Bölümler 28Şu an: Kafamdaki soru
- 1 Yeni okul396 kelime
- 2 İnat349 kelime
- 3 Bazen sadece ağlamak gerekir389 kelime
- 4 Nefret333 kelime
- 5 Yeni arkadaş524 kelime
- 6 Berfinle bir günüm742 kelime
- 7 Zeynep vs Esra kavgası625 kelime
- 8 Acı346 kelime
- 9 Yarım kalan sözler971 kelime
- 10 Mesafe585 kelime
- 11 EFE599 kelime
- 12 Kafamdaki soru665 kelime · Okuduğun bölüm
- 13 Sessiz bir kıskançlık358 kelime
- 14 Bakışlar429 kelime
- 15 Yarım kalan cümle349 kelime
- 16 Aklımdaki soru626 kelime
- 17 Kaçış631 kelime
- 18 Geçmişin izi717 kelime
- 19 Gerçeğin ortasında619 kelime
- 20 Yıldızların altında1.405 kelime
- 21 Anneme kim söyledi?453 kelime
- 22 Cevapsız soru641 kelime
- 23 7 numara450 kelime
- 24 13 numara2.516 kelime
- 25 Doğruluk mu cesaretlik mi1.530 kelime
- 26 Hiç beklemediğim kişiden beklemediğim şey839 kelime
- 27 Ömer artık yok387 kelime
- 28 Bir adım yakın1.024 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gece olmuştu.
Ev sessizdi. Annemin odasından hiçbir ses gelmiyordu. Efe’nin odasının kapısı da kapalıydı.
Ben ise yatağımda uzanmış, tavana bakıyordum.
Aklımda hâlâ birkaç gün önce aldığım o not vardı.
Oğuz’un verdiği not.
Elimi komodinin üzerindeki çantama uzattım. Notu çıkardım ve bir süre elimde tuttum.
Sonra tekrar açtım.
Gözlerim yazının üzerinde gezindi.
“Ama bilmeni isterim ki sana yardım etmemin bir nedeni daha vardı. Bunu yüzüne söylemek daha kolay olur.”
Kaşlarımı hafifçe çattım.
Bir nedeni daha mı vardı?
Notu birkaç saniye daha inceledim.
Cevabı kâğıdın üzerinde bulamayacağımı anlayınca tekrar katladım.
Tam yerine koyacakken telefonum titredi.
Efe’den mesaj gelmişti.
Efe: Uyuyor musun?
Gülümsedim.
Ben: Hayır.
Birkaç saniye sonra yeni mesaj geldi.
Efe: Ben de.
Ben: E ne yapıyorsun?
Efe: Sıkılıyorum.
Ben: Ben de sıkılıyorum.
Efe: Yarın okula beraber gideceğiz.
Ben: Aynı evdeyiz zaten. Mecburen beraber gideceğiz. 😂
Efe: Olsun. Ben bunu beraberlik olarak sayıyorum.
İstemeden güldüm.
Ben: Çok saçmasın.
Efe: Teşekkür ederim.
Telefonu yatağın üzerine bıraktım.
Bir süre sonra gözlerim ağırlaşmaya başladı.
Komodinin üzerindeki nota son kez baktım.
Bir nedeni daha vardı…
Sonra ışığı kapattım.
⸻
Sabah alarmın sesiyle uyandım.
Yataktan kalkıp hazırlandım.
Koridora çıktığımda Efe de odasından çıkıyordu.
“Günaydın.”
“Günaydın.”
“Hazır mısın?”
“Hazırım.”
Çantalarımızı alıp evden birlikte çıktık.
Yol boyunca konuşup durduk. Efe okul hakkında sürekli soru soruyor, ben de bildiğim şeyleri anlatıyordum.
“Peki kantin nasıl?” diye sordu.
“Normal.”
“Normal ne demek?”
“Yani… kantin işte.”
“Çok açıklayıcı oldun.”
Gülmeye başladım.
Okulun kapısına geldiğimizde Efe yanıma biraz daha yaklaştı.
“Şimdi bana her yeri göstereceksin.”
“Tamam. Ama kaybolursan beni suçlama.”
“Sen yanımdasın. Kaybolmam.”
“Bundan o kadar emin olma.”
Birlikte içeri girdik.
Önce sınıfların olduğu koridoru gezdik. Sonra kütüphaneyi, kantini ve bahçeyi gösterdim.
Efe sürekli etrafa bakıyor, arada bana dönüp yorum yapıyordu.
Ben de onu dinlerken gülüyordum.
Tam koridorun sonuna geldiğimizde birinin bize baktığını fark ettim.
Oğuz.
Bir süre ikimize baktı.
Önce Efe’ye, sonra bana.
Yüzündeki şaşkınlığı saklamaya çalışıyordu ama pek başarılı olduğu söylenemezdi.
Ben de onu fark ettiğimi belli etmedim.
Efe bana dönüp:
“Burası hangi sınıf?”
“11/B.”
“Senin sınıfın mı?”
“Evet.”
Oğuz yanımızdan geçerken hiçbir şey söylemedi.
Sadece kısa bir bakış attı ve yoluna devam etti.
Efe arkasından bakıp:
“Bu kim?” diye sordu.
Omuzlarımı silktim.
“Boş ver.”
Ve yürümeye devam ettim.
⸻
Gün boyunca Efe’yle neredeyse hep yan yanaydık.
Ona okulun geri kalanını gösterdim.
Berfin bizi görünce şaşırdı.
“Demek sürpriz buydu!”
Efe gülerek:
“Evet. Artık ben de buradayım.”
Berfin bana baktı.
“Sen biliyor muydun?”
“Hayır. Dün öğrendim.”
“Vay be.”
Üçümüz biraz sohbet ettik.
Ben konuşurken Efe arada lafa giriyor, Berfin de ona karşılık veriyordu.
Bir süre sonra Efe beni güldüren bir şey söyledi.
Tam o sırada uzakta duran Oğuz yine bize baktı.
Bu kez bakışlarını hemen kaçırmadı.
Bir süre öylece durdu.
Sonra arkasını dönüp gitti.
⸻
Öğle arasında Efe’yle bahçeye çıktık.
Basketbol sahasının yanından geçerken Efe durdu.
“Burası mı basketbol oynadığınız yer?”
“Evet. Burada bütün okul oynuyor.”
Sahada birkaç öğrenci basketbol oynuyordu.
Oğuz da onların arasındaydı.
Top bir anda onun elinden çıktı ve sayı oldu.
Efe:
“İyi oynuyor.”
Ben cevap vermeden önce Oğuz’un bakışlarının bize döndüğünü fark ettim.
Topu elinde tutarken bir an durdu.
Bakışları önce Efe’ye, sonra bana kaydı.
Sanki bir şey anlamaya çalışıyordu.
Efe ise hiçbir şeyin farkında olmadan sahayı izliyordu.
“Sen de oynuyor musun?” diye sordu.
“Hayır.”
“Niye?”
“Bilmiyorum. Hiç ilgimi çekmedi.”
Efe başını salladı.
“Ben olsam oynardım.”
“Sen her şeyi oynarsın zaten.”
“Doğru.”
Gülerek yürümeye devam ettik.
Arkamı dönmedim.
Ama Oğuz’un bizi izlediğini hissedebiliyordum.
⸻
Dersler ilerledikçe Efe’nin okula alışmaya başladığını fark ettim.
Ben de onun yanında kendimi daha rahat hissediyordum.
Son dersin bitmesine yakın çantamı toplarken gözüm bir an Oğuz’a kaydı.
O da bana bakıyordu.
Göz göze geldiğimiz anda bakışlarını kaçırdı.
Ben de hiçbir şey olmamış gibi çantamı kapattım.
Okul çıkışında Efe’yle birlikte eve doğru yürümeye başladık.
“Bugün güzeldi,” dedi.
“Alışabildin mi?”
“Sayılır.”
“Yarın da beraber geliriz.”
“Tabii.”
Gülümsedim.
Ama aklım yine o nota gitmişti.
Bir nedeni daha vardı.
Oğuz bunu neden kâğıda yazmak istememişti?
Neden yüzüme söylemek istiyordu?
Belki de gerçekten gidip sormalıydım.
Ama henüz değil.
Şimdilik bu soruyu içimde tutmaya karar verdim.
Çünkü bazı cevapları öğrenmek için önce doğru zamanı beklemek gerekiyordu.
Bölüm etkileşimi
