5. bölüm · LAMBDA'NIN KÜLLERİ
Bölüm 5 - Küllerin Üzerine Kurulanlar
Bölüm 5: Küller Üzerine Kurulanlar
"Bazı hayaletler asla gömülmez. Çünkü bedenleri yoktur. Yalnızca geçmişte bıraktığın izler kadar canlıdırlar."
Lambda Nexus yanarken, biz hâlâ yeraltındaydık.
Sistem çöküyordu — ekranlar kararıyor, veri sunucuları kendini imha moduna alıyordu. Ama içimde bir huzur yoktu. Çünkü bu yalnızca yüzeydi. Asıl düşman henüz ortaya çıkmamıştı.
İlay koridorda yürürken duraksadı. “Burası,” dedi. Elini ağır bir metal kapıya uzattı.
“Çekirdek.” gözümü kapıdan ayırmadan telrar ettim "Çekirdek..."
Kapı, biyometrik şifreyle açılıyordu.
Ama bu şifreler artık geçmişte kalmıştı. Eğtim döneminden kalmaydı.
İlay parmaklarını kırdı.
“Son bir kez birlikte çalışıyoruz, Gece.”
İlk defa ismimi tam söyledi.
“Gece Liva Karan.”
Son kez birlikte çalışıyoruz, ilay"
"İlay aral"
Lafımı bitirince kapıdan geçtim.
Geçmişimle bir daha asla aynı kalmamak üzere yüzleşecektim. Yüzleşecektik.
Burası Çekirdek merkez yani Nexus’un Kalbi idi
Merkez odası bir arena gibiydi. Belkide arenaydı.
Yüksek tavan, ekran duvarları, yeraltı soğukluğunu taşıyan beton zemin. Ve yer yer kan izleri...
Ama en dikkat çeken şey, odanın tam ortasındaki yükseltilmiş platformdu. Üzerinde bir kişi duruyordu. Simsiyah bir takım elbise. Yüzü gölgede. Gözleri buz gibi gri.
“Demek geldiniz,” dedi.
Sesi kadifeydi. Ama içinde paslı bir bıçak kadar keskin bir tehdit vardı.
İlay geriye çekildi.m“Onu tanıyorum,” dedi. Ve devam etti “Bu... ‘O’.” “Lambda’nın kurucusu. Proje: Adalet’in sahibi.” adaletin sahibi... artık o değildi.
Adam elini kaldırdı.
O anda dört yandan zırhlı muhafızlar içeri girdi.
Ellerinde kılıçlar, elektro-batonlar, gelişmiş zırhlar.
“Gece Liva Karan,” dedi adam.
“Kod-13. Sadakat ihtimali: düşük.
Tehdit potansiyeli: kritik.
Eliminasyon kararı: aktif.”
Gülümsedim.
“Beni tanımıyorsun. Senin tanıdığın liva artık yok. Öldü." Ses tonum soğuk ve keskin bir bıçak gibiydi. Silahımı çektim, İlay kılıcını savurdu.Muhafızlar saldırıya geçti.
İlk düşman bana kalkanla yüklendi. Yana kayıp dizimi onun dizine geçirdim. Dengesi bozuldu.
Yere düşmeden kafasına vurdum. Zırhı çatladı. İlay iki kişiyi aynı anda savururken bir tanesi beni yere yatırmaya çalıştı. Ama hata yaptı. Yerde dövüşmek... benim alanımdı. Elini tutup kendi ağırlığını ona karşı kullandım. Boynunu kilitledim, yere çarptım. Yüzüme
Kan sıçradı. Ama adam yukarıdan izliyordu.
Ne bir öfke... ne bir tepki. Sadece izliyordu.
Sanki bu... bir testti Bir anda yer sarsıldı.
Çekirdek platform parçalandı. Adam kayboldu — aşağı inen gizli bir asansörle.
Hemen ardından duvarlardaki ekranlar açıldı.
Hepsinde aynı kelime:
“YEMİN.”
Ve bir video oynadı.
Ben... 12 yaşındayken.
İlay’la diz çöküp yemin ederken.
> “Kendi adaletimizi yaratacağız.
Onların bize yüklediği değil, içimizde taşıdığımız yeminle. Sessizlikle, gölgeyle... ve gerekirse kanla.”
İlay gözlerini kısmıştı.
“Bizi izliyorlardı. Her zaman.” lafına müdahale ettim “Hayır,” dedim. “Bizi şekillendirdiler. Biz ise şimdi... onların cezasıyız.”
---
Kaçış Yok – Son Tuzak
Asansörün açıldığını düşündüğümüz noktaya ilerledik. Ama yol bıçak gibi kesildi. Zemin çöktü. İkimiz de boşluğa düştük.
Gözümü açtığımda… başka bir odadaydım.
Bir cam hücre.
Tüm duvarları aynalı.
Ve hoparlörden tanıdık ses:
“Gece Liva Karan.
Yemin ettin.
Şimdi o yeminin bedelini öde.”
Tavan aralığından yavaşça aşağı sarkan biri vardı:
Maskeli.
Küçük.
Ama gözleri tanıdık.
Çocuklardan biri.
Küçük bir kız.
Kod adı: Λ-23.
Beni öldürmek için programlanmıştı.
Ama... içinde bir şey titriyordu.
Bir çatlak.
Tıpkı benim gibi.
---
İlay’in sesi bir yerden yankılandı:
“Bu senin sınavın.
Sen ona ne yaparsan... sistem sana onu yapacak.”
Göz göze geldik.
Küçük ellerinde bıçak titriyordu.
Ve ben… elimdeki silahı yere bıraktım. Ve isim koymaya bile tenezül etmedikleri kız çocuğuna bir adım attım
“Adalet... öldürmek değil, bazen affetmektir,” dedim.
O an sistemin çöküş sesi duyuldu.
Lambda çökerken ben hâlâ ayakta kalmıştım.
Çünkü geçmişimle yüzleşmiş...
Ve affetmiştim.
Hem onu... hem kendimi.
