9. bölüm / 21
KANLI DOLUNAY:SON DANSAna Sahnede Fırtına
Bölümler 21Şu an: Ana Sahnede Fırtına
- 1 Mermer Ve Kan307 kelime
- 2 Birinci Adım, İlk Çatlak451 kelime
- 3 Cam Kırıkları ve Kırmızı İzler361 kelime
- 4 Yasaklı Koridorlar372 kelime
- 5 Unutulmuş Notalar ve İlk Gece Yarısı324 kelime
- 6 Gölgelerin Provası409 kelime
- 7 Kırık Ayna ve Gölge318 kelime
- 8 Zehirli Çay ve Dolunay Yaklaşırken362 kelime
- 9 Ana Sahnede Fırtına375 kelime · Okuduğun bölüm
- 10 Beyaz Prens’in Gölgesi337 kelime
- 11 Kulisin Karanlık Yüzü302 kelime
- 12 Kırmızı Kadife ve Çelik539 kelime
- 13 Gece Yarısı Tacı364 kelime
- 14 Gümüş Ve Yakut304 kelime
- 15 Sisli Vadi Malikânesi’ne Giriş310 kelime
- 16 Konseyin Sessizliği ve Kan Yemini386 kelime
- 17 Akademinin Enkazı ve İlk İttifak433 kelime
- 18 Mahzenin Derinlikleri ve Clara’nın Vasiyeti483 kelime
- 19 Dolunay Savaşları ve İhanetin Bedeli548 kelime
- 20 Kanlı Tahtın Şafağı331 kelime
- 21 NOT9 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Devasa tiyatro salonu zifiri karanlığa bürünmüştü. Yalnızca tepedeki tek bir spot ışığı, sahnenin ortasına devasa, dairesel ve soğuk bir beyazlık düşürüyordu.
Salondaki tek izleyiciler, ön sırada oturan Koreograf Bay Victor ve yanındaki boş VIP koltuğuydu. O koltuğun üzerinde gümüş işlemeli kırmız kadife bir örtü ve üstünde bir kartvizit duruyordu: Vance Ailesi — Özel Davetli. Akademinin en büyük sponsoru, şehrin en nüfuzlu ve zengin ailesinin genç varisi Adrian Vance’in prömiyer gecesi için ayırttığı özel koltuktu bu. Salondaki herkes, kuliste bile adı fısıldanan bu "Beyaz Prens"in gelişini konuşuyordu ama o henüz ortalıkta yoktu.
"Sahneye!" diye gürledi Victor’un sesi karanlığın içinden.
Luna ve Elara aynı anda soğuk ahşaba adım attılar. Elara’nın gözlerinde, Luna’ya içirdiği zehrin etkisini göstermesini bekleyen sabırsız bir pırıltı vardı. Luna’nın adımlarının yavaşlamasını, dilsizleşip yere yığılmasını bekliyordu.
Piyano ve viyolonselin o karanlık, ritmik melodisi salona yayıldı.
Ancak beklenenin aksine Luna sarsılmadı. İçtiği zehir damarlarındaki vahşi ritmi adeta ateşe vermişti. İlk dönüşünü yaptığında hareketi o kadar sert ve kusursuzdu ki, tütüsünün yarattığı rüzgar Elara’nın yüzünü yaladı. Luna’nın adımları ahşap zemine her bastığında, sahnenin altından derin bir uğultu yükseliyordu.
Elara’nın gözleri dehşetle açıldı. Nasıl olabilir? diye düşündü, ritmi kaçırarak. O zehir bir atı bile devirebilirdi!
Paniğe kapılan Elara, koreografinin dışına çıkarak Luna’yı bozmak için bilerek onun alanına doğru hamle yaptı. İkili, sahneden çok bir av sahasında birbirinin etrafında dönen iki yırtıcı gibi yakınlaşmıştı. Elara, sıçrama figürü sırasında dirseğiyle Luna’nın dengesini bozmaya çalıştı.
Fakat Luna’nın refleksleri artık bir insana ait değildi.
Luna, Elara’nın hamlesini havada mükemmel bir esneklikle savuşturdu ve dönüşünün ivmesiyle Elara’ya doğru hafifçe yaklaştı. Elara’nın kulağına doğru eğildiğinde, sesi insan sesinden çok, alçaktan gelen tehditkar bir hırıltıyı andırıyordu:
"Zehirden daha sert bir şey bulman gerekecek Elara."
Elara duyduğu sesle irkilip dengesini kaybetti ve sertçe yere kapaklandı. Ahşap zemine çarpan dizinden çıkan ses salonda çınladı.
"Yeter!" diye bağırdı Victor, ayağa kalkarak. "Elara, ne yapıyorsun sen? Odaklanamıyorsun! Luna... sen ise büyüleyicisin. Bedenin müzikle değil, müzik senin bedeninle hareket ediyor!"
Elara yerden kalkarken gözlerinden yaşlar ve saf bir nefret süzülüyordu. Luna’ya baktığında, onun karanlıkta parıldayan kehribar gözlerini ve dudaklarında beliren o soğuk zafer tebessümünü gördü.
Elara tuzağının boşa gitmesiyle son kartını oynamaya karar verdi. Luna’yı odada veya provada deviremiyordu; onu o prömiyer gecesi, o VIP koltukta oturacak olan Adrian Vance’in ve tüm şehrin gözü önünde, ritüelin kendi elleriyle yok edecekti.
Bölüm etkileşimi
