7. bölüm / 30
Karanlık Mafyam5
Bölümler 30Şu an: 5
- 1 Tanıtım14 kelime
- 2 1.963 kelime
- 3 2721 kelime
- 4 31.338 kelime
- 5 4702 kelime
- 6 51.620 kelime · Okuduğun bölüm
- 7 61.690 kelime
- 8 71.150 kelime
- 9 8829 kelime
- 10 9788 kelime
- 11 10468 kelime
- 12 11689 kelime
- 13 12701 kelime
- 14 13842 kelime
- 15 14548 kelime
- 16 15831 kelime
- 17 16467 kelime
- 18 171.162 kelime
- 19 18545 kelime
- 20 19938 kelime
- 21 20836 kelime
- 22 211.289 kelime
- 23 22397 kelime
- 24 23356 kelime
- 25 24552 kelime
- 26 25770 kelime
- 27 261.147 kelime
- 28 27429 kelime
- 29 28563 kelime
- 30 29394 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sabah erkenden uyanmıştım gecede uyuduğumdan birşey anlamıyordum zaten en ufak tıkırtı sesinde irkiliyordum yataktan kalkıp banyoya geçtim rutin işlerimi halledip odaya döndüm üzerime crop ve eşofman alıp giyindim saçlarımı tarayıp açık bıraktım ve aşağı indim kahvaltı masası hazırlanıyordu çalışan beni görünce gülümsedi.
"Günaydın efendim kahvaltıya istediğiniz özel birşey varmı"
"Yok teşekkür ederim"
Salona geçtim ve etrafa bakmaya başladım teknolojik bir tane alet olmazmı be TV karşısına geçtim ve rast gele bir kanalda durdum.
Merdivenden gelen ayak sesleri ile o tarafa baktım Aras kol düğmelerini kapatarak iniyordu gözleri beni buldu
"Günaydın güzelim"
"Bu evde pek gün aymıyor ama"
"Sana güzel bir sürprizim var"
"Nedir"
"Kahvaltıdan sonra"
Ayağa kalktım masaya geçtik tabağımdakilere baktım bu öküz için aç kalmaya değmezdi birşeyler alıp yemeye başladım.
"Evet değmez"demesi ile ona baktım.
"Ne değmez"
"Benim için aç kalmaya" zihnimimi okudu bu önüme döndüm.
Kahvaltıdan sonra evin en al neredeyse -3 diyebileceğim bir katına indik duvardaki kan koridorunun sonuna kadar yanan beyaz ışık ile bir kapıyı açtı o kapıya gelene kadar her yer hücre ve insan doluydu anı refkleksle elini tuttum Bir saniye bana baktı ve daha sıkı tuttu kapıdan içeri girdik sandalyeye bağlı babam ve abime baktım o an kalbim sıkıştı gözlerim dolmaya başladı "yeni sahibin". " 10 milyon" hepsi kulaklarımda yankılandı.
"Ne işleri var burda"
"Şimdi benim güzelim belki öğrenmek ister baban olacak şerefsiz anneni gece boğarak öldürmüş ve kimse bulamaz diyerek bahçeye gömmüş Abinde yardım etmiş sonra ne olmuş biliyor musun kaçmaya çalışmışlar ama yanlış hareket"
"Annem" diyebildim sadece göz yaşlarım benden bağımsız bir bir düşüyordu onlara baktım.
"Nasıl kıydın anneme!!!" Bağırmam ve öne atılmam ile Aras tutmuştu.
"Konuş nasıl!! Nasıl bu kadar cani oldun söyle Allah'ın cezası!!!"
"Hak etti öldürdüm" demesi ile Nefesim kesiliyordu Aras adamına işaret verip beni kucağına almıştı ama tek bir hareket edecek gücüm yoktu .
Odama çıkardı ve yatağa uzandırdı sırtımı yatak başlığına yasladım boynumdaki kolyeme baktım annemle resmimize göz yaşlarımı sildim.
"Ağlama güzelim"
"Aras"
"Söyle güzelim"
"Nolur bırakmıyorsan bile bir kere mezarına gidiyim"bir kaç saniye düşündü.
"Önce öğrenmen gerekenli öğreniceksin"demesi ile ona baktım.
"Nedir onlar" cebinden çıkardığı kağıdı bana uzattı.
"Sana karşı iyi olmamı istiyorsan kime ait olduğunu ve ne yapman gerektiğini öğreniceksin"
"Aras*
"Bunları beynine sok güzelim"
"Ama"
"Bunları öğrendiğinde mezarına götürcem söz veriyorum " başımı salladım.
Odadan çıktı kağıt açtım ve baktım.
İlk kural
•Sadece bana aitsin"
•Başka birine gülümsemek yasak"
•Bensiz dışarı çıkmak yasak"
•Reddetmek yasak"
•baska bir erkekle göz teması bile yasak"
Ve buna benzer bir ton yazı vardı sinirle soludum ve ayağa kalktım odasının kapısını açtım ve içeri girdim bana döndü.
"Bune be bune"
"Öğrenmen gerekenler"
"Zorla mı sevdiriceksin kendini"
"İster zorla ister güzellikle"yanıma yaklaşıp çenemden tutup yüzümü kaldırdı.
"Seviceksin" sinirle soldum.
Arkamı dönüp odadan çıkmaya yeltendiğim an, bileğimdeki o sert ve karşı konulmaz kavrayışı hissettim. Beni çektiği gibi saniyeler içinde göğsüne yasladı; kaçma girişimim daha başlamadan biterken, sırtım onun sert göğsüne çarptı. Kaçmama izin vermiyordu. Asla da vermeyecekti.
"Nereye, güzelim?" diye fısıldadı kulağımın hemen kenarında, nefesi boynumu yakarken.
Sesi hem sabırsız hem de tehlikeli bir sahiplenmeyle doluydu. "Oyun yeni başlıyor. Kaçabileceğini mi sandın?"
Aras beni bırakmak bir yana, diğer kolunu da belime dolayarak beni tamamen hareketsiz kıldı.
Vücudumu kendine öyle bir mühürlemişti ki, en ufak bir hareket alanı bile bırakmıyordu.
Çırpınışlarımın onu öfkelendirmek yerine daha da hırslandığını, boynuma bıraktığı derin ve yakıcı bir öpücükle hissettim.
"istersen köşe bucak kaç," dedi, sesi tok ve sarsılmaz bir kararlılıkla odada yankılandı.
"Nereye gidersen git, yolun yine bana çıkacak. Sen kaçtıkça ben daha sıkı tutacağım, Tuana."
Adımı ilk defa bu kadar net ve sahiplenici söylemesi içimde tuhaf bir ürperti yarattı. Kaçmaya çalıştıkça onun demirden ellerine daha çok hapsolduğumu, bu kovalamacanın kaçınılmaz bir sonla bittiğini biliyordum. Ve en kötüsü, o beni bırakmadıkça içimdeki o asi ses yavaş yavaş susuyordu beni kendine çevirdi aniden dudaklarıma yapışması ile şok olmuştum.
Aras'ın dudakları dudaklarımdan ayrıldığında, göğsüm düzensiz nefeslerle inip kalkıyordu.
Aras, alnını alnımdan yavaşça uzaklaştırdı; koyu renkli gözlerindeki o tehlikeli ve sahiplenici pırıltı yüzümü inceliyordu.
"Sen sadece benimsin," dedi, sesindeki hafif şaşırtıcı tını dikkatimden kaçmadı.
Başımı iki yana salladım, gözlerindeki öfke ve inatla doğrudan yüzüne baktım.
"Değilim bana sahip olamazsın ne sen neden onlar benim umrumda değil," dedim, sesim soğuk ve kararlı çıkmıştı.
Aras'ın yüzünde yavaş, tehlikeli bir gülümseme belirdi. Belimdeki elleri daha da sıkılaşarak beni kendine biraz daha çekti; aramızdaki son mesafeyi de tamamen yok etti.
"Beni zorluyorsun güzelim," diye fısıldadı Aras, parmakları saç tellerimin arasında dolanırken.
"Tamam ne istiyorsan yapıcam"
"Demek akıllandın bana ait olduğunu anladın."
İtiraz etmedim. Aksine, ellerimi yavaşça göğsüne koydum; dokunduğu yerin sertliğini ve altındaki düzensiz kalp atışını avucumda hissettim. Aras’ın bu yoğun, ezici ilgisi ve bana karşı duyduğu o hastalıklı tutku, içimdeki tüm karanlığı bastıracak kadar güçlüydü.
"O kâğıttaki kuralları ezberledim sayılır," dedim, gözlerimi onunkilerden bir an olsun ayırmadan. Sesimdeki meydan okuma, onun yüzündeki gülümsemeyi daha da derinleştirdi.
Aras, eğilip dudaklarımı yeniden ama bu sefer çok daha yavaş, adeta bir mühür gibi öptüğünde nefesim kesildi. Geri çekildiğinde gözleri kararmıştı.
"Akşamı bekleyemeyeceğim galiba," diye mırıldandı, sesindeki tını kabullenmemiz gereken yeni bir gerçeğin habercisiydi....
Güneş yavaş yavaş batıyor, gökyüzü kızıl ve mor tonlarına bürünüyordu. Büyük malikânenin penceresinden süzülen son ışıklar, odanın içerisindeki gerilimi daha da belirginleştiriyordu. Kapı hafifçe tıklatıldı ve Aras’ın güvendiği adamlarından biri sessizce içeri girdi.
"Efendim, hazırlıklar tamam. Tuana Hanım’ın eşyaları da sizin odanıza taşındı."
Aras, pencerenin kenarından başını hafifçe çevirip adama kısa bir onay mırıltısı çıkardı. "Çıkabilirsin."
Adam odadan hızla çıkarken, ben oturduğum koltukta gerginlikle yerimde kıpırdandım. Odadan çıkmaya yeltendiğim an Aras sert adımlarla önüme geçti, bakışları üzerimde sabitti.
"Nereye" dedi, sesi tehlikeli bir sakinlikle doluydu.
"Eşyaların yerleşti bile. Artık benim odamda kalıyorsun, Tuana."
"Ne demek benim odamda kalıyorsun" diye çıkıştım, sesimdeki öfkeyi gizlemeye çalışarak ayağa fırladım. "Kendi odam vardı benim! Neden senin odana taşıyorsun her şeyi"
Aras üstüme doğru bir adım attı, aramızdaki mesafeyi sıfırlayarak çenemi hafifçe parmakları arasına aldı. "Çünkü o kâğıttaki ilk kuralı henüz hazmedememiş gibisin, güzelim," dedi gözlerimin içine bakarak.
"Sadece bana aitsin artık odamızda birlikte kalıcaz."
"Neden yapıyorsun" dedim, elimle göğsünden itmeye çalışarak ama o demirden bir duvar gibi kıpırdamadı bile.
"Beni esir alıyorsun, farkında mısın Sana boyun eğdim sandın ama sadece... sadece yorgunum!"
Aras’ın dudaklarında alaycı ama bir o kadar da sahiplenici bir tebessüm belirdi.
"itiraz etmeyi kes güzelim üzerini değiştirmekle başla"
"Ne giyeceğim peki?" diye kıkırdadım sinirle, kollarımı göğsümde kavuşturarak.
Aras yatağın üzerine bırakılmış siyah, saten bir geceliği işaret etti geceliğin dekoltesi ile agzim açık kalmıştı.
"Giy ve gel, seni bekliyorum."
Gözlerimi devirerek kıyafeti aldım ve banyoya yöneldim. Kapıyı arkamdan sertçe kapatırken aynadaki yansımama baktım. İçimdeki inat ne kadar bağırırsa bağırsın, bu adamın karşısında her seferinde köşeye sıkışıyordum. Hızlıca üzerimi değiştirip odaya döndüm
Aras, geniş yatağın kenarına yaslanmış, üstündeki gömleğin düğmelerini çözerken beni baştan aşağı süzdü. Bakışlarındaki o koyu ve aç iştahlı ifade içimi titretti.
"Fena değil," dedi, yavaşça ayağa kalkıp bana doğru adımlarken.
"Ama o yüzündeki dik kafalı ifadeyi silmen gerekecek."
"Beni asla tamamen teslim alamayacaksın, Aras," dedim, geri adım atmaya çalışırken sırtım banyonun kapısına çarptı.
Aras önümde durdu, ellerini iki yana duvara koyarak beni yine arasına aldı. Nefesi saçlarımın arasında dolanırken kulağıma fısıldadı:
"Göreceğiz bakalım, güzelim. Sabaha kadar o inattan eser kalıp kalmıycağinı çok merak ediyorum."
Yüzünü boynuma gömdüğünde, itiraz etmekten başka çarem kalmadığını, bu evin duvarları arasında artık sadece onun kurallarının geçerli olduğunu bir kez daha acı bir şekilde anladım.
Boynumda hissettiğim o sıcak ve derin nefes, tüm savunma mekanizmalarımı bir anda yerle bir etti. Aras'ın dudakları boynumun hassas dokusuna değdiği an, istemsizce bir titreme yayıldı tüm vücuduma bütün vicudumun yandığını hisettim her öpüşünde titriyordum.
"Aras... yapma," diyebildim, sesim az önceki meydan okuyan halinden çok uzakta, fısıltıdan ibaretti.
Aras başını yavaşça kaldırdı, koyulaşmış gözleri doğrudan gözlerimi buldu. Yüzündeki o tehlikeli tebessüm yerini tamamen kararlı ve tutkulu bir ifadeye bırakmıştı.
"Neden yapmayacakmışım, güzelim?" diye fısıldadı, dudakları kulağıma yaklaştı.
"Bana direndikçe, o güzel gözlerindeki inatla bana baktıkça beni deli ediyorsun"
Elini boynumdaki kolyeye, annemle olan o küçük hatıraya uzattı. Parmakları tenime hafifçe değerek kolyenin zincirini parmakları arasında doladı. Dokunuşu hem yakıcı hem de esir ediciydi. Kalbim göğüs kafesimi parçalayacak gibi atarken, nefesim boğazımda düğümlendi.
İtiraz etmeme izin vermedi. Parmakları kolyeden kurtulup çenemi kavradığı gibi yüzümü yukarı kaldırdı ve dudakları dudaklarımla buluştu. Öpücüğü az önceki gibi sabırsız değil, aksine her bir saniyeyi ezberlemek ister gibi derin, yavaş ve sahipleniciydi. Nefesimi soluksuz bırakan bu yakınlık karşısında dizlerimin bağının çözüldüğünü hissettim.
Refleks olarak ellerimi göğsünden itmek yerine, parmaklarımı omuzlarına geçirdim. Onu iter sanırken, aslında ona tutunuyordum. Aras bu hamlemle birlikte tatmin olmuş gibi boğuk bir şekilde belimdeki kavrayışını sıkılaştırarak beni yatağa doğru çekti.
Yumuşak yatağın üzerine sırtüstü düşerken, Aras da hemen üzerimde yerini aldı. Vücudunun ağırlığı ve sıcaklığı tüm benliğini sararken, aramızdaki o kalın duvarların yavaşça çatladığını, bu karanlık adamın kollarında kaybolmaya başladığımı acı bir tatlılıkla fark ettim.
Nefes nefese ondan ayrıldığında, alnını alnıma yasladı. Gözleri dudaklarımda, ardından tekrar gözlerimde dolandı.
"Şimdi söyle bakalım," diye fısıldadı, parmağı alt dudağımda nazikçe gezinirken.
"Hâlâ o kurallara karşı gelebilecek gücün var mı"
Gözlerim kısılmış halde yüzüne baktım, nefesim hâlâ düzene girmemişti. İçimdeki o asi ses ne kadar susmaya zorlansa da tamamen yok olmamıştı.
"Gücüm tükenmedi, Aras," dedim, sesim titrese de inatla dikleşmeye çalışarak.
"Sadece... seninle bu şekilde savaşmanın bir anlamı olmadığını biliyorum."
Aras bu cevabıma karşılık tatmin olmuştan öte, meydan okumamı seven bir ifadeyle sırıttı. Yüz hatlarındaki o sert çizgiler, üzerimdeki hakimiyetini korumanın verdiği zevkle biraz olsun yumuşamıştı ama tehlikeli parıltı gözlerinden hiç eksilmedi.
parmağını çenemden çekip yanağımda hafifçe gezdirdi.
"Savaşmayı bırak, güzelim."
Üzerimden yavaşça doğruldu ama benden uzaklaşmasına izin vermedi; kolunu belime dolayarak beni de kendisiyle birlikte yatağın ortasına çekti. Sırtımı göğsüne yaslayacak şekilde beni kolları arasına aldığında, kaçacak tek bir deligimin bile kalmadığını bir kez daha hissettim.
"Uyu artık," dedi, sesi kulağımın hemen kenarında fısıltı gibi yankılanırken. "Yarın sabah öğreneceğin yeni şeyler var."
Gözlerimi kapatıp karanlığa teslim olmaya çalışırken, zihnimde o kâğıttaki kurallar ve Aras'ın koyu renkli gözleri birbirine karışıyordu. Bu evin duvarları arasında, bu adamın kollarında hapsolmuş bir hayatın başlangıcındaydım ve geri dönüşü olmayan bir yola çoktan girmiştim.
Bölüm etkileşimi
