KARANLIKTA KALANLAR kitap kapağı

5. bölüm / 13

KARANLIKTA KALANLAR

BAZI KAPILAR KANLA AÇILIR

Vaveyla Yazarı: 𝑹𝒆𝒊𝒂𝒏𝒂 ⭐

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 13Şu an: BAZI KAPILAR KANLA AÇILIR

5. BÖLÜM

Leyla’nın semtin arka sokaklarındaki küçük, rutubetli dairesine vardığımızda gün ağarmak üzereydi.
Sessizce banyoya geçtim. Aynadaki yansımama baktığımda karşımdaki adamı tanımakta zorlandım. Gözlerimin altı morarmış, avuçlarımdaki kurumuş kan çizgileri derime işlemişti. Musluğu sonuna kadar açıp soğuk suyu yüzüme çarptım. O sudan her bir damla aktıkça zihnimdeki tereddütler süzülüp gitti. Masumiyet, sadakat, merhamet… Hepsini o gece Esra’nın odasında bırakmıştım.
Leyla elinde bir pamuk ve batikonla içeri girdi. Hiç konuşmadan ellerimdeki kesikleri, patlayan boğumlarımı temizlemeye başladı.
— Acıyor mu? diye sordu fısıltıyla.

— Acıyan yerlerim dışarıda değil Leyla, dedim gözlerimi aynadan ayırmadan.

— Ama geçecek. Bütün bu pisliği temizlicem.

— Seni böyle görmek canımı yakıyor Cenk. Ama biliyorum…
İçindeki o ateşi söndürmeden rahat etmeyeceksin. Sadece senden tek bir şey istiyorum; ne yaparsan yap, hayatta kal. Beni burada tek başıma bırakma.

Leyla’nın gözlerindeki o samimi endişe, göğsüme oturan taşın ağırlığını biraz olsun hafifletti. Saçlarını okşayıp alnına bir öpücük kondurdum.

— Söz veriyorum. Seni bir daha yalnız bırakmayacağım.

İki gün boyunca o evde kapalı kaldım. Vücudumdaki ezikler iyileşti ama ruhumdaki yırtık her geçen saat daha da büyüdü. İstanbul’da parasız, arkasız ve kimsesiz yaşanmazdı. Babamın evine bir daha adım atamazdım, ama o sokaklarda ayakta kalmak için de bir güce, bir kapıya ihtiyacım vardı.
O kapı, yeraltı dünyasında adı fısıltıyla anılan bir adama çıkıyordu: Sarı Kenan.
Kenan, Tarlabaşı ve Kasımpaşa hattındaki gayrimeşru işlerin, illegal dövüşlerin ve tahsilat çarkının başındaki adamdı. Kardeşim sağken onun adı ne zaman geçse uzak durmamı söylerdi. Ama artık kurallar değişmişti.
Gecenin karanlığı çöktüğünde Leyla’ya çaktırmadan evden çıktım. Çukurcuma’daki tütüncü dükkanının alt katında bulunan, duman altı olmuş o kahveye gittim. İçerisi ağır bir nargile ve kaçak tütün kokusuyla doluydu. Masalarda oturan jilet gibi giyinmiş, gözlerinden pislik akan adamlar içeri girdiğim an bakışlarını üzerime çevirdi.
Mekânın arka tarafındaki deri koltukta oturan, saçları kırlaşmış, yüzünde derin bir bıçak izi olan adama doğru yürüdüm. Sarı Kenan buydu.
— Kimsin lan sen? Dükkana bodoslama dalıyorsun, dedi Kenan’ın yanındaki iriyarı adamlardan biri önüme keserek.

— Sarı Kenan ile görüşmek istiyorum, dedim sesimi bir milim bile titretmeden.

Kenan elindeki tesbihi çekmeyi bıraktı. Koyu renkli gözlerini üzerime dikip beni tepeden tırnağa süzdü.

— Bırak gelsin garibanı, dedi boğuk bir sesle. Adam kenara çekildi. Kenan çayından bir yudum alıp öne doğru eğildi.

— Söyle bakalım evlat, gece vakti celladının ayağına gelir gibi ne işin var burada?

— Adım Cenk. Kaybedecek hiçbir şeyi kalmamış biriyim, dedim dosdoğru gözlerinin içine bakarak.

— İş lazım bana . Sert iş, kirli iş fark etmez. Sokakta kimsenin yapmaya cesaret edemediği ne varsa yaparım.

Kenan hafifçe gülümsedi ama bu gülüşte hiç insanlık yoktu.

— Kaybedecek şeyi olmayan adam tehlikelidir Cenk. Ama daha da önemlisi, çabuk ölür. Bana ölmeye hevesli adamlar değil, sadık ve gözü karalar lazım.

— Sadakati en yakınlarımdan yediğim kazıklarla öğrendim ben abi, dedim dişlerimi sıkarak.

— Gözü karalığı ise bu şehir bana zorla öğretti. Sına beni. Yapamazsam vur at kuyuya.

Kenan masadaki gümüş tabakasından bir sigara çıkarıp yaktı. Dumanı yüzüme doğru üfledi. İçerideki sessizlik neredeyse sağırlık yaratacaktı. En sonunda arkasına yaslandı.

— Tamam, dedi.
— Bu gece bir tahsilat işi var. Dolapdere’deki o emlakçı görünümlü pislik bize takılan parayı üç aydır yatırmıyor. Yanında adamları da var. Yanına bizim çocuklardan iki kişi vereceğim. O parayı alacaksın. Ama tek bir şartım var...

Kenan masaya koyu renkli bir zarf bıraktı.

— Parayı alırken merhamet göstermek yok. Kimsenin gözünün yaşına bakmayacaksın. Eğer o dükkandan elin boş dönersen, bir daha bu sokaklarda nefes alamazsın.

Zarfa baktım, sonra Kenan’ın yüzüne. İçimdeki son vicdan kırıntısının da o an yok olduğunu hissettim. İstanbul benden bir canavar yaratmak istiyordu. Ben de o canavara dönüşmeye hazırdım....

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

19okunma 3beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.