2. bölüm / 21
KANLI DOLUNAY:SON DANSBirinci Adım, İlk Çatlak
Bölümler 21Şu an: Birinci Adım, İlk Çatlak
- 1 Mermer Ve Kan307 kelime
- 2 Birinci Adım, İlk Çatlak451 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 Cam Kırıkları ve Kırmızı İzler361 kelime
- 4 Yasaklı Koridorlar372 kelime
- 5 Unutulmuş Notalar ve İlk Gece Yarısı324 kelime
- 6 Gölgelerin Provası409 kelime
- 7 Kırık Ayna ve Gölge318 kelime
- 8 Zehirli Çay ve Dolunay Yaklaşırken362 kelime
- 9 Ana Sahnede Fırtına375 kelime
- 10 Beyaz Prens’in Gölgesi337 kelime
- 11 Kulisin Karanlık Yüzü302 kelime
- 12 Kırmızı Kadife ve Çelik539 kelime
- 13 Gece Yarısı Tacı364 kelime
- 14 Gümüş Ve Yakut304 kelime
- 15 Sisli Vadi Malikânesi’ne Giriş310 kelime
- 16 Konseyin Sessizliği ve Kan Yemini386 kelime
- 17 Akademinin Enkazı ve İlk İttifak433 kelime
- 18 Mahzenin Derinlikleri ve Clara’nın Vasiyeti483 kelime
- 19 Dolunay Savaşları ve İhanetin Bedeli548 kelime
- 20 Kanlı Tahtın Şafağı331 kelime
- 21 NOT9 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gramofondan yükselen ağır, tekinsiz melodinin salondaki havayı dondurduğu an koreograf Bay Victor salonun ortasına yürüdü. Yüzündeki derin çizgiler, sanki kırk yıldır bu müziğin çalacağı günü bekliyormuş gibi tekinsiz bir ciddiyet taşıyordu.
"Körleştirici bir zarafet istemiyorum," diye gürledi Victor. "Bu eser, zarafetin altına gizlenmiş bir vahşettir. Ayakkabılarınızın ucu ahşabı delmeli. Beni dinleyin, kaslarınız değil, içgüdüleriniz hareket edecek!"
Seçmeler başlamıştı. Dansçılar teker teker sahneye çıkıp figürleri sergilemeye başladığında, salonun içinde tuhaf bir huzursuzluk belirdi. Müziğin ritmi klasik bir balenin akıcılığından çok uzak; kesik, sert ve sanki bir avın kalp atışlarını taklit eden düzensiz bir tempodaydı. Sırası gelen her balerin, birkaç hareketten sonra nefessiz kalıyor, adımlarını karıştırıyordu.
Sıra Elara’ya geldi.
Elara, kendinden emin adımlarla öne çıktı. Vücudu kusursuzdu; her hareketi milimetrik bir disiplinle yapıyordu. Ancak hareketlerinde bir şey eksikti: Saf hırs vardı ama eserin istediği o ilkel, vahşi ruh yoktu. Dansını bitirdiğinde çene çizgisini dikleştirip Victor’a baktı. Victor sadece soğuk bir baş hareketiyle yetindi.
"Luna. Sıra sende."
Luna, ahşap zemine ilk adımı attığında salondaki uğultu bıçak gibi kesildi. Aynaların önünden geçerken, Elara’nın yanından süzüldü. Elara, Luna’nın kulağına doğru eğilip sadece onun duyabileceği bir fısıltıyla konuştu:
"Bakalım kemiklerin müziğe ne kadar dayanacak..."
Luna fısıltıyı duymazdan geldi. Sahnenin ortasında durdu ve gözlerini kapattı. Gramofondaki keman sesi kulaklarında çınlamaya başladığında, göğsündeki o tuhaf sıcaklık ansızın tüm bedenine yayıldı. Bacaklarındaki kaslar gerildi.
İlk adımı attı.
O an, salondaki herkes bir şeylerin ters gittiğini —ya da ürpertici derecede doğru gittiğini— hissetti. Luna’nın adımları bir balerinin süzülüşü gibi değildi; pusuya yatmış bir yırtıcının sessiz, adeta avına yaklaşan tehlikeli esnekliğini taşıyordu. Parmak uçlarında yükseldiğinde ahşap zeminden gelen gıcırtı, sanki bir kemik çatrtısını andırıyordu.
Luna, zihninde müziği değil, çalılıklarda koşan ayak seslerini duyuyordu. Nefesi hızlandı, vücut sıcaklığı aniden fırladı. Bacağını havaya kaldırıp dönüşe geçtiğinde, hareketi o kadar sert ve hızlıydı ki tütüsünün tülleri havada kırbaç gibi şakladı. Aynadaki yansımasına bir anlık bakış attığında, arkasında kendisini izleyen gölgenin bir insana ait olmadığını fark etti.
Tam dönüşünü tamamlayıp yere konacağı sırada, sağ ayak bileğinde keskin, yakıcı bir acı hissetti.
Ayakkabısının tabanına bir şey batmıştı. Dengesi yalpaladı. Ancak içindeki o vahşi dürtü, durmasına izin vermedi; acıya rağmen parmak ucunda sertçe yükselerek hareketini devasa bir sıçramayla tamamladı. Mermer gibi sert zemine indiğinde salonda derin bir sessizlik oldu.
Victor’un gözleri fal taşı gibi açılmıştı. "Kusursuz..." diye fısıldadı adam, nefesini tutarak. "Tam olarak bu."
Luna nefes nefese kalmış bir halde durduğunda, sağ ayakkabısının altından ince bir kan hattının ahşap zemine süzüldüğünü gördü. Bakışları hemen kenarda duran Elara’ya kaydı. Elara, dudaklarında hafif, zehirli bir tebessümle Luna’nın kanayan ayağına bakıyordu.
Luna ayakkabısının içine gizlice küçük, sivri bir cam parçasının yerleştirildiğini anlamıştı. Ama asıl korkutucu olan camın batması değil; o acıya rağmen içindeki şeyin dansı durdurmayı reddetmiş olmasıydı.
Ritüelin ilk çatlağı açılmıştı. Ve Luna, bu kanın sadece bir başlangıç olduğunu biliyordu.
Bölüm etkileşimi
