3. bölüm / 21
KANLI DOLUNAY:SON DANSCam Kırıkları ve Kırmızı İzler
Bölümler 21Şu an: Cam Kırıkları ve Kırmızı İzler
- 1 Mermer Ve Kan307 kelime
- 2 Birinci Adım, İlk Çatlak451 kelime
- 3 Cam Kırıkları ve Kırmızı İzler361 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 Yasaklı Koridorlar372 kelime
- 5 Unutulmuş Notalar ve İlk Gece Yarısı324 kelime
- 6 Gölgelerin Provası409 kelime
- 7 Kırık Ayna ve Gölge318 kelime
- 8 Zehirli Çay ve Dolunay Yaklaşırken362 kelime
- 9 Ana Sahnede Fırtına375 kelime
- 10 Beyaz Prens’in Gölgesi337 kelime
- 11 Kulisin Karanlık Yüzü302 kelime
- 12 Kırmızı Kadife ve Çelik539 kelime
- 13 Gece Yarısı Tacı364 kelime
- 14 Gümüş Ve Yakut304 kelime
- 15 Sisli Vadi Malikânesi’ne Giriş310 kelime
- 16 Konseyin Sessizliği ve Kan Yemini386 kelime
- 17 Akademinin Enkazı ve İlk İttifak433 kelime
- 18 Mahzenin Derinlikleri ve Clara’nın Vasiyeti483 kelime
- 19 Dolunay Savaşları ve İhanetin Bedeli548 kelime
- 20 Kanlı Tahtın Şafağı331 kelime
- 21 NOT9 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Soyunma odasındaki ağır pudra ve nem kokusu, Luna’nın genzini yakıyordu. Herkes çıkmış, geriye sadece aynanın karşısındaki cılız ışık ve tahta sandalyede oturan Luna kalmıştı.
Kurdeleleri çözüp sağ pointe ayakkabısını yavaşça çıkardı. Pembe saten kumaş, taban kısmından koyu kırmızıya kesmişti. Ayakkabının iç tabanına yerleştirilmiş o minik, jilet kadar keskin cam parçasını parmaklarının ucuyla çekip çıkardı. Camın üzerinde kendi kanı kuruyordu.
"Acıdı mı?"
Aynadan beliren siluet Elara’ydı. Kapı eşiğine yaslanmış, kollarını göğsünde birleştirmişti. Gözlerindeki alaycı ifade, karanlıkta taze bir yara gibi parıldıyordu.
"Sanırım ayakkabını giyerken daha dikkatli olmalısın Luna. Bu akademi dikkatsizliği affetmez. Hele ki Kanlı Dolunay söz konusuysa..."
Luna, kanayan topuğuna pansuman bezini bastırırken başını kaldırdı. Göz göze geldiklerinde salonda bir anlığına rüzgar esmiş gibi kapı kanadı gıcırdadı.
"Bunu senin yaptığını biliyorum Elara," dedi Luna. Sesi şaşırtıcı derecede sakindi, hatta sesindeki o buz gibi dinginlik Elara’nın gülüşünü bir anlığına dondurdu. "Ama işe yaramadı. Acı beni durdurmadı, aksine ritmimi hızlandırdı."
Elara adımlarını yavaşça Luna’ya doğru attı. Eğilip masanın üzerindeki kanlı cam parçasına baktı.
"Henüz hiçbir şey görmedin," diye fısıldadı Elara. "Victor seni seçti diye kazandığını sanma. O eserin koreografisi insan bedenine göre yazılmadı. Clara da senin gibi başrolü aldığında gururdan uçuyordu. Sonra ne oldu? Kendi omurgasının çatırtısını tüm salon dinledi. Sen de onun arkasından gideceksin. Ama o noktaya gelmeden önce, ben senin o gururunu parça parça söküp alacağım."
Elara arkasını dönüp odadan çıktığında, ağır ahşap kapı çarpılarak kapandı.
Luna yalnız kaldığında derin bir nefes aldı. Ayağındaki sızı tuhaf bir şekilde yerini karıncalanan, sıcak bir hisse bırakıyordu. Bezi kaldırdığında gözlerine inanamadı: Derindeki o derin kesik, sanki saatler önce oluşmuş gibi kabuk bağlamaya başlamıştı. İyileşme hızı bir insana ait olamayacak kadar seriydi.
O sırada corridor boyunca ritmik bir adım sesi yankılandı. Tık... tık... tık...
Pointe ayakkabısı giymiş birinin tahta koridorda koşma sesiydi bu. Ama akademide saat gece yarısını çoktan geçmişti ve odada yalnızdı.
Luna ayağa kalktı. Yarasının üzerine basarken en ufak bir acı hissetmiyordu. Soyunma odasının kapısını açıp karanlık koridora baktı. Uzun, aynalı koridor boş görünüyordu. Ancak aynalardan birinin üzerinde, kurumuş kanla yazılmış taze bir leke vardı.
Leke bir kelime oluşturmuyordu; sadece bir haritaydı. Tiyatronun altındaki yasaklı mahzenleri işaret eden ok yönünde bir çizgi.
Ve çizginin bittiği yerde, ahşap zemine kazınmış bir pençe izi duruyordu.
Bölüm etkileşimi
