49. bölüm · KALBE İKİNCİ ŞANS 1
İki Mucizenin Kalp Atışı
Sabah güneşi evin içine yumuşak bir sıcaklık bırakırken Yıldız gözlerini açtı. Eren çoktan uyanmış, yatağın kenarında onun saçlarını okşuyordu.
— Günaydın gülüm. dedi hafif bir tebessümle.
— Günaydın… Yıldız mahmur bir sesle cevapladı.
Kahvaltı her zamanki gibiydi; sakin, huzurlu, küçük gülümsemelerle dolu…
Ama dışarıdaki dünyada fırtına kopmak üzereydi.
Eren’in göğsündeki dövmeyi yapan adam, Lara’nın yakın arkadaşıydı.
Dövmeci, akşam saatlerinde Instagram’da “Bugün yaptığım en anlamlı dövme” diye bir hikâye paylaştı.
Dövmeyle yüzü görünmüyordu ama YILDIZ yazısı çok netti.
Lara hikâyeyi görür görmez dondu kaldı.
Göz bebekleri büyüdü.
Sonra bir anda bağırdı:
— “Beni değil de onu mu kazıttın tenine Eren?! Onu mu?!”
Telefonu duvara fırlattı.
Sonra yumruğunu duvara geçirdi, gözleri kızardı.
Nefesi kesik kesikti, yüzü kıpkırmızı olmuştu.
Lara kendi kendine tısladı:
— “Madem o kadın her şeyini ele geçirdi… o zaman ben de onun huzurunu alırım.”
O gece, gizli numaradan Yıldız’ın telefonu çaldı.
Yıldız endişeyle açtı.
Sadece tek cümle duydu:
— “Daha bitmedi.”
Sesin kime ait olduğunu anlamıştı.
Tüyleri diken diken oldu… ama Eren’e söylemedi.
Ertesi sabah Eren Yıldız’ın tedirginliğini fark etti.
Tarakla onun saçlarını topladı, ayakkabısını bile kendisi bağladı.
— “Bugün iki mucizemizi görmeye gidiyoruz güzelim. Hadi.”
Hastaneye gittiler.
Yıldız masaya uzandı, Eren hemen yanındaki sandalyeye oturdu, dizlerini titretmemek için zor tutarak.
Doktor jel sürdü, ekrana baktı.
Yüzünde kocaman bir gülümseme belirdi.
— “Bebekler çok iyi gidiyor… Ama bugün size çok tatlı bir şey göstereceğim.”
Ultrasonda iki küçük yüz belirginleşti.
Minik burunlar… minik ağızlar…
Bir tanesi elini sanki sallıyormuş gibi hareket ettiriyordu.
Diğeri Eren’in sesi duyulunca kıpır kıpır oldu.
Doktor heyecanla:
— “Bakın! Babalarının sesine tepki veriyor!”
Eren’in gözleri hemen doldu.
Çenesini sıktı, başını eğdi.
Yıldız’ın yanaklarına iki eliyle dokunup fısıldadı:
— “Bunlar… gerçek mi Yıldız? Biz… gerçekten aile oluyoruz.”
Yıldız onun elini tuttu.
Doktor tekrar konuştu:
— “Bir de güzel haber… Bebekler artık birbirine dokunuyor. Bu, aralarındaki bağın güçlü olduğunu gösterir.”
Yıldız’ın gözünden yaş süzüldü.
Eren eğildi, alnından uzun bir öpücük kondurdu.
Hastaneden çıkınca Eren hemen Yıldız’ı kucağına almak istedi.
— “Eren yapma, insanlar bakıyor.”
— “Baksınlar. Alışmam lazım, bebekler doğunca hep seni taşıyacağım.”
Yıldız gülüp pes etti.
Eren onu sakince indirdi, sonra beraber yürüyüp tatlı yediler, parktaki yolda el ele gezdiler.
İkisinin de içi huzurla doluydu.
Yıldız’ın parmakları Eren’in dövmesinin üzerinde dolaşırken sesi titredi:
— “Beni böyle sevmen… bazen korkutuyor biliyor musun?”
Eren hiç düşünmeden, gözlerini Yıldız’ın gözlerine kilitleyip sakince cevap verdi:
— “Benim sana olan aşkım pazara kadar değil… mezara kadar güzelim.”
Yıldız’ın nefesi kesildi, boğazı düğümlendi.
Eren onun yanağını okşayıp fısıldadı:
— “Ömrümün sonuna kadar seninleyim. Korkma.”
Yıldız başını onun göğsüne yasladı, Eren de onu sımsıkı sarıp alnından öptü…
