1. bölüm · LAMBDA'NIN KÜLLERİ

Bölüm 1 - kan ve adalet

NEHIR Acar

Bölüm 1 - adalet ve kan

"Korkulması gereken gerçekten ölüler midir? Sanmam. Çünkü çoğu zaman, Yaşayanlar daha korkunç gelirdi küçüken bile"

ölüm... ölümden korkulsada aslında herkesin bir dönemde arzuladığı şey olmuştur ölüm. lakin ölüm kaçınılmazdır, herkesin sonu olan illettir ölüm, bağzılarının arzusu bazılarının ise korkusulu rüyasıdır, bağzılarının ise tek çıkış yönüdür, ve daima bu üç olasılık arasında gidip gelir insan hayatları boyunca, tâ ki ölüm kapılarını çalana kadar.

fakat böyleleri çıkış yoksa o çıkış yönünü kendisi oluşturmak nedir bilmezler bu sebepten dolayı herzaman kaçarlar, kaçtıkça da dahada dibe batarlarve bazıları ise bunlara tamamen tezat oluşturur ölümden korkmak bir yana ölümün kendisi olurlar, onlar ölümün ta kendisidir onlar, azrail dir onlar, yaşamı ketledeken teredüt bile etmeyenlerdir onlar, ölüm ile kendi içide savaşarak ölüme galip gelir onlar, herkes yaşatmaya çalışırken yaşamı parmakları arasında ezerek bitirir onlar... peki kim onlar?

suikasçılar bir diğer adı ile tetikçilerdir. onların ise ne ölüm ne de herhangi başka bir zayıflığı veya korkusu yoktu, kimseye bağlı değillerdi.onlar için kendikilerinden başka adalet yöntemi yoktu sadece kan vardı, sadece vahşet vardı çünkü onlara bağımsızlığın özgürlük, korkuların ise birer pranga olduğu öğretilmişti. onlar için sadece "öl veya öldür" felsefesi vardı. fakat en trajik olanı ise onlar hiçbir zaman kendileri için bu yolu seçmemişlerdi. kimse kötü olarak doğmazdı, her kötü sanılan insan başka inanlar yüzünden bu duruma gelmişti.

Derin bir nefes alarak ana odaklandım, yerde yatan erkek cesedinin keskin kan kokusunu soluyordum. Elimdeki siyah saten ve uzun, terazi senbollü eldivenim ile siyah saçımı geriye attm Ve yerdeki cesedi duvarın yanına sürükledim. Elimi cesedin kalbine bastırdım böylece oluk oluk akan kan daha şidetli akmaya başladı. Kanın bir kısmını alarak cesedin yaslı olduğu duvara kan ile terazi sembolü çizdim ve ara sokaktan çıktım eldivenimi çıkartarak siyah kananımın içine koydum ardındantemiz ellerim ile telefonumu çıkartarak saate bakım gece yarısını çoktan geçmişti saat gece 04.00 idi. Motosiketime bindim ve gedenin kaanlığında son sürat ilerledim. Artık benim için adam öldürmek önemsiz geliyordu, hiçbirşey hissetmiyordum. Öldürdüğüm adamın bilgileri sadece birkaç saat önce elime geçmişti. Geceleri Kadın pazarlama işleri ile uğraşıyor ve çocuklara uyuşturucu saatırıyordu. Fakat gündüzleri kravat ve takım elbiselerinin arkasına saklanıp toplantılara katılıyordu. Klasik bir şerefsizdi. küçük fakat lüks villanın bahçesine girince yavaşlayarak durdum. Bahçe loş ışktaydı

Kapıyı iterek açtım. Ev fazla sesizdi... her zaman olduğu gibi en geç iki gün sonra cesedi bulurlardı. Sesizce odama çıktım ve üzerimdeki siyah kıyafetleri çıkarttım ve duşakabin e girdim her cinayetten sonra yıkansamda suçluların kanı ne ellerimden ne de bednimden çıkmıyordu. Kimse görmesede ben görüyordum fakat aslına bakarsak hiçbirninden pişman değildim. Hepsi ciyeri beş para etmez insanlardı. Sahi kaç kişi öldürmüştüm bu güne kadar?
100? 1000? Belkide çok daha fazla. Birkaç araştırma ve sıkıcı işlerin ardından birden gözlerimi araladım. Kafam masanın üzerindeidi ve etrafım kağıt ve dosyalar ile doluydu. Büyük bir ihtimalle uyuya kalmıştım. Fazla sorgulamadan kalktım ve soğuk bir duş aldım ardından siyah kumaş pantolon ve beyaz crop giyip saçımı salık bıraktım.

****

Tüm gün işlerle uğraştım. Akşam üstü ise birden bilgisayar ekranı kapandı. Kaşlarım çatıldı, biri bilgisayarımı heklemiş olamazdı değil mi?