56. bölüm · KALBE İKİNCİ ŞANS 1
Mucizelerin Günü
Sabah hastane odasının perdesinden sızan ışık Yıldız’ın yüzüne vururken Eren çoktan uyanmış, minik bir heyecanla saçlarını toparlıyordu.
Yıldız gözlerini açınca ilk onu gördü:
— “Günaydın hayatım.”
Eren yanağına hafifçe dokundu:
— “Bugün… büyük gün.”
Yıldız’ın yüzünde hem korku hem heyecan vardı.
— “Hazır mıyız sence?”
Eren elini tuttu:
— “Biz? Her şeye hazırız. Hem… iki mucizemizin babası olarak bir güne bile geç kalmam.”
Doktor sabah kontrole geldi, tüm değerleri inceledi ve gülümseyerek:
— “Yıldız, bugün doğumu alıyoruz. Hazırlanmaya başlayın.”
Eren’in kalbi küt küt atmaya başladı.
Yıldız derin bir nefes aldı.
İkisi birbirlerine baktı.
O bakış bile “başlıyoruz” demeye yetti.
Saat 16’ya doğru hastane hareketlendi.
Hemşireler odaya girip hazırlıklara başladı.
Eren köşede elini başına koymuş, resmen kendini kaybetmiş haldeydi.
Yıldız ona baktı:
— “Aşkım, ben iyiyim. Sakin ol.”
Eren zorla gülümsedi:
— “Keşke yer değiştirsek… keşke sen acı çekmesen.”
Yıldız masaya alınırken Eren elini tuttu ve gözlerinin içine baktı:
— “Seni seviyorum. Her şey için.”
— “Ben de…”
Ve kapı kapandı.
Eren dışarıda nefesi kesilmiş gibi bekledi.
Dakikalar ona saatmiş gibi geldi.
İlk bebek ağlaması duyuldu.
Eren sandalyeden fırladı.
Sonra ikinci ağlama geldi.
Eren’in gözlerinden yaş aktı.
Hemşire kapıyı açtı ve iki küçük paketle dışarı çıktı:
— “Baba, tebrikler.”
Eren’in elleri titredi.
Bebekleri kucağına aldığında kalbi eridi:
— “Lan… siz… ne kadar güzelsiniz… ben babanızım… noluyo şu an?!”
Bebekler başka hemşireye verildi ve Eren hızla Yıldız’ın olduğu odaya koştu.
Yıldız yorgundu ama yüzünde cennet gibi bir ifade vardı.
Eren ona sarıldı, hem kokladı hem ağladı:
— “Başardın hayatım… sen inanılmazsın.”
Yıldız gözlerini kırpıştırdı:
— “Bebekler… iyi mi?”
— “Mükemmel. Hem de ikisi birden.”
Bebekleri getirdiklerinde Yıldız onları görünce dudakları titredi.
İkisinin de minik yüzlerine dokundu.
— “Onlar… benim bebeklerim mi?”
— “Bizim. Hem de ikimizin.”
Hastane odası hafif karanlıktı.
Saat 22’ye doğru bebekler beşikte mışıl mışıl uyurken Yıldız başlarını izleyip gülümsedi.
Eren yanına geldi.
Yıldız fısıldadı:
— “Eren… bunlar gerçekten bizim mi?”
Eren kolunu Yıldız’ın beline dolayıp onu kendine yaklaştırdı:
— “Evet güzel karım… hem de kavga ettiğimiz o ilk günden beri beklediğim mucizeler bunlar.”
Yıldız başını kaldırdı:
— “Seni sevmediğim zamanlar vardı…”
Eren güldü:
— “Ben seni hiç sevmedim ki… direkt aşık oldum.”
Yıldız gözlerini devirip gülümsedi.
Eren onun elini tuttu, parmaklarını birbirine kenetledi.
Sonra ikisi yatağa uzandı.
Yıldız başını Eren’in göğsüne koydu.
Eren onun saçlarını okşadı.
— “Hazır mısın?”
— “Neye?”
— “Dört kişilik bir hayatımıza.”
Yıldız gülümsedi ve gözlerini kapadı.
Bebeklerin minik nefesleri arka planda ritim gibi geliyordu.
Ve o gece…
İki yetişkin + iki minicik mucize…
Aynı odada, ilk kez bir aile gibi uyudu.
