İki gölge bir hayat kitap kapağı

16. bölüm / 28

Aklımdaki soru

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 28Şu an: Aklımdaki soru

Efe’nin sesiyle düşüncelerimden sıyrıldım.

“Zeynep, hadi.”

Başımı ona çevirdim.

“Tamam, geliyorum.”

Çantamı omzuma taktım ama gözlerim istemsizce Oğuz’a kaydı.

Hâlâ yerinde duruyordu.

Biraz önce söylemek üzere olduğu şey aklımdan çıkmıyordu.

“Çünkü…”

Sonra Efe gelmişti.

Ve cümle yarım kalmıştı.

Sınıftan çıkarken bir kez daha arkama baktım.

Oğuz bana bakıyor muydu, bilmiyordum.

Bilmek de istemedim.

Ya da en azından kendime bunu söylemeye çalıştım.

Koridora çıktığımda Berfin bizi bekliyordu.

“Sonunda geldiniz.”

Efe gülümsedi.

“Zeynep yine sınıfta kaldı.”

Berfin bana baktı.

“Ne yaptın?”

“Hiç.”

Berfin kaşlarını kaldırdı.

“Senin ‘hiç’lerine artık inanmıyorum.”

İstemeden güldüm.

“Gerçekten hiçbir şey yapmadım.”

Ama içimden geçenleri onlara anlatmadım.

Çünkü ne söyleyeceğimi ben bile bilmiyordum.

Eve doğru yürürken Efe ve Berfin konuşmaya devam etti.

Ben ise sessizce onları dinliyordum.

Aklım hâlâ sınıftaydı.

Oğuz’un yarım kalan cümlesindeydi.

“Çünkü…”

Bu kelime kafamın içinde dönüp duruyordu.

Acaba ne diyecekti?

Bana neden yardım ettiğini mi anlatacaktı?

Yoksa daha önce hiç bilmediğim bir şeyden mi bahsedecekti?

Bir süre sonra kendime kızdım.

“Zeynep, yeter.”

Efe bana döndü.

“Ne dedin?”

“Bir şey demedim.”

Berfin gülerek başını salladı.

“Bugün sen bayağı garipsin.”

“Ben mi?”

“Evet, sen.”

Gülümsedim.

“Abartıyorsun.”

Ama içimdeki soru hâlâ oradaydı.

Oğuz neden ‘çünkü’ demişti?

Ve daha önemlisi…

Cümlesinin devamında ne söyleyecekti?

Eve vardığımızda Berfin bizimle ayrıldı.

“Yarın görüşürüz,” dedi.

“Görüşürüz.”

Efe elini kaldırıp ona veda etti.

Berfin uzaklaşırken Efe bana döndü.

“Bugün gerçekten gariptin.”

“Sen de buna takıldın.”

“Çünkü normalde bu kadar sessiz değilsin.”

“Belki yorulmuşumdur.”

Efe omuzlarını silkti.

“Olabilir.”

Sonra birlikte eve girdik.

Annem salondaydı.

Bizi görünce gülümsedi.

“Hoş geldiniz.”

“Hoş bulduk.”

Efe hemen koltuğa oturdu.

“Ben çok acıktım.”

Annem güldü.

“Daha eve yeni geldiniz.”

“Okul insanı yoruyor.”

“Sen daha ilk gününden şikâyet etmeye başladın.”

Efe güldü.

“Ben sadece durum tespiti yapıyorum.”

Ben de istemeden güldüm.

Annem mutfağa geçerken bize seslendi.

“Birazdan yemek hazır.”

Efe arkasından,

“Ben yardım edeyim,” dedi.

Annem şaşkınlıkla ona baktı.

“Sen mi?”

“Evet.”

“Şaşırdım.”

Ben gülmeye başladım.

“Anne, bence sen yardım etmesine izin verme.”

Efe hemen bana döndü.

“Ne demek istiyorsun?”

“Geçen sefer mutfakta neredeyse her şeyi yere düşürüyordun.”

“Abartma.”

“Ben gördüm.”

Annem ikimize bakıp güldü.

“Tamam, siz tartışmayın. Efe sen masayı hazırlarsın.”

“Tamamdır.”

Bir süre sonra mutfak, konuşmalarımız ve kahkahalarımızla doldu.

Annem gününün nasıl geçtiğini sordu.

Ben okuldan bahsettim.

Efe’nin ilk gününden konuştuk.

Annem onun sınıfa girecek olmasını merak etti.

Efe de okulun büyüklüğünden şikâyet etti.

Hepimiz güldük.

O an gerçekten güzeldi.

Uzun zamandır ilk kez evin içinde böyle bir sıcaklık hissediyordum.

Ama yine de…

Aklımın bir köşesinde o kelime vardı.

“Çünkü…”

Ne kadar konuşsam da, ne kadar gülsem de gitmiyordu.

⸻

Gece olduğunda odama geçtim.

Üzerimi değiştirip yatağıma uzandım.

Tavana baktım.

Gözlerimi kapattım.

Sonra yine aynı an gözümün önüne geldi.

Oğuz’un bana baktığı an.

Benim sorduğum soru.

Onun kısa bir süre sessiz kalması.

Ve ardından…

“Çünkü…”

Gözlerimi açtım.

“Of…”

Yatağın içinde doğruldum.

Neden bunu bu kadar düşünüyordum?

Belki de söyleyeceği şey çok basitti.

Belki de düşündüğüm kadar önemli değildi.

Ama içimdeki merak buna inanmıyordu.

Telefonuma baktım.

Saat ilerlemişti.

Uyumaya çalıştım.

Olmadı.

Bir süre sonra yataktan kalktım.

Sessizce odadan çıktım.

Terasa çıktığımda gece serindi.

Gökyüzü yıldızlarla doluydu.

Derin bir nefes aldım.

Sonra terasa koyduğumuz koltuğa oturdum.

Bir süre sadece gökyüzüne baktım.

İçeri dönüp uyumam gerekiyordu.

Ama nedense burada oturmak daha kolay gelmişti.

Bir süre sonra elimdeki kahveden küçük bir yudum aldım.

Sıcak kahve içimi ısıtırken gözlerim yeniden yıldızlara kaydı.

Sessizlik güzeldi.

Kimse soru sormuyordu.

Kimse benden bir şey beklemiyordu.

Sadece ben vardım.

Ve kafamın içinde dönüp duran tek bir kelime…

“Çünkü…”

Başımı koltuğun arkasına yasladım.

Acaba Oğuz ne söyleyecekti?

Neden bana yardım ettiğini mi anlatacaktı?

Yoksa benim hiç bilmediğim başka bir şey mi vardı?

Belki de gerçekten önemli bir şey söyleyecekti.

Belki de…

Tamam.

Daha fazla düşünmeyecektim.

Ama ne kadar kendime bunu söylesem de aklımdaki soru değişmedi.

Oğuz, “Çünkü…” dedikten sonra ne söyleyecekti?

Yıldızlara bakmaya devam ettim.

Ve ilk kez, cevabı duymak istediğimi kendime itiraf ettim.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

59okunma 3beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…