KARANLIKTA KALANLAR kitap kapağı

12. bölüm / 13

KARANLIKTA KALANLAR

KANLA YAZILAN KADER

Vaveyla Yazarı: 𝑹𝒆𝒊𝒂𝒏𝒂 ⭐

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 13Şu an: KANLA YAZILAN KADER

12. BÖLÜM

Yalıdan çıktığımda gece en karanlık saatlerini yaşıyordu. Boğaz’ın poyrazı yüzüme fırtına gibi çarpıyor, ama tenimi zerre kadar üşütmüyordu. İçimde açılan o son yara, bütün hislerimi dondurmuştu. Bu şehir bana güvenmenin, birine "abi" demenin bedelini her defasında kanla ödetmişti.

Haşmet Barlas’ın adamları belimdeki silahı geri verirken, Haşmet balkondan bana bakıyordu. Aramızda sessiz bir anlaşma yapılmıştı.

Yalıdan iki sokak ötede, filmli camlarıyla karanlığa gömülmüş siyah bir minibüs bekliyordu. Kenan’ın beni infaz etmek için gönderdiği adamları…

Arabanın yanından hiçbir şey olmamış gibi geçip gittim. Haşmet’in adamları arkamda o pusuyu sessizce temizlerken, ben doğrudan,Kenan’ın inine doğru yola çıktım.
Tütüncü dükkânının alt katındaki o duman altı kahvede çıt çıkmıyordu.

Kenan, deri koltuğunda oturmuş, elindeki tesbihi ağır ağır çevirerek kapıya bakıyordu. Benim o yalıdan cesedimin haberini beklediği her halinden belliydi. Kapıyı itip içeri girdiğimde tesbih tutan eli havada dondu. Gözleri fal taşı gibi açıldı, yüzündeki o kendinden emin ifade bir anda kireç gibi bembeyaz oldu.

— C-Cenk…? dedi, sesi Boğaz’ın dibinden geliyormuş gibi boğuktu.
— Sen… Nasıl?

— Ne oldu Kenan? dedi sesim, bir mezar sessizliği kadar pürüzsüz ve soğuktu.

— Öldüğüm haberi gelmedi mi henüz?

Ağır adımlarla masasına doğru yürüdüm. İçerideki iki koruması ellerini beline atmak istedi ama ceketimin içinden çıkardığım susturuculu silahı ikisinin de göğsüne doğrultmam bir saniyemi bile almadı.

— Kımıldayanın beynini dağıtırım, dedim.

Adamlar buz kesildi. Kenan panikle ayağa kalkmaya çalıştı ama masadaki ağır cam küllüğü alıp tam suratına geçirdim. Kenan çığlık atarak koltuğuna geri yığıldı, burnundan sızan kan kır sakallarını kırmızıya boyadı.

— Cenk… Saçmalama oğlum, ne ölümü? Ne diyorsun sen?! dedi kanlı ellerini kaldırarak.

— Beni Haşmet’e yem ettin, dedim masaya iki elimle dayanıp yüzüne doğru eğilerek.

— Peşime verdiğin adamlar yalıdan çıkışta beni vuracaktı. Beni piyon gibi kullandın, işin bitince de çöpe atmak istedin, değil mi?

— Yalan! Haşmet kafanı bulandırmış senin! Cenk biz seninle kardeşiz, yapma!

— Ben kardeşimi toprağa verdim Kenan! dedim haykırarak.

— Sen ise sadece benim sırtıma basıp yükselmeye çalışan bir leş kargasıydın!

Belimdeki silahın namlusunu tam alnının ortasına dayadım. Kenan’ın gözlerindeki o sahte abilik kılıfı sıyrıldı; yerini saf, aşağılık bir ölüm korkusu aldı. Ağlamaya, ayaklarıma kapanmak için sürünmeye başladı.

— Yapma Cenk… Ne istersen veririm, mekânları sana bırakırım!

— Bana mekan değil, hakkım olan huzur lazımdı, dedim parmağımı tetiğe koyarken.

— Ama sen onu da çaldın.

Susturucunun boğuk sesi dükkanın duvarlarında yankılandı. Kenan’ın gövdesi koltuğa serildi. Başından sızan kan, masadaki haritanın üzerine yavaşça yayıldı. Beyoğlu’nun karanlık krallarından Sarı Kenan, kendi krallığının üzerinde can vermişti.

Adamlarına baktım. İkisi de korkudan tir tir titriyordu.

— Temizleyin burayı, dedim arkamı dönerek.
— Ve herkese haber verin; bu sokaklarda artık Kenan diye biri yok.

Bir saat sonra Kuruçeşme’deki Evin kapısı yeniden açıldı.
Haşmet Barlas, salonun ortasında elinde kadehiyle durmuş, içeri girmemi bekliyordu. Yüzündeki hafif tebessüm, işin bittiğini anladığını gösteriyordu. Elindeki kanlı mendili masaya bıraktım.

— Kenan yok artık, dedim.

Haşmet Barlas derin bir nefes alarak bana doğru yürüdü. Elini omzuma koydu. Bu seferki bakışında alay ya da küçümseme yoktu; saygı vardı.

— Hoş geldin Cenk, dedi tok bir sesle.

Bu şehirde piyon olanlar ölür, şah olanlar yönetir. Sen bugün piyon olmadığını kanıtladın. Artık sağ kolumsun. İstanbul’un bu yakası da, o yakası da senden sorulacak.
Gözlerimi Boğaz’ın karanlık sularına diktim.
Artık babasının sövdüğü, sevgilisinin sattığı, patronunun kumpas kurduğu o çaresiz Cenk değildim. Haşmet Barlas’ın sağ kolu, yer altının en korkulan adamlarından biri olacaktım..
Güç benim elimdeydi. Ama o gece, o lüks evin camından dışarı bakarken içimdeki o derin boşluğun daha da büyüdüğünü hissettim. İstanbul’un tepesindeydim ama bastığım her yer cesetlerle doluydu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.