9. bölüm · Hız Tutkusu
İyi Düşünce
Yarışlarda Simge'nin giydiği takım
HIZ TUTKUSU
9. BÖLÜM
İYİ DÜŞÜNCE
Bakışlarım baştan sona yemeklerle dolu masada gezinirken şaşkınlıktan ağzım açık kalmıştı. Yemek yemeyi ve yeni tatları keşif etmeyi bende severdim. Ama bu kadar bol bir sofra şaşırtıcıydı. Yarıştaki galibiyetimizden sonra mekandan ayrılmıştık ve yemek yemeye gelmiştik. Ben ne kadar bizim çocukları da yanımda getirmek istesem de onlar bunun özel bir kutlama olduğunu söyleyerek yanımızdan ayrılmıştı.
Ferman Güneş'in fotoğraf çekmesine izin vermeden yemekleri yemeye başlarken Güneş'le aralarında bir tartışma yaşandı. Yanımda hissettiğim bedenle bakışlarım ona kayarken parıltılı bakışlarının altında sesini duydum. "Beğendin mi?" Dudaklarımı yaladım. "Aslında şaşırdım. Bu kadar yemek sever bir ekip gibi durmuyorsunuz." "Her yarış sonrası kutlama için böyle sofralar kurulur. O kadar uzun zamandır beraberiz ki bu artık bizim için alışkanlık haline geldi." İstemsizce gülümsedim. Böyle bir dostluğa şahit olmak güzel hissettirdi.
Dibimde hissettiğim nefesle donakalırken kalp atışlarım bir anda hızlanmaya başladı. "Sen hep böyle gül olur mu?" Bacaklarımdan aşağıya bir ağırlık çökerken derin bir nefes aldım. Bakışlarımı kısa bir an ona değdirdiğim de onunda gülümsediğini gördüm. Yanından ayrılarak sandalyelerden birisini çekerek oturdum. Hazar'da yerine geçerken dikkatleri üzerine toplamak için boğazını temizledi. Ferman sonunda yemek yemeyi bırakarak ağzı dolu bir şekilde ona döndüğünde küfür olduğuna emin olduğum ama duyamadığım birkaç şey mırıldandı.
"Bugün ekibimizin yeni üyesiyle katıldığımız ve kazandığımız ilk maç. Hep söylediğim gibi yarışlarda teknik hatalarınız olabilir. Bazen kendinize bazen rakibinize bazen de ekip arkadaşlarınıza zarar verecek şeyler yapabilirsiniz. Ama önemli olan bundan bir ders çıkarmak ve zayıf olduğunuz konu üzerinde yoğunlaşmak. Hata yapmak insanın doğasında var. Önemli olan o an profesyonel davranmak." Hazar yerine otururken ona küçük bir alkış tuttuk. Geldiğimiz mekan belki de saat geç olduğundan ötürü fazla dolu değildi. Tabağıma masadaki yemeklerden doldururken aynı zamanda ortada dönen muhabbeti dinliyordum.
"Karşı takım düşündüğümüzden daha iyiydi. Profesyonel olmadıklarını öğrenince kolay lokmadır diye düşünmüştüm." Ferman'ın dediklerine diğerleri onay verirken konuşmaya katıldım. "Rakibini küçümsemek sadece sıradan insanların işidir. Profesyonel olanlar karşısında kim olursa olsun rakibini asla küçümsemez." Kaşlarımı kaldırdım. Önümdeki yemeği bıçakla keserken konuşmamı sonlandırdım. "Yani öyle derdi bir tanıdığım." Geçmişin rüzgarı üzerimden esip geçerken kimseye belli etmemeye çalışarak yemeğime odaklandım. "Kim demişse güzel demiş." Başımı salladım. Yemekler bittiğinde ardından tatlılar geldi.
Oturduğum sandalyeden kalkarken bakışlar üzerime döndü. "Ben bir lavaboya gideyim." Kulağıma bir zil sesi dolarken bunun masadan geldiğini fark etsem de dönüp bakmadım. İlerideki lavabolara geldiğimde kadınlar tuvaletine girerek suyun altında ellerimi yıkadım. Kağıt havluyla ellerimi kuruladıktan sonra biraz dağılmış saçlarımı düzeltmeye başladım.
Ama nedense içimde kaçtığım şeyler aynada ki aksime bakarken ortaya çıktı. Hazar. Son zamanlarda bana fazla yakındı. Ve ne kadar inkar etmek istesem de onu ilk gördüğüm andan itibaren kalp atışlarıma engel olamıyordum. Sadece bunun nasıl bir seviyede olduğunu bilmiyordum. Nefesimi vererek saçlarımı önüme aldım ve başımdaki tokayı düzelttim. Lavabodan çıktığımda koridorda duyduğum tanıdık sesle adımlarım yavaşlarken etrafa bakındım.
"Bugün ki yarışı kaybettim. Yetiştirebilirmiyim emin değilim." Bir süre sessizlik olurken sesin Simge'ye ait olduğunu anlamam uzun zamanımı almadı. "Evet diğerleri kendi paralarını alacaklar. Ama ben kaybettiğim için alamayacağım. Borç istemek sadece aptallık olur. Bu durumu diğerlerinin bilmesini istemiyorum." Bir süre daha sessizlik olurken içime bir şüphe düştü. Simge nasıl bir durumdaydı ki ekip arkadaşlarından dahi borç istemiyordu? Bu paraya gerçekten ihtiyacı varmıydı? Bir kadın olarak ne kadar zor durumdaydı?
"Mars'a bunu anlatırsam tüm sorumluluğu o üstlenir. Bunu istemiyorum. Hayatta tek sorumlu olduğum şey buyken bunun da başkalarına yük olmasını istemiyorum."
Adım sesleri kulaklarıma dolarken hızla lavabodan çıktım. Simge masaya doğru ilerliyordu.
Bu paraya gerçekten ihtiyacı olmalıydı. Ona yardım etmeyi düşündüm. Ve ilk ihtimal bunu Hazar'a anlatmaktı.
🌸
Başımı fişlerle dolu masaya yaslarken zorlukla nefesimi verdim. Uzun zamandır dükkanla istediğim kadar ilgilenemediğim için işler birikmişti. Ve şimdi neyi nereye koyacağımı bilemiyordum. Maddi olarak sıkıntıda olduğumdan dolayı değildi. Sadece son zamanlarda kafam fazlasıyla karışıktı. Bunun tüm sebebi ise Hazardı. Masanın üzerindeki telefona uzanarak 1 tuşuna bastım. "Yukarıya soğuk birşeyler gönderebilirmisiniz?" "Tamamdır abla. Şey annen geldi de yukarıya alalım mı?" "Evet evet." Telefonu kapattığımda masanın üzerindeki dosyaları ve fişleri toplamaya başladım. Annemin arada böyle ziyaretleri olurdu. Babamla çok sık görüşemezdik. İşinden dolayı. Kendisi yurt dışlarına ticaret yapan bir markanın müdürüydü. Çocukluğumdan itibaren onu aile tablolarımız da sık görmemeye alışmıştık. Ama bunun için gocunmuyorduk. Onun bize olan sevgisini dünyanın diğer ucundan bile hissediyorduk.
Odanın kapısı açılırken oturduğum yerden kalktım. Annem yeni boyandığı belli olan sarı saçlarıyla yanıma gelirken kollarının arasına girdim. Sıkı sıkıya sarılırken yanağına bir öpücük kondurdum. "Arada yüzünü bize göstersen de bu kadar hasret kalmasak sana." Gülümseyerek masanın önündeki koltuklardan birisine oturdum. O da karşıma geçerken buzlarla dolu limonatam geldi. "Sen bir şey almazmısın anne?" Başını iki yana salladı. "Kuaförde çok fazla içtim." Kiraz odadan çıkarken arkama yaslandım.
"Saçlarım nasıl olmuş?" Gülümsedim. "Çok güzel olmuş. Kuaförünü mü değiştirdin?" Başını salladı. "Eskisi uzaklara taşınmış ama yeni olanı çok beğendim. Sen nasılsın?" Dudaklarımı birbirine bastırdım. "İyiyim. İşlerle uğraşıyorum. Babamla konuştun mu? Onunla uzun zamandır konuşamıyorum." Yüzündeki ifade değişirken elleriyle saçını savurdu. "En son 3 gün önce konuştum. Birkaç uçak seyahati yaparak farklı bir ülkeye gidecekmiş. Bende onu rahatsız etmek istemedim. Ama sen onu aramadığın için fazlasıyla sana dargın." Limonatamdan birkaç yudum alarak arkama yaslandım.
"Garajdan abinin motorunu almışsın." Sözleri ortamın havasını değiştirirken buraya uğrama sebebini anladım. Gözlerimin önüne gelen tutamlardan birisini kulağımın arkasına sıkıştırdım. "Evet." "Neden aldın? Uzun zamandır garajda." Ona bunu söylemekte çok kararsızdım. Ama söylemezsem de daha kötüsü olabilirdi. "Arkadaşlar motor yarışı yapıyorlarmış bana da çok ısrar ettiler. Normalde böyle bir durumu kabul etmezdim ama-" "Yıldız sen ne dediğinin farkındamısın!? Kızım sen benim yüreğime mi indireceksin? Sakın Yıldız hemen uzaklaşıyorsun o insanlardan da o işlerden de. Ben bir çocuğumu daha böyle saçma sapan şeylere kurban edemem."
Sıcak bir damla yaş göz pınarlarıma dolarken onu akıtmamak için kendimle savaştım. Geçmişle savaştım. "Ben ne yaptığımın gayet farkındayım anne. Tehlikede olacak bir durum da yok. Ayrıca ben artık kendi kararlarımı alabilecek yaştayım. Endişelerini anlıyorum fakat bu kararımı değiştirmeyecek." Oturduğu yerden kalkarken masanın üzerindeki çantasını hızla eline aldı. "Bu işi hemen bitir. O zamana dek sakın gözüme gözükme." Fırtına misali eserek odadan çıkarken kapıyı çarptı. Gözümden bir damla yaş süzülürken gülümsedim. "Bende seni çok seviyorum anne."
Gözlerimi silerek oturduğum yerden ayağa kalktım. Masanın üzerinde çalmaya başlayan telefonu alarak açtım. "Şey şu geçen akşamlarda gelen ekip geldi abla. Ne yapalım?" Dudaklarımı yaladım. "Siparişlerini alın. Simgeyi de bana gönderin." Telefonu kapatarak masanın üzerine koydum. Masadaki içeceğimden birkaç yudum alırken bu konuşmaya kendimi hazırlamaya çalıştım. Odanın kapısı çalınırken gelmesi için seslendim. "Beni çağırmışsın." Başımı sallayarak koltukları işaret ettim. "Otursana." Çekingen bir şekilde karşıma yerleşirken bende karşısına oturdum. "Hemen konuya giriyorum." Başını salladı.
"Ben dün akşam ki yemekte seni telefonla konuşurken duydum." Konuşmamı kesmek için ağzını açarken elimi susması için havaya kaldırdım. "Sana dürüst olacağım Simge. Benim şuan o yarıştan kazanacağım paraya ihtiyacım yok. Ki bu işlere o para için girmediğimi de hepiniz fark etmişsinizdir." Başını salladı. "Az çok seni tanıdığım halinle o parayı benden geri ödemesiz almayacağını biliyorum." Tekrar konuşmak için yeltenirken onu durdurdum. "İhtiyacın varmış gibi gözüküyor. Eğer izin verirsen bu parayı sana borç olarak vermek istiyorum." Yanakları hafiften kızarırken bunu kabul etmenin onun için zor olacağını hissetmiştim.
Gözlerini sıkıca kapadı. "Teşekkür ederim." Oturduğu yerden kalkarak çıkışa ilerlerken bende ayağa kalktım. "Aramızda kalacak. Diğerlerine söylemeyeceğim." Adımları olduğu yerde dururken başını bana çevirdi. Yanına yaklaştığım da ondan hiç beklemediğim bir şekilde kollarını bana sardı. Ellerim şaşkınlıkla hava da asılı kalırken kollarımı yavaşça ona sardım. "Sağ ol Yıldız." Onu daha sıkı sardım.
Kimsenin bilmeyeceği bu sır aramızda kalacaktı.
Belki sonsuza dek belki de ortaya çıkacağı güne dek.
O benim yardımımı unutmazken bende bugün bana açtığı kucağı unutmayacaktım.
-SON-
Ay helooooo ben geldimmmmm
Yavaş yavaş hikayemiz gelişmeye başladı bu kitap için uzun uzun bölümler yazmayı planlıyorum.
Eğer kitap hakkında konuşmak ve bölümler hakkında bilgi almak isterseniz ebruermec_27 instagram hesabından wp kanalima gelebilirsiniz
Her bölümün sonunda olduğu gibi bu bölümün sonunda da hangi anlarda Hangi emoji olmak isterim etkinligimize devam ediyoruz
Birisi yapılan iyiliğe karşı minnet duymadığında tam olarak şu emoji oluyorum
🤨
İlerleyen bölümler hakkında sorularınız varsa buraya alayim👉
Diğer bölümde görüşmek üzere
Mutlu olalım Yıldız Tozlarımm...⭐️🖤🖤
