20. bölüm / 21
KANLI DOLUNAY:SON DANSKanlı Tahtın Şafağı
Bölümler 21Şu an: Kanlı Tahtın Şafağı
- 1 Mermer Ve Kan307 kelime
- 2 Birinci Adım, İlk Çatlak451 kelime
- 3 Cam Kırıkları ve Kırmızı İzler361 kelime
- 4 Yasaklı Koridorlar372 kelime
- 5 Unutulmuş Notalar ve İlk Gece Yarısı324 kelime
- 6 Gölgelerin Provası409 kelime
- 7 Kırık Ayna ve Gölge318 kelime
- 8 Zehirli Çay ve Dolunay Yaklaşırken362 kelime
- 9 Ana Sahnede Fırtına375 kelime
- 10 Beyaz Prens’in Gölgesi337 kelime
- 11 Kulisin Karanlık Yüzü302 kelime
- 12 Kırmızı Kadife ve Çelik539 kelime
- 13 Gece Yarısı Tacı364 kelime
- 14 Gümüş Ve Yakut304 kelime
- 15 Sisli Vadi Malikânesi’ne Giriş310 kelime
- 16 Konseyin Sessizliği ve Kan Yemini386 kelime
- 17 Akademinin Enkazı ve İlk İttifak433 kelime
- 18 Mahzenin Derinlikleri ve Clara’nın Vasiyeti483 kelime
- 19 Dolunay Savaşları ve İhanetin Bedeli548 kelime
- 20 Kanlı Tahtın Şafağı331 kelime · Okuduğun bölüm
- 21 NOT9 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Vadide yankılanan devasa uluma, gecenin son sis perdesini de yırtıp geçti. Şafak vakti dağların ardından kızıl bir çizgi halinde süzülürken, sekiz klanın temsilcileri ve yüzlerce kurt, Luna ile Adrian’ın önünde başlarını eğmiş halde duruyordu.
Marcus’un yenilgisi ve Cassian’ın ihanetinin belgelenmesi, Konsey’in asırlık baskısını birkaç dakika içinde yerle bir etmişti.
Adrian, arenanın ortasındaki devasa gümüş meşaleye doğru yürüdü. Meşalenin alevleri, yükselen güneşin kızıllığıyla birleşerek ikilinin üzerine görkemli bir gölge düşürüyordu.
"Gördünüz!" diye gürledi Adrian, sesi vadinin her bir kayalığında yankılanırken. "Korkuyla ve yalanlarla yönetilen eski düzen bu gece sona erdi! Artık bu klanın kaderi, kanını ritüele kurban edenlerin değil; ritüeli kendi iradesiyle yönetenlerin elindedir!"
Luna, başındaki gümüş ve yakut taçla arenanın en yüksek kayalığına doğru adımladı. Her adımında, dün geceye kadar bir balerinin zarafetini taşıyan bedeni, artık sarsılmaz bir Alfa Kraliçesi'nin kudretini sergiliyordu.
Cassian, düştüğü yerden güçlükle başını kaldırdı. "Bizi... öldürecek misiniz?" diye fısıldadı sesi titreyerek.
Luna yavaşça arkasını döndü. Kehribar gözlerindeki o soğuk, avcı pırıltısı ilk kez bu kadar net ve eziciydi.
"Sizi öldürmek bir ceza değil, bir merhamet olurdu Cassian," dedi Luna. Sesi, rüzgarın uğultusunu kesecek kadar berraktı. "Siz ve ihanete çanak tutan Konsey üyeleri... Artık bu klanın karar mekanizması değilsiniz. Malikânenin mahzenlerinde, kırk yıl boyunca unutturmaya çalıştığınız o karanlık sırların muhafızı olarak kalacaksınız. Klanı ise Adrian ile ben yöneteceğiz."
Sürünün içinden yükselen onaylayıcı homurtular, vadide yeni bir çağın başladığını müjdeliyordu.
Saatler sonra, Sisli Vadi Malikânesi’nin en üst katındaki devasa balkonda Luna ve Adrian yan yana duruyordu. Aşağıda, vadinin derinliklerine yayılan ormanlar ve sisin içinden beliren klan toprakları uzanıyordu.
Adrian, arkadan yanaşıp elini Luna’nın beline koydu. "Artık geri dönüş yok Kraliçe," dedi alçak ve karizmatik bir sesle. "Şehirdeki insan dünyası senin kayboluşunu ve akademideki felaketi konuşmaya devam edecek. Ama burada, Sisli Vadi’de yeni bir imparatorluk yükseliyor."
Luna, başını gökyüzüne kaldırdı. Güneş tamamen doğmuş olsa da içindeki o kehribar ateş ve dolunayın çağrısı hiç sönmeyecekti.
"Bırakın konuşsunlar Adrian," dedi Luna, dudaklarında zafer dolu soğuk bir tebessümle. "Onlar için ben sadece sahneden kaybolan bir balerindim... Ama bu dünya için artık bir efsaneyim."
Bölüm etkileşimi
