3. bölüm / 30
Karanlık Mafyam1.
Bölümler 30Şu an: 1.
- 1 Tanıtım14 kelime
- 2 1.963 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 2721 kelime
- 4 31.338 kelime
- 5 4702 kelime
- 6 51.620 kelime
- 7 61.690 kelime
- 8 71.150 kelime
- 9 8829 kelime
- 10 9788 kelime
- 11 10468 kelime
- 12 11689 kelime
- 13 12701 kelime
- 14 13842 kelime
- 15 14548 kelime
- 16 15831 kelime
- 17 16467 kelime
- 18 171.162 kelime
- 19 18545 kelime
- 20 19938 kelime
- 21 20836 kelime
- 22 211.289 kelime
- 23 22397 kelime
- 24 23356 kelime
- 25 24552 kelime
- 26 25770 kelime
- 27 261.147 kelime
- 28 27429 kelime
- 29 28563 kelime
- 30 29394 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gece yarısı babamın bağrışları ile yatağımdan sıçradım koşarak kapımı kilitledim yine sarhoş gelmişti annem ise onu susturmaya çalışıyordu.
"Nerde lan o kızın!!* Diye bağırıyordu gözlerim doldu kapıma her vuruşunda kalbim yerinden çıkacak gibi atıyordu derin derin nefes aldım annem onu zorda olsa odaya götürmüştü ama bu defa da dayak yiyen o olmuştu....
Yatağıma oturdum ve dizlerimi kendime çektim ne zaman biticekti bu kabus..
Sabahın altısı olmuştu sessizce banyoya girip rutin işlerimi halledip odaya döndüm saçlarımı tarayıp at kuyruğu yapıp okul gömleğini ve eteğini giydim çantamı hazırlayıp omuzuma aldım.
Sessizce ayakkabılarımı giyip evden çıktım çok erkendi ama bu evde durmaktan iyidir telefonuma baktım acaba yağmur uyanık mıydı...
Okulun bahçesinde girdim ve çardağa oturdum.
Yağmurum🦋:
-Günaydınnn"
Siz:
-Günaydın"
Yağmurum🦋:
-Nerdesin"
Siz:
-okulun bahçesinde oturuyorum"
Yağmurum🦋
-kızım daha bir saat var"
Siz:
- sabah altıdan beri oturuyorum"
Yağmurum🦋:
-Bekle geliyorum"
Telefonu kapattım ve beklemeye başladım telefonumun çalması ile baktım abimdi derin nefes aldım ve açtım.
"Efendim"
-Nerdesin lan sabah sabah!*
"Okulda"
-Akşam oyalanmadan işe git!*
"Tamam"
Suratıma kapattı tuttuğum nefesimi bıraktım gözlerim doluyordu bıkmıştım hepsinden kurtulmak istiyordum artık ama henüz on sekiz değildim...
Yağmur koşarak yanıma geldi sarıldım bana baktı birlikte oturduk.
"Sabah sabah ne yaptılar gene*
-Ben geceden beri ayaktayım eve sarhoş geldi bağırdı çağırdı bende Sabah erkenden kaçtım işte"
"Tuana polise gidelim"
-olmaz*...
*******
Girdiğim derslerden bile birşey anlamamıştım çantamı omuzuma alıp iş yerine doğru yürümeye başladım kafede çalışmama rağmen iyi bir maaş veriyorlardı ama bana sadece bin TL kalıyordu 8 bin abime gidiyordu..
İse geldigimde önlüğümü taktım ve masallarla ilgilenmeye başladım.
*Tuana kızım 13 ve 14 masaya bak büyük bir aile geliyor muş"
-Hemen Vedat bey"
Akşama kadar yorulmuştum saat 00:29 olmuştu önlüğü çıkarıp çantamı aldım maaşımı almıştım yavaşça eve doğru yürümeye başladım.
Abim kapının önündeydi derin nefes aldım ve yanına geçtim.
"Nerde kaldın lan!* Attığı Tokat ile yere düşmüştüm sertçe kolumdan tutup bir daha kaldırdı.
"Yeni çıktım abi kalabalıktı bugün"
"Kes lan para nerde!!* Çantamdan çıkarıp verdim saydı ve arabaya bindi bende eve girdim dizlerim acımıştı odama girdim tuttuğum göz yaşlarımı serbest bıraktım.
Annem odaya girdi ve yanıma oturdu saçlarımı sevdi.
"Kızım"
"Al anne al"dedim bıkkın bir sesle çantamdaki son parayı da ona vererek oda babama veriyordu gündelikten aldığı ile.
Odadan çıktı artık bu evden kurtulmak istiyordum...
******
Gözlerimi araladığımda üzerimdeki o devasa yorgunluk ile zorda olsa kalktım dolaptan bir kot pantolon ve kollu crop alıp banyoya ilerledim kapıyı kilitledim kısa bir duş alıp saçlarımı kuruladım ve giyindim saçlarımı tarayıp ördüm hafif makyaj yapıp yüzümü kapattım ve odaya geçip çantamı aldım göz ucuyla salona baktım babam elinde ki şişe ile sızmıştı annem ise mutfaktaydı birşey demeden evden çıktım kulaklığımı takip yavaşça kafeye doğru yürümeye başladım.
Hava henüz aydınlanırken kafeye gelmiştim en erken ben gelmiştim Hafta sonu olduğu için sabahın erken saatlerinden itibaren ortalık ana baba gününe dönecekti.
******
Korktuğum da oldu; gün boyunca asık suratlı, her şeyden kusur bulan gıcık müşterilerle uğraşmak ruhumu emmişti.
Öğleden sonra, kafenin mutfağından çıkıp siparişleri masalara yetiştirmeye çalışırken yakın arkadaşım ve çalışma arkadaşım Melis önümü kesti.
"Kızım Tuana, aklın bir karış havada. İyi misin? Solgun görünüyorsun yine," dedi endişeyle.
"İyiyim Melis, sadece... ev yine aynı," diye mırıldandım tepsiyi sıkı sıkı tutarak.
Tam o sırada tezgahın arkasından patronumuz Selim Bey seslendi:
"Tuana, kaytarmak yok! 4 numaralı masanın kahveleri soğuyor, acele et!"
"Hemen Selim Bey!" diye seslenip içeri daldım. Neyse ki Melis ve diğer birkaç çalışanla aramızdaki o sıcak, samimi dostluk bu kafede nefes almamı sağlayan tek şeydi.
Mutfakta bulaşık yıkarken ya da sipariş hazırlarken birbirimize fısıldadığımız küçük şakalar olmasa bu günü deviremezdim.
Ama gün bir türlü bitmek bilmedi. Saatler yavaş akarken, kafenin kapanış saatine kadar ayaklarımın üzerinde dikildim.
Bütün kemiklerim sızlıyordu, başım dönüyordu.
Sonunda önlüğümü çıkarıp çantamı omzuma astım.
Günün yorgunluğuyla kafeden dışarı adım attığımda saat tam 00:39'du. Eve giden o karanlık ve sessiz yolda yürümeye başladım.
Zihnimde abimin yine para isteyeceği ya da evde göreceğim o sahnelerin kaygısı dönerken, caddenin köşesindeki o tekinsiz sessizliği fark edemedim bile adımlarını hızlandırmıştı.
Cadde üzerinde park eden siyah, camları film kaplı devasa makam araçlarının önünden geçerken nefesim kesildi.
Ve o an, tam yanımdaki aracın arka kapısı yavaşça açıldı.
"Dikkat etsene kızım!" diye çıkıştı iri yarı, takım elbiseli bir adam. Korkuyla bir adım geri çekildim ama asıl nefesimi kesen, arabanın içinden bana bakan o buz gibi, koyu kahverengi gözler oldu.
Kafenin yorgunluğundan bacaklarım zaten titriyordu, şimdi bir de bu koca adamların arasında kalakalmıştım. Tam özür dileyip hızlıca uzaklaşacakken, asıl nefesimi kesen şey aracın karanlık içinden bana yönelen o bakışlar oldu.
Aracın arka koltuğunda oturan adamın yüzü, loş sokak lambasının ışığıyla yarterince aydınlanmıyordu ama üzerimdeki o buz gibi, koyu kahverengi bakışların ağırlığı saniyeler içinde üzerime çöktü.
Adamın gözleri üzerimde yavaşça gezindi; yorgunluktan çökmüş göz altlarımı, ve korkudan titreyen ellerimi saniyesinde taradı. O an sokaktaki tüm sesler çekildi, sanki dünya sadece bu arabanın çevresinde dönmeye başladı.
Adam, dudaklarında ne anlama geldiğini çözemediğim, alaylı ama bir o kadar da ürkütücü bir kıvrımla hafifçe öne doğru eğildi. Sesi, etraftaki sessizliği bıçak gibi keserek geceye düştü:
"Böyle saatlerde sokaklarda dolaşmaman gerek"
Olduğum yerde çivilenmiş gibi kalakalmıştım. Ne bir kelime edebildim ne de bacaklarımı hareket ettirebildim. Kalbim, haftanın bütün yorgunluğunu unutup göğüs kafesimi dövmeye başladı.
Önümdeki iri yarı adam, sessiz bir baş hareketiyle hafifçe geri çekildi.
Aracın karanlığındaki o adam ise bakışlarını benden bir an olsun ayırmadan, sanki zihnime kazır gibi incelemeye devam etti.
"Yoluna devam et," dedi tok ve emir kipiyle yüklü sesiyle.
"Ama bir daha bu saatlerde bu sokaklarda görünme."
Nefesimi tuttuğum yerden bırakarak başımı hızla salladım ve arkama bile bakmadan, adeta kaçar adımlarla kaldırımda ilerlemeye başladım.
Kalbim hala kulaklarımda atıyordu. O adamın kim olduğunu, o keskin bakışların ne anlama geldiğini bilmiyordum ama bildiğim tek bir şey vardı: Hayatımın zaten çıkmazda olan dengeleri, o gece o sokakta temelli sarsılmıştı.
Eve nasıl ulaştığımı, kapıyı nasıl açtığımı bile hatırlamıyordum. Kendimi odama attığımda, sabaha kadar o koyu kahverengi gözlerin karanlığı zihnimden bir an olsun çıkmadı...
Lütfen beğenmeden geçmeyelimmmm 🤍🦋✨❤️
Bölüm etkileşimi
