KARANLIKTA KALANLAR kitap kapağı

4. bölüm / 13

KARANLIKTA KALANLAR

YIKINTILARIN ARASİNDAKİ OMUZ

Vaveyla Yazarı: 𝑹𝒆𝒊𝒂𝒏𝒂 ⭐

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 13Şu an: YIKINTILARIN ARASİNDAKİ OMUZ

4. BÖLÜM

Sokak lambasının altındaki su birikintisine fırlattığım sigara izmariti cıslayarak söndü. Ellrimdeki kurumuş kan lekelerine bakıyordum. Yağmur sicim gibi yağıyor, üzerimdeki ince ceketi sırılsıklam edip tenime yapıştırıyordu ama umrumda değildi. İçimdeki yangının yanında bu soğuk sadece hafif bir serinlikti.
Tam karanlık, çıkmaz sokaklardan birinde bir kaldırım kenarına çökmüşken cebimdeki telefon titremeye başladı. Zaten zangır zangır titreyen ellerimle telefonu cebimden güçlükle çıkardım. Ekranda o ismi gördüğümde göğsümdeki devasa kaya hafifçe yerinden kıpırdadı:
Leyla...
Açtım, kulağıma götürdüm ama sesim boğazımda tıkandığı için tek kelime edemedim.
— Cenk? Cenk sesim geliyor mu? Abi neredesin sen?!
Leyla’nın endişeli, telaşlı sesi yağmuru bile susturdu sanki.
— Leyla... dedim, sesim çatallı ve pürüzlü çıkmıştı.
— Ya Cenk, nerelerdesin sen bunca zamandır?! Kaç gündür aramaktan ciğerim soldu! Şehir dışından bir hafta önce döndüm, evde yoksun, telefonlarıma bakmıyorsun... Neredeyse aklımı kaçıracaktım! Neredenysen hemen söyle, yanına geleceğim. Çok özledim seni abim, çok...
Gözlerimden süzülen yaşlar yağmur suyuna karıştı. Şehir dışındaki işlerini ayarlayıp dönmüştü işte. Kardeşimin yokluğunda bana kalan tek temiz nefes, gözümden sakındığım o kız telefonda çırpınıyordu.
— Tarlabaşı’na yakın... Ara sokaktaki o eski parkın oradayım Leyla, dedim zorlukla.
— Hiçbir yere kımıldama, hemen geliyorum!
On beş dakika geçmek bilmedi. Sokak lambasının sarı ışığı yağmur perdesini delmeye çalışırken köşeden nefes nefese koşan o tanıdık sureti gördüm. Leyla, üzerindeki montun kapüşonunu çekmiş, su birikintilerini hiçe sayarak bana doğru koşuyordu. Beni kaldırımda otururken gördüğü an adımları yavaşladı, gözleri fal taşı gibi açıldı.
Ayağa kalkmaya çalıştım ama dizlerimin bağı çözüldü. Leyla yanıma ulaştığı an, hiçbir şey düşünmeden kollarımı ona doladım. Boynuna sarılıp bir çocuk gibi hıçkırıklara boğuldum. Gecenin karanlığı, içimdeki o zehir... Hepsi o sarılışla dışarı döküldü.
— Cenk... Bu ne hal?! Neler oldu sana? Yaralandın mı yoksa?!
Leyla beni kendinden biraz uzaklaştırıp yüzüme, kanlı ellerime baktı. Elleri titriyordu, gözlerinden yaşlar boşanıyordu.
— Kim yaptı bunu sana? Ne oldu, söylesene!
— Ben... Ben bittim Leyla, dedim
hıçkırıklarımın arasından. Güçlükle parktaki banka oturduk. Başımı ellerimin arasına aldım. Ellrimdeki kanı görünce irkildi ama elimi tutup bırakmadı.
Babamla yaptığımız kavgayı, evden çıkışımı ve en son Esra’nın evine gidişimi tek tek anlattım. O odaya girişim, Esra’nın söyledikleri, yatakta gördüğüm manzara, attığım yumruklar... Ağzımdan çıkan her kelimede içimden bir parça daha kopup gidiyordu.
Leyla anlatacaklarımı bitirene kadar tek kelime etmeden dinledi. Yüzündeki dehşet yerini önce derin bir kedere, ardından sert bir öfkeye bıraktı. Derin bir nefes alıp elimi daha da sıkı kenetledi.
— O kızı gözüm hiç tutmamıştı zaten! dedi, sesi bu sefer ağlamaklı değil, dimdik çıkıyordu.
— Sana defalarca söyledim Cenk abi, o kızın gözlerinde iyilik yoktu. Seni hak etmiyordu, senin o temiz kalbini, yaşadığın acıları zerre kadar anlamıyordu!
— Ben ona sığınmıştım Leyla... Kardeşim gitti, ev cehennem oldu dedikçe ben o pisliğe tutundum.
— Yanlış dala tutundun Cenk! ama bu senin suçun değil!
Leyla ayağa kalktı, beni de kolumdan tutup doğrulttu. Yağmurun altında gözlerimin içine öyle bir baktı ki, sanki zihnimdeki karanlığa tek başına mum yaktı.
— Bak bana! Cenk, bana bak! Sen bu zamana kadar neler atlattın, hatırla. Kardeşimizin acısını en derinimizde taşıyoruz evet, ailesiz kaldık evet... Ama sen yıkılmazsın! O aşağılık kadının ve yanındaki o pisliğin seni bu hale getirmesine izin vermeyeceğim. Sen benim abimsin, bu hayatta tutunduğum tek gerçek sensin. Sen pes edersen ben ne yaparım?
Sözleri bir tokat gibi yüzümde patladı ama canımı yakmadı; aksine beni uyandırdı.
— Onlar senin canını yakmaya çalıştı diye kenara çekilip ölecek misin? Yoksa ayağa kalkıp o hayatı onların kafasına mı yıkacaksın? Sen düşersen ben de düşerim Cenk. Ayağa kalkmak zorundasın!
Gözlerimi sildim. Leyla’nın o küçük gövdesindeki kocaman yürek, benim unuttuğum gücü bana hatırlatmıştı. Yüzümdeki ıslaklığı elimin tersiyle itip derin bir nefes çektim ciğerlerime.
— Haklısın... dedim, sesimdeki o titreme ilk defa kaybolurken.
— Haklısın Leyla. Benim düşmeye hakkım yok.
— Şimdi gidiyoruz, dedi Leyla koluma girerek.
— Benim kaldığım yere gidiyoruz. O ellerini temizleyeceğiz, o üstünü değiştireceğiz. Sonra da onlara kim olduğunu göstereceksin.
karanlık sokaklardan çıkarken arkama son kez baktım. İçimdeki o saf, kırılgan Cenk’i o parkta bıraktım. Leyla yanımdaydı. Artık ne Esra’nın ihaneti ne de babamın nefreti beni yıkabilirdi. İstanbul beni yutmaya çalışıyordu ama ben bu şehrin boğazında kalacaktım.

...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

23okunma 4beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.