43. bölüm · KALBE İKİNCİ ŞANS 1
Bir Düşmanlığa Son
Doğum gününün ertesi günüydü.
Evde hafif bir miskinlik hâkimdi. Yıldız mutfağa gidip meyve hazırlarken kapı çaldı.
Yıldız kapıyı açınca karşısında Ebru’yu görünce şaşırdı.
Ebru utangaç bir gülümsemeyle:
“Yıldız… şey… konuşabilir miyiz?”
Yıldız başını salladı.
İkisi salona geçtiler.
Ebru derin bir nefes aldı:
“Yıldız… son zamanlarda sana karşı yanlışlarım oldu. Bazen sinirle, bazen kıskançlıkla… bazen de seni tam anlamadığım için kırıcı davrandım. Ama sen benim en yakın arkadaşımsın. Bu hamilelik sürecinde yanında olmayı… gerçekten çok istiyorum.”
Yıldız şaşırdı ama içinden bir şey “affet” diyordu.
Ebru devam etti:
“Biliyorum, hatalar yaptım… ama gerçekten özür dilerim. Beni affeder misin?”
Yıldız hafifçe gülümsedi.
“Ebru… herkes hata yapar. Önemli olan samimiyet. Tabii ki affettim.”
Ebru bir anda Yıldız’a sarıldı.
“Allah’ım çok mutlu oldum! Bir daha seni asla yalnız bırakmayacağım!”
Tam o sırada Eren mutfağa geldi.
İki kızı sarılmış halde görünce kaşları havaya kalktı:
“Ben ne kaçırdım?”
Ebru hemen koştu, Eren’e de sarıldı.
“Eren, yanlış anlama, Yıldız’ı kıskandım biraz. Artık her şey yolunda!”
Eren gülerek:
“Harika! Çünkü Yıldız'ın yanında güçlü kadınlar olsun istiyorum.”
Ebru çıktıktan sonra Yıldız biraz duygulandı.
Eren fark etti, geldi ve Yıldız’ın saçlarının arasına parmaklarını geçirip alnından öptü.
“Ne oldu, meleğim?”
Yıldız gözlerini kaçırdı:
“Bilmiyorum… hamilelikten midir, duygusallaştım.”
Eren gülümsedi.
“Sorun yok. Ne olursa olsun ben yanındayım. Hem sana hem çocuklarımıza.”
Eren elini yavaşça Yıldız’ın karnına koydu.
Tam o anda hafif bir tekme…
Yıldız gülmeye başladı.
“Bak işte… yine babalarına selam çaktılar.”
Eren’in gözleri parladı.
“Sizi yerim ben!”
Sonra Yıldız’a dönüp fısıldadı:
“Ve seni… en çok.”
Gece olmuştu.
Evde sadece loş sarı ışıklar yanıyordu.
Eren mutfakta küçük bir şeyler hazırlıyordu:
Çilek, çikolata, sütlü tatlı, hafif bir meyve suyu…
Yıldız salonda battaniyeye sarılı oturuyordu.
Eren tepsiyle geldi.
“Hanımefendi… bu akşam sizinle mini bir randevum var.”
Yıldız güldü:
“Hamileyim diye beni şımartıyorsun di mi?”
Eren yanına oturup bir çileği Yıldız’ın dudaklarına götürdü.
“Ben seni hep şımartırım.”
Yıldız çileği aldı.
Bir süre sessizlik… sadece birbirlerine bakıyorlardı.
Sonra Eren yavaşça Yıldız’ın yanağını tuttu, onu kendine çekti ve dudaklarına nazikçe bir öpücük bıraktı.
Yıldız karşılık verdi… öpücük derinleşti.
Eren bir an sonra geri çekildi, alnını Yıldız’ın alnına yasladı.
“Nefesim kesiliyor Yıldız… seni her gördüğümde.”
Yıldız kızardı.
Eren karnına bir öpücük bıraktı:
“Ve sizi de… küçük mucizeler.”
Yıldız’ın kalbi yumuşadı.
Başını Eren’in göğsüne koydu.
Bir süre sarılıp film izlediler.
Sonra uykuları gelince Eren Yıldız’ı kucağına aldı:
“Benim prensesim uykulu…”
Yıldız güldü:
“Beni taşımak zorunda değilsin Eren.”
“İsterim. Hem de hep.”
Yatağa geldiklerinde Eren Yıldız’ın arkasına geçti, karnına sarıldı.
“Seni çok seviyorum.”
Yıldız gözlerini kapadı:
“Ben de seni… her şeyim.”
Ve o gece böyle huzurla uyudular.
