KARANLIKTA KALANLAR kitap kapağı

1. bölüm / 13

KARANLIKTA KALANLAR

YANGININ DÜŞTÜĞÜ YER

Vaveyla Yazarı: 𝑹𝒆𝒊𝒂𝒏𝒂 ⭐

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 13Şu an: YANGININ DÜŞTÜĞÜ YER

Selam sevgili okurlar, 🖤

Karanlıkta Kalanlar aslında uzun zaman önce yazmaya başladığım, fakat bir noktada yarım bıraktığım hikâyelerden biriydi. Aradan geçen zamanın ardından bu hikâyeye yeniden dönmeye ve onu kaldığım yerden devam ettirmeye karar verdim.
Bu hikâyeyi yazarken yalnızca tamamen hayal dünyamdan ilerlemedim. İçinde biraz gerçeklik, biraz kurgu, biraz kendi düşüncelerim ve biraz da hayal ettiğim şeyler var. Bazı duyguları kendimden aldım, bazı olayları tamamen zihnimde kurdum. Bu yüzden Cenk'in yaşadığı bazı şeylerde, belki benim hissettiğim duyguların küçük bir parçasını da görebilirsiniz.
Karanlıkta Kalanlar benim için yalnızca bir aşk ya da ihanet hikâyesi değil. Güvenin nasıl kırılabileceğini, insanın en yakınındaki kişiden aldığı yaranın bazen en derin yara olduğunu ve bazı insanların yaşadıklarıyla nasıl değişebildiğini anlatan karanlık bir hikâye.

1.BÖLÜM

YANGININ DÜŞTÜĞÜ YER

Kapının soğuk metal kolunu sıkarken annemin arkamdan yükselen sesi cırtlak bir feryat gibi antrenin duvarlarında yankılandı:
— Nereye gidiyorsun yine?! Sokak serserisi seni! Sen evinin yolunu bilmez misin Cenk? Cevap ver bana, ben senin annenim!
Yüzümü bile dönmedim. Annemin dedikleri artık tenime teğet geçen rüzgâr gibiydi; canımı yakmıyor, sadece gürültü yapıyordu. Ama tam adımımı dışarı atacakken, o boğuk ve nefreti her kelimesinden okunan ses kesip attı annemin avazını:
— Nereye gidiyorsun lan it?!
İşte o an durdum. Babam olacak herifin o nefes tüketmeye bile değmeyen sesi, zihnimde uykudan uyanmayı bekleyen koca bir fırtınayı fitillemişti. Bu zamana kadar suratıma savurduğu her hakaret, çocukluğumdan beri üzerime çöken o kapkara gölgesi bir anda zihnime tırmandı. Babam bir kez daha bağırdı, bu sefer daha da hırsla:
— Lan it oğlu it! Sana diyorum, nereye gidiyorsun?!
Arkamı döndüm. Göğsüm sıkışıyordu, nefesim boğazımda düğüm düğümdü. Bütün hırsımla, avazım çıktığı kadar haykırdım:
— Cehennemin dibine gidiyorum! Bırakın lan beni, rahat bırakın! Kardeşim sizin yüzünüzden öldü! Sizin ihmaliniz yüzünden öldü lan! Ve hâlâ benim bu evde sizinle yan yana durmamı istiyorsunuz, öyle mi?!
Babam yüzünde o tiksinç gururuyla üzerime doğru bir adım attı:
— Lan it! Biz ne yaptık kardeşine?! O şırfıntı kızın peşinden koşmasaydı bunlar hiç olmayacaktı!
Zihnim tamamen karardı. Leyla’nın adını o pis ağzına aldığı an damarlarımdaki kan tutuştu. Bütün dünyayı, o evi, içindeki her şeyi yok etmek istedim. Tam babamın üstüne yürüyüp o nefret kustuğu suratına yumruğumu geçirecektim ki, bir çift güçlü kol arkamdan belimi kavradı.
— Bırak abi! Bırak beni!
— Cenk, oğlum bir sakin ol! Lan babanı mı döveceksin?!
— Gerekirse evet! Kardeşim onun yüzünden öldü abi! Şimdi gelmiş Leyla’yı suçluyor, bırak beni!
Büyük abim Mert beni zapt etmeye çalışırken kontrolümü tamamen kaybetmiştim. Kaç defa "Bırak!" diye haykırdığımı, gözlerimden süzülen o sıcak yaşların ne zaman yüzümü ıslatmaya başladığını hatırlamıyordum bile. Ağlamaktan ve bağırmaktan sesim kısılmıştı.
Babam söverek kapıyı çarpıp evden çıktı. Zaten ne zaman sıktığı bir haltı toparlayamayacak hale gelse çeker giderdi. O gittiğinde dizlerimin bağı çözüldü, abimin kollarında yere yığıldım. Hıçkırıklarım boğazımı parçalayarak dışarı dökülüyordu.
Abim Mert… Bu cehennem sıcağındaki tek sığınağımdı. Eğer o olmasaydı, beni bu hayata bağlayan tek adam yanımda durmasaydı, çoktan kardeşimin peşinden o karanlık toprağın altına girmiş olurdum.
Birkaç saat sonra İstanbul’un o boğucu, rutubetli gecesi üzerimize çökmüştü. Sokak lambalarının cılız sarı ışığı, yağmurla ıslanmış asfaltın üzerinde cansız parıltılar yaratıyordu. Abimle binanın merdivenlerinde oturuyorduk. Cebimden çıkardığım çakmakla sigaramı yaktım. Dumanı ciğerlerime çekerken başımı duvara yasladım.
Esra'yı düşündüm. Beni bu bataklığın içinde hayatta tutan diğer tek şeyi… Kardeşimin acısı soluğumu keserken, tutunacak tek bir dalım kalmıştı: Esra'nın gözleri. Ama bilmiyordum; o gözlerin arkasında beni daha büyük bir yangının, daha aşağılık bir cehennemin beklediğini henüz bilmiyordum.
Bu şehir, üzerime bastığım bu kaldırımlar ve damarlarımdaki bu acı… İleride başıma açılacak belaların, ödenecek bedellerin sadece küçük bir fragmanıydı. Ve ben, o belaların tam ortasına yürümeye çoktan hazırdım.
...................

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

146okunma 18beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.