Kalbin ağrısı kitap kapağı

9. bölüm / 13

Kalbin ağrısı

9. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Eylül Korkmaz

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 13Şu an: 9. Bölüm

Bugün düne göre daha iyi hissediyorum. Berken dün gece geç saatte çıkmıştı. Sabah elinde kruvasanlarla dönmüştü. Bana dikkatlice yedirmişti. Ne ben ne de o konuşmamıştık. Bir süre sonra da Uras uyanmıştı. Berken ile eve gitmeye razı olmamıştı bir türlü. Zerda yı da onunla göndereceğimi söyleyince ikna olmuştu. Şuan odada Cihan, Yavuz ve Rosa vardı. Onların varlığı bile fazlaydı benim için. Normalde etrafımda bir ya da iki kişi olurdu. Özellikle dünkü kalabalık bana çok fazlaydı.

Her ne kadar istemesem de bir haftalığına yatırmışlardı. Hastane ortamı insanı hep geriyor derdi babam. Hasta olmadığım sürece bunu anlayamıyordum. Şimdi ise fazlasıyla geriliyorum. Çok farklı hissediyorum. Bir doktor olarak şu an insanları iyileştirmek varken hasta yatağımda iyileşmeyi bekliyordum. Durumun komikliği beni güldürdü.

"Galiba delirdi. Niye gülüyorsun?" Bakışlarımı Cihan a çevirdim. Fark ettiğim şey ile gülüşüm soldu. Dudağında ve kaşında yara vardı. Dayak yemiş gibiydi.

"Kim dövdü seni?"

"Kimse dövmedi. "He kendine kendine dayak yedin zaten.

"Kim dövdü seni!"

"Sakin ol. Kocan olacak herif sana güzelim dediğim için ve saçını okşadığım için dövdü. Merak etme karşılık vermedim." Cidden sırf bu yüzden onu mu dövmüştü? Ne sanıyor o kendini? Sinirlerim iyice hoplamıştı.

"Hangi hakla böyle davranıyor? "

"Haklıydı. Benimde karıma birisi güzelim derse bende onu döverdim. Zaten haklı olduğu için karşılık vermedim. "

"Ama ben onun karısı değilim!" Üçü de bir anda "Karısısın " deyince daha fazla ne kadar beni sinirlendirebileceklerini merak ettim.

"Ama boşanıyorum ben ondan. Sahi ben boşanma davasını da açamadım. Off!"

"Hastaneden çıkınca açarsın boşanma davasını. Şimdi uyu biraz." Cihan ın kafama kadar çektiği örtüyü geri açtım. Uyumak istemiyordum. Canım sigara istiyordu. İçmemem lazımdı biliyorum ama nikotin eksikliği damarlarımı zorluyordu. Ayağa kalktım.

"Nereye gideceksin?"

"Sigara içeceğim. "

"Sen cidden delisin."

"Önümden çekilir misin Cihan?" Çekilmezse de o bilir.

"Hayır. "

"İyi sen istedin bunu." Dizine tekme atıp yere düşürdüm. Son hız koşmaya başladım. Koridorda ilerlerken biri kolumu tutup kendine çevirdi. Yavuz a ne yapıyorsun dercesine bakmaya başladım. Bir anda eğilip beni omzuna attı. Çığlık atmaya başladım. Sesim onu fazla rahatsız etmiş olacak ki bağırdı.

"Bir sigara için önce bir adamı dövdün, şimdi de çığlık atıyorsun. Değer mi?"

"Sen çok farklısın sanki ." Sırtına sert bir yumruk geçirdim.

"Eger bir daha o elin sırtıma değerse seni camdan aşağı atarım. "Bunu gerçekten yapacağını bildiğim için sustum. Odaya geldiğimizde beni sertçe yatağa bıraktı.

"Hayvan herif!"

"Seni bağlamak istemiyorum. O yüzden sus." Suratımı asıp yorganın içine girdim. Bir an önce taburcu olsam iyi olacak.

"Rosa ile o kadar tanışmak istiyordun. Şimdi niye tanışmıyorsun onunla?" Olaylar yüzünden unutmuştum.

"Heves bırakmadın ki."

"Sen bilirsin."

"Sen neden buradasın Yavuz?"

"Yanında kalamaz mıyım?"

"Sen ve Berken yüzünden burdayım. "

"O yüzden burdayım zaten."

"Neden böyle bir oyun oynama zahmetinde bulundunuz?" Oynadıkları oyun yüzünden bir çocuk annesiz kaldı. Bir kişi de bunun vebalini yüklendi. O kişi bendim. Gerçeği er ya da öğrenecekti biliyorum. Ama bunu ben yapmasaydım keşke.

"Başka türlü gidip konuşacağın yoktu. "

"Kendiniz de gidip konuşabilirsiniz. Ağzınız var sizin sonuçta. "

"Ama uğraştığı kişi sendin. Biliyorum, üzülüyorsun Karan için. Ama olması gerekenler buydu. Sen yapmazsan o yapacaktı. Sen çok güçlü bir kadınsın. Merhametin ise seni zayıflatıyor. Acıma. Hak edene hakkını ver." Karan . Galiba yeni ismine kolay kolay alışamam. Yavuz haklıydı bir bakıma. Ben yapmazsam aynı şey oğlumun başına gelebilirdi.

"Ben duş almak istiyorum da. Dışarı çıkar mısınız?" Biraz kafamı toparlamam lazımdı.

"İstersen Rosa yardım edebilir sana."

"Olur." Onlar çıktıktan sonra Rosa nın yardımı ile banyo yapmıştım. Şimdi ise saçlarımı tarıyordu. Biraz olsun rahatlayabilmiştim. Üstümdeki hastane elbisesini de çıkartmıştım. Kendi kıyafetlerimin içinde daha iyi hissediyordum. Buradan çıkmak istiyordum. Ama eninde sonunda buraya geri döneceğimi biliyorum. Buradan kurtuluşum yoktu.

"Ne düşünüyorsun?"

"Ne kadar zamanım kaldığını. "

"Moralini çok fazla bozuyorsun. Daha ölmek için çok gençsin. "

"Çok bile yaşadım. Yani bu hastalıkla bu yaşa kadar çok bile."

"Bir çaresi olmalı. "

"Kalbime takılı iki tane pil ile yaşıyorum. Yeni bir kalbe ihtiyacım var."

"Hangi anlamda?"

"Gerçek anlamda Rosa!" Ondan bahsetmesi bile beni sinirlendirmişti. Benim ona ihtiyacım yoktu. Varlığı beni sadece üzüyordu. Bir zamanlar kalbime çok iyi geldiğini asla yalanlayamam ama artık sadece acı veriyordu. Ona baktığımda hep beni bırakıp gitmesi aklıma gelecekti.

"Ye artık şunu!" Cihan iki saattir bana yemek yedirmeye çalışıyordu. Bense inat etmiştim. 3 gündür sigara içmediğim için baya huysuzlanıyordum.

"Bana sigara vermediğin sürece yemeyeceğim. "

"Aç karnına sigara mı içilir çatlak kadın!"

"Sensin çatlak!"

"Ben sırf çakmağı aldı diye Yavuz un kafasını yarmadım. "Tamam biraz ileri gitmiş olabilirdim. Ama o da çakmağı verseydi!

"Ne oluyor burada? Ecrin Yavuz un kafasını sen mi yardın?"

"Sanane!" Ne işi vardı ki burada?

"Neden Yavuz un kafasını yardın?" Sesini düşük tutuyordu. Kendince beni sakinleştirmeye çalışıyordu. Ama kolay kolay sakinleşmeyecektim.

"Ne ilgilendiriyor seni ! Sen neden buradasın? Niye sürekli etrafımda dolaşıyorsun? İstemiyorum artık seni ! Neden anlamıyorsun? Keşke hiç dönmeseydin. "Geçirdiğim kriz tüm içimi boşaltmama sebep olmuştu. Hıçkırarak ağlamaya başladım. Yatağın kenarına yavaşça çöktüm.

"Niye kriz geçiriyor Cihan?"

"3 gündür sigara istiyordu. Bizde vermeyince yemek yememeye başladı. Nikotin krizi geçiriyor şu anda."

"Ecrin beni duyuyor musun?" Duymak istemiyordum.

"Bana bak . Eğer yemeğini yersen sana bir dal sigara verebilirim."

"Yalan söylüyorsun. Hep yalan söylüyorsun."

"Yalan söylemiyorum. Yemek yersen sigara vereceğim. "

"Sigara verirsen yemek yerim." Ona inanmıyordum.

"Aç karnına içmemen gerektiğini biliyorsun. "

"Ama ben şimdi istiyorum. "

"Söz veriyorum. Yemek ye vereceğim. Güvenmiyor musun bana ?"

"Güvenmiyorum. "Eğilip beni kucağına aldı. Sakinleşmeye başlamıştım. Dudaklarını aynı yere bastırdı, yara izine. Ne zaman bunu yapsa sakinleştirirdi beni.

Yavaşça yatağa bıraktı beni. Başıyla Cihan a git anlamında bir işaret yaptı. Kapı sesinin ardından tabaktaki yemeğe baktı.

"Sana patlıcan oturtma mı yedirmeye çalıştı?" Başımı evet anlamında salladım. Patlıcan yemiyorum. Patlıcan olmasaydı belki yemek yerdim.

"Tamam. Biraz pilav ye bari. Yoksa vermem." Başımı salladım. Kaşığı pilav ile doldurup bana uzattı. İsteksiz bir şekilde ağzımı açtım. Yavaş yavaş tüm pilavı bana yedirdi. Doymuş ve sakinleşmiştim. Beklenti ile ona baktım. Eğer vermezse onun da kafasını yarabilirdim.

"Neden Yavuz a saldırdın?" Kolay kolay vermeyecekti.

"Geçirdiğim kriz kalbimden dolayı değildi. Nikotin eksikliği yüzünden kriz geçirdim. Bu tarz krizlerde gözüm kimseyi görmüyor . Bile isteye yapmadım. Genelde kriz anında hastanede oluyorum ve etrafımda kimse olmuyor. İlk defa etrafımda birisi oluyor. "

"Ne zamandan beri sigara içiyorsun?"

"Seni ilgilendirmez. "

"Döndü yine huysuz şirin. "

"Sözünü tutmayacak mısın?"

"Tutmazsam benimde kafamı yaracak mısın?"

"Temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp önüme koy tamam mı!" Yine sinirlendirmişti beni. Bilerek yapmadım diyorum anlamıyorlar!

"Tamam. Bahçede vereyim. "Bir elini dizimin altına, diğerini ise sırtıma yerleş tirdi. Beni kucağına alıp ayağa kalktı. Bahçeye inen merdivenlere yöneldi. Asansör sevmiyordu.

"Güzel karım pek de efendi dururmuş. "

"Karın değilim ben senin."

"Hala evlisin benimle."

"Ama boşanacağım senden."

"Benim niye haberim yok ."

"Olmasın senin haberin. "Dudaklarını yine yanağıma değdirdi. Kokusu beni mayıştırıyordu. Gözlerimi bir süreliğine kapatmak istedim. Ama nikotin beni zorluyordu. Bir an önce bahçeye çıksak da kurtulsam!

Bahçeye vardığımızda beni kucağından indirmedi. Benimle beraber bir banka oturdu. Ceketinin cebinden sigarasını çıkarırken beni izliyordu.

"Acaba beni indirmeyi düşünüyor musun?" Etraftaki herkes bize bakıyordu ve ben bundan rahatsız oluyordum. Bir şey demeden beni kucağından indirdi. Eline aldığı paketten bir sigara yakıp bana uzattı. Aldığım dalı aceleyle dudaklarıma yerleştirip derin bir nefes çektim. Sonunda rahatlamıştım. Çektiğim nefesi onun suratına üfledim. Rahatsız olacağını düşünmüştüm. O ise gülmeye başlamıştı. O gülmeye başlayınca bende gülmeye başladım. Nihayet gülmemizi sonlandırınca ona baktım. Gören kimse bizim çok mutlu bir çift olduğumuzu düşünürdü. Asıl gerçek ise çok acı duruyordu.

"Uras nerde Berken? Üç gündür görmüyorum. "

"Berşan a bıraktım. Malum benden haz etmiyor. "

"Bunun nedeni ben değilim. Sensin." Söylediklerim onu üzmüştü. Yaptıkları da beni üzmüştü. Böyle böyle ödeşeceğiz.

"Sigaran bittiyse odana dönelim. "

"Ben eve gitmek istiyorum. "Buradan sıkılmıştım. Hem içeride Yavuz ile de karşılaşmak istemiyordum.

"İki gün sonra döneceksin zaten. Az daha sabret." Bir şey dememe fırsat vermeden beni tekrar kucağına aldı.

"Yürüyebilirim. "Yine de beni indirmedi. Onun kucağında odama doğru yol alıyordum. Odama geldiğimizde beni yavaşça yere bıraktı ve bir şey demeden çıkıp gitti. Yakın zamanda benimle geçirmediği her vakit için pişman olacaktı. Ben kısa süre sonra buradan gideceğim ve arkamda onu bırakacağım. Çok vaktim kalmamıştı. Az daha sabredersem sürekli arzuladığım ölüme kavuşacaktım. Ölüm ise beni babama kavuşturacaktı. O zaman babama seni anlıyorum diyebilirdim.

Bölüm sonu .

Karakter modellerini de bir iki gün içinde atmayı planlıyorum. Henüz tam karar veremedim.

Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

3okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.