KARANLIKTA KALANLAR kitap kapağı

7. bölüm / 13

KARANLIKTA KALANLAR

GEÇMİŞİN GÖLGESİ VE BÜYÜK HESAP

Vaveyla Yazarı: 𝑹𝒆𝒊𝒂𝒏𝒂 ⭐

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 13Şu an: GEÇMİŞİN GÖLGESİ VE BÜYÜK HESAP

7. BÖLÜM

O ,kanlı geceden sonra Sarı Kenan’ın gözündeki yerim tamamen değişti. Artık sadece sokaktaki sıradan bir çaylak değildim.
Aylar hızla aktı geçti.
Üzerimdeki o yırtık ceket yerini koyu renkli deri montlara, ceplerimdeki parasızlık ise harcadıkça bitmeyen kirli banknotlara bıraktı. Leyla’yı o rutubetli deliğinden çıkarıp Kadıköy tarafında daha güvenli, eli yüzü düzgün bir eve taşıdım. Ona verdiğim sözü tutuyordum; her ne kadar ben karanlığın en dibine batsam da, o bu çamurun tek bir damlasına bile değmiyordu.
Ama İstanbul böyledir... Sen geçmişi unuttum sandığın an, o seni en zayıf anında yakalayıp yüzüne tükürür.
Güneşli bir sonbahar akşamüstü, Taksim’deki lüks bir mekânın önünde arabadan indim. Kenan Abi’nin talimatıyla mekânın sahibine ait bir evrak çantasını alacaktım. Rıza sürücü koltuğundaydı, arabanın motorunu çalışır vaziyette bıraktı.

— Çabuk çık Cenk, ortalık biraz hararetli bu aralar, dedi Rıza dikiz aynasından bana bakarak.

— İki dakikaya oradayım, dedim ve arabanın kapısını kapattım.

Tam mekânın döner kapısına doğru adımlayacakken, yolun kenarına yanaşan siyah, lüks bir cip dikkatimi çekti. Arka kapı açıldı. İçinden şık, pahalı giysiler içinde, boynunda altın zinciriyle bir adam indi. Adamı tanımak zor değildi; mahallenin o uyuşturucu ve pislik çarkını çeviren, Esra’yı koynunda bulduğum o torbacı piçti. Zamanla Kenan Abi’nin rakibi olan büyük bir şebekenin tetikçiliğine kadar yükselmişti.
Ama asıl göğsüme basan, nefesimi kesen şey adamın peşinden arabadan inen kadındı.
Esra...
Pahalı bir elbise giymiş, saçlarını yaptırmış, koluna da o adamın elini takmıştı. Yüzünde o eski, sahte gülümsemesi vardı. Ama adımları beni gördüğü an aniden kesildi.
Göz göze geldik.
İstanbul sanki bir anlığına bütün gürültüsünü kesti. Arabaların sesleri, insanların mırıltıları, caddenin uğultusu... Bütün dünya sustu.
Esra’nın gözlerindeki o pişkin rahatlık bir anda dondu. Yüzü kireç gibi bembeyaz oldu. Bakışları üzerimdeki pahalı kıyafetlere, belimdeki kılıfın kabartısına ve gözlerimdeki o ölü, buz gibi ifadeye kaydı. Karşısında artık o kardeşi için ağlayan, gururu kırılmış, ezik Cenk yoktu. Karşısında, bu semtin en karanlık adamlarından birinin gölgesi duruyordu.

— C-Cenk...? diye fısıldadı dudakları. Sesi rüzgârda kayboldu.

Yanındaki herif de fark etti duraksamasını. Bana baktı. Önce tanıyamadı, ama sonra o gece yatak odasında yediği yumruğu, kırılan burnunu ve yüzündeki izi hatırlamış olacak ki gözlerinde saf bir panik belirdi. Elini gayriihtiyari beline attı.
Hiç istifimi bozmadım. Sağımdaki ceketimin önünü hafifçe açıp elimi belimdeki kabzaya koydum. Ağır adımlarla tam karşılarında durdum. Aradaki iki metrelik mesafe, sanki devasa bir uçurum gibiydi.

— Bakıyorum da kümesinizi büyütmüşsünüz, dedim. Sesimdeki soğukkanlılık Esra’yı titreitmeye yetti.

— Ucuza sattığın bedenine iyi bir alıcı bulmuşsun Esra.

— Cenk... bak, ben... dedi Esra, kekeleyerek bir adım geri kaçtı.

— Kapat o iğrenç ağzını, dedim gözlerinin içine baka baka. Sonra bakışlarımı yanındaki herife çevirdim. Herif korkudan buz kesmişti ama arkasındaki adamlara güvenmeye çalışıyordu.

— Söyle ona, geceleri yatarken kapısını iki kere kilitlesin. Çünkü bu şehirde borçlar öyle ya da böyle ödenir. O gece yarım kalan bir hesabımız vardı, hatırladın mı?

— Sen kiminle konuştuğunu sanıyorsun lan?! dedi herif, sesini yüksek tutmaya çalışarak ama titreşimi gizleyemedi.

— Biz artık eski mahallede değiliz, arkamızda kim var biliyor musun sen?!

Gülümsedim. İçinde tek bir kırıntı bile insaf olmayan karanlık bir gülüştü bu.

— Arkanda kim olursa olsun ... Tam arkana geçtiğimde hiçbirini göremeyeceksin.

Adama doğru bir adım attığımda Esra korkuyla çığlık atıp herifin kolunu çekiştirdi:

— Yürü gidelim! Lütfen yürü gidelim! O delirdi, duymuyor musun, yürüsene!

Herif bana kinle bakarak geri çekildi ve Esra’yı da sürükleyerek mekânın kapısından içeri kaçtı.

Kapının arkasından bir süre baktım. Ellrim titriyordu ama bu sefer korkudan ya da acıdan değil; içimde uyanan o devasa intikam hırsından.
Rıza arabadan inip yanıma geldi.

— Bir sorun mu var Cenk? Kimdi o züppeler?

— Yok bir sorun , dedim gözlerimi mekânın kapısından ayırmadan. Belimdeki silahın kabzasını son kez sıkıp arkamı döndüm.

— Sadece eski bir hesabı kapatma vaktinin geldiğini hatırladım.

— Kenan Abi bu akşam mekânda büyük bir toplantı var dedi. Şehrin öte yakasındakiler savaş istiyor.

— Güzel... dedim arabaya binerken.

— Zaten ben de yakacak bir şeyler arıyordum.

İstanbul’un üzerimize çöken o karanlık gecesinde, araba hızla caddede kaybolurken içimdeki yangın artık kontrol edilemez bir hal almıştı. Bu şehir beni yakmıştı, şimdi sırayla herkesi o ateşe atma vaktiydi.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

8okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.