44. bölüm · KALBE İKİNCİ ŞANS 1
BEBEK ODASI SÜRPRİZİ
Eren sabah erkenden uyanmış, Yıldız daha gözünü yeni açmıştı.
Yıldız uyku sersemi bir sesle mırıldandı:
— “Nereye hazırlanıyorsun sabah sabah?”
Eren hemen klasik yalanını devreye soktu:
— “Aşkım iş güç… ama önce seni biraz gezmeye götüreceğim. Hazırlan, seni yata götürüyorum.”
Yıldız gözlerini kısarak gülümsedi:
— “Yine mi yaa? Yüzsüz!”
Eren kahkaha attı:
— “Senin yanında yüzsüz olmayı seviyorum.”
Yıldız da gülüp omzuna hafifçe vurdu.
Bu sırada ustalar eve gelip bebek odasını yapmaya başlamıştı.
Eren onları sabah kapıda karşılamış, planı başlatmıştı bile.
Eren ve Yıldız yataya gidip uzun uzun oturdular.
Yıldız kahvesini içerken Eren ona gizli gizli bakıyordu.
— “Ne oldu niye bana öyle bakıyorsun?” dedi Yıldız.
— “Karımı seviyorum da ondan.”
Yıldız kızardı:
— “Sus ya… millet duyacak.”
Saatler böyle tatlı atışmalarla geçti.
Eren’in telefonu çaldı.
— “Eren Bey, işimiz bitti. Dediğiniz gibi her şeyi yerleştirdik.”
Eren gülümsedi:
— “Ellerinize sağlık ustam. Çok teşekkür ederim.”
Yıldız meraklandı ama belli etmedi.
Eren de hiçbir şey söylemedi, içinden kahkaha atıyordu.
Dışarıda güzel bir restorana gidip yemek yediler.
Yıldız masada Eren’in elini tuttu.
— “Bugün çok güzel geçti.”
Eren sevgiyle baktı:
— “Daha bitmedi ama…”
Yıldız bunu pek anlamadı.
Eve geldiklerinde hemen pijamalarını giydiler.
Eren gri pijama, Yıldız da pembe olanı giymişti.
Kanepeye sarılıp film açtılar.
Yıldız başını Eren’in göğsüne koydu.
Bebekler de ara ara hareket ediyordu.
— “Babalarını duyunca tekme atıyorlar sanki.” dedi Yıldız.
Eren hemen gaza geldi:
— “Demek ki beni şimdiden seviyorlar.”
Yıldız gülerek susturdu:
— “Abartma.”
Film bitti, Yıldız esnedi.
— “Uyuyalım mı?”
Eren başını salladı ama içi içini yiyordu: Sürpriz zamanı gelmişti.
Eren Yıldız’ın elini tuttu.
— “Gel aşkım… ama gözlerini kapat.”
Yıldız şaşırdı:
— “Eren bak korkutma beni ha.”
— “Sana hayatım boyunca zarar vermem, kapat şimdi.”
Yıldız gözlerini kapattı.
Eren elinden tutup yavaşça bebek odasına götürdü.
Kapının önüne geldiklerinde:
— “Hazır mısın?”
— “Eren ne hazırladın söyle artık!”
— “Aç gözlerini.”
Yıldız gözlerini açınca donup kaldı.
Oda pembe–krem tonlarında mükemmel şekilde hazırlanmıştı.
Minik yataklar, ışıklı isim panoları, oyuncaklar, perde, halı…
Her şey kusursuzdu.
Yıldız’ın gözleri doldu.
Bir anda Eren’e sıkıca sarıldı.
— “Eren… Bu ne? Gerçek olamaz… çok güzel… teşekkür ederim…”
Tam o sırada bebekler tekme attı.
Yıldız gülerek:
— “Bak! Sana teşekkür ediyorlar.”
Eren eğilip Yıldız’ın karnını öptü.
— “Babanız sizi çok seviyor.”
Yıldız’ın eli titredi, mutluluktan.
Yatak odasına geçtiler.
Işıkları kapattılar.
Yıldız Eren’in yüzünü iki eliyle tuttu ve dudaklarına yaklaştı.
Uzun, derin bir öpüşme oldu.
Nefes nefese kaldılar.
Eren başını Yıldız’ın alnına yasladı:
— “İyi ki varsın.”
Yıldız fısıldadı:
— “Seni çok seviyorum…”
Sonra sarılıp uyudular.
Yeni bebek odası, yeni umutlar…
Ve aşkları daha da büyüyerek devam etti.
