12. bölüm / 13
Kalbin ağrısı12. Bölüm
Bölümler 13Şu an: 12. Bölüm
- 1 1. Bölüm693 kelime
- 2 2.Bölüm892 kelime
- 3 3. Bölüm1.140 kelime
- 4 4. Bölüm777 kelime
- 5 5. Bölüm1.199 kelime
- 6 6. Bölüm1.263 kelime
- 7 7. Bölüm1.666 kelime
- 8 8. Bölüm1.367 kelime
- 9 9. Bölüm1.351 kelime
- 10 10. Bölüm1.482 kelime
- 11 11. Bölüm2.350 kelime
- 12 12. Bölüm3.159 kelime · Okuduğun bölüm
- 13 13. Bölüm2.229 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yavuz un evine doğru ilerliyorduk. O eve en son gittiğimde hiç iyi şeyler olmamıştı. Umarım bu sefer öyle olmaz.
Yavuz ile barıştıktan sonra Berken beni Eylül ün evine bırakacaktı. Eylül ona attığım terlik hakkında yorum yapmamıştı. Hak ettiğini biliyordu. Yine de yaptığımdan pişmandım. Geçirdiğim krizler git gide kötüleşiyordu. Her ne kadar Berken kriz anında beni sakinleştirmeye çalışsa da uzman bir destek almam lazımdı. Şimdiye kadar Uras kriz geçirdiğimi görmemişti. O görmeden krizlerimden kurtulsam iyi olurdu.
"Yeldik mi baba?"
"Yot bence gelmedit. Gelseydit abim dururdu. "Uras ve yeni ismiyle Karan da bizimle geliyordu. Cezail amca birkaç günlüğüne şehir dışına çıkacaktı. Karan ı da bize bırakmıştı.
"Daha gelmedik. İşimiz bittikten sonra nereye gitmek istersiniz?" Berken günün kalanını çocuklarla geçirecekti.
"Lunaparka yidelim. Orası çok yüzel."
"Evet lunaparta gidelim. Lütfen abi. Lütfen. "
"Tamam lunaparka gideriz ." Yolun kalanını sessizce tamamlamıştık. Eve vardığımızda stres dört bir yanımdan beni sardı. Bunu gören Berken destek vermek ister gibi elimi tuttu.
"Yavuz un anlayışla karşılayacağına eminim. Sonuçta isteyerek yapmadın." Kafamı sallamakla yetindim. Arabanın kapısını açıp arabadan indim. Arka tarafın da kapısını açıp Karan ı kucakladım. Berken de diğer taraftan Uras ı kucakladı. Beraber eve doğru yürümeye başladık. İlk geldiğim zamanın aksine etrafta arabalar yoktu. O an aklıma geldikçe vicdan azabı çekiyorum. Kucağındaki çocuğun annesini göndermiştim. Yapacak bir şey yoktu. Olan olmuştu. En çok ta kucağımdaki çocuğa.
Berken Uras ı kolundan indirmeden kapıyı çaldı. Çok bir süre geçmeden kapı açıldı. Rosa üstünde beyaz bir elbiseyle kapıda duruyordu. Saçına taktığı mavi örgüler çok güzel duruyordu.
"Hoşgeldiniz. Buyrun geçin içeri. "
"Hoşbulduk. Ben ve karım Yavuz a geçmiş olsun demeye geldik. Evde mi ?"
"Evet evde. "Rosa nın yönlendirmesiyle içeri geçtik. Yavuz üçlü koltukta uzanıyordu. Kafasında sargı vardı. Gözleri de kapalıydı. Rosa ya döndüm.
"Uyuyor mu ?"
"Az önce uyanıktı. Dur uyandırayım. "Berken Rosa yı tuttu.
"Ben uyandıracağım. "Masadan bir bardak su doldurdu. Yavuz a yaklaşıp suyu Yavuz un suratına fırlattı. İrkilerek uyanan Yavuz etrafa bakmaya başladı. Beni görünce kaşları çatıldı.
"Siz karı koca benden ne istiyorsunuz?"
"Geldiğimizi duyunca uyumuş numarası yapmasaydın."
"Gerçekten uyuyordum. "Etrafına bakmaya başladı. Sırayla herkese bakıyordu. Bakışları kucağımdaki Karan a düştüğünde sırıtmaya başladı.
"Berken ikinci çocuğu ne zaman yaptınız?"
"Sorma ya . Babam tatile gitti onu da bize bıraktı. "
"İçimden bir ses o çocuğun sizin olacağını söylüyor. "Öyle bir şey olacağını düşünmüyordum. Cezail amca Karan a çok düşkündü. Bize bırakıp gideceğini falan düşünmüyordum.
Yavuz hala bana bakıyordu. Sanırım özür dilemenin vakti gelmişti. Küçük adımlarla gidip yanına oturdum. Benim oturmam ile o ayağa kalktı.
"Yavuz özür dilerim. Gerçekten isteyerek yapmadım. Kriz geçiriyordum ve saldıracak birini arıyordum. "
"Ve seçtiğin kişi ben oldum öyle mi?"
"Kontrolü kaybettim. Nikotin eksikliği yüzünden kriz geçirdim. Gözüm hiçbir şeyi görmüyordu. Gerçekten çok özür dilerim. "Başımı yere indirdim. Yaptığımdan çok utanıyordum.
"Sana yardımcı olmaya çalışıyordum. O an sana o çakmağı verseydim kendine de zarar verebilirdin. Sen ne yaptın peki? Kafamı duvara vurdun. "
"Kendimi nasıl affettireceğimi bilmiyorum. "
"Aslında bir yolu var." Heyecanla kafamı kaldırdım.
"Ne istersen yaparım. "
"Bana güzel bir öğle yemeği yaparsan affedebilirim. "Ne!
"Yemeği Rosa da yapabilir . Ben niye yemek yapıyorum ki?"
"Bende affetmem. Hem Rosa yemek yapmayı bilmiyor. Dimi karıcım?" Rosa ya baktı.
"Evet ben yemek yapmayı bilmiyorum. "
"Peki. Mutfak ne tarafta?" Rosa ile beraber mutfağa ilerledim. Harika bir yemek yapacaktım. Gerekli olan malzemeleri Rosa ya sordum. Rosa her şeyi iki dakikada hazırladı. Bende yemeği yapmaya başladım. Rosa da mutfaktaki masaya oturmuş beni izliyordu.
"Kız gecesine gelecek misin?"
"Gelmeyecektim normalde. Pek sohbet edilesi bir insan değilim. Eylül ne yaptı etti beni gelmem için ikna etti. "
"Neden sohbet edilesi bir insan olmadığını düşünüyorsun? Gayet cana yakın bir insansın. "
"Benimle sıkılmadan sohbet edebilen iki üç kişi vardır. Biraz fazla karamsar olduğumu söylerler genellikle. Bense sadece gerçekleri söylüyorum. "
"Ben seni hiç karamsar bulmadım. Bence konuştuğun insanlar seninle aynı düşüncede olmayan insanlar. Ya da hayatın gerçeğini bir türlü anlamayan insanlar. Onlara göre fazla olgun gelmiş olabilirsin. "
"25 yaşındaki bir insanın hayat dolu olması lazım. Bense ölümü arzuluyorum. Onlara sürekli ölümü hatırlatıyorum. "Zihnim geçmişteki anılara sürüklendi.
"Ölmeden önce seni bir kere öpsem ne olur ki!" Gülüşü soldu. Sürekli ölmek lafını kullanıyordum ve bu onu sinir ediyordu.
"Bir kere de ölmek kelimesini kullanmadan cümle kur! 17 yaşındaki bir kıza göre fazla ölmek istiyorsun. "
"Ama ben çok yakında öleceğim. Ve sende seni öperken ölmeyeyim diye kendini öptürmüyorsun! İnsan sevgilisini bir kere bile öpmez mi?"
"Sevgilisi sürekli ölmek istiyorsa öpmez. "
"Bence sen öleceğine inandırılmışsın." Rosa nın sesi ile anılardan sıyrıldım.
"Doktor olmasaydım bende öyle derdim." Nihayet yemeği hazırlamıştım. Ona kendi tarifim olan mantarlı bir çorba yapmıştım. Yiyiyorsa beğenme Yavuz efendi!
"Kendi özel tarifim. Beğenmemene imkan yok." Çorbayı önüne bıraktım. Kaşığı eline alıp çorbanın tadına baktı.
"Yani vasatın üstü."
"Vasatın üstü mü?"
"Evet vasatın üstü. "
"Bugüne kadar o yemeği beğenmeyen çıkmadı. "
"Ağızlarının tadı bozukmuş. "
"Ee affettin mi beni ?"
"Yok. Beğenmediğim için sayılmaz. "Sinirlerim yine hoplamaya başlamıştı.
"Affetmiyorsan affetme. Çok ta umurumda." Arkamı dönüp yürümeye başladım. Beyefendiye yemek yapıyoruz hala beğenmiyor!
Kapıya yaklaşmıştım ki kolumdan tuttu beni. Seninde kolunu ısırayım da gör!
"Affettim. Yeter ki delirme. "
"Hadi barışalım. "Sıkıca sarıldım. Onda daha önce hiç hissetmediğim abi sıcaklığı vardı. Ve fark ettiğim bir şey daha vardı.
Yavuz abim gibi kokuyordu.
Bu bile onu kısa sürede benimsememe sebep olmuştu. Sanki Yavuz ile o evde büyümüştük. Sanki o hep benim abimdi. Beni yıllar önce bırakıp giden abimi bulmuştum sanki.
Yavaşça ayrıldım bana abimi hatırlatan kollarından.
"Yavuz sen kaç yaşındasın?"
"Ne?" Sorduğum soru karşısında şaşırmıştı.
"Diyorum ki kaç yaşındasın?"
"Neden sordun ki?"
"Saçların beyazlamış. "Ufak bir şakadan zarar gelmezdi bence.
"Saçım mı beyazlamış? Sen ciddi misin?" Büyük bir ciddiyetle kafamı salladım.
"Rosa saçım mı beyazlamış benim?" Rosa da bana ayak uydurup başını salladı. Koşar adımlara yukarı çıktı. Aynaya bakacaktı herhalde. Bir süre sonra hızlı hızlı merdivenleri inmeye başladı.
"Bu sefer seni elimden kimse alamayacak. "Bana yetişmeden ben koşmaya başladım. O da arkamdan koşmaya başladı. Hemen Rosa nın arkasına saklandım.
"Rosa çekil. "
"Ya aşkım bir şey yapmadı ki. Basit bir şakaydı sadece."
"Ve sende o basit şakaya uydun öyle mi?" Rosa yı çekmeye çalıştı. Ben ise daha çok yapıştım. Tekrar Rosa yı çekeceği sırada Rosa Yavuz un dudaklarına yapıştı. Kaçmam için harika bir fırsattı. Koşarak bahçeye çıktım. Berken bahçede çocuklarla oynuyordu. Onu her böyle gördüğümde içim ısınıyordu. Yavaş adımlarla yanına gittim.
"Niye nefes nefese kaldın?"
"Sonra anlatırım. Sigaran var mı? Bugün hiç içmedim. Kriz geçirmem an meselesi. "İfadesiz bir şekilde yüzüme bakıyordu. Biraz daha baktıktan sonra konuştu.
"Nefesin düzene girmeden veremem."
"Ama ben şimdi istiyorum ." Dudaklarımı büzdüm. Oflayarak cebinden paketini çıkardı. Elimi pakete attığım sırada hızla paketi çekti.
"Sadece bir tane ." Peki . Ona da razıyım. Paketten bir dal çıkarıp çakmak ile birlikte bana uzattı. Çocuklara dumanı gelmesin diye ileriye doğru ilerledim . Sandalyelerin birine oturup sigaramı yaktım. Kışın geleceğini haber eden rüzgar sigarama ortak oluyordu. Bir süre sonra Berken geldi. Sıcak ceketini omuzlarıma bırakana kadar üşüdüğümü fark etmemiştim. Yanımdaki sandalyeye oturdu.
"Çok ince giyinme. Ufak bir üşümenin bile sana nasıl bir acı verdiğini unutuyorsun. "
"Annem gibi konuşmaya başladın yine." Annem de bana hep üşüyeceksin derdi. Ben ise hiç bir zaman üşüdüğümü fark etmezdim. Hastalanınca da günlerce toparlayamazdım kendimi.
"Annen ile hala görüşmüyor musun?" Kafamı hayır anlamında salladım. Bu konu hakkında konuşmak istemiyordum.
"Koluna ne oldu senin?" Yavuz ve Rosa gelmişti. Az önceki haline göre sakin gözüküyordu.
"Bir tane kedi tırmaladı. "
"Nasıl bir kedi?"diye sordu Yavuz. O da beni kast ediyordu.
"Sinirlenince kontrolünü kaybeden bir kedi. Kahverengi saçları, siyah gözleri var. Çok zayıf. 35 kilo anca vardır. Bir tane de çocuğu var." Benden bahsediyordu dimi .
"Tesadüfe bak aynı kedi benim kafamı yarmıştı." Benden kedi diye bahsetmeleri beni sinirlendirmişti.
"Ben kedi değilim. "İkisi de beni takmadan konuşmaya devam etti. Sanki ben burada değilmişim gibi konuşuyorlardı. Ayağa kalktım. Daha fazla benim hakkımda konuşmalarını dinlemeyecektim. Biraz ilerledikten sonra telefonum çaldı. Ekranda yazan numaraya baktım. Bilmediğim bir numara arıyordu. Açıp açmamak konusunda kararsızdım. Nihayet bir karara varıp telefonu açtım.
"Alo?" Bu ses bana tanıdık gelmişti. Tanıdık bir kadının sesiydi.
"Kimsiniz?"
"Ben şeyy... Şeyma. Futbolcu hastanın arkadaşı olan." Off yine mi !
"Numaramı nerden buldun Şeyma?"
"Şeyy, hastane yönetiminden aldım. Serhatcan başka bir doktorun tedavisinde bulunmasını istemiyor. Hastane yönetimi onunla baş edemeyince sizin numaranızı verdi."
"Benden ne yapmamı istiyorsun?"
"Serhat ı ikna etmenizi. Ne yaptıysanız artık sizden başka doktor istemiyor. "İmalı sözleri sinirlenmeme neden oldu.
"Siz ablanıza saldırmasaydınız Serhatcan ile ben ilgilenmek zorunda kalmayacaktım. "
"Yaptığımın yanlış olduğunu biliyorum. Ama bilmediğiniz şeyler var." Hadi canım!
"Bak Şeyma sana son kez söyleyeceğim. Sizin aptalca triplerini çekemem. Ayrıca hastayı da bırakacağım. "Daha fazla dinlemeyip telefonu suratına kapattım. Ne kadar inanarak boş boş konuşuyordu! Ama o kızın bir açığını bulacaktım. Gitmeden önce son bir iyiliğim dokunsun istiyordum. O kız o gece bir şeyler yaptı ve bunu er ya da geç öğrenecektim .
"Kiminle konuşuyorsun?" Yanıma gelen Berken ile irkildim.
"Hastaneden."
"Anladım. Ben gidiyorum. Sende gelecek misin yoksa Rosa ile mi gitmek istersin?"
"Rosa ile giderim ben. Akşam Uras ın ilaçlarını vermeyi unutma. "
"Ne ilacı? Benim niye bilgim yok?"
"Burda olsaydın bilirdin. Vitamin eksikliği ilaçları. Berşan nasıl kullanılacağını söyler sana. Ona öğretmiştim. "Yüzünde bir üzüntü belirdi. Kafasını çevirip ona benzeyen oğluna baktı. İki yıl önce sadece beni bırakmamıştı. Oğlunu da bırakmıştı. Eğer biraz daha geç kalsaydı oğluyla hiçbir zaman baba-oğul ilişkileri olmayabilirdi. Çocuklar küçük olabilir ama bazı şeyleri anlıyorlardı. Berken in fotoğrafına bakıp ağlarken beni görünce her şeyi anlamıştı aslında. Bizi bırakıp gittiği için istememişti Berken i. Berken ise gitmek zorunda kaldığını söylüyordu. Ona neden gittiğini sorduğumda ise bana dediği şey hep aynıydı. Gitmek zorundaydım. Neden zorunda olduğunu ise hiçbir zaman anlatmamıştı. Anlatsaydı belki de affederdim. Çünkü o bana anlatmadıkça ben onun beni sebepsiz yere bıraktığını düşünüyordum. Pekala birini öldürmüştü, dava sonuçlanana kadar saklanmak istemişti. En basit ihtimal buydu. Ama bunu bana söyleyebilirdi değil mi ? En azından bunu hak ediyordum. Ama bana bunu bile çok görüyordu.
"Berşan biliyor derken?" Tabi yaa. Berken e iki yıl boyunca ajanlık yapan kardeşi bunu ona söylememişti. Fark etmediğimi sanıyordu Berşan. Halbuki öğrenmesi gereken şeyleri bile ben seçiyordum.
"Nöbet gecelerimde oğlumu ona bırakıyordum bazen. Bazen de Zerda kalıyordu yanında. İkisi de biliyor ilacı nasıl vereceklerini. "Bana belli etmemeye çalışsa da kardeşine sinirlendiğini anladım.
"İkisi de bu akşam seninle gidecek. Başka bilen yok mu?"
"Cihan biliyor olabilir. Ona da sor. O da bilmiyorsa hastaneye götür orada uygulasınlar. "Kafasını salladı.
"Ben gidiyorum. Kendini kötü hissedersen araman yeterli. "
"Tamam." Eğilip beni yanağımdan öptü
Yine aynı yerden. Bunu alışkanlık haline getirmişti. Bende de bağımlılık haline gelmişti. Beni öptüğü zaman sakinleşiyorum. Huzurlu hissediyordum. En çok hissetmek istediğim ise güvende hissetmekti. Ama bir türlü güvenemiyorum. Sabah uyanınca yine gidecek sanıyordum. Buna alışmam kolay olmayacaktı.
Berken giderken bende Rosa nın yanına döndüm.
"Ne zaman gideceğiz Rosa?"
"Yemekten sonra gideriz." Kafamı salladım. Benim için zamanın bir önemi yoktu.
"Berken ile barıştın mı?"dedi Yavuz.
"Hayır. "
"Açık konuşmak gerekirse çok zor bir durum. Ama Berken toparlamak için elinden geleni yapıyor. Sana rağmen. "Bana rağmen.
"Neyi toparlayacak ki? Daha doğrusu toparlayacak bir şey kaldı mı? Geç kaldı. Çok geç kaldı. Bana çok geç kaldı . Hiç değilse oğluma yetişebilsin istiyorum . Çok mu bir şey istiyorum?"
"Geç kalmadığını sen benden daha iyi biliyorsun. İstesen eski sağlığına hemen kavuşabileceğini sen biliyorsun. Doktor olan sensin sonuçta. "
"Çok yoruldum Yavuz. Dayanamıyorum daha fazla. "
"Dinlenmene yardımcı olacak bir sürü kişi var. Kendini kapatıyorsun. Kimsenin sana ulaşmasını istemiyorsun. Bıraksan o kadar çabuk iyileşirsin ki."
"Tekrardan o acıları çekmeyeceğimin bir garantisi yok. "Daha fazla konuşmadık. Bir süre sonra Yavuz bir işi olduğunu söyleyip ayrıldı. Biz de Rosa ile sohbet etmeye başladık. Eğlenceli biriydi. Aksanlı konuşması onu olduğundan daha tatlı gösteriyordu.
Benden iki yaş büyüktü. Psikiyatrist olduğunu öğrenmiştim. Rusya da doğup büyümüştü. Yavuz ile iki yıl önce tanışmış, bir yıl önce de evlenmişlerdi. Mutlulardı. Onların ki gibi bir ilişkim olması için her şeyimi verirdim. Ne yazık ki hiçbir zaman öyle bir ilişkim olmayacaktı.
Rosa ile birlikte akşam yemek yedikten sonra Eylül ün evine doğru yola koyulduk. Rosa beni bir şekilde pijama giymem için ikna etmişti. Kendimi çok garip hissediyordum. Bu gecelik idare edeceğim artık.
Sonunda Eylül ün evine varabildik. Bizi kapıda karşıladı. Yüzünde sinsi bir gülüş vardı. Ne işler karıştırıyorsun acaba?
Rosa ya baktığımda bilmem dercesine omuz silkti. Daha fazla kurcalamdan Eylül ü takip ettim. Girdiği odaya girdiğimde gördüklerim yüzümden küçük dilimi yutacaktım. Onların burada ne işi vardı?
Berken , Yavuz, Cihan ve Berşan ın sevgilisinin burada ne işi vardı?
Aklıma gelen fikirle hemen yere yığıldım. Görürsünüz siz gününüzü!
"Ecrin,iyi misin karıcım? Sana kötü bir fikir olacağını söylemiştim. Gel de uyandır şimdi. "Siz bekleyin ben size daha neler yapacağım.
"Başka türlü sizi barıştırmanın yolu yoktu!" Öyle mi Eylül hanım? Demek arkamdan iş çeviriyorsun. Bekle sen.
Biraz daha oyuna devam edecektim. Bakalım benden daha neler saklıyorsunuz.
"Ne kadar geri zekalı insanlarsınız. Numara yapıyor anlamıyor musunuz?" Yavuz un sesiydi. Nasıl anlamıştı ki?
"Ne alaka? Basbayağı baygın şu an." Eylül ün sesine Yavuz tekrardan cevap verdi.
"Baygın bir insan kaşlarını çatamaz. Hadi bunları boşver. Sen doktorsun. En başta da senin inanmaman lazım. "Sobelendik. Gözlerimi açtım.
"Hep siz mi benimle uğraşacaksınız? Biraz da ben uğraşayım. Hem çocuklar nerde Berken?"
"Yan odada uyuyorlar. "
"Tamam. Şimdi bana kız gecesinde neden erkeklerin olduğunu anlatın. Sen hariç Eylül. Berken ve Yavuz sizde konuşmayın. Rosa sen de biliyordun. Berşan sevgilini getirdiğine göre sen de biliyordun. Cihan burda olduğuna göre sen de biliyorsun. Sanırım tek masum Zerda. Açıklama bekliyorum. "Kollarımı önümde bağlamıştım.
"Berken beni arayıp dedi ki Ecrin i yalnız bırakmak istemiyorum. Kriz geçirince onu ben sakinleştirebilirim sadece. Kendisini kızların arasında garip hissetmemek için tanıdığı daha doğrusu senin tanıdığın tüm erkekleri getirmek istediğini, bunun benim için bir sorun olup olamayacağını sordu. Diğer tüm kızlara da sormuş bunu. Kusura bakma Berken. Lise arkadaşımı ve patronumu kaybedemem. "Son cümlesini ona ters ters bakan Berken e söylemişti.
"Bir şeyler demek isterdim. Hepinize. Şimdilik susuyorum. Berken i haklı çıkarmamak için. "Bir şey diyen çıkmadı. Bir süre sonra kapı çaldı. Eylül kalkıp kapıyı açtı. Gelen kişi Cihan ın kız kardeşi Gizem di. Gizem İstanbul da genetik mühendisliği okuyordu. Cihan ise o okusun diye varını yoğunu ona harcıyordu.
"Son davetlimizde geldiğine göre eğlence başlasın. Pijama partisinin sahibi olarak partiyi başlatıyorum. İlk olarak yapacağımız şey yüz maskesi!" Berken ve Yavuz yüzünü buruşturdu. Cihan ve Kerim ise ben burda ne halt ediyorum dercesine etrafa bakıyordu. Eylül hepimize şekilli yüz maskelerimizi dağıttı. Kendi maskemi yüzüme yerleştirdim. Berken hala maskeye bakıyordu.
"Yardıma ihtiyacın var mı?" Kafasını olumlu anlamda salladı. Yanına gidip maskeyi yüzüne yerleştirdim. Tam geri yerime dönecektim ki bilegimden tuttu.
"Yanımda otur. "İtiraz etmeme izin vermeden beni yanına oturttu. Yüzündeki maske çok komik duruyordu. Dayanamayıp güldüm. Ben güldükçe o beni hayranlıkla izliyordu.
"O yüzündeki gülümseme mi?" Kafamı evet anlamında salladım. Beni kendine doğru çekip sıkı sıkı sarıldı. Neredeyse kemiklerimi kıracaktı. Geri çekildiğinde yüzüme bakıyordu. Şu an beni öpmek istediğini biliyordum ama yüzümüzde maske olduğu için öpemiyordu.
"Şu maskeleri çıkarsak ne olur ki?" Eli maskeyi çıkarmak için yüzüme gittiğinde tuttum.
"Süre dolmadı. O zamana kadar çıkaramazsın. "Oflayarak elini geri çekti. O sırada Eylül ses sisteminden şarkı açtı.
"Çocuklar uyanmasın şimdi?"
"Onların odasına ses gitmeyecek şekilde ayarladım merak etme." Uyanmamaları iyiydi. Çünkü Uras uyandı mı kolay kolay uyumazdı.
"Süre doldu maskelerinizi çıkartabilirsiniz. "Eylül ün sesine duyan Berken bir saniye bile beklemeden maskesini çıkardı. Sonra bana dönüp benimde maskemi çıkardı. Bana doğru edildiğinde kalbimde bir yerlerde bir şeylerin yeniden canlandığını hissettim. Kalbim hızlanmaya başlıyordu. Uzun zamandır böyle hissetmemiştim. Dudaklarını yavaşça benimkilere bastırdı. İçimde yeniden canlandığını hissettiğim duygular filizlendi, kökleri kalbimin derinliklerine doğru yol almaya başladı. Bir süredir hissetmediğim bu duygu yeniden ortaya çıkmıştı. Zaten onu affedebilmem için bu duyguya ihtiyacım vardı.
Duyduğumuz öksürük sesiyle yavaşça benden ayrıldı. Bakışlarımı sesin geldiği noktaya çevirdiğimde bize çatık kaşlarla bakan Eylül ü gördüm.
"Oyun için eşleşme yapacaktık diyorum. "
"Ne oyunu?"
"Siz beni dinlemediğiniz için bilmiyorsunuz tabi. Poker oynayacaktık iki masa halinde ."
"Tamam oynalayalım. "
"İlk masa için kişileri seçiyorum. İlk kişiyi seçiyorum. "Kavanozun içinden katlanmış kağıtlardan birini açtı.
"İlk masanın ilk oyuncusu Berken. Şimdi de Berken in eşini seçiyorum." Umarım ben çıkmazdım.
"Berken in takım arkadaşı Berşan. "
"Ben kabul etmiyorum Berşan oynamayı bilmiyor. "
"Oyunbozanlık yapma Berken. "Eylül ün terslemesi ile Berken sustu.
"İkinci takımın ilk kişisi Cihan. Cihan ın eşi ise Ecrin. "Ben ve Cihan aynı anda kahkaha patlattık. Berken de çok iyi biliyordu ki ben ve Cihan pokerde çok iyiydik. Berken in tek başına bizi yenmesi imkansızdı. Güzel bir oyun olacaktı.
"Birinci masanın hakemi ise Gizem. "
"Abisinin tarafını tutacak ben kabul etmiyorum. "
"Berken yeter! Küçük çocuklara benzedin iyice ." Eylül ün bir kez daha azarlamasıyla Berken sustu.
"Şimdi ikinci masaya ilk kişiyi seçelim. "Kalan kağıtlardan bir tanesini eline aldı.
"İlk kişi Kerim. Kerim in eşi ise Yavuz. "
"İkinci takımın ilk kişisi ise Zerda. Zerda nın eşi ise Rosa. Ben de bu takımın hakemi oluyorum. Hadi başlıyoruz. Parti 71 . Şeytanınız bol olsun. "Gizem elindeki desteyi dağıtmaya başladı. Elime gelen kartlara baktım. Elim çok iyiydi. Kafamı kaldırıp Cihan a seninki nasıl anlamında göz kırptım. Dudaklarını oynatarak güzel dedi. Oyun bizim için harika geçecekti.
"Parti 71 kazanan Eylül ve Cihan. "Bir saatin sonunda yenebilmiştik. Açıkçası Berken in bizi bu kadar zorlayacağını tahmin etmemiştim. Yine de yenememişti bizi.
"Senin yüzünden yenildik. "Berken bulduğu yastığı Berşan a fırlattı. Berşan ise kafasını eğerek yastıktan kurtuldu. Koşar adımlarla gidip Kerim in arkasına saklandı. Onların oyunu çoktan bitmişti ve bizim oyunu izlemişlerdi. Onların oyununda ise Yavuz un takımı kazanmıştı. Bunda Yavuz un katkısı büyüktü.
"Evet sırada gecenin büyük eğlencesi var. Yastık savaşı yapacağız. Ama takımlı oynayacağız. Önce kuralları açıklayayım. Bir kişiye birden fazla kişinin saldırması yasak. Yastığı düşen veya yere düşen elenir. Bir takımda oyuncu kalmayana kadar oyun devam edecek. Takım oyuncularını kura ile belirleyeceğim. "Çok eğlenceli geçeceğine emindim .
"Neden takımlı oynuyoruz ki? Teke tek oynayalım işte. "Berken her zaman olduğu gibi yine mızıkçılık yapıyordu. Eylül ise oflamaya başladı.
"Bu kadar mızıkçılık yapacağını bilsem çağırmazdım. Oynamıyorsan çık git Berken. "Bu sefer biraz sert çıkmıştı.
"Hayır anlamadığım şey şu neden her şeyi sen belirliyorsun ki?"
"Çünkü partinin sahibi benim. Dediğim gibi beğenmiyorsan çıkabilirsin ." Berken oflayarak yerine oturdu. Eylül takımları seçtikten sonra yastık savaşı yapmıştık. Daha sonra herkes yorulunca oturup sohbet etmeye karar verdik. Sohbetimiz çok güzel ilerliyordu. Her ne kadar Zerda,Eylül ve Kerim ile aynı ortamda bulunmaktan hoşlanmasa da yine de Berken de keyif alıyordu. Zaman ilerledikçe sohbet daha da koyulaşıyordu. Uzun zamandır böyle harika bir gece geçirdiğimi hatırlamıyorum. Bu bana her şeye tepkili bir şekilde yaklaşmamam gerektiğini hatırlatıyordu. Ama elimde değildi. Her şeyde bir pürüz arıyordum. Bu huyumdan kolay kolay vazgeçeceğimi düşünmüyordum.
"Evimize gidelim mi artık?" Berken bunu söyleyene kadar uykumun geldiğini fark etmemiştim. Ama gitmek de istemiyordum. Oraya döndüğüm gibi karamsar Ecrin geri gelecekti. Ben bunun olmasını istemiyordum. Şu halimle mutluydum.
"Gitmek istemiyorum. Şurada uyusam ne olur ki?"
"Kafanı kucağıma koy. " Ona itiraz etmeyip kafamı kucağına koydum. Saçlarımı tutturan mandal tokayı saçlarımdan çıkardı. Parmak uçlarını şakaklarıma yerleştirip masaj yapmaya başladı. Bunu benim başım ağrıdığında yapardı ki hemen uyuyayım. Bende rahatlıkla uyurdum. Tıpkı birazdan yapacağım gibi. İtiraf etmeliyim ki bu hissi özlemiştim. Daha fazla dayanamayıp gözlerimi sımsıkı kapattım. Kendimi uykuya tamamen teslim etmeden önce Berken in beni kucağına aldığını hissettim.
"Onun uyuyabileceği bir yer var mı?" Uyumadan önce son duyduklarım bunlardı.
Bölüm sonu.
Sizce Ecrin berkeni affedecek mi ?
Şeyma ne saklıyor?
Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın
Bölüm etkileşimi
