4. bölüm · LAMBDA'NIN KÜLLERİ

Bölüm 4 - Yemin ve küller

NEHIR Acar

Bölüm 4: Yemin ve Küller

Kan hâlâ ellerimdeydi. Tıpkı yıllar önceki gibi.

Yerde yatan çocuk-suikastçıların nefesi artık yoktu. Onlar da bir zamanlar birilerinin evladıydı. Belki kardeş, belki oğul, belki hiç olmaması gereken birer proje.

İlay yere çömeldi, birinin bileğini yokladı.
“Hepsi çipli. Hafızaları anlık güncelleniyor. Bir merkezden kontrol ediliyorlar.”

Sırtımdaki bıçak yarasına dokundum. Küçük bir darbe. Ama acı... tanıdıktı.
Bu sefer sadece etten değil, geçmişten sızıyordu.

“Çiplerin kaynağı neresi?” diye sordum. Sesim keskindi etrafımı kollamaya hazırdım. Herzaman olduğu gibi

İlay ayağa kalktı.
“Merkez... Lambda Nexus.”
“Sistem kalbi. Şehrin altında, resmi haritalarda yer almayan bir yer. Bizim eski eğitim merkezimizin tam altına kurulmuş.”
Gözlerim kısıldı.
Yani geçmişime dönmem gerekiyordu.

Ve bu, kolay bir yol değildi.

Flashback – 11 yıl önce

Metalik tadı ağzımda hissediyordum. Ellerim zincirlere vurulmuştu. Karşımda eğitim subayı duruyordu.

“Acı, senin müttefikin olacak. Unutma, adalet terazisi tek tarafa yaslanırsa, sen diğer tarafı kıracaksın.”

Yanımda oturan çocuklardan biri — sarı saçlı , ürkek bakışlı — o zamanlar kardeşim sandığım kişi: İlay.
Birlikte yemin ettik.
“Sisteme hizmet etmeyeceğiz. Kendi adaletimizi kuracağız. Kanla, sessizlikle.”

Ama o gün geldiğinde...
İlay kaçtı.
Ben kaldım.
Ve katil oldum.

---

Şimdi

Gecenin derin saatlerinde, eski üsse giden tünel haritasını İlay’la birlikte dijital ekranda inceliyorduk.
“Lambda Nexus’a giden tek yol doğrudan değil,” dedi.
“Dışarıdan saldırırsak sistem bizi anında yok eder. İçeriden girmeliyiz.”

Başımı salladım. “Sızacağız.”

Ama gözüm bir haritaya takıldı. Kırmızıyla işaretlenmiş bir oda.
‘Δ-Hafıza Odası’

"Bu da ne?” diye sordum.

İlay bir an sustu. Sonra gözlerini kaçırdı.
“Orası... bizim geçmişimizin kayıtlı olduğu yer. Çocukken bize yapılan testler, eğitimler, izleme dosyaları.”. Kalbim sıkıştı. Fakat bu fiziksel değildi. Yinede başımı ve omzumu dikleştirdim
“Yani her şey orada.” dedim bana göre geçmişin hiçbir değeri yokmuş gibi. Ama vardı, her zaman kalbimi sızlatacak türden bir değerdi. Lakin bunu kimse nin bilmesine gerek yoktu

“Evet.” bir saniye durakladı ve devam etti “Kim olduğumuzu, neye dönüştürüldüğümüzü... ve neden.”

Ilay'ın boncuk mavisi gözlerine bakıp "hemen çıkmayalım, önce silahlan"

_____

Gece saat 03:47
Terk edilmiş bir elektrik santralinin altından giriş sağladık.
Sızma sessizdi. Fazla sesiz... olması gerekenden çok daha sesiz...
Hafif adımlarla, karanlıkta adeta gölge gibi ilerledik.
Eski günlerdeki gibi...

Koridorlardan birinde devriye botları dolaşıyordu.İlay hafifçe koluma dokundu ve başını sağa çevirdi. Alternatif rota.
Karanlık bir havalandırma kanalından geçtik. Dar, tozlu ve paslıydı. Ama en azından görünmezdik.

Lambda Nexus’un kalbine yaklaştığımızda, sistem alarmı vermedi.
Ama bu daha da kötüydü. Bir planları vardı.
“Bizi bekliyorlar.” diye fısıldadım adeta kendi kendime

Ve o anda oldu.

Kulağımı sıyıran bir mermi, havalandırma kapağını patlattı. Yere düştük.
Gözümü açtığımda üç özel birlik askeri üzerimize doğru yürüyordu.
İlay kılıcını çekti. Bir dakika. Gerçekten silah yerine kılıç mı getirmişti bu aptal?
Elim silahıma yöneldi. Fakat bir saniyelik bir karar ile elimi silahtan çekip siyah botumdan bir neşter çıkarttım.

İlk asker, İlay’a saldırdı.
O, dizini kaldırıp düşmanın yüzüne geçirdi ve ani bir dönüşle onu yere serdi.
İkinci asker bana yöneldi.
Makineli tüfeğiyle kısa mesafeden ateş etti. Duvara yana yuvarlandım, bıçağımı boğazına fırlattım.
Kan fışkırdı. İkisi gitti kaldı biri. Bizi bu kadar hefife almaları herçekten aptallıktan öte birşey değildi.

Üçüncüsü arkamdan geldi.
Ama elimdeki susturuculu tabancayı tam zamanında sırtına dayadım.

“Sessizlik, bazen en gür çığlıktır,” dedim. Kendi sloganlarından birini kullanarak

Ilay'ı kendime beraber bir odaya yönelltim kapıyı açmaya çalıştım. Kilitliydi. Kapıya sert bir tekme savurdum. Kapı sonuna kadar açıldı. Odaya bir adım attım

Odaya girdiğimizde içim buz kesti.
Binlerce ekran.
Her biri bir çocuk.
Her biri birer dosya. Onlar için çocuklar robottan fazlası değildi ben bile bu kadarını beklemiyordum.

İlay kendi ekranına yürüdü.
Benimki kendiliğinden açıldı.

KOD AD: ADALET
Senbol: terazi
Eğitim Statüsü: Başarılı
Öngörülen kader: Görevden dönmeyen sadık cellat
Duygusal bastırma %97
İsyan riski: ORTA

İçimdeki bir parça koptu.
Benim kim olduğuma onlar karar vermişti. ismimi yazmaya bile tenezül etmemişlerdi. Artık onlarla değildim

Ama ben artık o kişi değildim.
Artık kendi kaderimin yazarıydım.

İlay döndü.
“Hazır mısın?” dedi.

Elimi cebime attım. Kırık yemin kolyesini çıkardım. “Hayır,” devam ettim "Ama bu cehennemi yakmak için hazır olmaya gerek yok. Sadece bir kıvılcım yeter.”

Ve o kıvılcımı verdim.
Delta odasının tüm sistemine virüs yükledim.
Sıfırlama başladı.

Arkada sirenler çalmaya başladı. Sistem çöküyordu.
Ama savaş yeni başlıyordu.
Çünkü Lambda Nexus’un sahibi henüz ortaya çıkmamıştı.

Ve biz... artık yalnız olmadığımızı biliyorduk.