13. bölüm / 13
KARANLIKTA KALANLARZİRVEDEKİ SOĞUK
Bölümler 13Şu an: ZİRVEDEKİ SOĞUK
- 1 YANGININ DÜŞTÜĞÜ YER588 kelime
- 2 ZEHİRLİ SIĞINAK536 kelime
- 3 BİR RUHUN İNFAZI516 kelime
- 4 YIKINTILARIN ARASİNDAKİ OMUZ667 kelime
- 5 BAZI KAPILAR KANLA AÇILIR583 kelime
- 6 KANLI DÜĞÜM518 kelime
- 7 GEÇMİŞİN GÖLGESİ VE BÜYÜK HESAP665 kelime
- 8 KANLI HASAT660 kelime
- 9 KAN VE KOKU489 kelime
- 10 BİR EŞİK,İKİ YOL607 kelime
- 11 MASA VE HANÇER561 kelime
- 12 KANLA YAZILAN KADER574 kelime
- 13 ZİRVEDEKİ SOĞUK513 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
13. BÖLÜM
İstanbul bir gecede kabuk değiştirmezdi ama ben değişmiştim.
Sarı Kenan’ın kanıyla ıslanan o harita artık benim masamda duruyordu. Haşmet Barlas’ın sağ kolu olmak, sokaktaki her ite adımı duyurmuştu. Artık o karanlık ara sokaklarda yürüdüğümde insanlar başlarını öne eğiyor, racon kesen kabadayılar bile selam vermeden geçmiyordu.
Ama güç, insanı yalnızlaştıran en ağır zehirdi.
Haşmetin yalısından ayrılıp eve vardığımda sabahın ilk ışıkları boğaza vuruyordu. Ceketimdeki belli belirsiz kan ve barut kokusunu üzerimden atmak imkânsız gibiydi. Kapıyı kendi anahtarımla açıp içeri girdim.
Salonda tek bir ışık yanıyordu. Leyla koltukta dizlerini göğsüne çekmiş, gözlerini kapıya dikmiş bekliyordu. Beni gördüğü an ayağa fırladı. Bakışları yüzümdeki o taşlaşmış ifadeye, takımdaki kırışıklıklara ve ellerime kaydı.
— Cenk… dedi, sesi o kadar alçak ve kırgındı ki, içimdeki o zırh bir anlığına çatladı.
— Bütün gece uyumadım. Telefonun kapalıydı. Yine neredeydin sen?
— İşlerim vardı Leyla, dedim ceketimi kenara bırakarak. Yorgunluktan dizlerim kırılacak gibiydi.
— Nasıl işler Cenk?! dedi üzerime doğru bir adım atarak. Gözleri dolmuştu.
— Ellrine bak… Yüzündeki o soğukluğa bak! Sen artık o bildiğim Cenk değilsin. Sarı Kenan’ın yanına gittiğinden beri, o sokaklara bulaştığından beri günden güne yok oluyorsun!
— Ben yok olmuyorum Leyla! Ben ayakta kalmaya çalışıyorum! dedim sesimi yükselterek. Ama sonra hemen yutkundum; o bağırmak isteyeceğim son şeydi.
— Bu şehirde ezilmeyen tek bir adam görebiliyor musun? Kardeşimi aldılar elimizden, babam yüzüme tükürdü, sevdiğim kadın arkamdan bıçakladı! Ben ne yapsaydım? Kenarda oturup sıramın gelmesini mi bekleseydim?!
— Ama bu yol yol değil Cenk! dedi Leyla ağlayarak. Tutup ellerimi kavradı. Elleri sıcacıktı ama benimkiler buz gibiydi.
— Ben seni o çamurdan çekip çıkarmak isterken sen o çamurun kralı olmaya çalışıyorsun! Bak. O adamların gölgesine sığınarak huzur bulamazsın. Kardeşim sağ olsaydı senin bu halini görseydi ne derdi, hiç düşündün mü?
Kardeşimin adı geçtiği an göğsüme dev bir bıçak saplandı. Bakışlarımı kenara çektim.
— Kardeşim bu vicdansızlığın bedelini canıyla ödedi Leyla, dedim dişlerimin arasından.
— Ben o bedeli ödetenlerden hesap sormadan durmayacağım. Artık geriye dönüş yok.
Leyla ellerini yavaşça ellerimden çekti. Yüzündeki o hayal kırıklığı, Esra’nın ihanetinden bile daha ağır bir tokat gibi çarptı yüzüme.
— Sen o masaya oturduğun gün Cenk… dedi sessizce, gözyaşlarını silerken.
— İçindeki o abimi, o merhametli Cenk’i o masada kurban etmişsin. Güç kazanmış olabilirsin ama beni kaybettin.
— Leyla, saçmalama! Seni bizi korumak için yapıyorum her şeyi!
— Beni korumak için değil, kendi öfkeni doyurmak için yapıyorsun, dedi ve arkasını dönüp odasına doğru yürüdü. Kapıyı hafifçe kapattı.
Salondaki o zifiri karanlıkla baş başa kaldım.
Telefonum cebimde titredi. Ekran ışığında "Haşmet Barlas" ismi parladı. Telefonu kulağıma götürdüm.
— Cenk, dedi Haşmet Barlas’ın tok sesi.
— Kenan’ın adamları pes etti, sokaklar tamamen bizim kontrolümüzde. Yarın akşam Karaköy’deki liman dükkânında büyük sevkiyat var. Şehrin öte yakasındaki adamlar da masada olacak. Operasyonun başında sen olacaksın.
— Hazırım abi, dedim, sesimdeki o insani kırıntıları zorla bastırarak.
— Her şey kontrolümde.
Telefonu kapattım.
Aynadaki yansımama baktım. Üzerimde pahalı bir takım elbise, belimde siyah bir silah, ceplerimde destelerce para… Ama o aynada gördüğüm adam artık bir zamanki o masum Cenk değildi. Bir ceset taşıyordum ruhumun yerinde.
Ve ben o yırtıcının dişleri arasında, gücün ve yalnızlığın zirvesinde tırmanmaya devam ediyordum...
Bölüm etkileşimi
