24. bölüm · KALBE İKİNCİ ŞANS 1
KIRIKLARIN ÜSTÜNE KURULAN AŞK
Sabahın ilk ışıkları perdelerin arasından içeri süzülürken Yıldız gözlerini araladı.
Eren hâlâ onun yanında, kolu Yıldız’ın belinin etrafında dolanmış, korur gibi sarılmıştı.
Yıldız bir an durdu…
Eren’in nefesinin sıcaklığını, kalbinin ritmini hissetti.
Dün geceki kabusların aksine içini saran bir huzur vardı.
Eren yavaşça gözlerini açtı.
“Günaydın güzelim…” dedi kısık, yumuşak bir sesle.
Yıldız utanarak gülümsedi. “Günaydın…”
Eren, elini onun saçlarına götürdü.
“Nasıl hissediyorsun?”
“Biraz daha iyiyim… Sen yanımdayken daha iyiyim,” dedi Yıldız.
Eren’in yüzündeki endişe yerini rahatlamaya bıraktı.
Eren mutfağa geçti, Yıldız da sandalyesine oturdu.
Eren’in telaşlı ama sevimli hâli Yıldız’ın içini ısıttı.
“Çayı dökersem dalga geçme,” dedi Eren.
Yıldız kıkırdadı. “Eren, dün neler neler yaşadım… çayın dökülmesi mi koyacak bana?”
Eren bir an durup onu izledi.
O gülümseme… dün gece yaşadığı kabusları silmiş gibiydi.
Kahvaltı boyunca Yıldız biraz toparlandı, biraz güldü, biraz huzur buldu.
Yıldız dışarı çıkmak istemedi, evde kalıp dinlenmek istedi.
Eren ise toplantısı olduğu için işe gitmek zorundaydı.
Tam kapıdan çıkarken Yıldız’ın elini tuttu.
“Bir şey olursa hemen arıyorsun, tamam mı?”
Yıldız başını salladı. “Tamam Eren…”
Eren gözlerinden öperek çıktı.
Ama Yıldız kapı kapanınca derin bir nefes aldı.
Ev… sessizdi.
Kendi kalbi ise gürültülü.
Yastığa başını koyunca dün geceki kabus görüntüleri yine gözünde canlandı.
Bağlanışı…
Bıçağın parlayışı…
Ebru’nun yüzündeki nefret dolu gülümseme…
Yıldız gözlerini kapattı, nefesi hızlandı.
“Kurtulacağım bundan… Eren için güçlü olacağım…” diye fısıldadı kendine.
Eren akşam eve döndüğünde Yıldız’ı kanepenin köşesine sıkışmış, düşünceli buldu.
“Yıldız? Ne oldu?”
“Hiç…” dedi ama sesi titriyordu.
Eren yanına oturdu, onu yavaşça kendine çekti.
“Bana söyleyebilirsin.”
Yıldız gözlerini dolduran yaşları tutamadı.
“Eren… ya ben hiç iyileşemezsem?
Ya hep bu korkularla yaşarsam?
Normal biri olamazsam?”
Eren hemen onun yüzünü elleri arasına aldı.
“Beni dinle.
Sen çok güçlü birisin.
Bu yaşadığın şey normal değil… Herkes sarsılırdı.
Ama sen iyileşeceksin. Söz veriyorum.
Bu süreçte her saniye yanında olacağım.”
Yıldız başını eğdi, sesi titriyordu.
“Çok yoruldum…”
Eren onu kendine çekti.
“Ben varım. Yalnız değilsin.
Ve Yıldız… seni seviyorum.”
Bu söz Yıldız’ın omuzlarındaki ağırlığı biraz azalttı.
“Ben de seni seviyorum…”
Yıldız konuşmayı bitirince Eren yavaşça ona doğru eğildi.
Boynuna hafif bir öpücük bıraktı.
Sonra ikinci… üçüncü…
Yıldız’ın nefesi yavaş yavaş düzene girdi.
Omzuna kadar inen o sıcak, güven veren dokunuş…
Adeta “buradayım” diyordu.
Yıldız gözlerini kapadı.
Eren’in varlığı kabuslar yerine huzur getirdi.
Bir süre sonra Eren fısıldadı:
“Uyu artık güzelim… ben buradayım.”
Yıldız başını Eren’in göğsüne yasladı.
Ve o gece…
Yıldız korkularla savaştı ama Eren’in sevgisi kazanmasına yardım etti.
Birlikte, aynı nefeste uykuya daldılar.0
