13. bölüm / 21
KANLI DOLUNAY:SON DANSGece Yarısı Tacı
Bölümler 21Şu an: Gece Yarısı Tacı
- 1 Mermer Ve Kan307 kelime
- 2 Birinci Adım, İlk Çatlak451 kelime
- 3 Cam Kırıkları ve Kırmızı İzler361 kelime
- 4 Yasaklı Koridorlar372 kelime
- 5 Unutulmuş Notalar ve İlk Gece Yarısı324 kelime
- 6 Gölgelerin Provası409 kelime
- 7 Kırık Ayna ve Gölge318 kelime
- 8 Zehirli Çay ve Dolunay Yaklaşırken362 kelime
- 9 Ana Sahnede Fırtına375 kelime
- 10 Beyaz Prens’in Gölgesi337 kelime
- 11 Kulisin Karanlık Yüzü302 kelime
- 12 Kırmızı Kadife ve Çelik539 kelime
- 13 Gece Yarısı Tacı364 kelime · Okuduğun bölüm
- 14 Gümüş Ve Yakut304 kelime
- 15 Sisli Vadi Malikânesi’ne Giriş310 kelime
- 16 Konseyin Sessizliği ve Kan Yemini386 kelime
- 17 Akademinin Enkazı ve İlk İttifak433 kelime
- 18 Mahzenin Derinlikleri ve Clara’nın Vasiyeti483 kelime
- 19 Dolunay Savaşları ve İhanetin Bedeli548 kelime
- 20 Kanlı Tahtın Şafağı331 kelime
- 21 NOT9 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Salondaki ölüm sessizliği, Adrian Vance’in ağır ve ritmik alkış sesiyle parçalandı.
VIP locasından yükselen bu tek kişilik alkış, birkaç saniye içinde tüm tiyatroyu saran dehşet dolu bir uğultuya dönüştü. Seyirciler sahnede kanlar içinde yatan Elara’yı mı, yoksa tütüsü parçalanmış halde fırtına gibi dik duran Luna’yı mı alkışladıklarını bilmeden şaşkınlıkla ayağa kalkıyorlardı.
Koreograf Bay Victor, gözlerinde dilediği o tekinsiz zaferin korkusuyla sahne kenarında donup kalmıştı.
Luna, yerdeki Elara’ya bakmadı bile. Kendi kurduğu tuzağın kurbanı olan kızın acı dolu inlemeleri, kulaklarında çınlayan o vahşi ritmin yanında cılız bir fısıltıdan ibaretti. Luna yavaşça başını VIP locasına doğru kaldırdı.
Adrian Vance, locadan çıkmış, tiyatronun özel merdivenlerinden aşağıya, doğrudan sahneye doğru yürüyordu. Siyah takım elbisesinin üzerindeki gümüş detaylar, sahnenin soğuk ışıklarında bir bıçak gibi parıldıyordu. Adımları ahşap zemine her bastığında, etraftaki hava sanki bir boyun eğiş hissiyle ağırlaşıyordu.
Sahneye adım attığında salondaki görevliler Elara’yı sedyeyle dışarı taşımaya çalışıyordu. Adrian, bir an bile gözünü Luna’dan ayırmadı.
"Clara’nın kırk yıl önce bıraktığı kanlı mirası tamamladın," dedi Adrian. Sesi, yalnızca ikisinin duyabileceği kadar alçak ama bir Alfa'nın emredici yankısına sahipti. "Bedenin zehri reddetti, asidi ise bir zırha dönüştürdü."
Luna, göğsü hızla kalkıp inerken Adrian’a bir adım yaklaştı. İrislerindeki o kehribar parıltı henüz sönmemişti.
"Bana attığın o mektup..." dedi Luna, sesi alçaktan gelen tehditkar bir mırıltı gibiydi. "Bir uyarı mıydı, yoksa boyun eğdirme çabası mı?"
Adrian hafifçe gülümsedi. Sağ elini kaldırıp Luna’nın yanağına yaklaşan koyu kırmızı renkteki tütü parçasına dokundu. Parmağının ucu Luna’nın tenine değdiği an, ikisinin arasında gözle görülmeyen gümüşi bir kıvılcım çaktı.
"Alfa kimseye boyun eğdirmez Luna," dedi Adrian, gözleri bir anlığına tamamen altın sarısına dönerek. "Alfa sadece kendi dengini tanır. Sen bu gece bir balerin olarak sahneye çıktın ama bir kraliçe olarak iniyorsun. Ve o taç, bu akademiye değil, benim dünyama ait."
Adrian, cebinden çıkardığı siyah kadife kutuyu açtı. Kutunun içinde, ince gümüş tellerle işlenmiş, üzerinde kan kırmızısı yakutlar dizili bir taç duruyordu. Tacın sembolü, birbirine sarılmış iki kurt siluetini andırıyordu.
"Kendi kanınla kazandığın tacı reddedecek misin, yoksa gerçek klanına adım mı atacaksın?"
Luna, sahnenin ortasında durup arkasındaki devasa dolunay dekoruna ve önündeki Alfa’ya baktı. Artık geri dönüş yoktu. İnsan dünyasının zayıf kuralları geride kalmıştı.
Luna başını hafifçe dikleştirdi ve Adrian’ın elindeki tacı kabul etmek üzere bir adım öne çıktı.
Bölüm etkileşimi
