18. bölüm / 21
KANLI DOLUNAY:SON DANSMahzenin Derinlikleri ve Clara’nın Vasiyeti
Bölümler 21Şu an: Mahzenin Derinlikleri ve Clara’nın Vasiyeti
- 1 Mermer Ve Kan307 kelime
- 2 Birinci Adım, İlk Çatlak451 kelime
- 3 Cam Kırıkları ve Kırmızı İzler361 kelime
- 4 Yasaklı Koridorlar372 kelime
- 5 Unutulmuş Notalar ve İlk Gece Yarısı324 kelime
- 6 Gölgelerin Provası409 kelime
- 7 Kırık Ayna ve Gölge318 kelime
- 8 Zehirli Çay ve Dolunay Yaklaşırken362 kelime
- 9 Ana Sahnede Fırtına375 kelime
- 10 Beyaz Prens’in Gölgesi337 kelime
- 11 Kulisin Karanlık Yüzü302 kelime
- 12 Kırmızı Kadife ve Çelik539 kelime
- 13 Gece Yarısı Tacı364 kelime
- 14 Gümüş Ve Yakut304 kelime
- 15 Sisli Vadi Malikânesi’ne Giriş310 kelime
- 16 Konseyin Sessizliği ve Kan Yemini386 kelime
- 17 Akademinin Enkazı ve İlk İttifak433 kelime
- 18 Mahzenin Derinlikleri ve Clara’nın Vasiyeti483 kelime · Okuduğun bölüm
- 19 Dolunay Savaşları ve İhanetin Bedeli548 kelime
- 20 Kanlı Tahtın Şafağı331 kelime
- 21 NOT9 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sera’nın sözleri kütüphanenin yüksek tavanında soğuk bir yankı bıraktı. Kilitli kapı ve Clara’nın kırk yıllık mirası... Luna, bakışlarını elindeki kadehten ayırıp Sera’ya kilitledi.
"Benim kimseden veya hiçbir geçmişten korkum yok Sera," dedi Luna, sesi meşe kaplamalı duvarları titretecek bir kararlılıkla çınlayarak. "O kapının arkasında ne varsa, beni yok etmek için değil, bana hizmet etmek için bekliyor."
Adrian, Luna’nın yanına adımladı. Siyah ceketinin içinden gümüş kaplama, üzerinde ince kurt oymaları olan ağır bir anahtar çıkardı. Anahtarın yüzeyi, sanki yaşayan bir doku gibi parmaklarının arasında hafifçe sıcaklık yayıyordu.
"Sera haklı Luna," dedi Adrian, sesi alçak ve temkinli bir frekansa düşerek. "Clara sadece bu eserin ilk başdansçısı değildi. O, sürünün kan hatlarını birleştirmeye çalışan ama bedeni zayıf kaldığı için ritüelin altında ezilen ilk denemeydi. Onun ruhu ve yarım kalan öfkesi, malikânenin altındaki 'Gümüş Mahzen'de mühürlendi."
"Gidiyoruz," dedi Luna net bir şekilde. "Bunu ertelemenin anlamı yok. Dolunay tam tepemize çıkmadan önce o mühürle ben yüzleşeceğim."
Üçlü, kütüphanenin arkasındaki gizli döner merdivenlerden aşağıya, malikânenin karanlık ve dondurucu mahzenlerine doğru inmeye başladı. Taş basamaklar aşağı indikçe daralıyor, havadaki rutubet kokusuna yanık adaçayı ve kükürt kokusu karışıyordu.
En alt kata geldiklerinde, duvarları devasa gümüş zincirlerle sarılmış, üzerindeki rünlerin hafif mavimsi bir ışıkla parıldadığı devasa bir demir kapının önünde durdular.
Adrian anahtarı kilide soktu ve çevirdi.
Çat... Çat... Çat...
Ağır zincirler büyük bir gürültüyle yere döküldü. Demir kapı kendiliğinden gıcırdayarak geriye doğru açıldı. İçeride, odanın ortasında yüksek bir taş kaide duruyordu. Kaidenin üzerinde ise kırk yıl öncesinden kalma, üzeri kurumuş kanla örtülü gümüş bir bale pabuçları ve sararmış bir deri günlük duruyordu.
Luna kaideye doğru bir adım attı. O an, odadaki hava bir anda buz kesti. Duvardaki meşalelerin alevleri maviden siyaha dönüştü.
Taş kaidenin arkasındaki gölgelerin içinden, tütüsü yırtılmış, omurgası garip bir açıyla bükülmüş saydam bir siluet belirdi: Clara’nın Ruhu.
"Sonunda..." diye fısıldadı gölge. Sesi binlerce cam kırığının birbirine sürtünmesi gibiydi. "Kanı benimkinden daha saf olan... Ritmi tamamlayan yeni kraliçe..."
Clara’nın silueti havada süzülerek Luna’ya yaklaştı. "Sana uyarıya gelmedim Luna," diye tısladı ruh. "Sana klanın en büyük sırrını vermeye geldim. Marcus ve Cassian... Onlar kırk yıl önce benim omurgamı kıranlardı. Koreografiye sabotajı yapan Elara değildi; arkasındaki Konsey’di! Seni de tıpkı benim gibi bir kurban yapmak istiyorlar!"
Luna, gözlerindeki kehribar ışıltıyı sonuna kadar açarak gölgeye doğru bir adım daha attı. Korkmak yerine parmağını kaidedeki kanlı günlüğe bastırdı.
"Beni seninle karıştırma Clara," dedi Luna, sesi odadaki gümüş zincirleri şıngırdatacak kadar güçlü bir hırıltıya bürünerek. "Sen onların kurbanı oldun. Ben ise onların celladı olacağım!"
Luna günlüğü kavradığı an, kaideden devasa bir gümüşi ışık patladı. Clara’nın ruhu bir çığlık atarak Luna’nın bedenine doğru çekildi ve günlüğün içindeki tüm kadim bilgi, eski büyü formülleri ve Konsey’in kirli geçmişi bir anda Luna’nın zihnine kazındı.
Luna gözlerini açtığında, kehribar irislerinin etrafında gümüşi bir halka belirmişti.
Adrian’a döndü. Dudaklarında artık sadece bir balerinin değil, tüm klanın kaderini değiştirecek bir liderin zehirli gülümsemesi vardı:
"Yarın geceki Dolunay Savaşları'nı sabırsızlıkla bekliyorum Adrian. Çünkü Konsey kendi kazdığı mezara bu sefer kendi düşecek."
Bölüm etkileşimi
