1. bölüm / 28
İki gölge bir hayatYeni okul
Bölümler 28Şu an: Yeni okul
- 1 Yeni okul396 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 İnat349 kelime
- 3 Bazen sadece ağlamak gerekir389 kelime
- 4 Nefret333 kelime
- 5 Yeni arkadaş524 kelime
- 6 Berfinle bir günüm742 kelime
- 7 Zeynep vs Esra kavgası625 kelime
- 8 Acı346 kelime
- 9 Yarım kalan sözler971 kelime
- 10 Mesafe585 kelime
- 11 EFE599 kelime
- 12 Kafamdaki soru665 kelime
- 13 Sessiz bir kıskançlık358 kelime
- 14 Bakışlar429 kelime
- 15 Yarım kalan cümle349 kelime
- 16 Aklımdaki soru626 kelime
- 17 Kaçış631 kelime
- 18 Geçmişin izi717 kelime
- 19 Gerçeğin ortasında619 kelime
- 20 Yıldızların altında1.405 kelime
- 21 Anneme kim söyledi?453 kelime
- 22 Cevapsız soru641 kelime
- 23 7 numara450 kelime
- 24 13 numara2.516 kelime
- 25 Doğruluk mu cesaretlik mi1.530 kelime
- 26 Hiç beklemediğim kişiden beklemediğim şey839 kelime
- 27 Ömer artık yok387 kelime
- 28 Bir adım yakın1.024 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
“Zeynep hadi uyan, ilk günden okula geç kalma.”
Annem'in sesi koridordan ta buraya kadar geldi. Sesi yorgundu. Son 6 aydır hep öyleydi.
Gözlerimi açmadan tavana baktım.
Beyaz tavan. Yeni evin tavanı.
Yorganın altından çıkmak istemedim.
Gözlerimi sımsıkı kapattım.
Belki rüyaydı.
Ama değildi.
Derin bir nefes aldım ve doğruldum.
Bugün farklıydı.
Bugün Özel Kolej'deki ilk günümdü.
İzmir'de bıraktığımız her şey dün kaldı.
Babamı kaybettikten 3 ay sonra annem "yeni bir başlangıç yapmamız lazım kızım" demişti.
Ve böylece İstanbul'a taşındık.
Eşyalar hala kolilerdeydi.
Yeni okul...
Yeni insanlar...
Babamsız bir hayat.
Banyoya gidip yüzümü yıkadım.
Aynaya baktım.
Gözlerimin altı mordu.
Kıyafetimi giydim.
Beyaz gömlek, lacivert etek.
Saçlarımı taradım.
"Bırak açık kalsın" dedim kendi kendime.
Koyu kahverengi saçlarım omuzlarıma döküldü. Uçlarında hafif bir kıvrılma vardı.
Alnıma düşen kaküllerim gözlerimi kapatıyordu.
Mutfakta annem kahvaltı hazırlamıştı.
Ama babamın sandalyesi boştu.
"Heyecanlı mısın kızım?" dedi.
"Bilmem anne" dedim.
Boğazımda bir düğüm vardı.
Kahvaltımı yaptıktan sonra çantamı alıp evden çıktım.
Okula yürüyerek gidiliyordu.
Rüzgar omuzlarımdaki koyu kahverengi saçlarımı savuruyordu.
Birkaç dakika sonra okula gelmiştim.
Bahçesi kalabalıktı ama içeri girince her şey değişti.
11/B'nin kapısını görünce durdum.
Kalbim deli gibi atıyordu.
Kapıyı çaldım.
İçeriden "gel" deyince kapıyı açtım ve içeri girdim.
Bütün herkesin gözleri benim üzerimdeydi.
30 çift göz.
Merak, şaşkınlık, dedikodu... Hepsi bir aradaydı.
Bazıları omuzlarıma kadar inen saçlarıma ve kaküllerime baktı.
Sınıf bir anda fısıldamaya başladı.
Ama bir kişi hariç.
Sınıfın tam ortasında, pencere kenarında oturan çocuk.
O tek bakmayan oydu.
Ben içeri girdiğimde başını bile kaldırmadı.
Defterine eğilmişti. Üzerinde turuncu-sarı 7 numaralı basketbol forması vardı.
Göğsünde büyük harflerle *EDUNA* yazıyordu.
Hoca bana gülümsedi.
"Hoş geldin kızım" dediğinde hocaya yaklaştım.
Ayaklarım titriyordu.
Hoca boğazını temizledi.
"Arkadaşlar, aramıza yeni bir arkadaş katıldı.
Adı Zeynep.
Kendisi İzmir'den geldi.
Ailesi yakın zamanda büyük bir kayıp yaşadığı için buraya taşınmak zorunda kalmışlar.
Zeynep oldukça başarılı bir öğrenci.
Özellikle matematik ve edebiyatta çok başarılıymış.
Umarım aramıza kısa sürede uyum sağlar ve hepimiz ona yardımcı oluruz.
Anlaştık mı?"
Sınıftan mırıldanmalar geldi.
Arkalardan biri "İzmirliymiş" diye fısıldadı.
Etrafta boş sıra aranırken hoca birden lafını kesti.
"Zeynep..." dedi.
Sınıf sustu.
"Sen...
Oğuzun yanına otur.
Tek boş yer orası.
Oraya otur."
O an kalbim durdu sandım.
Gözlerimi yavaşça sınıfın ortasına çevirdim.
Sınıfın tam ortasında, pencere kenarında oturan çocuktu.
Hala başını kaldırmamıştı.
Tek başına oturuyordu. Yanındaki sıra boştu.
İlk defa o an yavaşça başını kaldırdı.
Göz göze geldik.
Ela gözleri ifadesizdi. Soğuktu.
Hiçbir şey demedi.
Sadece 2 saniye baktı ve tekrar defterine döndü.
Bölüm etkileşimi
