14. bölüm · KALBE İKİNCİ ŞANS 1
Sarsılan Güven
Sabah güneş perdelerden içeri süzülürken ilk uyanan Yıldız oldu. Başını her zamanki gibi Eren’in göğsüne yaslamıştı ama bu kez Eren’in nefesi huzurlu değil, gergindi. Göz kapaklarını araladığında Eren’in çoktan uyandığını ve tavana sert bir ifadeyle baktığını fark etti.
Yıldız hafifçe doğruldu.
Y: “Eren… hala sinirlisin, biliyorum. Ama boşuna kendini tüketiyorsun.”
Eren derin bir nefes aldı.
E: “Beni geçtim… seni böyle göstermeleri delirtti beni. Sana başka kadın yazmaları… sen benim karımsın Yıldız.”
Yıldız, Eren’in yüzüne dokunup yanağını okşadı.
Y: “Biliyorum. Ama bunlar bizim hayatımızı yönetemez. Biz doğruları biliyoruz.”
Eren sonunda ona baktı. Gözlerinde hem öfke hem sevgi vardı.
E: “Senin için savaşırım ama seni bu laflardan koruyamamak beni yaralıyor…”
Yıldız hafifçe gülümsedi.
Y: “O zaman gel, bugün ikimiz kendimizi düşünelim. Kahvaltımızı yapalım, dışarı çıkalım… kapatalım bu mevzuyu.”
Eren sessiz kaldı ama kabul eder gibi başını salladı.
Kahvaltıya oturduklarında Eren’in telefonu yine çalmaya başladı. İş arkadaşlarından mesajlar, gazetecilerden aramalar… Yıldız’ın kaşı çatıldı.
Y: “Eren açma artık. Rahat bırak biraz kendini.”
Eren sonunda telefonu kapatıp kenara itti.
E: “Tamam. Bugün sadece sen varsın.”
Yıldız sevindi ama yine de içinde bir sıkıntı vardı.
Gün içinde dışarı çıktılar ama magazin arabalarının uzaktan takip ettiğini fark etmek zor olmadı. Yıldız, Eren’in elini daha sıkı tuttu.
Y: “Boş ver. Bırak çeksinler. Gerçeği biliyoruz.”
Ama Eren’in sabrı taşmak üzereydi.
Akşam eve dönerken bir markete uğradılar. Kasada Yıldız’a bakan genç bir görevli fazla gülümsedi.
Eren bunu görünce kaşları çatıldı.
E: “Ne sırıttı o herif öyle?”
Y: “Eren başlama yine… sadece gülümsedi.”
E: “Gereksiz samimi davrandı. Hoşlanmadım.”
Yıldız göz devirdi.
Y: “Bütün gün streslisin diye bana patlama. Herkes bana bakabilir, bu normal.”
E: “Benim karımsın Yıldız. Herkes o şekilde bakamaz.”
Y: “Sen böyle yapınca beni suçlamış gibi oluyorsun! Sabah da gergindin, şimdi de…”
Eren sesini yükseltti.
E: “Çünkü seni korumaya çalışıyorum!”
Y: “Koruma bu değil! Üzerime geliyorsun!”
İkisi de bir an sustu. Aralarındaki hava buz gibi oldu.
Eve gelene kadar konuşmadılar. Yıldız direkt yatak odasına geçti. Eren salonda bir süre oturdu ama dayanamadı. Sessizce yanına gitti.
Yıldız aynaya bakarken Eren kapı eşiğinde durdu.
E: “Haklısın… üzerime geldiler, ben de sana patladım. Özür dilerim.”
Yıldız gözlerini kaçırdı ama sesi yumuşaktı.
Y: “Ben de seni kırmak istemedim… ama beni suçlu gibi hissettirdin.”
Eren ona doğru yürüdü ve arkadan beline sarıldı.
E: “Seni suçlamadım. Sadece… seni kaybetmekten korktum. O haberleri görünce içime bir şey oturdu.”
Yıldız derin bir nefes aldı.
Y: “Ben buradayım Eren. Hiçbir yere gitmiyorum.”
Eren yavaşça Yıldız’ın boynuna bir öpücük kondurdu.
Yıldız gözlerini kapattı ve başını erenin göğsüne yasladı.
Eren onu çevirdi, yüzüne baktı.
E: “Beni hala seviyor musun?”
Yıldız hafif bir gülümseme ile yanıtladı:
Y: “Sence?”
Eren dayanamadı, yüzünü iki eliyle tutup dudaklarına yapıştı.
Yıldız da aynı tutkuyla karşılık verdi. Öpüşmeleri giderek derinleşti. Eren onu belinden kaldırıp kendine daha da yaklaştırdı. Yıldız ellerini Eren’in boynuna doladı.
Bir süre sonra nefes nefese kaldılar.
Y: “Kavga etmek bile seninle güzel…”
Eren gülerek yanağını okşadı.
E: “Aşk böyle bir şey işte.”
Yatağa uzandılar, sarılarak battaniyenin altına girdiler.
Günün bütün gerginliği yerini huzura bırakmıştı.
Ve gece yine birbirlerine sarılarak, dudaklarında bir gülümsemeyle uykuya daldılar.
