KAVİLDEN KAÇIŞ kitap kapağı

16. bölüm / 34

KAVİLDEN KAÇIŞ

15. Bölüm: Kırmızı Bakış Açısı

Vaveyla Yazarı: Mirinda Aa

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 34Şu an: 15. Bölüm: Kırmızı Bakış Açısı
  1. 1 Prolog98 kelime
  2. 2 1. Bölüm: Çirkin Ördek Ve Kuğu2.116 kelime
  3. 3 2. Bölüm: Lucien İle Yüzleşme1.936 kelime
  4. 4 3. Bölüm: Ev Hapsi2.137 kelime
  5. 5 4. Bölüm: Kod Adı Dahlia2.125 kelime
  6. 6 5. Bölüm: Kabusum2.467 kelime
  7. 7 6. Bölüm: Geçmişin İzleri2.142 kelime
  8. 8 7. Bölüm: Yabancı3.240 kelime
  9. 9 8. Bölüm: Dük Arvel1.598 kelime
  10. 10 9. Bölüm: İlk Dans2.476 kelime
  11. 11 10. Bölüm: Hesaplaşma2.160 kelime
  12. 12 11.Bölüm: İstenmeyen Misafir2.019 kelime
  13. 13 12. Bölüm: Kılıçlar Ve Stratejiler2.483 kelime
  14. 14 13. Bölüm: kaderin iki ucu1.952 kelime
  15. 15 14. Bölüm: Merhem1.714 kelime
  16. 16 15. Bölüm: Kırmızı Bakış Açısı1.820 kelime · Okuduğun bölüm
  17. 17 16. Bölüm :Kırmızı Bakış Açısı2.563 kelime
  18. 18 17. Bölüm: ateş ve kül1.984 kelime
  19. 19 18. Bölüm: Bilinmeyen Güven2.235 kelime
  20. 20 19. Bölüm: Gözler1.424 kelime
  21. 21 20. Bölüm: Efsaneler ve Geçmiş2.634 kelime
  22. 22 21. Bölüm: Yıkılan Sınırlar2.144 kelime
  23. 23 22. Bölüm: Soru & Cevap2.661 kelime
  24. 24 23. Bölüm : Yeni Düşman2.127 kelime
  25. 25 24. Bölüm: Fırtına ve Soytarı2.010 kelime
  26. 26 25. Bölüm: İhanet3.177 kelime
  27. 27 26. Bölüm: Yangın2.973 kelime
  28. 28 27. Bölüm: KAVİLDEN KAÇIŞ1.847 kelime
  29. 29 28. Bölüm: Karanlıkta Saklı Olan2.185 kelime
  30. 30 29. Bölüm: İhanete Uğrayan2.283 kelime
  31. 31 30.Bölüm: Karga2.850 kelime
  32. 32 31. Mağara2.607 kelime
  33. 33 32. Bölüm: Karanlıktaki Sığınak2.934 kelime
  34. 34 33. Bölüm: Çelişki1.852 kelime

Alexander'ın bakış açısıyla:

Karven'nin imparatoru beni acil bir iş için çağırdığında kuzeydeki topraklarımda sorun çıkaran bir çetenin peşindeydim. Erkek kardeşim Malcolm'a bu görevi devredip hemen başkente yol aldım.

İmparator babamın dostu, en büyük müfettiğimdi. Babamın ölümünden sonra babamın yerine koyduğum kişiydi , bu yüzden onun isteği benim için bir emirdi. O yaşlı adam tüm hastalıklarına rağmen çalışma masasında beni bekliyordu. Önünde kıtanın detaylı bir haritası vardı.

Beni gördüğünde ayağa kalktı, benim eğilmeme izin vermeden kollarına çekti. Az ötede duran Karven veliyahtı Valentin bu manzarayı gülümseyerek izledi. Kral geri çekildiğinde onun yerini Valentin aldı.

"Kardeşim." Dedi sırtımı kırmak ister gibi sıkarken. Elini iki kez sırtıma vurup geri çekildi.

"Otur hadi, uzun yoldan geldin." İmparator yerine geçerken ben de masanın karşısındaki yerimi aldım.

"Yolculuk nasıldı?" İmparator elini birleştirdi ve bana baktı.

"İyiydi majesteleri, siz acil bir durum olduğunu yazınca hızla buraya geldim." İmparator başını salladı.

"Bu defa iş gerçekten karmaşık, birileri Karven'i açıkça hedef alıyor." Haritada Arvel topraklarını gösterdi.

"Bunu da senin üzeriden yürütüyor." Gösterdiği yerde demir madenleri kırmızı bir halka içindeydi. Arvel'in zenginliğinin kaynağı.

"Sana saldıran çetenin başını buldun mu?" Başımı olumsuz anlamda salladım. Ve açıklamaya başladım:

"Basit bir çete değiller, hepsi eğitimli ve tek bir amaçları var: Zarar vermek" Aylardır süren o işkence dolu süreç gözümün önünden geçti.

"Kolay kolay yakalanmıyorlar. Yakalananlar ise hiç düşünmeden intihar ediyor." İmparator sırtını koltuğa yasladı, saçları kırlaşmıştı.

"Bunun arkasında Erendel olduğunu düşünüyorum." Oda aniden buz kesti. Bu çok ağır,elli yıldır süre gelen barışı paramparça edecek bir şeydi.

"Emin misiniz?" İmparator duraksadı.

"Henüz değil." Herkes bir süre duraksadı. Sözü ele alan Valentin oldu.

"Bunun arkasında Kral Arthur olamaz. Başa geçtiğinde beri daha barışçıl bir politika izliyor, hatta Karven mallarının Erendel'den geçmesini sağlayan da o." Sözleri doğruydu ama imparator da kolay kolay birini suçlamazdı.

"Zaten şüphelendiğim o değil." Valentin ve ben göz göze geldik. sessiz kalıp dinledim.

"Öyleyse kim?" İmparator derin bir nefes aldı.

"Dük Valmont'tan şüphe ediyorum." Şaşırısam da kısa sürdü. Sonuçta Arvel ile doğrudan bir düşmanlık güdüyordu.

"Valmont..." Dedi Valentin çenesini kaşırken. "İki sene önce Erendel'e yaptığım ziyarette karşılaşmıştık." Valentin hafifçe sırıttı.

"Güzel bir kızı vardı..." İmparator başını yavaşça ondan tarafa çevirdi. Valentin her zamanki Valentin'di.

"Ancak kadın peşinde koş! İmparatorluğun bekası için uğraşma." Valentin sırtını geriye yaslarken gözlerinde sadece benim anlayacağım o parıltı geçti.

"Dük Valmont fazla kuralcı ve hırslı. Gözlerinde hiç dinmeyen bir ateş var, yani baba haklı olabilirsin." Valentin parmaklarını düzgünce taranmış sarı saçlarından geçirdi. Sonunda konuşmaya başladım.

"Beni rahatsız eden bir şey daha var." İkisinin bakışları bana döndü.

"Karina ticaret loncası." Bir süre bunu düşümeleri için bekledim. "Erendel'de kurulup kıtayı yavaş yavaş ele geçirdi. Karven'de bile o loncaya katılan tüccarlar var." İmparator hafifçe şaşırdı.

"Sayıları henüz az, Karven halkı henüz temkinli ama bu tehlikeli olduğu gerçeğini değiştirmiyor." Valentin bir süre duraksadı.

"Karina... Tanıdık geldi." Bir süre eli çenesinde düşündü, sonra hatırlamış olacak ki parmağını şıklattı.

"Erendel veliyahtın nişanlısı! Şimdi evlenmiş olmalılar. Onun da adı Karina'ydı." Dudakları kıvrıldı ve yine o çapkın bakış ortaya çıktı.

"Gerçekten ateşli bir kadındı, herkesin gözü önünde prensin kafasına çay dökmüştü." O an imparator ile göz göze geldik. Valentin ellerini salladı.

"Zannetmiyorum, elinde gelse o kadını öldürürdü." Ensesini hafifçe kaşıdı. "Gerçi o güzellik karşında dayanamayıp yumuşadıysa bilemem..." İmparator daha fazla dayanamadı ve masanın üzerindeki mürekkep şişesini ona fırlattı. Valentin başını eğip kolayca kaçındı. Kırılan şişeden mürekkep zemine dağıldı.

İmparator kendini toparladı. Sadece üçümüzün görebileceği bir şeydi bu. "Alexander... Eminim senden bir şey isteyeceğimi anlamışsındır." Ortamın havası değişti.

"Erendel'e gidecek heyetin başında olmanı istiyorum," bir süre hazmetmem için bekledi. " Erendel'e gidecek mektupta senin bizzat Valmont'a kalmak istediğini yazacağım." Çenem kasıldı. Valmont ve Arvel düşmanlığı imparatorluk kadar eskiydi.

"Senin için zor olduğunun farkındayım, eğer redderlerse hakaret uğrayacaksın." Yüzü haritaya döndü. "Ama eğer kabul ederlerse bu şüphelerimizin doğru olduğunu gösteriyor." Demir madenine parmak bastı.

"Seni köşeye sıkıştırıp sonra da yardım ediyormuş gibi davranacak. Böylelikle ona istediğini vermiş olacaksınız." Gözlerim parmağının değdiği yerde kaldı.

"Yani sizce Demir madenin peşindeler mi?" İmparator başını salladı. "Eğer şüphem doğruyusa , evet." Geriye yaslandı. "Ama her şeyden önemlisi o demire neden ihtiyaçları var? Ne için kullanacaklar?" Bu soru zihnime tehlike sinyalleri gönderdi.

Gitmek istesem de topraklarım tehlike altındaydı.
Valentin bunu hissetmiş gibi elini dizime vurdu. "Endişe etme, destek için Malcolm'un yanına gideceğim. Bizzat imparatorluk birlikleri ile." Düşünecek fazla bir şey kalmamıştı.

"Pekâlâ, asıl plan ne?"

İki gün sonra güvendiğim iki adamımla yola çıktım. Erendel'e gidecek heyet daha iki hafta sonra yola çıkacaktı.

Adamlarım Kael ve Ruth ile Karina ticaret loncasına bağlı bir tüccar ile anlaştık. Karina tüm kıta boyunca güvenlik bir ticaret koridoru oluşturmuştu, tüccar sayesinde bu yolu kullanıp sistemi çözmeyi umuyordum.

Yolculuk uzun sürdü, tüm bu süreçte gördüğüm şey korkunç bir düzendi. İnsanları korku ve kılıçla değil ipek ve altındla yola getiriyorlardı. Yol üzerine kurulmuş hanlar, sürekli devriye gezen askerler, ücretsiz hizmetler...

Girdiğimiz her yerde araştırmalar yaptım, bazen tek bir laf almak için servetler ödedim. Uzun yolculuğun son günlerinde sonunda elle tutulur bir şey elde edince tüccar topluluğundan ayrıldık ve başkente son sürat ilerledik.

Tüm bu ağın kesişim noktası Erendel'in kirli bir sokağındaydı. O sahaf dükkanını bilgi peşinde bir paralı asker kılığıyla girdim. Her ihtimale karşı yüzüm kapalıydı.

Kimsenin aklına gelmezdi muhtemelen böyle bir yer . Ben bile dükkana girmeden önce saatlerce düşünmüş aldığım istihbarat yanlış mı sorgulamıştım . Tüm bunlar karşımda gerçekten zeki bir kişi olduğunu gösteriyordu.

Sahaf görünümlü bu yerin sahibi donuk bir adamdı. Sadece istenileni yapıyordu, uygun ücret karşılığında sana bilgi satıyordu. Kimliğimi gizlediğim için benim ulaşacağım bilgi fazla sansürlüydü.

Sahaf siparişleri hazırlarken o girdi içeri:Mia. O zamanlar adını bilmiyordum tabii. Sade giyinse de kıyafetleri buraya ait olmadığını gösteriyordu, tabii ilk bakışta.

Dik tuttuğu başı ve yaydığı hava bir leydi olduğunu haykırıyordu.

Soğuk havaya rağmen terlemişti, bu da çok hızlı hareket ettiğine işaret ediyordu. Yeşil gözlerini görünce duraksadım, bu kadar berrak bir rengi ilk defa görmüştüm.

Sahaf ile göz göze geldiğinde ikisi arasında sözsüz bir alışveriş olduğunu fark ettim. Beni görünce duraksadı, yönünü değiştirip raflara yöneldi. Beni ara sıra kaçamak bakışlarla süzüyor, hakkımda bir fikir edinmeye çalışıyordu.

Yaptığım bilgi alışverişinin hiçbir anlamı yoktu , bu yüzden bu gizemli kadından bir şeyler koparabilmeyi umdum. O dalgın bir şekilde kitaplara bakarken ona yaklaştım. Karşılaştığım kişi soğuk bir duvardı. Lafını asla esirgemiyor , doğrudan insanın gözlerine bakıyordu.

Sahaf siparişin bittiğini haber verirken ondan uzaklaştım. Daha fazlası sadece zarar demekti. O kapıdan çıktığımda onu bir daha görmeyeceğimi düşündüm. Oysa bir kaç dakika sonra Ruth ve Kael'ı beklediğim ara sokakta belirdi.

Pelerini başından düşmüş kahverengi saçları ortaya çıkmıştı , göğsü hızla inip kalkıyordu. Kollarımı birleştirdim. Ona yardım teklif ettiğimde kaşlarını çatıp reddetmeye kalktı, sonra kaçtığı adamı görmüş olacak ki saklanmak için beni kullandı.

Sanki sıradan bir şeymiş gibi kollarını boynuma dolmıştı. Benimle ilgilenmiyor, yüzüme bile bakmıyordu. Bu biraz gururumu incitti.

Yıllarca kadınlar tarafından kovalamıştım, şimdi ise hiç tanımadığım biri beni bir nesne gibi kullanıyordu. Sınırlarını zorlamak, ne kadar daha görmezden geleceğini görmek için elimi beline koydum.

Yeşil gözleri öfkeyle parlarken çenesi kasıldı. Bu görüntü içimde bir şeyi harlamıştı. Onu daha da kızdırmak istesem de kendimi tuttum. Az sonra geri çekildi, üzerini düzelti. Ne bir teşekkür ne de açıklama... Elime bir saç tokası sıkıştırıp öylece çekip gitmeye kalktı.

Uzanıp kolunu tuttum. Fark etmeden fazla sıktım, yüzü hafifçe ekşidi, yine de geri adım atmadı. Her soruya arsızca cevap verdi. Beni küçümsemekten çekinmedi.

Son sözü söyledi ve ben daha cevap vermeden çekip gitti. Sinirle avcuma bıraktığı tokaya baktım. Mor bir gül, ters çevirdiğimde altında bir yazı gördüm.

Andrew& Mia

Dudaklarım kıvrıldı. Demek adı Mia'ydı. Peki Andrew kimdi. Elim o ismin üzerinde gezindi, içimde yabancısı olduğum bir his belirdi. Hayal kırıklığı?

O esnada Kael geldi. "Yüzünden anşıldığı üzere bir şey bulamamışsın." Tokayı cebime attım.

"Karven'den gelen heyet ne durumda." Kael konuyu değiştirmeme şaşırmadı.

"Üç gün içinde burada olurlar. Geri dönüp onlara katılmamız gerekiyor." Başımı salladım. "Ruth nerede?" Kael cevap veremeden Ruth anlaştığımız yere geldi. Elinde taze ekmek vardı. Yanakları şişmişti. Kael ona ters ters baktı.

"Yine sahip çıkamadın şu midene!" Ruth ağzındakini yutup yaklaştı. "Hiçbir şey bulamadım Kael keyfimizden yemiyoruz." İkinisine kısa bir bakış attım.

"Yemek yiyip yola çıkalım, karina işi sonraya kaldı. Şimdi topraklarıma saldıran kişiyi bulmalıyım." Kael ve Ruth başını salladı.

***

Alçak tavanlı restoranda oturmuş yemek yiyorduk. Sipariş verme işini Ruth'a devrettik, onun masayı en iyi şekilde donatacağından hiç şüphem yoktu.

Kael karşıma oturdu, pelerinin altından birkaç kâğıt çıkardı. "Valmont hanesi hakkında öğrendiklerim , baştan söyleyeyim o kadar değerli bir bilgi yok." Kağıdı boş verdim.

"Açıkla." Kael kağıtları tekrardan pelerinin altına gizledi.

"Dük Alaric Valmont, kardeşleri arasında en küçük yine de babasının desteği ile başa o geçmiş. Halk arasında cesur ve yardımsever olmasıyla ün salmış." Garson kız siparişlerimizi masaya indirirken sustu. Kız uzaklaştığı an kısık sesle devam etti.

"Valmont ailesi tarafsızlığı ile biliniyor. Sarayda hiçbir gruba dahil değiller." Ruth ekmek sepetini aramıza uzattı. Kael ters ters bakarken ben bir dilim aldım.

"Düşes Emily Valmont. Şimdiki imparatorun eski nişanlısı. İmparator , imparatoriçe sara için kendisini terk etmiş." Bu bilgi ile kaşlarım havalandı.

"Düşes cemiyet hayatında etkin. Bunun dışında pasif birisi." Ekmeği çiğnerken önüme bir çorba çektim. Ahşap masa kirliydi, küfürler kahkaha seslerine karışıyordu.

"Varis Lucien Valmont, tek oğul. Babasının gölgesi, sakin kişiliği ile biliniyor. Şimdiden ülkenin en iyi kılıç ustası olduğu söyleniyor." Kael'ın daha çok bilgi elde ettiğini biliyordum, şu an ifşa edemeyeceği için sakıncalı kısımlara girmiyordu muhtemelen.

"Ruby Valmont ya da halk arasındaki adıyla Valmont'un meleği." Dedi ve soluklandı. Biraz su içip devam etti.

"Geçen yıl tasarımını ve planlamasını bizzat kendisinin yaptığı bir yetimhane açmış, henüz 17 yaşında böyle bir şey yapması, ona olan saygıyı ve sevgiyi artırmış." Ağzı tamamen dolu olan Ruth konuştu.

"İnanılmaz, 17 yaşında böyle bir şey yapmak hangi soylunun yapacağı bir şey ki! Anca halkı sömürür diğerleri." Benimle göz göze geldi, ağzındaki lokmayı yuttu. "Hepsi değil tabii ki." Onu duymazdan geldim ve dikkatimi Kael'a verdim.

"Son olarak Mia Valmont..." O ismi duyduğumda duraksadım. "Hakkında pek bir bilgi yoktu, olanlarda pek iyi değildi." Geriye yaslandı.

"Halk ona Valmont cadısı diyor. Sık sık hizmetçilerini dövermiş, kendi kız kardeşi Ruby'i kıskandığı için eziyet edermiş halk bu yüzden ondan nefret ediyor." Sustuğunda merakla öne çıktım.

Kael görevini bitirmenin rahatlamasıyla önüne biraz yemek çekti. Kaşığına biraz çorba aldı.

"Başka?" Lokması havada kaldı. Kaşığı geri yerine koydu.

"Detaylı bilgiler kağıtta, yüksek sesle konuşmam iyi olmaz."

"Mia Valmont, onun hakkında başka dedikodular var mı?" Kael'ın kaşları havaya kalktı.

"Var ama..." Derin bir nefes aldı. "Hiçbir yeteneği olmadığı halde zorla kılıç eğitimi almış, hatta annesi onu durdurmak isteyince annesine kaba davranmaya başlamış. Abisi ileride dük olacağı için kıskançlıktan aile yadigarı kılıcı kırmış..." Kael uzun uzun hakkındaki kötü dedikoduları anlattı en sonunda elimle durdurdum.

Demek ki sadece isim benzerliği, o sahaftaki gururlu kadın böyle rezillikler çıkarmazdı.

"Siz niye bu kadar merak ettiniz ki?" Bir süre düşündü. "Eğer ona yaklaşıp bilgi almak istiyorsanız hiç denemeyin, nişanlısı Andrew Blackwood'a takıntlıymış." Ne demişti o?

"Andrew mu?" Başını salladı. "Evet Blackwood ve Valmont dükalıkları arasında bir evlilik sözleşmesi söz konusu, yakın zamanda evleneceklermiş." Ruth "zavallı adam" diye mırıldandı.

Elim pantolonun cebindeki tokaya gitti. Muhtemelen hediyeydi. Kim çok sevdiği adamın verdiği tokayı bir yabancının avuçlarına hiç düşünmeden koyardı ki?

Dedikodular hiçbir zaman gerçeği yansıtmazdı. İçimde bir merak kıvılcımı doğdu. Mia Valmont, kesinlikle o sahaftaki kadındı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18