17. bölüm · KALBE İKİNCİ ŞANS 1

Araya Giren Tokat

Esra Güzelhan

Bölümler
1 Tesadüf Diye Bir Şey Yoktur 2 Satılık Bir Kalp Değil 3 Canım İstedi 4 Katlanacaksın 5 Alışamadan Yakınlaşmak 6 Aşk mı, Satın Alınmışlık mı? 7 Sessiz Çatışma, Sessiz Yakınlık 8 Kararsız Kalpler, Gülüşlerin Ardında 9 Sevginin Son Adımı 10 Kalbin Fısıltısı 11 Kalp ve Akıl Arasında 12 Bir Adım Daha Yakın 13 Magazin Fırtınası 14 Sarsılan Güven 15 KADERİN KURŞUNU 16 KIRIK SESSİZLİKLER, YUMUŞAK SARILIŞLAR 17 Araya Giren Tokat 18 Ta Uzak Yollardan 19 Beni Bir Daha Kaybetme 20 Sevginin En Önemli Adımı 21 Şaşkınlık ve Barışma 22 Ebru’nun İntikamı 23 KABUSTAN UYANAN KALP 24 KIRIKLARIN ÜSTÜNE KURULAN AŞK 25 KARANLIĞA SÜRÜKLEYEN HAPLAR 26 Yattaki Aşk 27 Büyük Aşklar Yatta Başlar 28 Korkutan Gün 29 Aşkın En Önemli Belirtisi 30 Aşkın En Önemli Haberi 31 Seni Korumak Benim Nefesim 32 Karanlığın Gölgesinde, Aşkın Kollarında 33 Karanlık Geri Dönerken 34 Ölümle Burun Buruna 35 KÜÇÜK MUCİZELER 36 HASTANEDE YAŞAM SAVAŞI 37 ÖZLEMİN PATLADIĞI AN 38 Bir Ailenin En Mutlu Günü 39 Gölge Gibi Dolaşan Tehlike 40 Evdeki Yabancı 41 Geçmişten Çıkan Yalan 42 Yıldız’ın Doğum Günü 43 Bir Düşmanlığa Son 44 BEBEK ODASI SÜRPRİZİ 45 Kıskançlık 46 Kırıklar, Yalanlar ve Aşk 47 Korku, Gözyaşı ve Sığınak 48 Adını Tenime Kazıdım 49 İki Mucizenin Kalp Atışı 50 Senin İçin Ölürüm 51 Hayatımın Şansları 52 İzi Silinmez 53 Kimse Aileme Dokunamaz 54 Kalp Atışı Gibi 55 Yarın Geliyorlar 56 Mucizelerin Günü 57 Evimize Hoş Geldin Mucizeler 58 Fırtına Gibi Bir Gün 59 Aşkın Son Kelimeleri

Sabah güneşinin yumuşak ışığı odaya süzülürken Yıldız gözlerini araladı. İlk gördüğü şey, yanında huzurla uyuyan Eren’di. Bir an durdu, Eren’in saçlarını okşadı. Eren de uykulu bir tebessümle gözlerini açtı.

“Günaydın güzel karım…” dedi kısık bir sesle.

Yıldız gülümsedi, “Günaydın yakışıklım…”

Bir süre sarılı şekilde yatıp sakinliğin tadını çıkardılar. İlk defa çok uzun zaman sonra ikisi de gerçekten huzurluydu.

Bir süre sonra Eren doğruldu.
“Hadi kalk, kahvaltıyı ben hazırlıyorum.”

“Sen mi? Hayırdır?” diye güldü Yıldız.

“Karımı şımartmak istiyorum. Yasak mı?”

Yıldız içinden “Keşke hep böyle olsa…” diye geçirdi.

Birkaç dakika sonra mutfaktan mis gibi kokular geldi. Masaya oturup birlikte kahvaltı yaptılar. Yıldız, Eren’in önlüğünü görünce kahkaha attı.

“Karıcım dalga geçme, ben emek veriyorum,” dedi Eren gülerek.

“Tamam tamam, çok tatlı olmuşsun.”

Kahvaltıdan sonra sarılıp koltukta biraz film izlediler. Aralarında yumuşak öpücükler, uzun bakışmalar vardı. Her şey çok güzeldi… ta ki kapı çalınana kadar.

Eren kapıyı açtı ve karşılarında Burak Bey duruyordu. Yüzü buz gibiydi.

“Konuşmamız lazım,” dedi içeri dalarak.

Ezgi, Barış ve Yaren de peşlerinden girmişti, ortam bir anda gerildi.

Burak Bey içeri girer girmez Eren’in karşısında durdu.
“Sen,” dedi nefretle dolu bir sesle. “Kızıma bunu nasıl yaşatırsın?!”

Eren sakin kalmaya çalıştı.
“Burak Bey, oturup konuşalım. Lütfen—”

Ama cümlesi bitmeden Burak Bey yumruğunu kaldırdı ve Eren’in yüzüne sert bir yumruk attı.

Eren geriye sendeledi.
“BABA!” diye bağırdı Yıldız.

Eren daha kendine gelirken Burak Bey bir hamle daha yaptı. Bu kez tokat atmak için elini kaldırdı.

Eren yerinden kıpırdadı ama tokat ona ulaşmadan önce Yıldız hızla araya girdi.

TOKAT YILDIZ’A GELDİ.
Şiddetle.

Yıldız’ın yüzü yana döndü, yanağı bir anda kızardı.

Eren’in gözleri büyüdü.
Bir saniye boyunca nefesi kesildi.

“Sen… Yıldız’a…” dedi titreyen bir öfkeyle.

Sonrası çok hızlı oldu.

Eren, Burak Bey’in yakasına yapıştı, onu duvara itti.
“Bir daha karıma el kaldırırsan,” dedi dişlerinin arasından, “sana dünyayı dar ederim!”

Burak Bey de bağırdı:
“Sen benim kızımı mahvediyorsun!”

Eren daha sert bağırdı:
“Kızını mahveden sensin! Tokadı atanın ben olduğumu mu sanıyorsun?!”

Yıldız gözyaşları içinde araya girmeye çalıştı.
“Lütfen… Yeter artık…”

Barış Eren’i tutmaya çalıştı.
Ezgi Yıldız’ı koruyup geri çekti.
Yaren şoktan konuşamıyordu.

Burak Bey, Eren’e son kez keskin bir bakış attı.

“Bu iş burada bitmedi, Eren Yılmaz. Seninle daha çok görüşeceğiz.”

Kapıyı çarpıp çıktı.

Odanın içi sessizliğe büründü.
Eren hâlâ öfkeden titriyordu.

Yıldız yanına gelip yüzünü tuttu.
Yanağındaki tokat izi hâlâ kırmızıydı.

“Aşkım… Sakin ol. Geçti.”

Eren’in gözleri doldu.
“Yüzüne vurdu… Ben bunu affedemem Yıldız…”

“Ben iyiyim,” dedi Yıldız, gözyaşlarını silerek. “Sen yanımdasın ya… Her şey geçer.”

Eren onu kendine çekip sarıldı.
Sanki biraz önce yumruk yiyen kendisi değilmiş gibi bütün gücüyle korumaya aldı.

Ezgi, Barış ve Yaren sessizce yan yana durdu.
Hepsinin aklında aynı düşünce vardı:

Bu aşk çok fırtına görecek… ama ikisi de kolay kolay vazgeçecek gibi değildi.

O akşam herkes gittikten sonra Eren ve Yıldız yalnız kaldı.
Yıldız başını Eren’in göğsüne yasladı.

Eren parmaklarını Yıldız’ın saçlarında gezdirdi.
“Yüzündeki izin acıyor mu?”

“Hayır,” dedi Yıldız hafifçe gülümseyerek. “Ama içimdeki özlem çok acıyor…”

Eren onun yanağını okşadı.
“Ben buradayım sevdam…”

Yıldız yavaşça Eren’e yaklaştı…
Ve dudakları birleşti.

Tokadın izini, kavganın sesini, korkunun kırıntılarını hepsi o öpüşmede bıraktılar.

O gece birbirlerine sarılıp uyudular.
Sanki dünya çoktan susmuş, fırtına dinmişti.