8. bölüm / 13
Kalbin ağrısı8. Bölüm
Bölümler 13Şu an: 8. Bölüm
- 1 1. Bölüm693 kelime
- 2 2.Bölüm892 kelime
- 3 3. Bölüm1.140 kelime
- 4 4. Bölüm777 kelime
- 5 5. Bölüm1.199 kelime
- 6 6. Bölüm1.263 kelime
- 7 7. Bölüm1.666 kelime
- 8 8. Bölüm1.367 kelime · Okuduğun bölüm
- 9 9. Bölüm1.351 kelime
- 10 10. Bölüm1.482 kelime
- 11 11. Bölüm2.350 kelime
- 12 12. Bölüm3.159 kelime
- 13 13. Bölüm2.229 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gözlerimi yoğun bir karanlık karşıladı açtığımda. Nerede olduğumu anlamaya çalıştım. Gözlerim karanlığa alışınca nerde olduğumu anladım. Hastanedeydim. En son onun sesini duymuştum. Sonra da Cihan ın beni düşmeyeyim diye beni tutuşu aklıma gelmişti. Ve söylediği sözler.
"Pat diye kadının karşısına çıkılır mı aptal herif!"
Hatırladıklarım ile doğrulmaya çalıştım. Ama bir el kolumu tutup buna izin vermedi. Başımı yana çevirdim. Cihan yanımda oturuyordu.
"Uzan Ecrin . Yorma kendini. Daha iyi misin ?" Başımı salladım. Konuşmaya gücüm yoktu. Ellerini ara ara saçlarımda gezdiriyordu. Elinin yumuşaklığı uykumu getiriyordu. Tekrar uyumak istiyordum. Her şeyin bir rüya olmasını istiyorum. Ama ne yazık ki hepsi gerçekti. Tekrar doğrulmaya çalıştım. Ama Cihan yine izin vermedi.
"Güzelim dinlenmen lazım. "Cihan sadece yalnız kaldığımızda bana güzelim derdi. Aramızdaki bağ sadece koruma -patron bağı değildi. Beni kardeşi gibi görüyordu. Ama odada duyduğum diğer ses ise yalnız olmadığımızı hatırlattı bana.
"Nerden yüzelin oluyo senin. Annemden uzak dur . "Oğlumun sesiydi. Kafamı kaldırıp ona bakmak istiyordum. Ama her yerim ağrıyordu. Kuruyan dudaklarımı zorlukla açıp su istedim. Cihan bana dikkatli bir şekilde suyumu içirdikten sonra beni geri yatırdı. Sonunda konuşacak gücü kendimde bulduğumda konuştum.
"Uras yanıma gel annecim." Duyduğum ayak seslerinden geldiğini anladım. Cihan onu kucağına almış olmalı ki çığlık atıyordu.
"Bırak beni ben anneme yidecem. "
"Bende seni annene götürüyorum zaten." Bunu demesiyle Uras biraz olsun sakinleşmeye başlamıştı. Cihan kucağında Uras ile yatağın kenarına oturdu. Uras yanağıma bir öpücük kondurdu.
"Anne ben çok korktum senin için."
"Üzülme annecim. Bak ben iyiyim. "Zorla tebessüm etmeye çalıştım. Cihan a döndüm.
"Ne zamandır uyuyorum?" Her yerim ağrıyordu. Baya uyuyor olmalıydım.
"4 saat ameliyat 6 saattir de uyuyorsun, toplam 10 saat." Ameliyat mı? O kadar mı kötüydü?
"Her yerim ağrıyor. Ameliyat yüzünden mi?"
"Sayılır. "Uras olduğu için rahat konuşamıyordu. Uras hasta olduğumu bilmiyordu. Zaten 4 yaşındaki bir çocuğa az zamanım kaldığını nasıl anlatırdım ki?
"Uras sen yemek yedin mi annecim?"
"Sen uyanmadan yemek istemiyom. Hem bu kum torbası abi beni yere düşürdü. "Kum torbası abi diye kime dediğini anlamadım. Sorgular bir şekilde Cihan a baktım. O da bakışları ile odada bir yeri işaret etti. Odada başkaları da mı vardı? Kafamı kaldırmaya çalıştım ama başaramadım.
"Kimden bahsediyorsun annecim?"
"Bak orada duruyor."
"Annecim ben kafamı oynatamıyorum. Gidip o abiye ismini sor gel." Cihan ın kucağından indi. Bir süre sonra sesini duydum.
"Sesin adın ne kum torbası? Adını çabuk söyle annem seni dövecek. "Şimdi dövemem ama iyileşince dövebilirdim.
"Benim adım Yavuz. Ama annen beni dövmeyecek bence."
"Annem dövemezse ben döverim. "Yavuz un inleyen sesini duydum. Sanırım Uras ona vurmuştu.
"Seni bir elime geçirirsem! Bücür!"
"Oğluma bücür deme!"
"Emriniz olur."
"Odada kimler var bana sayar mısın Cihan?"
"Ben ,oğlun , oğlunla yaşıt olan kaynın, eşin olacak herif,çocuğun bakıcısı, arkadaşın ,eşinin babası,görümcen, Yavuz, Yavuz un karısı, doktorun. Sadece bu kadar . Ha bide odanın dışında görümcenin sevgilisi var." Neden bu kadar kalabalıklar?
"Cihan Uras a yemek verir misin ? Zerda yı da yanında götür. "
"Zerda tek gelsin. Bu abiyi istemiyorum. "
"Annecim onunla gitmek zorundasın. "
"Tamam anne." Kapı sesi geldiğine göre gitmiş olmalılar.
"Eylül. Doktorum dışında herkesi dışarı çıkartır mısın?" Özellikle de onu. Onunla şimdi yüzleşmeye hazır değilim. Bir süre sonra doktorun sesini duydum.
"Kendinizi nasıl hissediyorsunuz?"
"Neyim var?"
"Kalp spazmı geçirmişsiniz. Hastaneye geldiğinizde durumunuz çok kötüydü. Ameliyata aldık. Şu anlık kan değerleriniz normal. Ama bir an önce kalp nakli olmalısınız. Fazla vaktiniz kalmadı. "
"Nereden kalp bulacağım peki?"
"Listeye isminizi çoktan yazmıştık. Henüz uygun bir kalp bulamadık. Ama siz kendinize kalp bulabilecek kapasitedesiniz."
"Başkalarının sırasını almak istemiyorum. "Eylül daha fazla dayanamamış olmalı ki müdahale etti.
"Ben bunu ölmek istiyorsun diye yorumluyorum. Ecrin sen daha çok gençsin. Oğlun çok küçük. "
"Bu konuyu konuşmak istemiyorum. "
"Siz bilirsiniz. Bir hafta sonra taburcu olabilirsiniz. Eylül hocam biz çıkalım. Dinlensin. "Sonunda çıktıklarında gözlerimde tuttuğum yaşları serbest bıraktım. Ölmek istemiyordum ama başkalarının sırasını almak da istemiyorum. Bir yolunu bulmalıyım.
Geç saatler olmalıydı. Kafamı oynatabiliyordum. Cihan yan tarafımdaki üçlü koltukta uyuyordu. Başını Zerda nın dizine yaslamıştı. Üstünde Uras uzanıyordu. Zerda da kafasını arkaya yaslayıp uyuyordu. Kafamı biraz daha çevirince pencere kenarında Berşan ve sevgilisini gördüm. Bir şeyler konuşuyorlardı. Bir an Berşan ın sevgilisinin neden burada kaldığını merak ettim. Kafamı biraz daha çevirince Berken i gördüm. Tekli koltukta oturmuştu. Kucağında da kardeşi uyuyordu. O ise gözlerini bana dikmişti. Uyanmamı bekliyormuş gibiydi.
"O çocuğu neden buraya getirdin? Mahvolacak hastanede. Evine götür uyusun. Ama Uras ı götürme. O benim yanımda kalacak. "
"Babamın yalnız kalmaya ihtiyacı var. Onu eve götüremem. "
"Bu çocuğu burda tutman için bir neden değil. "
"Seni istiyordu. Yenge yenge diye ağlamaya başlamasaydı eve götürürdüm. "
"Nuran a ne oldu?"
"Babam onu sınır dışı etti. "
"Keşke söylemek zorunda kalmasaydım. Ama beni iki seferde o buna zorladı. Benimle uğraşmasaydı söylemezdim. Benim yüzümden küçük çocuk annesiz kaldı. "
"Senin yüzünden değil. Hepsi onun suçu. "Her ne kadar onun suçu olsa da kendimi suçlu hissediyorum. Belki de vakti değildi. Küçücük bir çocuğa bunu yapmıştım. İş işten geçmişti.
"Ecrin sana söylemem gereken başka bir şey var. Babamın isteği aslında. "
"Ne isteği?" Çok merak etmiştim isteğini.
"Babam oğluna, yani kardeşime yeni bir isim vermeni istiyor. Çocuğunda o piçin isminin olmasını istemiyor."
"Neden ben? Kendisi de isim koyabilir sonuçta. Ya da sen de isim koyabilirsin. Berşan da koyabilir. Neden ben?"
"Babam nedenini söylemedi. Kabul edeceğini düşünmüştü."
"Kabul etmem için bir nedenim yok. Hem bunca seneden sonra çocuğun ismini nasıl değiştireceksiniz ki. İsmine alışmıştır o."
"Babam ismi sen koyarsan daha mutlu olacağını söyledi. "Tamam da neden ? Bunu neden benden istiyordu?
"Babanı arar mısın?" Cebinden telefonunu çıkardı. Babasını arayıp telefonu kulağıma dayadı. Telefonu kendi elime almak isterdim ama kolumu kımıldatacak halim yoktu. Kısa süre sonra telefon açıldı.
"Efendim oğlum. "
"Cezail amca ben Ecrin."
"Hayırdır gelin,neden aradın? Berken sana söylemiştir. Ne isim vereceğini düşündün mü?"
"Neden benim isim vermemi istiyorsun?" Bu sorunun cevabını gerçekten çok merak etmiştim.
"Benim gerçekleri görmemi sağlayan kişi sendin. Ben o kamera kayıtlarını izlemedim mi sanıyorsun? Kendi gözümle izledim. Ama inanmadım. İhtimal vermedim. Berken in oyunudur dedim. Meğerse kör olmuşum. Sen ise benim gözümü açtın. O yüzden onun ismini senin vermeni istiyorum. "
"Düşüneceğim. "Telefonu kulağımdan çekti Berken. Bana bakıyordu. Fazla derin bakıyordu. Belki de o da yüzleşmek istemiyordu. Ama er ya da geç bu gerçekleşecek. Kaçış yoktu.
"Uykun gelmiyor mu ?" Ortamdaki sessizliği bozmak adına konuşmaya karar vermiştim. Berşan ve sevgilisi de ben telefonla konuşurken çıkmışlardı. O yüzden oda fazlasıyla sessizdi.
"Beni iki yıl aradan sonra ilk kez görüyorsun ve söylediğin ilk şey bu mu?" Neden bilmem ama kırılmıştı galiba .
"Sen çok mantıklı bir şey mi söyledin?" O beni iki yıl aradan sonra ilk kez gördüğünde söylediği şey seni eve bırakayım mı olmuştu.
"Ne dersem diyeyim sabaha kadar inatlaşacaksın değil mi?"
"Evet." Bu söylediğimden sonra bir süre sustuk. Uykum kaçmıştı. Berken in kucağındaki çocuğa isim arıyordum.
"Seni çok özledim Ecrin." Sessizliği bu sefer o bozmuştu.
"Aynısını demeyi çok isterdim."
"Ne zamana kadar devam edecek inadın? "
"Geçmeyecek. "
"Bitlis li olduğunu unutmuşum pardon." Son söyledikleriyle kolunu cimciklemem bir olmuştu. Kimse memleketimi bilmiyordu. Bunu memleketimden utandığım için değil, kendimi korumak için yapmıştım. Nüfus kağıdımdaki tüm bilgileri sildirmiştim. Doğum tarihimi bile. Bana uluşamamaları için bunu yapmıştım. Babam eğer o vakte kadar yaşasaydı buna aslını inkar etmek derdi. Ben sadece aslımı değil, her şeyimi inkar etmiştim.
"Senin ne kadar patavatsız olduğunu unutmuşum. "
"Affetmeyeceksin değil mi?"
"Sen affetsen ben affetmem . Yıllar affetmez . Oğlum affetmez. Uykusuz gecelerim affetmez. Geçirdiğim krizler affetmez. Sen söyle sence affedilebilir mi?"
"Ben zaten kendimi affetmiyorum. "
"O zaman benim de seni affetmemi bekleme."
"Hiç değilse oğlum için bir şans ver. Babasına ihtiyacı var. Şu an olması gerekn yer benim kucağımdı. Onun kucağı değil. "Cihan dan bahsediyordu.
"Bunun için yapabileceğim bir şey yok. Seni tanımamış bile olabilir."
"Beni tanıdı! Ona ben annemi ağlatan adamı istemiyorum dedi! Bu iki yılda çocuğu bana karşı mı doldurdun?" Bunu bilmiyordum. Beni ağlarken mi görmüştü? İşte bu çok kötü oldu.
"Beni ağlarken gördü bir kere . Fotoğrafına sarılıp ağlarken. O günden sonra da sürekli seni sordu bana . Ama bir kere bile onu sana karşı doldurmadım. "
"Ama senin yüzünden benden nefret ediyor."
"Bundan sonra beni ağlatmazsan senden nefret etmez." Söylediklerim ile sustu. Bunun mümkün olmadığını ikimizde biliyorduk. Eğilip sağ yanağıma bir öpücük kondurdu. Tam yara izinin üstüne. Sonra da kardeşini dikkatlice koltuğa bıraktı. Gitmeden önce ona seslendim.
"Karan."
"Ne."
"İsmi . Karan olsun. "Başını salladı ve odadan çıktı.
Bölüm etkileşimi
