24. bölüm / 26
Hız TutkusuÖRÜNTÜ
Bölümler 26Şu an: ÖRÜNTÜ
- 1 Hız Tutkunları2.292 kelime
- 2 Teklif1.207 kelime
- 3 Geçmişin Sisi1.177 kelime
- 4 Anı1.504 kelime
- 5 Yüzleşmek992 kelime
- 6 Yeni Başlangıçlar1.312 kelime
- 7 Rakip1.055 kelime
- 8 Birleşme1.270 kelime
- 9 İyi Düşünce1.303 kelime
- 10 Yenilmezler1.305 kelime
- 11 Geçmiş Yükler918 kelime
- 12 Karşılaşma1.068 kelime
- 13 İmtiyaz1.063 kelime
- 14 Sıkı Sıkıya1.004 kelime
- 15 Hisler1.032 kelime
- 16 Sevgi Anlaşmak Değildir1.199 kelime
- 17 Karmaşık Sırlar1.020 kelime
- 18 Ormandaki Tilki1.070 kelime
- 19 Mektup1.303 kelime
- 20 Suçlu1.081 kelime
- 21 Geri Dönen Geçmiş903 kelime
- 22 Güç1.249 kelime
- 23 Kervis1.165 kelime
- 24 ÖRÜNTÜ966 kelime · Okuduğun bölüm
- 25 Yıldızların Altında999 kelime
- 26 Hız Tutkusu556 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
HIZ TUTKUSU
24. BÖLÜM
ÖRÜNTÜ
Uzun zamandır uğrayamadığım dükkanımın kapısından içeriye girerken yorgun hissediyordum. İçerideki havayı içime çektiğimde dükkanda kimsecikler yoktu. “Son zamanlarda hayatım çok hızlı değişti. Bu iyi bir şey mi emin değilim. Sadece buraya daha fazla zaman ayırmam gerektiğini biliyorum.” Bakışlarım etrafta gezindi. Gözüme çarpan duvardaki kamera sistemiyle duraksadım.
Bu sefer içimdeki hisse hakim olarak, acele etmeden odama doğru yol aldım. Aceleyle gittiğim her yoldan en derin kesiklerle dönmüştüm hep. Dün de öyle olmuştu. Bunu anneme kondurduğum için kendimden nefret ederken, bunu bana yaptırdığı için hayattan nefret etmeye başlamıştım. Evet, yaşamayı en çok seven ben yapmıştım bunu.
Odamın kapısını açarak içeriye girdiğimde üzerime boğucu bir hava çöktü. Pencereleri açarak içerinin hava almasını sağladım. Üzerimdeki gömleği çıkararak sandalyemin arkasına koydum. Masanın üzerindeki bilgisayarımı açarak kamera görüntülerinin olduğu klasöre girdim. Polislerin geldiği saatten öncesine gittim.
Belki de dakikalarca içimden ne kadar inkar etsem de bir şey bulma ümidiyle görüntülere baktım. Ne bulmak istediğimi bile bilmiyordum. Bildiğim tek şey artık canımın yanmasını istemememdi. Uzun aramaların sonucunda bir şey buldum. Bir gece öncesine ait bir kamera görüntüsü. Dükkanın arka tarafından içeriye birisi girmişti. Görüntüler odamın önünde son buluyordu.
İleriye aldığımda dükkandan çıktığı ana geldim. Kafasındaki şapkayı çıkarırken gördüğüm tanıdık yüzle rahatça nefesimi verdim. Bilgisayarı kapattım. Çekmecemi açarak içine baktım. Dağınıktı. Elim en üstte bulunan belgeye gitti. Üzerinde abimin fotoğrafı vardı. Siyah saçlarıyla, koyu kahve gözleriyle ve yüzünden eksilmeyen gülümsemesiyle duruyordu öylece.
O gitmişti. Ama her gülüşü hala aklımdaydı. Gözlerimin dolduğunu hissediyordum. Sahi ben onu kaybedeli ne zaman olmuştu?
6 yıl 2 ay 11 gün.
Sıcak bir damla yaş gözümden süzülürken gülümsedim. “Birisi kalbimin ortasına bir delik açmış gibi abi. Her geçen gün daha da büyüyor gibi. Önümde daha kaç yıl var bilmiyorum. Sana gelmek için ne kadar zamanım olduğunu bilmiyorum.” Gözyaşlarıma hakim olamazken ellerimle sildim. Ama yenileri akmaya devam etti. “Ailemiz paramparça oldu. Babam her zaman ki gibi yok. Annem aynı. Sende yoksun. Kim olacak benim ailem?”
İçimdeki cılız sesi duyuyordum. “Hazar” diyordu. “O olacak senin ailen”
Elimdeki belgeyi çekmeceye koyarak kaldırdım. Bilgisayardaki görüntüleri bir belleğe aktararak oturduğum koltuktan kalktım. Gömleğimi üzerime geçirerek odadan çıktım. Merdiven basamaklarını inerken yüzümdeki ıslaklığı siliyordum. Aşağıda gördüğüm yüzlerle gülümsedim. “Nasılsın Kiraz?” Bakışları yüzümde gezindi. “İyiyim abla. Sen iyimisin?” Başımı salladım. “Ben birkaç saat olmayacağım dükkan sana emanet.” Başını salladı.
Yanından geçerek dükkandan çıktım. Araba doğru ilerledim. “Yıldız!” Adımı duyduğumda arkamı döndüm. Ilgın gelmişti. Bakışlarında bir tedirginlik vardı. Adımları bana doğru ilerlerken kollarını bana sardı. Bende ona sarıldım. Kısa bir süre gözlerimi kapattım. “Nereye böyle? Sen yine kendi başına iş yapmaya mı başladın?” Güldüm. “Karakola.” Elimdeki arabanın anahtarlarını aldı. Sürücü koltuğuna geçerken bunu yadırgamadan yolcu koltuğuna geçtim.
Emniyet kemerimi takarak arkama yaslandım. “Dükkanı diğerlerine mi emanet ettin?” Başımı salladım. “Yıldız.” Bakışlarımı ona çevirdim. Işıklarda dururken bana döndü. “Biz buradayız. Başına gelenlerden ve işlerinden dolayı bizimle sık görüşemiyorsun ama buradayız. En kısa zamanda bir yemek yememiz lazım. Konuşacaklarımız birikti.” Gözlerimi kıstım. “Duyduğuma göre dükkana artık uğramıyormuşsun.” Bakışlarını kaçırdı.
“İşe devam ediyorsun değil mi? Hala şirkette çalışıyorsun.” Gülümsedim. “Yemeği unutma sen.” Bu seferlik konuyu değiştirmesine engel olamayarak arkama yaslandım. Akıp giden yolu izlerken bir yükün altından daha kalkmanın rahatlamasını yaşamaya çalıştım. Bunu yapan yüzler bana hiçte yabancı değildi.
İlk tanıştığımızda kartlarını açık oynadıklarını sansam da saman altından su yürüttüklerini fark etmem uzun zamanımı almıştı. Benim olan Hazar’a takıntılı eski sevgilisi bize ateş püskürtmekten çekinmiyordu. Önce mekanda yangını çıkarmış daha sonra izinsiz şekilde dükkanıma girip evraklarımı kurcalamışlardı. Onlar yüzünden zaten kötüye giden aile ilişkilerim daha da sarsılmıştı.
Araç karakolun önünde durduğunda nefesimi vererek arabadan indim. “Buraya geldiğini Hazar’a söyledin mi?” Bakışlarımı Ilgın’a çevirdim. “Biz olgun insanlarız birbirimizin nereye gittiğinin peşinden koşmuyoruz Ilgıncım.” Koluma girdi. “Ondan bahsetmediğimi biliyorsun. Dava sürecinde yanında olmakta çok istekliydi.” Karakolun kapısına yaklaştığımızda konuştum. “Kendi sıkıntılarımla onu daha fazla boğmak istemiyorum. Onunda kendince bazı sıkıntıları var.”
Çantamı bir kenara koyarak X-raydan geçtim. Çantamı tekrar aldığımda dönen demir kapıdan geçerek karakolun bahçesine ulaştım. İtiraf etmek gerekirse yanımda birisi olduğu için daha az gergindim. Yan yana karakoldan içeriye girdiğimizde ifade vermek için odalardan birisine geçtik. Polisler bizi yönlendirirken işlemler beklediğimden hızlı gerçekleşti.
Olanları teker teker anlattıktan sonra dükkanı üzerime geçirmek için gerekli olan evrakları çıkardım. Evraklar abimin üzerine olduğunda daha rahat hissediyor gibiydim. O dükkan bana onun hediyesiydi. Ama birileri onu benim elimden almaya çalışmıştı. Karşı tarafa dava açtığımızda bunun 2 yıldan 5 yıla kadar cezası olduğunu da öğrenmiştik.
Ne kadar yatarlarsa yatsınlar içimdeki acı dinmiyordu. Belki de bunun bitmesi için acının sahibine gitmeliydi.
🌸
“Fark ettim ki ben geçmesi için hep üzerini kapatmışım.” Dizlerimi kendime doğru çektim. “Sanki üzerini kapatırsam bu şey hemen geçecek gibi davranmışım. Birisi gelip kalbimin ortasındaki boşluğu deşene kadar geçtiğine kendimi inandırmaya çalışmışım.” Bakışlarım masmavi gökyüzünde gezindi. “Çok uzun zaman canım yandı biliyormusun?” Sessizlikten bir cevap gelmedi. Başımı çevirerek mermerin soğukluğuna karşı dimdik duran mezar taşına baktım.
“Dükkandan içeriye girdiğimde içimdeki acının bittiğini artık senin anılarını yad edeceğimi düşünmüştüm. Kendimi o kadar çok işe ve hayata verdim ki arada durup canım gerçekten yanmıyor mu diye emin olmak bile istemedim. Hayatımda onlarca sıkıntı oldu. Bir sürü problemle karşılaştım. Ama her seferinde kalbimin içini yokladığım da acının kaynağı sendin.”
Gözümden sıcak bir damla yaş aktı. “Tek ailem sensin biliyorsun değil mi abi? Babam doğru dürüst eve gelmez, annem desen hiçbir şey yokmuş gibi davranır. Bir sen vardın. Beni anlayan yanımda duran. İçimdeki o çocuğu dinleyen.” Burnumu çektim. Sert bir rüzgar eserken gözyaşlarım yüzümde dağıldı. “Senden sonra çok değiştim. Eski benden eser yok. Simten’e her baktığımda eski kendimi görüyorum birazda aslında. Enerjik, deli dolu, plansız yaşıyor hayatı. Peki ya ben?”
Elimi toprağının üzerine koydum.
“Haberin yok ama abi ben sadece sana geleceğim günü bekliyorum. Tüm gözyaşlarımı senin omzunda akıtmak için kendimi tutuyorum.”
-SON-
Holaaa Ben geldimmmm
Sizce bölüm nasıldı? İstediğiniz beklentiyi karşıladı mi? Kitap bitmeden istediğiniz bir sahne var mı?
Kitabımızın bitmesine çok az kaldı ve mevzularimiz yavaş yavaş kapanıyor
O yüzden kendinizi hazır tutun
Diğer bölümde görüşmek üzere
Mutlu olalım Yıldız Tozlarımm...⭐️🖤🖤
Bölüm etkileşimi
