KAVİLDEN KAÇIŞ kitap kapağı

11. bölüm / 34

KAVİLDEN KAÇIŞ

10. Bölüm: Hesaplaşma

Vaveyla Yazarı: Mirinda Aa

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 34Şu an: 10. Bölüm: Hesaplaşma
  1. 1 Prolog98 kelime
  2. 2 1. Bölüm: Çirkin Ördek Ve Kuğu2.116 kelime
  3. 3 2. Bölüm: Lucien İle Yüzleşme1.936 kelime
  4. 4 3. Bölüm: Ev Hapsi2.137 kelime
  5. 5 4. Bölüm: Kod Adı Dahlia2.125 kelime
  6. 6 5. Bölüm: Kabusum2.467 kelime
  7. 7 6. Bölüm: Geçmişin İzleri2.142 kelime
  8. 8 7. Bölüm: Yabancı3.240 kelime
  9. 9 8. Bölüm: Dük Arvel1.598 kelime
  10. 10 9. Bölüm: İlk Dans2.476 kelime
  11. 11 10. Bölüm: Hesaplaşma2.160 kelime · Okuduğun bölüm
  12. 12 11.Bölüm: İstenmeyen Misafir2.019 kelime
  13. 13 12. Bölüm: Kılıçlar Ve Stratejiler2.483 kelime
  14. 14 13. Bölüm: kaderin iki ucu1.952 kelime
  15. 15 14. Bölüm: Merhem1.714 kelime
  16. 16 15. Bölüm: Kırmızı Bakış Açısı1.820 kelime
  17. 17 16. Bölüm :Kırmızı Bakış Açısı2.563 kelime
  18. 18 17. Bölüm: ateş ve kül1.984 kelime
  19. 19 18. Bölüm: Bilinmeyen Güven2.235 kelime
  20. 20 19. Bölüm: Gözler1.424 kelime
  21. 21 20. Bölüm: Efsaneler ve Geçmiş2.634 kelime
  22. 22 21. Bölüm: Yıkılan Sınırlar2.144 kelime
  23. 23 22. Bölüm: Soru & Cevap2.661 kelime
  24. 24 23. Bölüm : Yeni Düşman2.127 kelime
  25. 25 24. Bölüm: Fırtına ve Soytarı2.010 kelime
  26. 26 25. Bölüm: İhanet3.177 kelime
  27. 27 26. Bölüm: Yangın2.973 kelime
  28. 28 27. Bölüm: KAVİLDEN KAÇIŞ1.847 kelime
  29. 29 28. Bölüm: Karanlıkta Saklı Olan2.185 kelime
  30. 30 29. Bölüm: İhanete Uğrayan2.283 kelime
  31. 31 30.Bölüm: Karga2.850 kelime
  32. 32 31. Mağara2.607 kelime
  33. 33 32. Bölüm: Karanlıktaki Sığınak2.934 kelime
  34. 34 33. Bölüm: Çelişki1.852 kelime

İçeri adımımı attığım an bakışlar bana döndü. Fısıltıları duymazdan geldim ve sırtımı dikleştirdim. Balo salonunu taradım ve köşede yüzünü yelleyen annem, gergin babam ve üzgün duran Ruby'e doğru yürümeye başladım.

Attığım her adımda geriye dönme isteğim artıyordu ama yapmazdın, çünkü her kaçış daha büyük bir sorundu.

Tam önlerinde durduğumda annem yelpazesini kapadı. Bir suçlu gibi bana baktılar. İlk söze başlayan annem oldu.

"Nişanlı bir kadın olarak başka bir adamla dans etmeye utanmıyor musun?" Bu sorunun gerçek muhatabı ben miydim, yoksa geçmişindeki imparator mu, bilmiyorum.

"Neden utanayım anne, her Erendel'li gibi ben de uzaktan gelen misafiri geri çevirmedim," annemin yüzü kasılırken sözü babam devraldı.

"Valmont'tun düşmanı olan misafir mi?" Sanki bizi bizzat istekli bir şekilde tanıştıran o değilmiş gibi.

"Evet, aynı zamanda senin elini sıktığın misafir," ona karşılık vermeme şaşırdı çünkü Mia her zaman kabullenirdi. Babamın eli yumruk olurken evde olsak çoktan tokat atacağı gerçeği ile yüzleştim.

"Mia, haddini aşma," fısıltı gibi söylediği sözler tenimi dondurdu. Onunla daha fazla göz göze kalırsak korkumun esiri olacağını düşünüp başımı çevirdim. O esnada Ruby ile göz göze geldik. Mavi gözleri buğulanmıştı.

"Bu kadar bencil olmak zorunda mısın abla?" Ani saldırısı ile sanki bedenimdeki tüm kan çekilmişti. Bunun için hesap sorabilecek son kişi bile olamazdı.

"Sanki herkes senin olmalıymış gibi davranıyorsun," Şimdiye kadar hepimiz kısık sesle konuşurken Ruby tüm salonun duyabileceği şekilde konuşmaya başlamıştı.

"Bunu yapmadım Ruby. Dük Arvel'in ricasını kabul ettim, tıpkı sana teklif etseydi senin yapacağın gibi," Ruby titremeye başladı. Gözlerinden bir yaş süzüldü.

"Evet abla ben ailemizin gururu için yapardım, senin gibi bencillikten değil," arkadan fısıltılar yükseldi.

"Zavallı Ruby," bir diğeri devam etti. "Mia her zamanki gibi sorun çıkarıyor," artık tüm bakışlar buraya dönmüştü. İnsanlar bir tiyatro gösterisi izler gibi buraya bakıyordu. O sessizlik anında bir kahraman ortaya çıktı.

Luca seri adımlarla yanımıza geldi. Ruby'nin omzuna destekleyici bir şekilde dokunurken bana tehlikeli bir bakış attı. İlk defa bana böyle bakmıştı, sanki her an üzerimi atlayacaktı.

"Ruby'e işkence mi ediyorsun Mia?" Alt dudağım sinirden titredi.

"Aile meselemiz seni ilgilendirmez Luca," sesim bir bıçak kadar keskindi. Luca ile bakışlarımız havada kesişti. O mor gözlerin beni korkutacağını sanıyorsa yapılıyordu. Yıllardır abisi ile uğraşıyordum.

"Bu kadar yeter, Mia," sakin bir sesle konuştuğunda ona döndüm. Bu sakinliğin sunduğu vaatler iç açıcı değildi.

"Andrew ile dışarı çık," Ne zaman yanımıza geldiğini bilmediğim Andrew kolumu sardı. Durmam gerekiyordu, daha ileri gitmemeliydim.

Bana destek olacak bir müttefik lazımdı tam şu an. Yoksa bu gece sadece bir felaketler toplamı olacaktı. Yine de görünürde bunu sağlayacak kimse yoktu.

Gözlerimi kapadım, öfkeden yaşlar birikmişti. Titreyen ellerimle nemi sildim. Arkamı döndüm, tam o esnada Alexander'ı gördüm.

Her şeyin sebebi oydu. Eğer o gelmeseydi bunların hiçbiri olmazdı. Kaşlarımı çattım ve hızla dışarı çıktım. Andrew hemen ardımdan geliyordu.

"Mia!"diye seslense de asla arkamı dönmedim. Az sonra bana yetişti, kolumu tutup beni durdurdu.

"Dur artık!" Diye bağırdı ben geriye doğru dönerken. Yüzüm onun göğsüne çarptı. Hemen bir kaç adım geriye giderek mesafeyi korudum. Fark etmeden bahçeye çıkmıştık. Andrew ağır ağır aldığı nefesler arasında bana öfkeyle baktı.

"Bu gece kendinde değilsin Mia," bana yaklaştı."Korkuna ne oldu?" Onu tokatlamak, paralamak istedim.

"Kes sesini," Sesim sakin çıksa da ben öyle değildim. Andrew'un gözleri kararken kolumu iki yandan yakaladı.

"Ne dedin sen?" Sesi tehlikeli bir hal alırken söylediğim şey için pişmanlık duydum. Bu gece batırmıştım.

"Duydun," Tek kelime. Pek çok hata.

Parmakları etimde derin kuyular oluşturdu. Yüzüm bu orantısız güç karşısında ekşidi. O an çok korkmuştum , geri adım atmam gerektiğini hissettim. Burada istediğini yapabilirdi, üstelik onu durduracak bir damla sevgi bile yoktu içinde.

Gözlerimdeki bakışı görünce irkildi. Ellerini hızla çekti. Ben de fark etmeden tuttuğum nefesimi bıraktım.

"Mia, sen değiştin," şimdi mi fark ediyordu? Onun tanıdığı kişi çoktan mezarında çürümüştü.

"Evet, Andrew," Dedim, sözlerim samimiydi.

"Bana değer verdiğini sandığım kişinin gerçek düşüncelerini öğrendiğim gün, ben değiştim," karmaşık gözlerle baktı. Biraz pişmanlık vardı biraz da hüzün. O an kafamda bir şimşek çaktı. İhtiyaç duyduğum müttefik o kadar da uzak olmayabilirdi.

"O gün orada olmamalıydın..." Sanki kendi kendine itiraf edercesine sesi kısıldı. Sesindeki çiğ bir pişmanlık vardı. Yine de anlayamadım. Duymuş olmam mıydı onu pişmanlığa sürükleyen yoksa beni üzmek mi?

"Hayır, o gün tam da olmam gereken yerdeydim," yıllardır geciken bir yüzleşmeydi bu. İkimizin de bildiği gerçekleri susarak yutmak bunca yıl düğüm olmuştu aramızda.

"Ben..." Dedi , sustu. Bir adım attım ona doğru.

"Sen ne Andrew? Sen beni kırmak mi istemedin?" başımı salladım " Hayır, istedin," Mor gözlerine baktım, bir zamanlar bu gözlerdeki sahte şefkat için her şeyi feda edebilirdim.

"Beni paramparça etmek istedin. Kandırdın, yalan söyledin, sonra da arkamdan dalga geçti... " Soğuk hava ciğerlerim yaktı."Sen duygularımı asla umursadın. Şimdi bile aynısın."

Bedenim titriyordu. Belki soğuktan belki de sözlerimin ağırlığından. Sanki kafamda bitmek bilmeyen, herkesin kaybettiği bir savaş vardı. Defalarca öldürdüğüm herkes durumdan bir hortlak gibi karşıma dikiliyordu.

"Mia... Baştan başlayalım." Donuk bir ifadeyle döndüm. Samimi duruyordu ama onun geciken samimiyeti artık bir anlam ifade etmiyordu. O an kararımı verdim.

"Haklısın..." Gülümsedim. "Her şeye baştan başlayacağız." Kafası karışsa da sözlerimde umut vadediyordum. Oysa ben onsuz baştan başlayacaktım ama bunu bilmese de olur.

"Andrew... Sana kırgınım çünkü seni seviyorum. İnsan en çok sevdiğine gönül koyar," uzanıp elini tuttum. Bana şaşkınlıkla baktı. Aklımı kaçırmış olduğumu bile düşünmüş olabilir.

"Ben de yoruldum. Seninle tartışmaktan, kavga etmekten," gözleri titredi. Tuttuğum eli sıktı.

"İkimiz de yıprandık," dedi. Başımı sallayarak onayladım.

"Yakında evleneceğiz, bu böyle olmaz. Olmamalı," dediğimde kendi sesimi ellerimle boğmak istedim. Dayanamak zorundayım. Özgürlük bedel gerektiriyordu.

"Aşık olmamıza gerek yok. Anlayışlı olmamız yeterli," dediğinde Andrew aniden bana sarıldı. Bedenim kaskatı kesildi. Yine de güçlükle ayak uydurdum ve ben de kollarımı etrafına sardım.

"Özür dilerim Mia. Her şey için. Geçmişte ve bu gece yaptıklarım için..." Sırtını sıvazladım. Bunu duymayı çok istemiştim.

Evet ama çok eskiden. Kırdığı ergen genç kız bunun hayalini defalarca kurmuştu.

"Doğru kadın erkeğinin yaptığı hataları affeder," Andrew görmediğinden sözlerine göz devirdim. O kadın kesinlikle ben değilim.

"Andrew... Seni hala çok seviyorum," Andrew açıkta kalan omzumu öptü. Midem bulanıyordu, geri çekilirken bunu sahte bir gülüşün arkasına sakladım.

"Mia... Teşekkür ederim," gözlerine baktım. Hissettiğim tek şey nefretti. Yanağımı okşadı, sanki az önce parmakları tenimi delen o değilmiş gibi.

Gülümsedim. "İçeri geç istersen, ben biraz hava alıp sana yetişirim," Andrew sözlerim üzerine itiraz edecek gibi oldu.

"Biraz yalnız kalmam gerekiyor Andrew. Lütfen," Zoraki bir şekilde gülümsedim. Daha fazla üstelemedi. Son bir kez omzumu hafifçe sıktı. Az önce bıraktığı izin hemen yanını.

Gözden kaybolduğu ilk anda en yakın ağacın yanına çöktüm ve kusmaya başladım. Gözlerim yaşlar geldi, boğazım tahriş olana kadar öğürdüm. Dizlerimin üzerinde ellerim toprağı avuçlarken sıcak bir el saçlarımı topladı. O an başımı kaldıramadım. Kusma nöbetim geçtiğinde başımı kaldırdım. Alexander Arvel tam karşımda oyunbaz bir gülümseme ile duruyordu.

"İyi misiniz oyuncu leydim?" Kırmızı gözlerindeki alayacılık hafif bir endişeyle bulanmıştı.

"Aşık olduğunuz adamın dokunuşu sizi kusturacak kadar heyecanlandırıyor demek ki,"gözlerimi kapadım ve çıldırmamak için nedenler sıraladım.

"Lütfen saçlarımı bırakın," dediğimde duymamış gibi davrandı.

"İşiniz bittiğinde öyle yapacağım," Sinirle nefesimi bıraktım.

"Sizin yardımı-" cümlem tekrar öğürmemle yarım kaldı. İçimden lanetler okudum. Karven'nin en güçlü adamının karşısında titreyerek kusuyordum.

Sonunda midemde bir şey kalmadığında rahat bir nefesle geriye doğru oturdum. Alexander saçlarımı bıraktı. Elinin geride bıraktığı sıcaklık kaybolurken dokunuşunu özlediğimi fark ettim.

"Bu defa neyle ödeyeceksiniz?" Dediğinde istemsizce güldüm.

"Kolyeye ne dersiniz?" Boynumdaki kolyeye kısa bir bakış atıp yanıma oturdu. Her defasında Andrew'un verdiği hediyeler onu itelemek alışkanlık olacaktı galiba.

"Hayır derim muhtemelen."

"Neden?" Dedim ilgiyle. Oldukça değerli bir kolyeydi. İhtiyacı yoktu elbette, yine de sormuştum.

Gözlerini bahçeye dikti. "Zevkime uymuyor." Bir kadın kolyesi, bir erkeğin zevkine uymuyordu ne kadar da şaşırtıcı.

Süs ağaçlarını, sabaha karşı donacak olan fıskiyeyi izledi bir süre.

"Daha iyi misin?"

Başımla hafifçe onayladım. "Kötü değilim," gözleri bana döndü. Yüzümü inceledi. Muhtemelen korkunç görünüyordum. Bu defa ne diyecek diye merak etmeden duramadım.

"Açık konuşmak gerekirse oyunculuğunuz mükemmeldi" elini çenesinin altına koydu.

"Ne kadarını gördünüz?" Sesim bıkkındı. Daha tanışalı çok olmadığı halde onun karşısında defalarca rezil olmuştum.

"Hemen hemen hepsini, bana öfkeli bir bakış atıp dışarı fırlayınca bir bakmak istedim." Tıpkı onun gibi elimi çenemin altına koydum.

"Size her öfkeli bakış atanı takip eder misiniz?" Çenemin altına koyduğum ele ve yüzüme baktı. Bakışları dudaklarımda birkaç saniye fazla kalmıştı sanki.

"Değenleri, evet." Belirsiz cevabı karşısında kaşlarımı çattım.

"Nasıl yani?" Bana uzun uzun baktı. Bir tutam saçımı kulağımın arkasına sıkıştırmak için elini uzattığında irkildim ama geri çekilmedim.

Kırmızı gözleri sanki yeşil gözlerimi yaktı. Belki de bundan tenimin altında kanımın ısındığını hissettirm.

"Her şeyi ben açıklarsam eğlenceli olmaz." Onun için her şey bir oyun bir eğlenceydi. Gerçeklik soğuk su gibi çarptı. Kiminle oturduğumu hatırladım.

O benim düşmanımdı. Ben ona ihanet edecek olandım. Yine de bu gece nefes aldığımı hissettiğim tek an onunla baş başayken gerçekleşmişti.

Ayağa kalktım ve üzerimdeki tozu çırptım. Benimle beraber o da kalktı. Yanıma oturduğu andan beri daha iyiydim. Bu yüzden ona borçlu hissettim

"Teşekkür ederim Dük."

"Ne için?" Hafifçe dudaklarım kıvrıldı.

"Her şeyi ben açıklarsam eğlenceli olmaz, değil mi?" Gözleri kısıldı. Hafifçe eğilip selam verdim.

"İyi geceler."

"İyi geceler Leydim," ben arkamı döndüğümde ekledi. "Bir sonraki buluşmaya kadar, kendine iyi bak Mia." İsmimi bir kez daha kullanmıştı. Omzumun üzerinden ona baktım.

"Siz de," bunlar son sözlerim oldu. Sonra bahçeden ayrıldım.

Birkaç adım sonra yüzümdeki tebessüm silindi. Salona geri dönüp gecenin kalanını Andrew'un yanında geçirdim. Zaten
geri döndükten kısa süre sonra balodan ayrıldık. Gecenin ilk kısmı bitmişti, şimdilik.

***

Yine Andrew ile beraber aynı araçtaydık. Bu defa kavga etmeden sessizce. Başımı cama yasladım ve gözlerimi kapadım. Birazdan evde yaşanacakları düşünmemeye çalıştım.

Araba durduğunda Andrew'a döndüm."iyi geceler."

"İyi geceler Mia," gülümsedim ve arabadan insim. Arabacı kırbacın sallayıp tekrar yola koyulduğunda ben de eve yöneldim. Ailem şöminenin etrafında toplanmış, hizmetçiler göderilmişti. Bunun Valmont hanesinde tek bir anlamı vardı: bu gece utanç verici bir şeyler olacaktı.

Üst kata çıkan merdivenlere baktım, boşunaydı. Kaçamazdım. Onlara yaklaştım. Babam beni fark eden ilk kişi oldu.

"Gecenin yıldızı da gelmiş," soğuk gözleri beni süzdü. Yutkundum ve sırtımı dikleştirdim. Yanlış bir şey yapmadım... İçimden defalarca tekrar ettim.

"Davranışların hakkında konuşmalıyız, Mia," ileriye doğru gitmek çok zordu. Yanağımın içini ısırdım,"Konuşalım baba," şimdi karşısınnda duruyordum. Soğuk mavi gözlerini görünce irkildim. Kalp atışlarım hızlandı. Hayır Mia, korkamazsın.

Çenemi sıktım. Evet, korkamazdım.

"Hem valmont adını hem de Blackwood hanesinin onurunu ayaklar altına aldın," Affedilmez bir günahım buydu demek.

"Ben sadece nezaket kuralları çerçevesinde hareket ettim," tüm his karmaşasına rağmen sesim pürüzsüz çıktı. Kenarda duran Ruby söze karıştı.

"Ne zamandan beri kız kardeşinden çalmak nezaket oldu abla?" Sınırımdaydım. Gerçekten bu gece dayanılmazdı. Zihnim de bedenim de çökmüştü.

"Senden hiçbir şey çalmadım Ruby," dudaklarımı ıslattım. "Sahip olamadığın bir şeyi nasıl senden alabilirim?" Ruby bir adım geri gitti. Bu onun dünyasında yeniydi, sahip olamamak.

Onun sustuğu yerde annem lafı ele aldı."Hala yerini bilmiyorsun," tıpkı benim ki gibi yeşil olan gözlerine baktım. Benimkini daha zehirli tonuydu, daha öfkeli, daha acımasız.

"Öyleyse öğret anne, yerimi," Anne lafı dudaklarımdan döküldüğünde yüzü iğrenmeyle buruştu. "Köşeye attığın çocuğunun hatalarını düzelt," ellerini çenesinin altında birleştirdi. Üzerine oturduğu kadife kaplı koltuktaki gölgesi içimi ürpertti.

"Senin gibi aptal bir çocuğa ne öğretebilirim ki?" Sözleri göğsümü delen bir ok gibi kalbimi sızlattı. Ne olursa olsun o benim annemdi. Beni dokuz ay karnında taşımıştı, emzirmişti. Hangi çocuk annesinin nefretini kabul edebilirdi?

"Sadece Ruby'nin gölgesinde kalman gerektiğini bile bilmeyen sana ne katabilirim Mia?" Her kelimesinde acıyan halime tatmin olmuş şekilde baktı. Durmadı.

"Sadece erkek gibi dövüşmek dışında ne bilirsin ki sen? Bir kadının erdemi, zarafeti... Tıpkı imparatoriçe barbarı gibisin," sanki karın ortasına bırakılmıştım. İmparatoriçenin adı geçince herkes gerildi. Özelikle babam. Karısının eski nişanlısının eşine olan takıntısı onu her zaman rahatsız etmişti. Üstelik o kişi kraliçeydi.

"Ama o barbar bugün senin kulluk ettiğin kişi değil mi anne?" Yüzü öfkeden kızarırken gülümsedim.

"Hadsi-"

"Yeter!" Babamın sesi gökgürültüsü gibi odaya düştü.

"Sen..." Üzerime yürüdü. Olduğum yerde taş kesildi. Nefes bile alamadım. "Aile şerefini ayaklar altına aldın!" Sesi bağırırken çatladı.

"Bir kadının dansı ile ayaklar altına düşüyorsa, gerçekten o şerefin varlığından söz edebilir misin?" Sözlerim salonda bir yankı bırakırken, o yankıyı etin ete çarpma sesi takip etti.

Yüzüm yana savrulurken ağzımın içi metalik bir tatla doldu. Sert darbeyle geriye doğru tökezlerken tüm gece bana işkence eden topuklu ayakkabımın da etkisiyle ayağım burkuldu. Ne bir gözyaşı döktüm,ne de ses çıkardım. Bunu olacağını Alexander ile dans ettiğim andan beri zaten biliyordum.

Eli tekrar havaya kalkarken aramıza uzun bir beden girdi. Tüm bu süre boyunca kenardan izleyen Lucien babamın elini havada tuttu.

"Yeter baba, Valmont asaletini yakışmıyor," Yanağımı tutarak geri çekildim. Lucien beni değil ,adını koruyordu.

Babam kendini toplayıp geri çekildi. "Derhal kaybol gözümün önünden," kanayan dudağımı sildim. Gözlerim yüzlerinde gezindi; annemin tatmin dolu yüzünde , Ruby'nin şaşkın bakışlarında. Göz göze gelince bakışlarını kaçırdı.

Gülümsedim. Eteğimi topladım ve abartılı bir şekilde reverans yaptım. "Emredersiniz, dük Valmont," Aramızdaki son ip kopmuştu.

Odama çıktığımda artık bir şeyleri aştığımı fark ettim. Eski Mia olsa sabaha kadar ağlardı. Eski Mia olsa göz pınarlarını kuruturdu ama ben yapmadım. Bunu yerine ağzımdaki kanı tükürdüm.

Aynanın karşısına geçtim,Yıllardır kaçtığım yansımama baktım. Şişmiş yanağıma, boynumdaki kolyeye. Derin bir nefes aldım ve kolyeyi çıkardım. Şimdi daha çok bana benziyordu. Kaçtığım günü düşündüm, kudretli Valmont adı iki paralık olurken müttefik Blackwood hanesi düşman kesilecekti ve ben özgür olacaktım.

Hayattaki tek gerçek özgürlüktü ve ben yemin ediyorum, özgürlük için her şeyi yapacağım. Gerekirse halkımı satarım, gerekirse ailemi satarım. Kendi yansımama bakarken yemin ettim:

"Özgürlük kaçmak demekse, ben Kavilden kaçacağım."

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18