KAVİLDEN KAÇIŞ kitap kapağı

9. bölüm / 34

KAVİLDEN KAÇIŞ

8. Bölüm: Dük Arvel

Vaveyla Yazarı: Mirinda Aa

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 34Şu an: 8. Bölüm: Dük Arvel
  1. 1 Prolog98 kelime
  2. 2 1. Bölüm: Çirkin Ördek Ve Kuğu2.116 kelime
  3. 3 2. Bölüm: Lucien İle Yüzleşme1.936 kelime
  4. 4 3. Bölüm: Ev Hapsi2.137 kelime
  5. 5 4. Bölüm: Kod Adı Dahlia2.125 kelime
  6. 6 5. Bölüm: Kabusum2.467 kelime
  7. 7 6. Bölüm: Geçmişin İzleri2.142 kelime
  8. 8 7. Bölüm: Yabancı3.240 kelime
  9. 9 8. Bölüm: Dük Arvel1.598 kelime · Okuduğun bölüm
  10. 10 9. Bölüm: İlk Dans2.476 kelime
  11. 11 10. Bölüm: Hesaplaşma2.160 kelime
  12. 12 11.Bölüm: İstenmeyen Misafir2.019 kelime
  13. 13 12. Bölüm: Kılıçlar Ve Stratejiler2.483 kelime
  14. 14 13. Bölüm: kaderin iki ucu1.952 kelime
  15. 15 14. Bölüm: Merhem1.714 kelime
  16. 16 15. Bölüm: Kırmızı Bakış Açısı1.820 kelime
  17. 17 16. Bölüm :Kırmızı Bakış Açısı2.563 kelime
  18. 18 17. Bölüm: ateş ve kül1.984 kelime
  19. 19 18. Bölüm: Bilinmeyen Güven2.235 kelime
  20. 20 19. Bölüm: Gözler1.424 kelime
  21. 21 20. Bölüm: Efsaneler ve Geçmiş2.634 kelime
  22. 22 21. Bölüm: Yıkılan Sınırlar2.144 kelime
  23. 23 22. Bölüm: Soru & Cevap2.661 kelime
  24. 24 23. Bölüm : Yeni Düşman2.127 kelime
  25. 25 24. Bölüm: Fırtına ve Soytarı2.010 kelime
  26. 26 25. Bölüm: İhanet3.177 kelime
  27. 27 26. Bölüm: Yangın2.973 kelime
  28. 28 27. Bölüm: KAVİLDEN KAÇIŞ1.847 kelime
  29. 29 28. Bölüm: Karanlıkta Saklı Olan2.185 kelime
  30. 30 29. Bölüm: İhanete Uğrayan2.283 kelime
  31. 31 30.Bölüm: Karga2.850 kelime
  32. 32 31. Mağara2.607 kelime
  33. 33 32. Bölüm: Karanlıktaki Sığınak2.934 kelime
  34. 34 33. Bölüm: Çelişki1.852 kelime

Bugün büyük geceydi. Dük Arvel sabah erken saatlerde başkente ulaşmıştı. Bu durum çeşitli tepkilere yol açmıştı. Bazıları hala Karven'e düşmanlık güdüyorken, bazıları bunun bir fırsat olduğunu söylüyordu.

Üzerimde yeşil, kadife bir elbise vardı. Üst bedenimi tamamen sarmış ,aşağıya doğru etekleri genişliyordu. Alt kata indiğimde ailemle beraber bekleyen Andrew ve Luca'yı gördüm. Andrew bu gece bana , Luca ise Ruby'e eşlik edecekti.



İkisi de pahalı takımlarının içinde kusursuz görünüyordu. O günden sonra ikisini de görmek garip hissetirdi. Ufak bir selam verdim. Luca her zamanki gibi kibarca gülümsedi ama bu sefer irkildiğimi hissettim.

Karşımda kusursuz bir beyefendi olarak duruyordu. Ama bir beyefendiye yakışmayacak yerlerde geziniyordu. Gözlerimi kaçırdım, bazı şeyleri sorgulamamak daha iyiydi.

O esnada Andrew'un elindeki siyah geniş kutu dikkatimi çekti. Kadife kutu bir tabak büyüklüğündeydi. Andrew bakışlarımı fark etti. Yüzünde sinirlerimi bozan bir gülümseme ile bana yaklaştı.

"Mia..." Elini uzattı. Annem ve babamın gözleri önünde yapabilecek tek bir şeyim vardı ve ben de onu yaptım. Elimi avcuna bıraktım. Dudağını elime bastırdı. O an Siyah kadife eldivenlerimin varlığına şükrettim.

Elimi bıraktı ve kutuyu açtı. Yeşil safirden bir kolye karşımda duruyordu. Kocaman taşlar bir halka üzerinede dizilmişti. Andrew'un gözlerindeki karanlık parıltıyı gördüm ve ben de gülümseyip oyununa dahil oldum.



"Harika görünüyor Andrew. Senden beklendiği gibi, zevklerin üst düzey." Andrew kolyeyi kutudan çıkardı.

"İzinle takmak istiyorum." Gülümsedim ve açık bıraktığım uzun saçlarımı sol omzuma toplayıp arkamı döndüm.

Andrew'un nefesi sırıtma değip içimi ürpertti. Sıcak parmakları boynumdaki kolyeyi çıkarıp en yakınındaki hizmetçiye verdi. Her dokunuş tenimde izler bıraktı. Kendi aldığı kolyeyi taktı.

Kolye bir tasma kadar ağırdı. Bu Andrew'un varlığının bir hatırlatıcısıydı. Andrew ellerini omzuma koydu. Tenime batan parmakları bir tehdit kadar rahatsız ediciydi.

Bir kaç adım öne çıkıp onun temasından kurtuldum. Yüzümü ondan yana çevirdim ve eteğimin ucunu kaldırıp eğildim.

"Teşekkür ederim Andrew." Gözleri üzerimde memnuniyetle gezindi.

"Rica ederim." Kendinden emindi. Gözleri gururluydu.

"Pahalı giydirilmiş bir soytarı." Bir bıçak gibi havayı kesen sözde fısıltıyı herkes duymuştu. Annem her zamanki gibi öfke doluydu. Bakışlarındaki küçümseme nefretini ele veriyordu. Duymamış gibi yaptım.

"Yakıştı mı anne?" Anne kelimesini bastırarak söyledim. Tam muhtemel hakaretlerini sıralamak için ağzını açtığında babam araya girdi.

"Çok yakıştı kızım." Onun mavileri ve benim yeşillerim havada çarpıştı. Annem boğazını temizledi ve kendi toparladı.

"Evet, fazlasıyla." Gülümsedim. Annem beni daha fazla göremeye dayanamamış gibi arkasını döndü. Mavi elbiseni düzeltti. O esnada Ruby de aşağı indi. Sonunda başrol gelmişti.

Tüm ışıklar ona döndü. Oysa hepsini doğal bir şekilde kabul etti. Pembe, dönemin akımlarını yansıtan elbisesi masum güzelliğini vurgulamıştı.

Pembe benim asla giyemeye cesaret edemeyeceğim bir renkti. Çünkü ben siyahtım, ben kirliydim. Ruby gibi parlak insalar, kendilerine yakışan parlak renkleri giymeliydi.



Bir zamanlar hasretini çektiğim tüm bakışlar şimdi fazlasıyla ona veriliyordu: Babamın, annemin sevgisi, nişanlımın aşkı... İçimde öldürmek için her şeyi yaptığım hislerim boğazıma kadar yükseldi.

Kimseye ihtiyacım yoktu. Sevgisizlik öldürmezdi yine de... Yine de kalbim sıkışıyordu. Nefret ediyordum bu durumdan. Nefret ediyordum hastalıklı ruhumdan. En kötüsü de her defasında bu manzarayı sonuna kadar izlemek zorunda kalmamdı. Ruby gülümseyerek tüm iltifatları kabul etti.

"Ruby'nin eşsiz güzelliği Arvel dükünü şaşkına çevirecek. Kıtanın hiçbir yerinde bu zarafette bir kadın yoktur," Babam Ruby'nin omuzlarına ellerini koydu. Sözlerinin abartı olmadığını düşünüyordu, çünkü buna tüm kalbiyle inanıyordu

Luca ve Andrew bu sözler karşısında bozuldular ama ele vermemeye çalıştılar. Yıllardır yüksek sosyetede Ruby'nin aşkı için deli olan onlarca adamla karşı karşıya gelmişlerdi. Şimdi bir yenisinin düşüncesiyle huzursuzlaşmışlardı.

Fark etmeden tırnaklarım etimi kanatacak kadar tenime batmıştı. Hemen kendimi toparladım, zayıflık gösteremezdim. Duygusallık benim için bir lükstü, gerçek değil.

Sonunda Ruby'i övme faslı bittiğinde evden dışarı çıktık ben ve Andrew ayrı bir araca, Luca ve Ruby ayrı bir araca bindi. Henüz bir nişanlısı olmayan abim ise herhangi bir leydiye eşlik etmek yerine annem ve babamla gitmeyi tercih etmişti.

Zaten atmosfer yeterince bunaltıcı değilmiş gibi bir de Andrew ile baş başa kalmıştık. Araba taş yolda tıkırtılar eşliğinde ilerlemeye başladı.

Çapraz oturmuştuk. Ben sohbet etmeye niyetimin olmadığını göstermek istercesine camdan dışarıya çevirdim bakışlarımı. Başkenttin karanlık sokaklarını aşıp, tam kalbine, kraliyet sarayına ilerdek.

"Bu gece dans edebileceğin tek kişiyi görmezden mi geliyorsun?" Derin bir nefes aldım ve gözlerimi kapadım. İşte başlıyoruz.

"Bunu nereden çıkardın?"

"Seni dansa kaldırmadığımda tüm gece bir köşede durmandan." Dudaklarımdan alaycı bir kahkaha kaçtı.

"Ah teşekkür ederim... Yıllardır nişanlı olduğun kadını dansa kaldırman ne centilmence." Sesimdeki alayı bir sağır bile duyardı.

"Seni o berbat dansına rağmen dansa kaldırdığım için minnet duymalısın." Beni yaralamak için her şeyi deniyordu ama bilmediği şey yıllar önce bana verdiği acı diğerlerine duyarsızlaşmamı sağlamıştı.

"Kesinlikle duyuyorum Andrew. Beyaz atlı prensim olmasaydı tüm sosyete dedikodumu yapardı." Gözleri kısıldı. Bu noktada geri adım atmamı bekliyordu ama bu gece bunu yapamayacak bir ruh halindeydim.

"Fazla nankörsün Mia. Belki tüm gece bir köşede çürürsen aklın başına gelir." Arabanın sıcaklığı düştü. Uzakta bir yerlerde gök gürledi. Yağmurun kendisi olmasa da kokusu geldi.

"Tehdit mi ediyorsun?"

"Haber veriyorum." Bazı şeyler kaderde yazıldığı gibidir, değiştirilemez. Ben ve Andrew'un sorunlu ilişkisi gibi. Artık bu noktada hiçbir şüphem yoktu. Biz düzeltilemezdik, çünkü düzeltilebilecek bir biz yoktu.

"Nasıl istersen öyle olsun." Daha fazla konuşmaya gerek yoktu.

Araba durduğunda saray görevlisi kapımızı açtı. Kısa bir süre bekledik. Bu süre zarfında ailemin diğer üyeleri ve Luca da bize katıldı.

Andrew'un koluna girdim. Hep beraber içeri girdiğimizde salon görevlisi gelişimizi duyurdu. Babam ve abim en önden girdi. Parlak avize ışıkları yüzlerine vururken ben sadece heybetli sırtlarını gördüm.

Bakışlar üzerimize döndü. Artık bambaşka bir arenadaydım. Her tarafım düşmanla çevriliydi. O gözlere bakmak bile yeterince bunaltıcıydı. İstemeden Andrew'un kolunu fazla sıktım.

Gerginlik ilk hatamı yaptırmıştı. Andrew sahte bir ilgiyle bana döndü. "İyi misin?" Gülümsedim ve ayak uydurdum."Evet, fazlasıyla."

İmparator ve ailesinin huzuruna çıktık. Beyaz takımı, altın sarısı detaylarla süslenmiş; onur madalyaları sol göğsünde dizilmişti.

Derin bir aşk duyduğu imparatoriçesi hemen yanındaydı. Üzerinde süslü bir elbise yoktu ya da şatafatlı bir aksesuar çünkü ihtiyacı yoktu.

Tıpkı bir erkek gibi takım giymiş, kahverengi saçlarını omuzlarından sarkıtmıştı. O geçmişte bir prenses değildi, herkesin küçümsediği uzak bir kabile liderinin kızıydı.Doğuştan savaşçıydı.

İmparator daha veliaht prens iken doğuda barbar kabilelerle süren savaşta onunla tanışmıştı. İki düşman olarak başlayan bu ilişki bir aşka dönüşmüştü. O zamanlar nişanlı olan imparator görevden döndüğünde ilk işi nişanı bozup Sara ile evlenmekti. Sara şimdi imparatoriçeydi, eski nişanlısı ise annem.

Annem tüm öfkesini güzel bir gülüşle saklamaya çalışsa da gözleri saf nefretten iki toptu. Söze başlayan imparator oldu.

"Umarım aileniz ve siz iyisinizdir dük?" Babam hafifçe eğildi.

"Sizin lütfunuz sayesinde majesteleri." Hiçbir samimiyet içermeyen kısa hal hatır sormalardan sonra kenara çekildik.

Gözlerim Leonard'ı aradı. Bu gece dikkatli olmam gereken bir diğer kişi de oydu. Onu salonunun ikinci katında bir kontla konuşurken gördüm. Gözlerimiz kesiştiğinde elindeki şampanyayı hafifçe bana doğru kaldırdı. Hemen başka bir yöne baktım.

Babam kalabalığa ilerleyip diğer soyluların arasına karıştı. Annemin etrafında çoktan bir grup toplanmıştı. Ruby ise köşedeki genç kızlara doğru hiç tereddüt etmeden ilerdi. Önceden beni de zorla sürükledi, şimdi ise bana tepkisini göstermek için yapmıyordu.

"Ruby bile kendine düşman etmeyi başarmışsın." Andrew kulağıma sadece benim duyacağım şekilde söyledi.

"Sorunlu bir çocuk olmak böyle bir şey Andrew." Belli ki karşı koymamı , reddetmemi bekledi ki sözlerimle şaşırdı. Herkes için kötü olan bensem, reddetmek neyi çözecekti ki?

Bir süre daha yanımda durdu. Sonrasında bir şey söylemeden beni öylece bırakıp gitti. Kendi arkadaş grubuna katıldı. Grup daha rahat konuşmak için üst kata çıktı. Bense tamamen yalnız bırakılmış oldum.

Salonun köşesinde tek başıma dursam da yırtıcı gözler bana eşlik ediyordu. Bana bakıp yelpazelerin arkasından dönen sohbetin konusu muhtemelen bendim.

Nişanlım beni öylece bırakmış aile üyelerim beni terk etmişti. İnsanlar burada beni suçlu görüyordu aslında geriye dönüp baktığımda benim de kendimi suçladığım çok zaman vardı. Her hatayı benliğime yükledim, bedeller ödeyerek acı çektim ama gün sonunda geç de olsa fark ettim: ben sadece bir kurbandım.

Sevilmek istemek insanın doğasıydı, bunu ailemden talep etmekse benim hakkımdı. Geç öğrendim, yine de hiç öğrenmemekten iyiydi. Şimdi bana biçilen yalnızlığın içinde, bunu kabullendim. Hayatımın on dokuz yılı gitmişti, bir on dokuz yıl daha kaybedemezdim.

Tüm gürültü düşüncelere tezat içerisi sessizleşti. Ne olduğunu anlamak için başımı kaldırdım. Salonun geniş kapıları sonuna kadar açılmış insanlar iki sıra halinde karşı karşıya dizilmişti. Ben kalabalığa yaklaşmak yerine uzakta kalmayı tercih ettim.

Ve sonra o göründü. Adı tüm salona duyruldu.

"Karven'nin kılıcı, kuzeyin aslanı Alexander Arvel..!" Heybetli bedeniydi ilk seçilen. Buradaki herkes soyluydu yine de hepsini toplasam bu adam etmezdi. Sadece varlığı bile bir güç yayıyordu.

Siyah takımı, özenle taranmış saçları, ışığı yansıtan madalyaları, her şeyden önemlisi kırmızı gözleri...Donuk kalbimde bir deprem yarattı. Sanki duvarlar üzerime yıkıldı. Bu yabancıydı.

O an içinde bulunduğum gölgeyle bir olmak istedim. Hata yapmıştım, çok büyük bir hata. Her şeyi mahvettim. Duvara yaslandım ve dengemi kazanmaya çalıştım.

Düzensiz nefeslerim arasında onu gördüm. Bana dönmüş bir çift göz. Onca kalabalığın içinde aradığını bulmuş gibi baktı. Bunun karşısında neredeyse yere yığılıyordum.

Aniden koluma değen sıcak elle irkildim. "İyi misin?" Andrew yabancısı olduğum ilgiyle bana bakıyordu. Başımı salladım, ağzım kurumuştu.

"İyiyim." Sırtımı duvardan ayırdım ve öne çıktım. Önce kendimi toplamam gerekiyordu.

Andrew'un koluna girdim ve ben de kalabalığa doğru ilerledim. Tüm bakışlar aynı yerdeydi. Herkes büyük bir merakla konuğa bakıyordu. Onun her hareketini yırtıcı bir merakla izliyorlardı.

Elim istemsizce boynuma gitti. Ağır kolyenin taşlarına dokundum, taşların soğukluğunda bir teselli aradım.

Alexander Arvel imparatorun övgülerini , ilgisini profesyonelce idare ediyordu. İmparatorun hemen arkasında veliaht prens Leonard soğuk ve anlaşılmaz bir yüzle duruyordu. Tıpkı babasınınki gibi gri olan gözleri tehlikeli bir parıltıya sahipti.

Tüm bu karmaşanın içinde imparatoriçe ile göz göze geldik. Kahverengi saçları ve siyah gözleri, esmer teniyle farklı olduğunu belli ediyordu. Bana samimi bir şekilde gülümsedi. Kıvrımlı gözleri dük Arvel'e dönmeden önce bakışlarında anlamlandıramadığım bir anlayış sezdim.

Bu gece tehlikeli olacaktı. Bunu o da biliyordu. Ben de biliyordum. Farklı alanlardaydık, ikimizin de kendi savaşı vardı, ikimiz de kılıç tutmayı iyi biliyorduk. Belki de bu yüzden öyle bakmıştı.

Bilmiyorum.Tek bildiğim, dikkatli olmam gerektiğiydi. Müzik başladı. Bu, uzun gecenin ilk habercisiydi.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18