22. bölüm / 30
Karanlık Mafyam19
Bölümler 30Şu an: 19
- 1 Tanıtım14 kelime
- 2 1.963 kelime
- 3 2721 kelime
- 4 31.338 kelime
- 5 4702 kelime
- 6 51.620 kelime
- 7 61.690 kelime
- 8 71.150 kelime
- 9 8829 kelime
- 10 9788 kelime
- 11 10468 kelime
- 12 11689 kelime
- 13 12701 kelime
- 14 13842 kelime
- 15 14548 kelime
- 16 15831 kelime
- 17 16467 kelime
- 18 171.162 kelime
- 19 18545 kelime
- 20 19938 kelime · Okuduğun bölüm
- 21 20836 kelime
- 22 211.289 kelime
- 23 22397 kelime
- 24 23356 kelime
- 25 24552 kelime
- 26 25770 kelime
- 27 261.147 kelime
- 28 27429 kelime
- 29 28563 kelime
- 30 29394 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bugün tam bir hafta geçmişti.
Araya giren yedi gün boyunca benim tüm dünyam Aras’ın yaralarından, onun alması gereken ilaçlardan ve beslenme düzeninden ibaret olmuştu.
Sabahın alarmın sesiyle gözlerimi açtım. Aras çoktan uyanmış, yatakta sırtını yatak başlığına dayamış bir şekilde beni izliyordu. Saçları hafifçe dağılmıştı ama yüzünde huzurlu bir tebessüm vardı.
"Günaydın güzelim,"
"Günaydın..." dedim esneyerek ve doğrulup parmaklarımı parmaklarına geçirdim.
"Bugün gerçekten holdinge gitmek zorunda mısın Yaran tamamen kapandı evet ama hâlâ biraz daha dinlenebilirsin."
Aras elimi kaldırıp dudaklarına götürdü, uzunca bir öpücük kondurdu.
"Bir haftadır beni pamuklara sardın Tuana. Sayende zımba gibiyim. Hem holdingdeki işler birikti, hem de senin bugün okulun var"
"Okula giderim sorun değilde sen ha-"
"Stt"parmağını dudaklarıma koydu.
Ona kaşlarımı çatarak baktım.
Gülümsedi. Yüzündeki o kıvrım yine kalbimin hızlanmasına yetti.
"Biliyorum güzelim. sınav dönemi yaklaşıyor. Yağmur da okulda seni bekliyor olacak."
Aklıma Yağmur ve Yağız’ın geçen haftaki halleri gelince kıkırdamadan edemedim.
"Yağmur hâlâ Yağız’a öfkeli. Hafta boyunca attığı mesajlarda Yağız'ın onu nasıl çıldırttığını anlatıp durdu."
"Yağız kaşınıyor," dedi Aras gülerek. "Ama ikisinin halinden memnun olduğuna kalıbımı basarım."
Yataktan çıkıp banyoya geçtim rutin işlerimi halledip giyinme odama geçtim makyaj masama oturdum saçlarımı tarayıp at kuyruğu yapıp üzerime okul eteğini ve gömleğini giydim parfüm sıktım çantamı alıp odaya geçtim Aras da üzerine jilet gibi oturan koyu siyah takım elbisesini giymiş,gömleğin yakalarını düzeltiyordu.
Yanına yaklaşıp yakalarını tuttum ve düzelttim.
"Bırak ben yapayım."
Gözlerinin içine baktım Aras belimden tutup beni kendine doğru çekti. "İyileşmemin en güzel yanı ne biliyor musun?"
"Ne?" dedim merakla.
"Sana sarılırken yaralarımı bahane edip beni durduramayacak olman."
Nefesim kesilir gibi oldu.
"Aras! Yavaş ol yine de..."
"İyiyim güzelim," diyerek alnımı öptü. "Aşağı inelim, kahvaltı edip çıkalım."
....
Kahvaltının ardından araba önce beni kolejin önüne bıraktı. Aras arabadan inip kapımı açtı. Okulun önündeki öğrenciler bizi izlerken Aras hiç kimseyi umursamadan saçlarımı kulağımın arkasına itti.
"Çıkışta seni koruma alacak. Direkt eve geçiyorsun, tamam mı"
"Tamam. Sen de holdingde kendini çok yorma. Bak, akşam kontrol edeceğim!"
Dudakları hafifçe kıvrıldı.
"Baş üstüne komutanım."
Onun bu haline gülümseyip hızlıca yanağından öptüm ve arabadan uzaklaşarak okulun bahçesine adım attım. Aras’ın arabası gözden kaybolana kadar bahçede durup arkasından baktım.
Okul binasına girdiğimde koridorlardaki hareketlilik bana lise son sınıfın stresiyle dolu atmosferini hatırlattı.
Sınıfıma doğru ilerlerken en arka sıramızda oturan Yağmur’u gördüm. Masaya ellerini koymuş çenesini yaslamış, öfkeyle telefonuna bakıyordu.
Yanına gidip çantamı sıraya bıraktım. "Günaydın Yağmur hanım!"
Yağmur kafasını kaldırdı, beni görünce yüzü bir anlığına aydınlandı ama hemen ardından yine eski sinirli haline döndü.
"Ooo Tuana hanım, sonunda okulumuzu şereflendirebildiniz! Aras bey iyileşti mi bakalım?"
"İyileşti, çok şükür. Bugün holdinge geçti bile," dedim yanına otururken. "Ama senin bu halin ne? Yine kim sıktı canını?"
Yağmur derin bir nefes verip telefonunu masaya fırlattı.
"Kim olacak? O yüzsüz Yağız!"
"Ne yaptı yine?" diye sordum gülmemi engellemeye çalışarak.
"Sabahın köründe kapıma dayanmış! 'Güzelim, seni okula bırakayım' diyor bir de rahat rahat! Ya ben bu adama ne zaman 'güzelim' deme yetkisi verdim Tuana? Bak hâlâ aklıma geldikçe çıldırıyorum!"
"Ee, bıraktı mı peki?"
Yağmur gözlerini devirdi.
"Bıraktı tabii... Binmem dedim, 'O zaman seni kucağımda taşır arabaya bindiririm' dedi. Herkesin ortasında rezil olmamak için mecburen bindim. Bütün yol boyunca sırıttı bir de!"
.....
Zil çaldığında öğretmen içeri girdi ve lise son sınıfın o rutin, yoğun ders temposu başladı. Hoca tahtaya üniversite sınavı için gerekli olan matematik denklemlerini yazarken benim aklım bir anlığına Aras’taydı. Telefonumu sıranın altından çıkarıp hızlıca bir mesaj yazdım:
> Tuana: Yaraların ağrıyor mu? Çok ayakta kalma lütfen.
İki dakika geçmeden cevap geldi:
> Aras: İyiyim güzelim, merak etme. Derse odaklan. Akşam görüşürüz.
Mesajdaki "güzelim" kelimesini okuyunca yüzümde oluşan gülümsemeyi engelleyemedim. Yağmur yan gözle telefona bakıp,
"Biz burada türev integral çözelim, sen Aras beyle mesajlaş... Adalet mi bu?" diye fısıldadı.
"Kıskanma Yağmur hanım, bir gün Yağız da sana böylesini yazar," dedim kısık sesle.
Yağmur sıranın altından ayağıma hafifçe vurdu.
"Sus Tuana, valla dersin ortasında bağırırım!"
......
Dersler bittiğinde okul çıkış zili çaldı. Çantalarımızı toplayıp Yağmur ile birlikte kolejden çıktık. Bahçede yürürken diğer öğrencilerin bakışları üzerimizdeydi. Lise son sınıfın kasveti herkesin yüzünden okunuyordu ama biz günün yorgunluğuna rağmen aramızdaki tatlı atışmalarla yürüyorduk.
Kolej kapısından çıktığımızda gözlerim beni almaya gelecek arabayı aradı. Ancak kapının önünde siyah bir araba duruyordu ve kaputuna yaslanmış olan kişi Aras’ın şoförü değil... Yağız’dı!
Güneş gözlüklerini takmış, siyah takımı ile okulun önündeki tüm kızların dikkatini çekmiş bir şekilde orada dikiliyordu.
Yağmur adımlarını aniden durdurdu. "Hayır... Lütfen bana bunun bir rüya olduğunu söyleyin."
"Rüya değil canım, bayağı kanlı canlı Yağız karşında."
Yağız bizi fark edince gözlüklerini çıkarıp yakasına taktı ve sırıtarak bize doğru yürüdü.
"Selam kızlar."
"Senin ne işin var burada?" dedi Yağmur ellerini beline koyarak.
"Ben sana beni almaya gelme demedim mi?"
"Sana da selam Yağmur’cum," dedi Yağız hiç oralı olmadan. Sonra bana döndü.
"Yenge, Aras beni aradı. 'Tuana’yı ve Yağmur’u al, eve getir, benim toplantım biraz uzayacak' dedi. Ben de seve seve kabul ettim."
Yağmur gözlerini devirdi. "Aras bey seni sırf bana eziyet et diye görevlendirmiş olmalı!"
"Aşk olsun güzelim, eziyet mi oluyorum ben sana Ne güzel şoförlüğünü yapıyorum işte."
"Bana bir daha güzelim dersen o arabayı tepene geçiririm Yağız!"
"İşte bu hırçınlığını seviyorum," dedi Yağız arabasının kapısını açarak.
"Binin hadi, trafikte kalmayalım." arabaya bindik. Ben arka koltuğa geçtim, Yağmur ise Yağız’ın ısrarları sonucu istemeye istemeye ön koltuğa oturdu.
Yol boyunca Yağmur camdan dışarı bakıp ona söylenip durdu. Ama Yağmur’un yüzündeki o saklamaya çalıştığı tebessümü arka koltuktan çok net görebiliyordum. Birbirlerine laf yetiştirirken aslında ne kadar yakıştıklarını düşünmeden edemedim.
Eve vardığımızda hava kararmak üzereydi. Yağız ilk yağmuru ardından beni bıraktıktan sonra gitmişti bende eve geçip odama geçtim üzerimi değiştirip kitaplarım ile aşağı indim ve test çözmeye başladım....
Akşam olurken kapı çaldı koşarak açtım Aras gelmişti sarıldım.
"Hoşgeldin"
"Hoşbuldum güzelim"
"Aç mısın"
"Yok güzelim"
Birlitke salona geçtik ve oturduk günün bütün yorgunluğunu geçmişti....
Bölüm etkileşimi
