17. bölüm · İki gölge bir hayat
Kaçış
Sabah gözlerimi açtığımda aklıma ilk gelen şey okuldu.
Sonra aklıma Oğuz geldi.
Dün gece yine “Çünkü…” diye başlayan o yarım cümleyi düşünmüştüm.
Tam cevabını söyleyecekti.
Ama Efe gelmişti.
Ve cevap yine yarım kalmıştı.
Yataktan kalkıp hazırlanırken kapım çalındı.
“Zeynep?”
Efe’nin sesiydi.
“Gel.”
Kapı açıldı.
Efe kapının kenarında duruyordu.
“Ben biraz rahatsızlandım.”
Kaşlarımı kaldırdım.
“Ne oldu?”
“Biraz hastayım. Bugün gitmek istemiyorum.”
Yüzüne baktım.
Gerçekten iyi görünmüyordu.
“Tamam. Ben giderim. Görüşürüz.”
“Tamam.”
Çantamı aldım ve evden çıktım.
⸻
Okula geldiğimde sınıfa doğru yürürken gözlerim istemeden Oğuz’u aradı.
Onu görünce bir an durdum.
Aklıma Efe geldi.
Efe bugün yoktu.
Bunu Oğuz’a söylemek istedim.
Ama neden söylemek istediğimi ben de bilmiyordum.
Bu yüzden sustum.
Oğuz bana baktı.
Ben de hiçbir şey olmamış gibi sınıfa girdim.
⸻
Üçüncü ders beden eğitimiydi.
Herkes spor sahasına çıktı.
Öğretmen takımları ayarlarken ben sahanın kenarındaki koltuklardan birine oturdum.
Oğuz basketbol oynuyordu.
Topu alıp sahada ilerliyor, arkadaşlarına pas veriyordu.
Bir ara göz göze geldik.
Ben hemen başka tarafa baktım.
Ama birkaç dakika sonra iki kız yanıma geldi.
Esra’nın arkadaşlarıydı.
Biri bana baktı.
“Seninle konuşacağız.”
Ayağa kalktım.
“Ben sizinle konuşmak istemiyorum.”
Diğeri kolumdan tuttu.
“Biz senin ne istediğini sormadık.”
Kolumu çekmeye çalıştım.
“Bırak beni.”
“Gel.”
“Hayır.”
Beni sahadan biraz uzaklaştırmaya başladılar.
Ben direniyordum.
“Nereye götürüyorsunuz beni?”
Cevap vermediler.
“Esra mı gönderdi sizi?”
İkisi de sustu.
Bu sessizlik cevaptı.
“Cesareti varsa kendisi gelsin karşıma.”
Kızlardan biri ters ters baktı.
“Çok konuşuyorsun.”
“Çünkü korkmuyorum.”
Beni biraz daha uzaklaştırdılar.
Kalbim hızla atmaya başlamıştı.
Yine de kendimi belli etmemeye çalıştım.
“Esra’nın işini yapmak zorunda değilsiniz.”
“Kes sesini.”
“Hayır.”
Kolumu kurtarmaya çalıştım.
Bir anlığına ellerinden kurtuldum.
Ama tekrar önüme geçtiler.
“Bırakın beni!”
Sesim yükseldi.
Kızlardan biri kolumu yeniden tuttu.
“Bizimle geleceksin.”
“Gitmeyeceğim.”
İçimdeki korku büyüyordu.
Ama yine de geri adım atmadım.
“Esra’nın bana söyleyecek bir şeyi varsa kendisi söylesin.”
Cevap vermediler.
Bir süre daha direndim.
Ama artık nefesim hızlanmıştı.
Korku üzerime çökmeye başlamıştı.
Tam o sırada uzaktan bir ses duydum.
“Zeynep!”
Oğuz.
Başımı kaldırdım.
O bize doğru geliyordu.
İçimde bir şey koptu sanki.
“Oğuz…”
Kızlar bir an durdu.
Oğuz yanımıza geldi.
“Ne yapıyorsunuz?”
Kızlardan biri cevap vermeye çalıştı.
“Bir şey yapmıyoruz.”
Oğuz sertçe baktı.
“Bırakın onu.”
Kızlar ellerini çekti.
Bir anda kolum serbest kaldı.
Oğuz onlara baktı.
“Şimdi gidin.”
Kızlardan biri arkasına baktı.
Esra biraz ilerideydi.
“Ne bakıyorsunuz?” dedi Esra. “Gidelim.”
Kızlardan biri Esra’nın kolundan tuttu.
“Gel.”
Esra kolunu çekmeye çalıştı.
“Bırak beni!”
Diğer kız da yanlarına geldi.
Esra direnmeye devam etti.
Ama iki kız onu da yanlarına alıp götürdüler.
Ben olduğum yerde kalmıştım.
Oğuz bana döndü.
“Zeynep?”
Cevap veremedim.
Yanıma geldi.
“İyi misin?”
Başımı sallamaya çalıştım.
Ama gözlerim dolmuştu.
Oğuz bir adım daha yaklaştı.
“Zeynep, hadi.”
O an kendimi tutamadım.
Oğuz’a sarıldım.
Gözyaşlarım bir anda akmaya başladı.
“Ben…”
Sesim titriyordu.
“Ben çok korktum.”
Oğuz bir an ne yapacağını bilemedi.
Sonra sakin bir sesle konuştu.
“Tamam.”
Biraz bekledi.
“Buradayım.”
Ama ben hâlâ ağlıyordum.
Bir süre sonra başımı kaldırdım.
“Oğuz…”
“Efendim?”
“Bana… Bana… bir şey oluyor…”
Cümlemi tamamlayamadan gözlerim kapandı.
⸻
Her şey bir anda sessizleşti.
Gözlerimi açamıyordum.
Konuşmak istedim.
Ama dudaklarımı bile hareket ettiremiyordum.
Sanki sesim bir yerde kaybolmuştu.
Uzaklardan Oğuz’un sesini duydum.
“Zeynep?”
Sesindeki korkuyu hissedebiliyordum.
“Zeynep, bana bak.”
Cevap veremedim.
Ayak sesleri duydum.
Oğuz’un sesi yeniden geldi.
“Zeynep, lütfen gözlerini aç.”
Açmaya çalıştım.
Olmadı.
Birileri yaklaşıyordu.
Sesler birbirine karışıyordu.
“Öğretmenim!”
Oğuz’un sesi titriyordu.
“Zeynep bayıldı.”
Sonra yeniden onun sesini duydum.
“Revire götürelim.”
Bir anda yerden kaldırıldığımı hissettim.
Oğuz beni kucağına almıştı.
Hareket ediyorduk.
Gözlerimi açamıyordum ama olanları duyabiliyordum.
Koridordan geçerken Oğuz’un hızlı adımlarını hissediyordum.
Sonra bir ses duydum.
Esra.
Sesini hemen tanıdım.
“Ne oldu ona?”
Oğuz cevap vermedi.
Ben gözlerimi açamıyordum.
Ama Esra’nın orada olduğunu anlamıştım.
Bir süre sessizlik oldu.
Sanki Esra bize bakıyordu.
Bunu göremiyordum ama hissetmiştim.
Oğuz’un adımları devam etti.
Ben hâlâ onun kucağındaydım.
“Zeynep…”
Sesini tekrar duydum.
“Dayan.”
Cevap veremiyordum.
Ama onu duyuyordum.
Ve ilk kez, gözlerimi açamasam bile yalnız olmadığımı biliyordum.
