58. bölüm · KALBE İKİNCİ ŞANS 1

Fırtına Gibi Bir Gün

Esra Güzelhan

Bölümler
1 Tesadüf Diye Bir Şey Yoktur 2 Satılık Bir Kalp Değil 3 Canım İstedi 4 Katlanacaksın 5 Alışamadan Yakınlaşmak 6 Aşk mı, Satın Alınmışlık mı? 7 Sessiz Çatışma, Sessiz Yakınlık 8 Kararsız Kalpler, Gülüşlerin Ardında 9 Sevginin Son Adımı 10 Kalbin Fısıltısı 11 Kalp ve Akıl Arasında 12 Bir Adım Daha Yakın 13 Magazin Fırtınası 14 Sarsılan Güven 15 KADERİN KURŞUNU 16 KIRIK SESSİZLİKLER, YUMUŞAK SARILIŞLAR 17 Araya Giren Tokat 18 Ta Uzak Yollardan 19 Beni Bir Daha Kaybetme 20 Sevginin En Önemli Adımı 21 Şaşkınlık ve Barışma 22 Ebru’nun İntikamı 23 KABUSTAN UYANAN KALP 24 KIRIKLARIN ÜSTÜNE KURULAN AŞK 25 KARANLIĞA SÜRÜKLEYEN HAPLAR 26 Yattaki Aşk 27 Büyük Aşklar Yatta Başlar 28 Korkutan Gün 29 Aşkın En Önemli Belirtisi 30 Aşkın En Önemli Haberi 31 Seni Korumak Benim Nefesim 32 Karanlığın Gölgesinde, Aşkın Kollarında 33 Karanlık Geri Dönerken 34 Ölümle Burun Buruna 35 KÜÇÜK MUCİZELER 36 HASTANEDE YAŞAM SAVAŞI 37 ÖZLEMİN PATLADIĞI AN 38 Bir Ailenin En Mutlu Günü 39 Gölge Gibi Dolaşan Tehlike 40 Evdeki Yabancı 41 Geçmişten Çıkan Yalan 42 Yıldız’ın Doğum Günü 43 Bir Düşmanlığa Son 44 BEBEK ODASI SÜRPRİZİ 45 Kıskançlık 46 Kırıklar, Yalanlar ve Aşk 47 Korku, Gözyaşı ve Sığınak 48 Adını Tenime Kazıdım 49 İki Mucizenin Kalp Atışı 50 Senin İçin Ölürüm 51 Hayatımın Şansları 52 İzi Silinmez 53 Kimse Aileme Dokunamaz 54 Kalp Atışı Gibi 55 Yarın Geliyorlar 56 Mucizelerin Günü 57 Evimize Hoş Geldin Mucizeler 58 Fırtına Gibi Bir Gün 59 Aşkın Son Kelimeleri

Üç hafta geçmişti. Evde tatlı bir kaos vardı. Bebeklerin minicik nefes alışları bile evi bambaşka bir enerjiye sokuyordu. Yıldız tamamen toparlamış, taburcu olalı epey olmuştu. Eren ise baba moduna öyle bir girmişti ki… adam resmen level atlamıştı.

Sabah güneş ışığı salona düşerken Yıldız, bebeklerin yanına eğildi. Oğlan mışıl mışıl uyuyordu ama kız… ah o kız! Küçücük suratıyla herkese posta koyan bir karakterdi belli ki.
Yıldız gülümsedi:
“Bu kesin benden almış hırçınlığı.”

Eren kahvesini alıp yanlarına geldi.
“Kızım benim, prensesim… hem hırçın hem güzel. Tam annesi yani.”

Yıldız gözlerini devirdi ama gülümsemeden duramadı.
Aralarında tatlı bir şakalaşma, evde sakin bir huzur… ta ki öğleden sonra çökene kadar.

Yıldız yukarı çıkıp bebeklerin kıyafetlerini düzenlerken, Eren de telefon görüşmesi için ofisteydi. Ev biraz kalabalıktı, bakıcılar, yardımcılar falan… Her şey normal görünüyordu.

Ama Lara için bu, mükemmel bir fırsattı.

Kadın sabah kapıya çiçek yollamış, öğlen sessizce etrafa bakıp planını kurmuştu.
Saat 15.20 civarı, bebeklerin odasında kimse yokken içeri süzüldü.
Yavaşça minicik kız bebeği aldı. Üstüne kendi şalını örttü.
Ve kapıdan çıkarken kimse fark etmedi.

Yıldız odadan indiğinde kalbi bir anda sıkıştı:
“Eren!! Kız yok! Eren kız YOK!”

Evin içi bir anda panik alanına döndü.
Eren’in suratı bembeyaz oldu.
“Nasıl yok? Yıldız gözünü seveyim sakin ol—”
“Sakin OLAMAM! Kızımız yok Eren, kızımız yok!”

Eren yumruklarını sıktı.
“Ben bulacağım. Kim aldıysa bedelini ödeyecek."

Saat 19.00’a doğru polisler evi, çevreyi, kameraları tarıyordu. Yıldız titriyor, Eren ise öfkesine rağmen Yıldız’ı korumaya çalışıyordu.

17. cadde kamerasında bir şey fark edildi:
Lara.
Kucağında Yıldız’ın kızı, panik halde bir sokaktan dönüyordu.

Hemen o adrese ekipler gitti. Kapı kırıldı.
Lara bebeği kollarında tutuyordu, ama zarar vermeye cesaret bile edememişti. Gözleri dönmüştü ama tamamen tükenmişti.

“Onu benden alamazsınız…” diye sayıkladı ama artık kimse dinlemiyordu.

Bebeği bir polis memuru yumuşakça aldı.

Saat 20.10’da Eren ve Yıldız birbirlerine koşar gibi arabanın yanına gittiler.
Polis memuru bebeği annesine verdi.

Yıldız kızı bağrına bastı, gözyaşları şıpır şıpır düşüyordu.
“Canım… prensesim… seni kimse alamaz benden…”

Eren Yıldız’ın yüzünü avuçladı:
“Aşkım… bitti. Buradasın. Kızımız da burada. Biz güçlüyüz tamam mı? Kimse bizi bölemez.”

Yıldız başını onun göğsüne yasladı.
“Eren çok korktum…”
“Ben de. Ama yanındayım. Her zaman.”

Evde güvenlik iki katına çıkmıştı. Bebekler yan odaydaydı ama Yıldız sürekli gelip gidiyor, ikisine de defalarca bakıyordu.

Saat 23.00’e doğru kızına tekrar bakarken hafifçe güldü:
“Eren… bunlar gerçekten bizim mi?”

Eren gülümsedi, omzundan hafifçe dokundu:
“Evet hayatım… ikimizin. Kavga ettiğimiz, ilk göz göze geldiğimiz an hâlâ dün gibi aklımda.”
Yıldız hafifçe kıkırdadı:
“Sen beni sevmiyordun o zaman.”
Eren kaş kaldırdı:
“Sen de sevmiyordun. Ama bak neredeyiz?”

Sonra birbirlerine yaslandılar.
Eren Yıldız’ın elini tuttu, yorganı üzerlerine çekti.
Bebeklerin hafif nefesleri yan odadan duyuluyordu.

Ve ikisi de el ele, aynı anda gözlerini kapattılar.
Bir fırtınanın ardından gelen huzur gibi.