8. bölüm · LAMBDA'NIN KÜLLERİ

8. Bölüm - Fare kafesinde devrim

NEHIR Acar

8. Bölüm – “Fare Kafesinde Devrim”

Metal kapak açıldığında içeri yayılan ilk şey, pas kokusuydu. İkinci şey… kahve aromalı bir dezenfektan.

“Hoş geldiniz... laboratuvarıma,” dedi Nara, gözleri parıldayarak.

Kapıdan içeri ilk Gece geçti. Sonra Λ-23, ardından İlay ve Yaman. Mekân beklenmedik şekilde genişti: duvarlara asılmış kablolar, kırık monitörler, bir köşede üst üste dizilmiş eski silahlar ve... pelüş bir panda?

İlay fısıldadı:

“Bu adamın kafasında kaç tık oynama var sence?”

Gece mırıldandı. “Bilmiyorum ama panda gerçekse, ben gidiyorum.”

Nara arkasını döndü, yürürken konuştu. “Evet evet, panda gerçek değil. Ona sadece terapistim diyorum.”

Durdu, Gece’ye döndü.

“Sen de terapi alsaydın keşke. Yüzünden belli—bütün bastırılmış travmalar yanağından çıkacak.”

Gece gözlerini kıstı. “Benim terapim her gün ölümle yüzleşmek.”

Nara gülümsedi. “Ve hâlâ hayattasın... Demek ki başarısız bir terapiymiş.”

Λ-23, duvardaki ekranlardan birini incelemeye başladı.

“Bu sistemler... Lambda Nexus’un ilk sürüm kodlarına dayanıyor. Ama düzensiz çalışıyorlar.”

Nara bir anda Λ-23’ün yanına ışınlanmış gibi belirdi.

“Yapay zekâlar bana hep annemi hatırlatıyor… Soğuk, mantıklı ve seni sevdiğini söylerken bile gözünü kırpmayan biri.”

Gece araya girdi. “Anneni boş ver. Şu eski Nexus verilerine ulaşabilir misin?”

Nara gözlerini devirdi. “Acelen mi var, küçük yıldız? Daha yeni geldiniz. Hiç mi ev turu yok? Hiç mi ‘vay burası ne kadar rahatsız edici’ demeyeceksin? İnsan biraz nezaket öğrenir.”

Yaman boğuk bir sesle sordu. “Bize yardım edecek misin, etmeyecek misin?”

Nara döndü, Yaman’ı tepeden tırnağa süzdü.

“Sen konuşma. Ciddi duruyorsun ama suratındaki kaş bir milim yukarı kalksa ağlayacak gibisin.”

İlay kıkırdadı.

Gece derin bir nefes aldı. “Nara… bize ne biliyorsan onu ver. Sistem hâlâ aktif olabilir. Kalan hücreler Lambda Nexus’un yerini alıyor. Bilgiye ihtiyacımız var.”

Nara başını yana eğdi.

“Vay be... Emrimde onlarca ajan çalışırken bile bu kadar ciddi değildin. Şimdi bak sana—omuzlarında dünya var gibi. Ama küçükken hep yıldızlara bakardın, değil mi?”

Gece durdu. Gözleri Nara’yla buluştu.

Kısa bir sessizlik oldu.

Nara, sesini alçaltarak devam etti.

“Sen o zamanlar da böyleydin. Sessizsin, sertsin, zekisin… ama duvarlarının ardı çıplak. Kırılacak bir şey kalmamış gibi yürüyorsun. Halbuki sen kırılmamışsın Gece. Sadece unutturulmuşsun.”

İlay, bakışlarını kaçırdı.

Λ-23 işlem yapmaya devam etti.

Yaman hâlâ kuşkuyla bakıyordu.

Gece sessizce mırıldandı:

“Ben geçmişi gömmeye çalıştım, Nara. Sen onu fare deliğine saklamışsın.”

Nara bir anda güldü.

“Ahh işte bu! Ruh çözümlemesi bitti. Şimdi silahlarımı göstereyim mi?”

Gece iç çekti. “Lütfen. Ve eğer bir tanesi zıplayan kurbağa şeklindeyse, ben bu gruptan istifa ediyorum.”

Bölüm – “Fare Kafesinde Devrim” (devam)

Nara, duvarın yanındaki metal raflardan birini çekti. Ardında eski tarz bir asansör kapısı çıktı. “Bu kapının arkasında silahlar, veri arşivi ve... evet, birkaç utanç kaynağım var. Hazır olun.”

Gece kollarını bağladı. “Eğer bir tanesi zıplayan kurbağa şeklindeyse—”

Nara aniden döndü.

“OYUNU BOZDUN!”

Gece gözlerini devirdi. “Hayır... cidden mi?”

İlay şaşkınlıkla sordu. “Ne diyorsunuz siz iki manyak?”

Nara gururla ilerledi. “Yıl 2015 falandı. Hatırlıyor musun Gece? Sen o zamanlar yeni yeni kod yazmayı öğreniyordun. Bense—dâhiyim ya—fareyi patlayıcı kurbağaya çevirmek istiyordum. Zıplayacaktı, ısıracaktı, sonra pat diye infilak!”

Gece kaşlarını kaldırdı. “Ve ben ne demiştim?”

Nara alıntıladı, dramatik bir ses tonuyla:

‘Bu bir silah değil, oyuncak. Hem kim kurbağadan korkar ki? Senin beyinle neden hâlâ salakça işler yapıyorsun, Nara?’

İlay güldü. “Sen bunu mu dedin?!”

Gece hafifçe gülümsedi. “Küçüktüm. Gerçekten çok mantıklı olduğumu sanıyordum.”

Nara başını salladı.

“Sen o günden beri ciddileştin. Hep kafanda planlar, stratejiler, yükler… Ama ben hâlâ arada bir kurbağa patlatmak istiyorum. Bil bakalım neden?”

Gece sessizdi.

Nara devam etti.

“Çünkü bazen saçma olan şeyler, seni hayatta tutar. Kurbağaya gülen zihin... henüz tükenmemiştir.”

Λ-23 o anda araya girdi. “Zıplayan kurbağa patlayıcıları taktiksel olarak anlamsız, fakat psikolojik savaş açısından %12 başarı oranına sahiptir.”

Yaman başını iki yana salladı. “Bu gerçek bir tartışma mı şu an?”

Nara, göz kırparak butona bastı. Asansör kapısı açıldı ve loş ışıklı bir oda ortaya çıktı. Raflarda eski Lambda verileri, holografik haritalar ve… bir cam kavanozun içinde küçük bir kurbağa maketi duruyordu. Gözlerinde LED yanıyordu.

Gece ellerini havaya kaldırdı. “Tamam. Kaybettim. Bu bir kült.”

Nara sırıtarak kavanoza yaklaştı.

“İsmi ‘Zıpzıp’. İlk prototipti. Hâlâ çalışıyor ama artık patlamıyor. Sadece... ağlıyor gibi ses çıkarıyor.”

Gece mırıldandı. “Terapistim hâlâ bu kadar işlevsel değil.”

---

Nara, Lambda sistemine bağlı kalan son bir protokolü gösterir.

Bir hologram açılır: "Λ-CORE: PASİF MOD – PARÇALI ERİŞİM VAR"

Bu, sistemin tamamen yok edilmediğini, bir çekirdek kodun hâlâ kendini koruduğunu gösterir.

Gece yaklaşır.

“Bu sistem, bizim hâlâ izleniyor olabileceğimiz anlamına mı geliyor?”

Nara gözlerini daraltır.

“Hayır. Daha beteri. Bu sistem... hâlâ bizi bekliyor olabilir.”

Yaman öne çıkar.

“Ne için?”

Nara cevaplar.

“Yarım kalan şeyi tamamlamamız için. Ya onu bitireceğiz... ya o bizi bitirecek.”

Λ-23 sistemin içindeki bir veri dosyasını inceler.

“Λ-CORE protokolünde bir isim geçiyor: ‘Λ-00’”

Gece başını sallar.

“Bu… başlangıç noktasına dönüş demek.”

İlay sessizce sorar.

“Peki ya bu kez... geçmişten daha karanlıksa?”

Gece, Nara’ya döner.

“Hazır mısın? Çünkü bu sefer yol uzun.”

Nara gülümser.

“Ben senin önüne geçmeyeceğim Gece... ama arkanı da kimseye bırakmam.”