaman atladı. Hareketi ustacaydı, ama fark ettim — elinde kan vardı.

Sol omzundan alçak bir isabet yemişti.

> “Yaman!”

> “Sadece çizik.”

> “Senin için çizik, bizim için potansiyel ölüm!”

O sırada Λ-23 birden hareket etti.

Düşman ateşi arasında yürüyordu — sanki hiçbir şey hissetmiyordu.

Bir cihazın önüne geçti ve parmaklarını arayüze bastı.

> “Λ-23 ne yapıyorsun?!”

Mekanik sesi havada yankılandı.

> “Veri aktarımı başlatıldı.”

> “Şaka mı bu? Lazarus dosyaları siliyor, o ise yedekliyor... deli mi bu robot?”

Nara yandan bağırdı:

> “Sen de fark ettin değil mi? Artık tek deli ben değilim! Kutlama yapmalıyız, ama önce şu hurdaları halledelim!”

Gövdesinden iskelet çıkmış bir robot üstüme atladı.

Yere yuvarlandım. Bıçağımı çıkardım. Boğazı yoktu ama işlemcisine sapladım.

Kısa devreyle titredi, üstümden yuvarlanarak düştü.

> “Benden önce yere yattığın için teşekkür ederim,” dedim.

Nara yanımdan geçerken eğildi, kıkırdadı.

> “Kızlar dövüşürken hep böyle tatlı olurlar mıydı?”

> “Senin suratına tekme atmak gibi bir isteğim var. Ama sıramız çok dolu.”

Bir robot daha İlay’a doğru yöneldi. Kalbim sıkıştı. Koştum. Onu ittim, o sırada omzuma bir şey saplandı — elektrikli şok. Düştüm. Kaslarım büzüldü. Dişlerimi sıktım. Ama İlay ayağa kalktı. Arkasındaki koruyucuyu devirdi. Nefes nefeseydi.

Bana eğildi.

> “Ben de... seni koruyabilirim, Gece.”

Bir saniyeliğine her şey yavaşladı.

Sadece gözleri vardı.

Savaşın ortasında, ölüme rağmen, gözleri...

Alarm sesi geri yükseldi.

Λ-23’in sesi duyuldu:

> “Aktarım tamamlandı. Lazarus veriyi silemedi.”

> “Yaşasın!” diye çığlık attı Nara. “Ve hayattayız! Sanırım. Sayılır.”

Yattığım yerden kafamı çevirdim.

> “İlay… seni sevmekten korkuyorum. Çünkü sevdiğim her şey ya öldü… ya da bana silah doğrulttu.”

İlay gülümsedi.

İçinde kırık, ama sıcak bir şey vardı.

> “Ben seni vurursam... kalbine değil. Direncine.”

Λ-23, sırtına takılan kabloları koparttı. Bir kıvılcım savruldu. Aktarım tamamlanmıştı.

Veri ellerimizdeydi. Ama Lambda sessiz kalmayacaktı. Bir süreliğine bizi kaybetmiş olabilirlerdi, ama bu sistem unutmaz. Ve affetmez. Bu sisten yok edilmezse hepimizi bititrecekti. Ölümcül ve keskindi.

Yaman omzunu tutuyordu. Sargı bezi gibi kullanılan bir parça kumaşla yaranın üstünü bastırdı.

İlay hâlâ bana bakıyordu. Gözlerinde bir şey vardı. Kırık ama kararlı.

> “Buradan çıkmalıyız,” dedim. “Veri elimizde. Şimdi bunu kullanmak zorundayız.”

Nara, Λ-23’e döndü.

> “Peki, küçük arkadaş, bu veriyi nereye yollayacağız? E-posta mı? Güvercin mi? Yoksa sistemin bir tarafına mı sokacağız?”

Λ-23 ifadesizce cevapladı.

> “Verinin tamamı, Lambda'nın dış-ağ yansıtma nodlarında saklanıyor. Ama erişim için... daha fazlası gerek. Anahtar parça, kumarhane kasasında.”

O an sustuk.

Kumarhane.

Lambda’nın parayı, itibarı ve kontrolü yönettiği o gösterişli cehennem.

Oraya sızmak, bir kale kuşatmak gibiydi. Ama artık elimizdeki bilgilerle tek yön buydu.

Yaman başını salladı.

> “Sızarız. Dağılıp rollerimizi alırız. Dikkat çekme işini Gece halleder.”

Nara ellerini çırptı, sırıtarak:

> “Ooo! GLK sahneye çıkıyor. Parlayacak, ama mermiyle değil, zarla!”

_____

Birkaç Saat Sonra – Lambda Grand Royale Kumarhanesi

Işıklar göz kamaştırıyordu.

Altın tonlarında döşenmiş, tavandan sarkan dev avizeler, şık giyimli insanlar, yapay zekâ garsonlar ve gözleri her yeri süzen güvenlik sistemleri... Lambda'nın “seçkinler” için kurduğu sahte cennet.

Ben siyah bir elbise giymiştim. Diz hizasında, boğazlı ve sade — ama dikkat çekecek kadar keskin.

Masaya oturdum. Kartlar dağıtıldı.

Yaman salonun diğer ucundaydı — barda, pahalı viskisini içerken kravatını düzeltip “zengin müşteri” rolünü oynuyordu.

Nara kılık değiştirmişti. Kat görevlisi gibi davranıyordu ama gözü sürekli kameraları ve kasa girişlerini tarıyordu.

Λ-23? O bir servis robotunun veri modülüne girmişti. Şu an tüm sistemle sessizce bağlantı kuruyordu.

Krupiyer gülümsedi.

> “Bayan...?”

> “esra,” dedim. “Esra gürel.” hazırlattığım sahte kimliği gösterdim

> “Buyurun. Şansınız bol olsun.”

> “Benim işim şansa kalmaz.”

Masaya geçip oturdum bir köşeye

Kartlara baktım.

İçimden, “Şimdi başlıyoruz,” dedim.

Kartlara bir kez daha baktım.

Dışarıdan bakınca ne soğukkanlı, ne profesyonel görünüyordum kim bilir. Ama içim? İçim, Lambda’nın yeraltında hâlâ çığlık atıyordu. Tam o sırada küçük bir titreşim hissettim bileğimde. Kasa bölgesindeki güvenlik geçidi tetiklenmişti. Nara başlamıştı.

Yaman yanıma yaklaştı. O kibirli, mesafeli adam bir anda başka birine dönüştü.

Omzuma eğildi. Yüzünü yakınıma getirdi. Elini belime koydu.

Sahte gülümsemesini dudaklarının kenarına yerleştirerek fısıldadı:

> “Rol yapalım GLK. Bizi izliyorlar.”

> “Ellerin fazla rol yapıyor gibi,” diye mırıldandım dişlerimin arasından.

> “Biraz yaklaşmamız gerekecek,” dedi.

Elini çektim ama geç değil — Lambda'nın kameraları şüpheyi yakalarsa operasyona son vermek zorunda kalırdık.

Yaman yanıma oturdu. Kolunu koluma doladı. Gözleri benimkileri yakaladı — yine o koyu gece gibi bakışları. Yıllar önce gölgeler arasında ilk karşılaştığım adamın bakışları.

Ne kadar yabancı, ne kadar tanıdık…

Bu sadece rol. Sadece dikkat dağıtma. Onun sıcaklığı sahte. Ya benimki? Bilmiyorum. Bildiğim tek şey, bu adamın bana bir zamanlar ne yaptığını unutmadığım.

Yaman yaklaştı, saçlarımı geriye doğru sıvazlar gibi yaptı.

Kulağıma eğildi:

> “Kameralar bakıyor GLK. İçimden geldi diye düşünme sakın.”

> “İçinden geçenle kameralar aynı fikirdeyse... sistem sandığımdan da sinsi,” dedim.

Tam o sırada Nara’dan ses geldi — kulak içi sistemde fısıldadı.

> “Ooo! Şu an oradaki karizmaya ben bile dayanamam! Gece, bu adam sana çok yakışıyor. Lütfen öpüşmeyin, kıskanırım!”

Gözlerimi devirdim. Eğer Lambda’dan çıkarsak Nara’ya yapacağım ilk şey… ne olacak bilmiyorum. Sarılmak mı, boğmak mı... Hangisi içimi daha çok rahatlatırsa.

Yaman bana baktı, dudakları hafifçe kımıldadı:

> “Şaka maka... iyi oynuyorsun.”

> “Oynadığım hayatın kaçıncı perdesindeyim, sence? Hayatım rol benim”

Bir sessizlik oldu. İlay uzakta, girişte bekliyordu. Bizi izliyordu. Bir an göz göze geldik.

Destekler gibi baktı. Beraber suikast eğitim aldığımız önemdek gibi baktı. İçime bir parça yerleşti

Nara yeniden bağlandı. “Giriş geçildi. Kasa üç kapılı. Biri biyometrik, biri zamanlı, biri ise şifreli. Ben ikincisini hallederim. Λ-23 birincide. GLK, biraz daha dikkat çek lütfen. Mümkünse... bir öpücük?”

> “Sana mermi yollasam olur mu?” dedim, neredeyse gülerek.