KAN VE TAHT kitap kapağı

2. bölüm / 6

KAN VE TAHT

Bölüm 2 - Kalenin Duvarlari

Vaveyla Yazarı: damlanur gürsoy

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: Bölüm 2 - Kalenin Duvarlari

Merdiven basamaklarını hızlı bir şekilde atlayarak indim. Günler sonra babamın eve gelmiş olmasına sevinsem mi, yoksa tam mektubu okuyacağım an seslendiğine üzülsem mi ikilemde kalmıştım.
İçimde biriken büyük bir öfke vardı. Evet, sevdiği kadını kaybetmiş olmanın üzüntüsünü yaşadığının farkındaydım ancak ben de annemi kaybetmiştim ve cenaze sonrası tek başıma acımı yaşayamadan bir ton iş ile ilgilenmek zorunda kalmıştım.
Babamın böyle bir anda beni ortada bırakması bencilce değil miydi sizce de?
Basamakları inmeyi bitirdikten sonra karşımda babamı gördüm. Tabiri caizse bitik haldeydi.
Saçları beyazlamış, sakalları uzamış, gözaltları çökmüştü.
24 yıllık hayatımda ilk defa babamı böylesine berbat bir halde görmüştüm. İstemsizce gözlerim doldu. Sözde onunla tartışacak, beni neden yalnız başıma bıraktığının hesabını soracaktım.
İki adım attı ve kollarını açtı; o da ben de savunmasızdık. Kollarımı sardım, başımı boynuna gömdüm. Sanki annem öldükten sonra babamın bile kokusu değişmişti. Yuva gibi kokan adam bana bir yabancı gibi kokuyordu. Yine de onun kollarında olmak bana güven verdi.
Saçlarımı sevdi yavaş yavaş. "Tıpkı annen gibi saçların..." dedi fısıldayarak. Sesi kısılmıştı. Ağlamıştı belki de. Gözümden bir damla yaş süzüldü. Kalbim ağrıyordu. Hiç tatmadığım bir acı vardı içimde. İkimiz de sığamıyorduk bu eve. Ve belki de artık hep böyle hissedecektik.
Bir gün gelecek bu acı zamana karışacak, kabuk bağlayacaktı. Ama her "anne" kelimesini duyduğumda canım acıyacaktı.
Babam geri çekildi. "Özür dilerim Daleyna, seni böyle bırakmak istemedim," dedi. Gözlerindeki samimiyeti görebiliyordum; o da en az benim kadar üzgündü. "Sorun yok baba," diyebildim sadece.
"Bak, bundan sonra annen olmadan devam edeceğiz. Farkındayım, bu gerçeklikle yüzleşmek son derece zor fakat hayat devam ediyor." Ufak bir nefes alışın ardından devam etti: "Seni bu yaşına kadar ben eğittim Daleyna. Sana dövüşmeyi öğrettim, farklı dilleri anlamanı sağladım. Bunca emeği, bunca çalışmayı sen ileride zorluk çekme diye verdim."
Konuşma ilerledikçe merakım artıyordu. Babam sanki diyeceği bir şey varmış da benden çekiniyormuş gibiydi.
"Biliyorum baba ve her şey için teşekkür ederim," dedim, konuşması için ona fırsat tanıdım.
"Saray içindeki konumumu biliyorsun. Ordunun başındayım ve statü olarak güçlü bir kimliğe sahibim," dedi.
Evet, babamın bana yıllarca askeri eğitim verdiği ve yetiştirdiği doğruydu. Diğer kızlar gibi süslü elbiseler ile dolaşmaz, elimde çantam ile pazar yeri gezmezdim. İstemediğimden değil de zorunda bırakıldığımdandı hep. Oysa kız arkadaşlarıma süslü elbiseler giydiklerinde içim giderek bakardım.
"Bak Daleyna; benim bir oğlum yok belki ama bin erkeğe bedel bir kızım var. Benden sonra mesleğimi devralacak... Ve biliyorsun, artık zorlanıyorum. Senin de saray içine girmek için yaşın geldi," dedi. Biliyordum, yine aynı konuya dönmüştük.
saraya girmek istemiyordum .O şatafat içinde kaybolmuş insanları görmek bile midemi bulandırıyordu.
"Baba, bu konuyu konuşmuştuk," dedim fakat inat etmişti bir kere; beni saraya sokacaktı.
"Bak Daleyna, acele karar verme. Biraz düşün, zamanın var. Hem annen de senin iyi bir konuma gelmeni isterdi."
Annem...
Boğazım düğümlendi. Sırf onun için bile her türlü belaya göğüs gerebilirdim.
Babam umutla yüzüme bakıyor, bir cevap bekliyordu.
"Düşüneceğim baba," dedim ve derin bir nefes aldım. "Sadece biraz zaman tanı."
Babam biraz da olsa rahatlamış gibi görünüyordu. En azından birimizin rahat olması iyi bir şeydi.
Bir saat kadar oturduk, ardından babam yorgun olduğunu söyleyip odasına çıktı. Onun çıkmasıyla aniden beynimde şimşekler çakmaya başladı.
Mektup!
Hızla merdivenleri ikişer üçer basamak atlayarak çıktım. Odaya girdiğim an kapıyı kapattım ve kitabın içinden mektubu çıkardım. Ne olduğunu görmem lazımdı. İçimde biriken bir ağrı vardı; fırtına öncesi sessizliği gibiydi. Hızla zarfın içinden mektubu çıkardım. Belli ki eski bir mektuptu; yırtılmış, sararmış, rengi solmuştu.
Okumaya başladım:
"Agatha,
Bu mektubu okurken kendine umut vermeye kalkma. İçinde taşıdığın şey bir çocuk değil; benim tahtımın üzerine düşmesini istemediğim bir gölgedir. Benim kanımdan gelmesi ona hiçbir değer kazandırmaz. Aksine, onu ortadan kaldırmam için bana yeterli sebebi verir.
Halkımın gözlerindeki nefreti yıllardır görüyorum. Benden nefret ediyorlar. Tahtımın devrilmesini, hanedanımın son bulmasını bekliyorlar. Şimdi onların eline benim kanımı taşıyan bir varis vereceğimi mi düşünüyorsun?
Asla.
O çocuğun bir adı olmayacak. Bir mezarı olmayacak. Ardında bırakacağı bir hikâye dahi olmayacak. Çünkü ben buna izin vermeyeceğim. Sen de izin vermeyeceksin.
Sana emrediyorum: Çocuğu yok et.
Bunu yaparken vicdanından, merhametinden veya Tanrı'ndan söz etmeye kalkma. Benim ülkemde bunların hiçbiri bir kralın emrinden üstün değildir. Ve sakın bunu reddedebileceğini düşünme.
Kocana gidersen onu sustururum. Saraydan yardım istersen kapıları yüzüne kapatırım. Halka anlatırsan, seni yalancı ilan ederim. Kaçarsan seni bulurum. Bana karşı koyarsan, senden geriye yalnızca benim izin verdiğim kadarının kalacağından emin olabilirsin.
Senin acın beni ilgilendirmiyor, Agatha. Sen de çocuğun da benim için yalnızca çözülmesi gereken bir sorunsunuz.
Bu yüzden sana son kez yazıyorum: Emrimi yerine getir. Sonrasında seni unutacağım. Ve inan bana... Bir kralın unutması, hatırlamasından çok daha merhametlidir.
Aleric Snake
Snake Hanedanı'nın Kralı"
Ellerim titriyor, nefesim kontrolüm dışında hızlanıyordu.
Annem ve Kral Aleric...
Annem...
Peki ya babam? Babam kimdi? Babam sandığım adam gerçek babam değil miydi yani? Her şey bir yalan mıydı?
Soyum, kanım, ailem... Kimdim ben?
Peki ya babam... Babam bunu biliyor mıydı? Ya Kral, haberi var mıydı ölmediğimden?
Annem tüm sırlarını, cevapları ile beraber toprağa gömmüştü. Ve tüm gerçekleri öğrenmek bana kalmıştı.
İntikam mı alacaktım? Kan mı dökecektim? Anneme yapılan bu korkunç şeye susacak mıydım?
Peki ya şimdi ne olacaktı...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

29okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.